Sigorta acentesi ile sigorta şirketi arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan portföy tazminatı talebine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı.
Özet: Davacı sigorta acentesi, davalı sigorta şirketi tarafından 14 yıl süren acentelik sözleşmesinin haksız, ayrımcı ve kötü niyetli bir şekilde, piyasa daralması ve özel durumlar nedeniyle ulaşılamayan hedefler bahane edilerek feshedildiğini ileri sürerek Türk Ticaret Kanunu uyarınca portföy tazminatı talep ederken; davalı şirket ise feshin, acentenin sözleşme şartlarına ve talimatlara uymaması, hedefleri gerçekleştirememesi ve uyarılara rağmen iyileşme sağlamaması nedeniyle haklı sebeplere dayandığını, acentenin başka şirketlerle de çalıştığını ve portföyün büyük kısmının kendisinde kalmadığını belirterek tazminat talebinin reddini savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/263 Esas
KARAR NO:2026/1574 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/848 Esas- 2023/299 Karar
TARİH:05/04/2023
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 24/01/2001 tarihinde Sigorta Acentelik Sözleşmesi'nin akdedildiğini, sözleşme ilişkisinin yaklaşık 14 yıl devam ettiğini, ancak davalı sigorta şirketinin Beyoğlu ... Noterliği'nin 24/09/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile, ihbarnamenin tebliğinden itibaren 3 ay sonra acentelik sözleşmesinin feshedilmiş olacağını müvekkiline ihbar ettiğini, ihbarnamenin 30/09/2014 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkilinin cevaben gönderdiği Kartal ...Noterliği'nin 19/11/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya, feshin hukuki ve yasal dayanağının bulunmadığını bildirerek mevzuat gereği tüm alacak ve tazminatlarının 31/12/2014 tarihinde defaten ödenmesini talep ettiğini ancak davalı sigorta şirketinin Beyoğlu ... Noterliği'nin 30/12/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbar yazısı ile düzenlediği ikinci ihtarname ile hedeflerin gerçekleştirilememesi gerekçesi ile acentelik sözleşmesini feshederek müvekkilini azlettiğini, oysa tutturulması gereken hedefler noktasında karşılıklı mutabakatın olmadığını, müvekkili ile birlikte hedeflerini tutturamayan başka acenteler de olmasına rağmen hedefin tutturulamamış olması nedeniyle sadece müvekkilinin sözleşmesinin feshinin eşitliğe aykırı ve ayrımcılık olduğunu, sigorta sektöründe 2009 yılından itibaren bir daralma yaşandığını, esasen hedeflerin tutturulamamasının asıl nedeninin bu olduğunu, kaldı ki müvekkilinin ... A.Ş'nin yetkili satıcısı ve bayisi olan .... Şti'nin de dahil olduğu grup şirketi olduğunu ancak ... A.Ş.'nin.... Şti. ile arasındaki yetkili satıcı ve bayilik sözleşmesini 2012 yılında feshettiğini, piyasadaki daralmadan öte hedefleri tutturamamalarının asıl nedeninin bu özel durum olduğunu, ancak bunun davalı sigorta şirketince nazara alınmadığını, bu nedenle 14 yıl süregelen sözleşmenin feshinin ahde vefa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin fesihte hiçbir menfaati bulunmamasına rağmen sözleşmeyi feshetmiş olmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalı şirketin birçok acentesinin birçok kereler yıllık hedeflerini tutturamamasına rağmen bu sebeple anılan acentelerin sözleşmelerinin feshedilmeyerek salt bu sebeple acentelik sözleşmelerinin feshedilmiş olmasının haksızlık olduğunu, davalının TTK'nın 122/2 maddesi uyarınca müvekkiline portföy tazminatı ödemesi gerektiğini beyanla belirlenecek portföy tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; talep sonucunu 149.915,06 TL arttırmak suretiyle 159.915,06 TL'nin fesih tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında 24/01/2001 tarihinde sigorta acenteliği sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşme şartlarına ve talimatlara uymadığını, Beyoğlu ... Noterliği'nin 24/09/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, 24/01/2001 tarih ve ... sayılı acentelik sözleşmesinin, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay sonunda feshedileceğinin davacıya bildirildiğini ve sözleşmenin 30/12/2014 tarihinde feshedildiğini, feshin davacı iddialarının aksine haklı olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle ve olağanüstü yolla feshedilmiş olmasından dolayı davacının portföy tazminatı talep etme hakkı olmadığını, çünkü davacının gönderilen ihbarnamelere ve karşılıklı mutabakatlara aykırı olarak hedefleri gerçekleştiremediğini ve tüm uyarılara rağmen iyileşme sağlanamaması nedeniyle ticari ilişkinin devamında karlılık ve kazanç oluşmayacağı nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, kaldı ki davacı acentenin müvekkili şirket dışında diğer sigorta şirketleri ile de çalıştığını ve sigortacılık faaliyetine devam ettiğini, davacının talebini kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı acente aracılığıyla gerçekleşen poliçelerin çok büyük bir bölümünün acentelik sözleşmesinin feshinden sonra müvekkili şirket nezdinde devam etmediğini, dolayısıyla müvekkilinin davacı acentenin sağladığı müşteri çevresinden menfaat temin etmediğini, talep edilen tazminat miktarının yasal dayanaktan yoksun ve miktar olarak fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın, 6102 sayılı TTK m.122'den kaynaklanan portföy tazminatına ilişkin olduğu, verilen ilk kararın Dairemizce kaldırılmasından sonra devam eden yargılamada bilirkişi heyetinden alınan 02/02/2023 tarihli rapor ile davalı sigorta şirketinin davacı acente tarafından sağlanan müşteri portföyünden acentelik sözleşmesinin feshinden sonra net prim olarak 114.170,00 TL ve komisyon tutarı olarak 16.885,00 TL üretim yaptığı, bu nedenle fesihten sonra yenilenen poliçeler itibariyle davacı şirketin önemli bir menfaat elde etmediği ve bu nedenle portföy tazminatı koşullarının oluşmadığının tespit edildiği, tüm dosya kapsamı ve daha önce verilmiş olan karar ile istinaf kararında belirtilen hususlar hep birlikte değerlendirilmek suretiyle istinaf sonrası alınmış olan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davacı acentenin sağladığı müşteri çevresinden önemli bir miktarda menfaat elde etmediğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;davalı taraf acentelik sözleşmesini tek taraflı olarak ve haksız şekilde feshettiğinden portföy tazminatı ödemesi gerektiği, denkleştirme tazminatının süresi içerisinde talep edildiği, dava açılırken talep edilebilecek portföy tazminatı miktarının belirlenmesinin objektif olarak mümkün olmadığı, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğundan bahisle verilen kararın hatalı olduğu, davanın 24/04/2015 tarihinde açıldığı, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle müvekkilinin 25/04/2018 tarihinde ıslah dilekçesi sunabildiği, talep edilecek tazminat miktarının davanın açılmasından üç yıl sonra hesaplanabildiği, davanın açılış tarihi itibariyle müvekkilinin davalıdan talep edeceği tazminat miktarını bilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle yasal süre içinde dava açılmış olduğundan, ıslah edilen kısım yönünden hak düşürücü süre geçtikten sonra talep edildiği gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar verilmesinin hakkaniyete, usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğu, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğinden bahisle portföy tazminatı talebine ilişkindir.Mahkemece, ilk olarak 17/04/2019 Tarihli, 2015/426 Esas ve 2019/316 Karar sayılı karar ile; davacının talep ettiği portföy tazminatının şartlarının oluştuğu ancak ıslah ile artırılan kısım yönünden TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, verilen kararın taraflarca istinaf edildiği, Dairemizin 25/11/2021 Tarihli, 2019/2217 Esas ve 2021/1686 Karar sayılı kararı ile; "... Somut uyuşmazlıkta, yargılama sırasında alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde prim üretim ölçütlerinin ve hedeflenen üretimin altında kalınması ve bunun yaptırımı belirlenmediğinden, ileri sürülen sebebin haklı fesih sebebi olarak görülmesinin mümkün olmadığı, davacının 5 yıllık faaliyet sonucu almış olduğu komisyon ve diğer ödemeler toplamının 5 yıllık ortalamasının portföy tazminatı olarak talep edebileceği belirtilmiş, mahkemece de bu rapor hükme esas alınmış ise de; portföy tazminatı talep edilebilmesi için yukarıda anılan hükümlerde yer alan diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmediği gibi davalı tarafın bilirkişi raporuna bu yöndeki itirazlarının karşılanması için ek rapor ya da yeni bir rapor alınmadan, eksik inceleme, değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece, HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen 07/07/2014 tarihli davalı şirket tarafından davacıya gönderildiği belirtilen yazıda "Bu yılın başında acenteliğinize tebliğ edilen 28 Şubat 2014 tarihli yazımızla, hedefler tarafınıza bildirilmişti. Yapmış olduğumuz kontrollerde Haziran ayı sonu itibarı ile acenteliğiniz için belirlenmiş olan hedeflere ulaşamamış olduğunuz,..." şeklindeki ifadeye göre, taraflar arasında acentelik sözleşmesi dışında belirli bir süre için belirlenmiş belli bir hedef bulunup bulunmadığı taraflardan sorulmak suretiyle tespiti, bilirkişilere yaptırılacak inceleme ile, belirlenmiş bir hedef var ise davacının bu kapsamdaki durumu, davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davacının davalı tarafın müşteri portföyüne kattığı müşterilerle, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra da ticari ilişkisini devam ettirip ettirmediği, ettirdi ise hangi firmalarla, hangi süre ve oranda devam ettirdiği tespit ettirilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulup devam ettiği süre, ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamadığı, davalının acentenin portföyünden ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, verilen kararın niteliği itibariyle davacının istinaf başvurusunun ise incelenmesine yer olmadığına karar verildiği, İlk derece mahkemesince, Dairemizin kaldırma kararından sonra devam eden yargılamada yukarıda açıklanan gerekçe ile bu kez davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 122. maddesinde;" sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi", portföy tazminatı şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi hükmüne göre ise, sigorta acentesinin portföy tazminatı talep edebilmesi için; "sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması" gerekir. Bu noktada Sigortacılık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmayıp, acente tarafından kazandırılan yeni müşteriler (portföy) sayesinde sigorta şirketinin fesihten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, kendisi tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyetin acenteye tazminat ödenmesini gerektirmesi aranacak diğer koşullardır.Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; Mahkemece, davalı tarafça sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği kabul edilmekle birlikte, Dairemizin kaldırma kararında işaret edildiği üzere tazminata hükmedilebilmesi için gerekli diğer koşullar yönünden inceleme ve değerlendirme yapıldığı, portföy tazminatına hükmedilebilmesi için acentelik sözleşmesinin davalı tarafça haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmadığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebine itibar edilemeyeceği, TTK'nın 122. maddesinin son fıkrası uyarınca portföy tazminatı talebinin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, her ne kadar Mahkemece verilen ilk kararda, davacının ıslah ile artırdığı kısım yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilerek talebin reddine karar verilmişse de, davacının bu karara yönelik istinaf başvurusunun Dairemizin kaldırma kararında incelenerek karara bağlanmadığı, bu itibarla Mahkemenin ıslah edilen kısım yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki kabulünün kesinleşmediği ve kaldırma kararından sonra verilen ve istinaf incelemesine konu kararda davanın red gerekçesinin, hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına değil, sözleşmenin feshinden sonra davalının, davacı acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmemiş olmasına dayandığı, 02/02/2023 tarihli ve hükme esas alınan son bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalının, davacının kazandırmış olduğu müşteri çevresi nedeniyle elde ettiği prim tutarının 114.170 TL ve komisyon gelirinin ise 16.885 TL olduğu, elde edilen bu menfaatin önemli menfaat sayılmayacağının tespit edildiği, bilirkişi raporunun tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiği ve rapordaki hesaplamaların hatalı veya eksik olduğuna dair bir istinaf sebebinin ileri sürülmediği, bu itibarla Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı gibi dava kısmi dava olarak açılmış olup, ıslah ile artırılan kısım yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği ve davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.