Murisin imzasını taşıyan bononun hile veya bedelsizlik iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ilk derece ve istinaf mahkemesi ret kararlarının temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, murislerinin imzasını taşıyan bononun sahte veya "nakten" kaydına rağmen bedelsiz olduğunu, davalının savcılık beyanlarıyla bononun dayanağını değiştirdiğini ve murisin yaşlılığından faydalanıldığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti, bononun iptali ve kötüniyet tazminatı talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, "nakten" kaydının geçerli olduğu, davalının beyanlarının bononun içeriğini tahrif etmediği, hile veya bedelsizlik iddialarının yazılı delil veya yeminle ispatlanamadığı ve sahtecilik soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı gerekçeleriyle davayı reddetmiş, bu ret kararı istinaf incelemesinde de onanmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/632 Esas, 2025/973 KararHÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/268 E., 2024/293 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilleri murisi ... tarafından tanzim edildiğini iddia ettiği bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, bonodaki imzanın müteveffanın eli ürünü olmadığını, bonoda nakden ibaresi yer alsa da, davalıdan borç para alınmadığını, davalının savcılık beyanına göre müteveffa ile araç alım satım sözleşmesi yaptığını iddia ettiğini, ancak böyle bir alışveriş gerçekleşmediğinden senedin bedelsiz olduğunu, borç verdiğini söyleyen davalının aynı ifadede senedin ihdas nedenini 'müteveffa Almanya'dan araç getirsin diye para verdim' demekle talil etmiş olduğunu, ispat yükünün yer değiştirdiğini, müteveffanın uzun zaman önce yurt dışından döndüğünü ve araç getirme hakkının olmadığını, öyle ki kendisinin dahi Türkiye'den araç satın aldığını, davalının yaşlı elden ayaktan düşmüş kişilerden açığa imza alıp senet tanzimini alışkanlık haline getirdiğini, bunlara ilişkin dosya numaralarının delilleri arasında bulunduğunu, müteveffanın senet tazmin tarihinde 80 yaşında olduğunu, savcılığın takipsizlik kararında dahi vasi atanması kanaati oluştuğu hususuna yer verildiğini ileri sürerek müvekkillerinin icra takibinden ve takip dayanağı bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, bononun iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davaya konu bono ile ilgili olarak icra hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile imzanın ...'a ait olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin hiçbir aşamada davacılar murisine mal sattığını iddia etmediğini, müvekkilinin savcılık beyanında senet metnine aykırı bir söylem bulunmadığını, davacılar murisinin senet tanzim tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunu, bononun illetten mücerret olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bonoda "nakten" kaydı bulunduğu, bunun davacıların murisi tarafından davalıdan nakit para alındığını gösterdiği, her ne kadar davacı tarafça, davalının savcılık nezdinde verdiği beyanının, para değil mal alımına ilişkin olduğunu iddia etmiş ve davalı tarafından senet metninin talil edildiği ileri sürülmüş ise de, bu beyanda davalının, davacıya araç alımı için nakit para verdiğini, davacıların murisi tarafından senedin imzalanarak verildiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, davalı ile davacıların murisi arasında mal alışverişi olmadığı, davalının savcılık aşamasındaki beyanının, senetteki nakten ibaresinin tadiline ilişkin olmadığı, dolayısıyla davalının senedi tanzim edene nakit verdiğini ispatlamasının gerekmediği, davacının aksi yöndeki iddiasını yazılı delili ile ispat edemediği, yemin deliline başvurma hakkı hatırlatılmasına karşın bu delile başvurulmadığı, davacıların murislerinin imza inkârının bulunmadığı, senedin hile ile imzalatıldığını iddia ettikleri, davacıların hilenin varlığını tanık dahil her türlü delille ispat edebileceği, davacı tanıklarının senedin hile ile alınıp alınmadığı hususunda görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı gibi ifadelerinin de davaya konu senet ile ilgisinin bulunmadığı, davaya konu senede ilişkin imzaya itiraz ile resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle yapılan şikayet sonucu delil yetersizliği nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacıların, murislerinin iradesinin hile ile ortadan kaldırılarak dava konusu senedin imzalatıldığı yönündeki iddiasını ispat edemediği, imzası ikrar edilmiş senet karşısında, borçlu olunmadığının ve senedin bedelsiz olduğunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesi de nazara alındığında yazılı delille ispatlanamadığı, hatırlatılmasına rağmen davacı tarafça yemin delilinin kullanılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı hakkında resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık suçlarından yürütülen soruşturma sonunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, kesinleştiği, tanıkların dava konusu senedin hile ile alındığına dair görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, davacıların senedin keşidecisi olan muristen hile yolu ile iradesi sakatlanılarak alındığı iddiasının somut delillerle ispatlanamadığı, dava konusu senetteki imzanın keşideci murise ait olduğu, davacı tarafça senedin, zorunlu unsurları dahil, sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 680. maddesi uyarınca senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun, bedelsiz olduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacının bu hususta da yazılı delil sunamadığı ve iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, bonoya dayalı takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile takip konusu bononun iptali talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.