Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası yönetmeliği iptal davasında süre aşımı ve trafik cezası puanlarına ilişkin düzenlemelerin temyiz incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikin çeşitli maddelerinin iptali istemiyle açılan davayı konu almaktadır; Danıştay Dairesi, yönetmeliğin daha önceki tarihlerde yürürlüğe giren bazı maddelerine yönelik başvuruyu, ilgili yasanın öngördüğü 60 günlük dava açma süresi dolduğu ve herhangi bir uygulama işlemine dayanmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle reddederken, yeni eklenen ve sigorta primlerinin belirlenmesinde trafik kuralı ihlalleri ile sürücü belgesine el konulma süre ve nedenlerinin kullanılmasına imkan tanıyan 4. maddenin 7. fıkrasının ise esas yönünden incelemesine devam etmektedir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1501 E.  ,  2025/382 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1501
Karar No : 2025/382
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2019/4914, K:2023/6538 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 24/04/2019 tarih ve 30754 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesiyle asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 7. fıkranın ve asıl Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. fıkrası ile 7., 11., 23., 24., 30., Geçici 2., Geçici 3., Geçici 4. ve Geçici 5. maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2019/4914, K:2023/6538 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. fıkrası ile 7., 11., 23., 24., 30., Geçici 2., Geçici 3., Geçici 4. ve Geçici 5. maddeleri yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca düzenleyici işlemin ilanı üzerine altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine de, uygulama işleminin tebliğ tarihinden itibaren yine altmış gün içinde düzenleyici işleme veya düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı dava açılabileceği, bu şekilde, düzenleyici işlemin ilanı üzerine düzenleyici işleme karşı dava açmamış bulunan ilgililere, dava konusu edebilecekleri bir uygulama işleminin varlığına bağlı olarak, düzenleyici işleme karşı da dava açma imkanının sağlanmasının amaçlandığı, bu durumda, düzenleyici işleme karşı dava açılabilmesi -düzenleyici işlemin ilanından itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi geçmiş ise- uygulama işleminin varlığına bağlı olduğundan, düzenleyici işleme dayalı olarak tesis edilen bir uygulama işleminin olup olmadığının, bir uygulama işlemi varsa, davanın süresinde açılıp açılmadığının tespitinin gerektiği,
Davacı tarafından dava konusu edilen Yönetmelik maddelerine bakıldığında;
Yönetmelik'in 5. maddenin 4. fıkrasının, 06/02/2008 tarih ve 26779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 2. maddesi ile değiştirildiği ve 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe girdiği,
Yönetmelik'in 7. maddesinin, 06/02/2008 tarih ve 26779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 3. maddesi ile değiştirildiği ve 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe girdiği,
Yönetmelik'in 11. maddesinin, 19/06/2013 tarih ve 28682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 7. maddesi ile değiştirildiği ve aynı tarihte yürürlüğe girdiği,
Yönetmelik'in 23. maddesinin 1. fıkrasının, 14/07/2007 tarih ve 26582 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan asıl Yönetmelik ile yürürlüğe girdiği, aynı maddenin 2. fıkrasının, 19/06/2013 tarih ve 28682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 12. maddesi ile eklendiği ve 01/10/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği,
Yönetmelik'in 24. maddesinin, 14/07/2007 tarih ve 26582 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmelik ile yürürlüğe girdiği,
Yönetmelik'in 30. maddesinin, 14/07/2007 tarih ve 26582 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmelik ile yürürlüğe girdiği,
Yönetmelik'in Geçici 2. maddesinin 14/07/2007; Geçici 3. maddesinin 01/01/2008; Geçici 4. maddesinin 01/07/2008; Geçici 5. maddesinin ise 09/12/2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin anlaşıldığı,
Davacı tarafından, yukarıda belirtilen Yönetmelik maddeleri ile ilgili olarak dava dilekçesinde uygulama işleminin varlığına yönelik herhangi bir açıklamada bulunulmadığından, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağının açık olduğu,
Bu durumda, dava konusu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihlerden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük yasal dava açma süresi geçirildikten sonra, 21/05/2019 tarihinde açılan davanın bu kısmının esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı,
Dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin 7. fıkrası yönünden;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 12. maddesi, 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 1., 3. ve 4. maddeleri ile Geçici 2. maddesinin 4. fıkrası ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85., 91. ve 93. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,
Dava konusu Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in "Sigorta primlerinin tespiti esasları" başlıklı 4. maddesine eklenen 7. fıkrasında; "Risk değerlendirmesinde esas alınabilecek trafik kuralı ihlalleri sonucu sürücülere uygulanan ceza puanları ile sürücü belgelerine el konulma süresi ve nedenleri sigorta priminin tespitinde kullanılabilir." hükmüne yer verildiği,
2918 sayılı Kanun ile karayolları araç işletenlerinin, motorlu aracın işletilmesinden dolayı üçüncü kişilerin uğrayacağı kayıpları telafi etmekle sorumlu tutulduğu ve söz konusu sorumluluğun trafik sigortası ile teminata kavuşturulduğu, zorunlu trafik sigortalarının, 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesinde yer alan araç işletenlerin sorumluluklarının (aracın kullanımı sebebiyle üçüncü şahıslara verilebilecek maddi ve bedeni zararlardan dolayı karşılaşılabilecek hukuki sorumluluk) güvenceye alınması, bir başka deyişle finansal koruma sağlamak amacıyla yaptırıldığı,
Zorunlu trafik sigortasında fiyatların belirlenmesine yönelik kamu politikasının, birtakım nedenlerden ötürü zaman içinde değişime uğradığı, daha önce tarife fiyatlarının kamu otoritesi tarafından belirlenmesi şeklindeki uygulamanın, 2008 yılında terk edildiği ve prim fiyatlarının piyasada serbestçe oluşturulması fikrinin benimsendiği, bu kapsamda 01/07/2008 tarihinden itibaren ruhsat sahibi olan sigorta şirketlerince primlerin, 5684 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer alan düzenleme gereği il ve araç grubu bazında araç işleteni de dikkate alınmak suretiyle yapılan risk değerlendirmesine uygun olarak serbestçe belirlendiği,
Serbest piyasada oluşturulan sigorta primlerinin, zorunlu trafik sigortası sisteminin devamlılığı açısından bir taraftan sigorta şirketlerinin poliçe kapsamında sunduğu hizmetlerin karşılanabilmesini sağlaması gerekirken diğer taraftan sigortalılar için de öngörülebilir ve kabul edilebilir düzeyde olmasını gerektiği,
Sigorta hukukunda "riziko"nun gerçekleşmesi ile sigorta şirketinin hak sahibi veya hak sahiplerine belirli bir bedeli (destekten yoksun kalma, tedavi masrafları, sürekli sakatlık, maddi zararlar gibi) ödeme yükümlülüğü ortaya çıkacağından sigorta şirketlerince sigortalıların sigorta primlerinin tespiti yapılırken "risk ölçütü"nün dikkate alındığı, gerçekleşecek hasarların ödenmesini sağlayacak bir prim seviyesinin tespit edilmesi gerektiği, bu hususun hasar sıklığı ve hasar şiddeti açısından poliçe başına ortalama risk primi hesaplanması suretiyle yapıldığı,
Öte yandan, serbest tarife sistemine geçiş ile birlikte döviz kurundaki dalgalanmalar, değer kaybı talepleri, bedeni hasar tazminatlarındaki artışlar vb. sebeplerle prim fiyatlamalarındaki bozulan istikrarın yeniden tesisi için esasen bir önlem olarak "kişi bazlı poliçe" esasının benimsendiği,
Kişi temelli poliçenin oluşturulmasında, fiyat sisteminde ve riskin ölçümünde araç yerine sürücü odaklı bir yaklaşım esas alınmakta olup sigortalıların sürüş davranışları ile performanslarına dayalı prim fiyat politikasının belirlendiği, bu kapsamda sürücünün hasar geçmişi, yaşı, mesleği, ehliyet ve ceza puanının belirleyici rol oynadığı, motorlu araç sigortalarında sigortalıların kişisel bazda sigortalanarak riskli sürücülerin daha yüksek; riski düşük sigortalıların ise daha az prim ödemesinin sağlanmasının hem sigorta tekniği açısından hem serbest tarife sisteminin amacı bakımından hem de adil fiyat politikasının belirlenmesi açısından önem arz ettiği, diğer taraftan söz konusu uygulamanın aynı zamanda sürücülerin daha dikkatli araç kullanmasını sağlamak, trafik sorumluluk bilincini ve farkındalığını artırmak, yaşanan trafik kazalarının en aza indirilmesini sağlamak gibi amaçlara da hizmet ettiği,
2918 sayılı Kanun'un 93. maddesinde de tarifelerin tespitinde; araç türleri ve coğrafi bölge koşulunun yanında sigorta süresi içinde herhangi bir hasar ödemesine neden olmayan işletenlerin primlerinin indirilmesi yoluyla ödüllendirilmesi, hasar ödemesine neden olan işletenlerin primlerinin yükseltilmesi yoluyla cezalandırılması ve gerekli görülen diğer hususların dikkate alınacağı açıkça belirtilmiş olup, söz konusu yasal düzenlemeye uygun olarak sürücü davranışına göre kişiselleştirilebilir, adil bir prim fiyat dengesi öngeren dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçeleriyle,
Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. fıkrası ile 7., 11., 23., 24., 30., Geçici 2., Geçici 3., Geçici 4. ve Geçici 5. maddeleri yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine, Yönetmelik'in 4. maddesinin 7. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmelik değişikliğinin 24/04/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, davanın 21/05/2019 tarihinde açıldığı ve süresinde olduğu, taşıt sahiplerini zarara uğratan madde değişikliklerinin önceki maddeye sonradan eklenmesi durumunda maddenin bütününe karşı dava açılması gerektiği, maddenin eski haline göre süre hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğu, aynı yaş ve model araç için sürücünün kusuru nedeniyle farklı sigorta primi belirlenmesini öngören Yönetmelik'in 4. maddesinin 7. fıkrasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, bu düzenlemeye göre, taşıtını satıp cezası olmayana göre daha yeni araç alan sürücünün sigorta priminin daha fazla belirleneceği, araç sahibinin kullanımında olmamasına rağmen plakaya yazılan cezalardan da sorumlu tutulacağı ve fazla prim ödeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen süre aşımı nedeniyle reddine, kısmen esastan reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 29/11/2023 tarih ve E:2019/4914, K:2023/6538 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.