6292 sayılı Kanun kapsamında satılan taşınmazdaki mevcut yapıların iyileştirilmesi niteliğindeki giderlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerince talep edilebileceği gerekçesiyle, muhdesatın tescili talebinde hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi.
Özet: Bir taşınmazın belirli bir kısmındaki mevcut yapılar ve ağaçlar gibi muhdesatın kendi ailesine ait olduğunu ve hileli devredildiğini iddia eden davacı, bu muhdesatın kendisine ait olduğunun tapuya tescilini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, talep edilen işlerin bağımsız bir muhdesat oluşturmaktan ziyade mevcut muhdesat üzerinde bakım ve iyileştirme niteliğinde olduğunu, bu tür giderlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre eda davası ile talep edilebileceğini belirterek, tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş olup, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2026/2980 E.  ,  2026/4663 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2102 E., 2025/1048 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/503 E., 2025/231 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 90... parsel sayılı 55.664,54 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1999 yılından beri ... oğlu ... ve ... kızı ...’ın kullanımında olup parsel içerisindeki ev ve ahırın kendilerine ait olduğu" şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına 21.03.2012 tarihinde tespit ve 15.05.2012 tarihinde tescil edildikten sonra, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca 14.01.2014 tarihinde 1/2' şer hisse ile ... ve ...’na satılarak bu kişiler adına tescil edilmiş, bilahare ... tarafından 22.01.2014 tarihinde 1/2 hissesi, ... tarafından ise 28.01.2014 tarihinde 1141500/2783227 hissesi, 04.03.2014 tarihinde 550227/5566454 hissesi ...’na satılmıştır.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 3 90... parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin babası ...'na ait olduğunu, davalının oğlunun hileli davranışlarla oluşturduğu inanç ve güvenle, müvekkilinin babasına ait içerisinde ev ve bahçesi bulunan yaklaşık 5226.m²lik yeri ayrık tutarak, müvekkilinin ve müvekkilinin kız kardeşinin hissesini tapuda ...'nun gösterdiği kişi konumunda olan davalı ...'na devir ettiğini, dava konusu taşınmazın gerçek alıcısının davalının eşi ... olduğunu, ... 'nun taşınmazın müvekkilinin babası ...'na ait kısmının satış konusu olmadığını bildiğini, davalının oğlu ...'nun bu durumu inkar ederek davalının taşınmazın bu kısmının muris ...'na iadesine engel olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların ve ağaçlardan oluşan muhdesatın müvekkiline ait olduğunu, davalının hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek, 390 ada ve 35 parselde kayıtlı taşınmazın yaklaşık 5226 m²lik kısmının zilyetliğinin müvekkiline ait olduğunun ve taşınmaz üzerindeki 18,60 m² tek katlı yığma tarzda yapılı tek odalı sıvalı-badanalı bağ ev ile yanındaki 27,70 m² alanlı ahır-depo olarak kullanılan sıvasız, boyasız ve kiremit çatılı yapının ve yine 12,00 m² alanlı üzeri saç kaplı sundurma ile muntazam sıraya dikilmiş bağ omçaları ve değişik zamanlarda dikilmiş ve değişik yaş ve sayılarda olan 2 adet dut, 42 adet badem, 2 adet incir, 5 adet zeytin, 4 adet armut, 6 adet ahlat, 1 adet kiraz, 88 adet asma, 327 adet asma, 2 adet ceviz, 4 adet akçakesme ve 20 adet pırnal ağaçların tümünün müvekkiline ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, cevap dilekçesi vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3 90... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki davacı tarafından yapıldığı ve muhdesat olduğu iddia olunan işler, bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp, taşınmaz üzerinde daha önce mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması niteliğinde olan ve mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK'nın 77 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2020/264 Esas, 2020/359 Karar numaralı ilamında da belirtildiği üzere dava konusu 3 90... parsel sayılı taşınmazın dava tarihi olan 01.10.2015 tarihinden önce 14.01.2014 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereğince yapılan satış işlemi ile davalının bayii ... ve davacı ...’na satıldığı, onların da 22.01.2014, 28.01.20 14... .03.2014 tarihinde taşınmazı davalı ...’na kayden sattığı, aynı taşınmaz hakkında Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/339 Esas-2019/210 Karar sayılı dosyasında davacının babası ... tarafından, ..., ... ve eldeki davanın davacısı ...’na yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, dava konusu taşınmaz Hazine tarafından zilyetlik şerhi sahibine satıldığına göre, tapu kaydının oluşumunda bir yolsuzluk bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair kararın Dairemizin istinaf incelemesinden ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin temyiz incelemesinden geçerek 23.05.2022 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'nun ise eldeki dava ile kullanım kadastrosu sonucu adına şerh bulunan ve 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazineden satın alarak kayden davalıya sattığı taşınmazın bir bölümü üzerindeki zilyetliğin ve muhdesatların aidiyetinin tespiti istemiyle eldeki davayı açtığı, kullanım kadastrosu sonucu adına şerh bulunan ve bu şerh uyarınca taşınmazı Hazineden satın aldıktan sonra kayden davalıya satan davacının, taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin tespitini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı, kayden devir işlemindeki bir sakatlığa yönelik talebi bulunmakta ise bunu eda davası ile ileri sürmesinin gerektiği, yine kayden davalıya devrettiği taşınmazda artık kayıt maliki olmadığı için muhdesat tespiti istemine ilişkin talebinin de dinlenmesine olanak bulunmadığı gibi, dava konusu taşınmazın, kullanım kadastrosu sonucu zaten hak sahibi olarak belirlenen davacıya Hazine tarafından satılmasından sonra, kayden davacı tarafından davalıya satılması sebebiyle, devrettiği hakkın yeniden tesisi anlamına gelecek şekilde muhdesat tespiti yapılmasına yasal olanak olmadığı, hal böyle olunca Mahkemece sonucu itibarıyla yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince delillerinin toplanmadığını, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu yer ve üzerindeki ev ve sair muhdesatların halen davacı zilyetliğinde olduğunu, davacının yıllardır süren zilyetliği ve mülkiyetindeki muhdesatların tespiti ile tapuya tescilinde üstün yararı olduğunu, tespite konu edilen yerin mülkiyetinin de özünde muvazaalı olduğunu, davalının baştan beri dava konusu edilen taşınmazın yaklaşık 5226 m²lik kısmının davacıya ait olduğunu bildiğini, davacının sadece muhtesat aidiyetinin tespitini değil, zilyetliğin tespitini de talep ettiğini, davacının taleplerinin gereği gibi değerlendirilmediğini, hatalı gerekçe ile karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kullanım hakkına dayalı zilyetliğin ve muhdesat aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.