Hazineye ait tarım arazisi üzerindeki uzun süreli zilyetliğin tespiti davasında, 2/B süreçleri ve idari yetki itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, uzun yıllardır zilyetliğinde bulunan ve Hazine adına kayıtlı tarla vasfındaki taşınmaz üzerinde serası ve bahçesi bulunduğunu belirterek, 2/b çalışmaları ve satış sürecinin tamamlanamaması nedeniyle hukuka aykırı müdahalelerle zilyetliğinin sona erdirilmeye çalışıldığını ileri sürerek zilyetliğinin tespitini talep etmiş; asli müdahil, taşınmazın bir kısmının kullanım hakkını devraldığını iddia ederek kendi zilyetliğinin tespitini istemiş; davalı Hazine ise zilyetlik tespitinin idare tarafından yapılması gereken idari bir tasarruf olduğunu ve mahkemece bu yolla karar verilmesinin mümkün olmadığını savunmuştur.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1831 E., 2025/1749 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 11. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/345 E., 2025/84 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 143 73... parsel, 2.987,74 m² yüzölçümünde tarla vasfındaki taşınmaz, beyanlar hanesinde " 3083 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince kısıtlıdır, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 7. maddesine göre belirtme, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün ... sayılı yazısına istinaden parsel ... Ovası koruma alanı içerisindedir, onaylanmış imar planları ile köy yerleşim alanları içirisinde kalmaması halinde 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) kapsamında izin alınmadan tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz" şerhiyle Hazine adına tapuda kayıtlıdır.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 143 73... parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardır zilyedi olduğunu, aynı zamanda taşınmazın bitişiğinde bulunan 14373 ada, 13 parsel sayılı taşınmazında maliki olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin serasının bir bölümü ve bahçesi, bahçesinde dikili bir çok ağacı ve sebzeleri bulunduğunu, müvekkilinin zilyetliğinin uzun yıllardır devam ettiğini, defalarca yapılan başvurulara rağmen 2/B kadastrosu yapılmadığından ve kurumlar arası yazışmalar tamamlanamadığından müvekkiline 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satış süreci tamamlanamadığını, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünce 2/B arazi çalışmalarının başladığını, bu durumu öğrenen kötü niyetli üçüncü kişilerin, hukuka aykırı bir şekilde müdahale ederek davacının zilyetliğinde bulunan söz konusu taşınmaza tel örgü çekip, davacının ekip büyüttüğünü ağaçları söküp taşınmaza konteyner getirip işgal ederek 143 73... parsel sayılı taşınmazdaki müvekkilinin zilyetliğini sona erdirmeye çalıştıklarını belirterek, müvekkilinin hak kaybına uğranmaması adına müvekkilinin zilyetliğinin tespitini talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... vekili dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde 3. kişi olduğunu belirttiği kişinin müvekkili olduğunu müvekkilinin dava konusu taşınmazın 1.189,26 m²lik kısmını davacının eniştesi ...'tan ... Noterliğinin 07.01.20 21... yevmiye numaralı muvafakatnamesi ile kullanım haklarını devir aldığını, davacının da bu durumdan haberdar olduğunu, dava konusu taşınmazın krokide gösterilen (A) harfi ile gösterilen yerin müvekkiline (B) harfi ile gösterilen yerin ise davacıya ait olduğunu, davacının arazinin tamamına zilyet olmadığını ileri sürerek, taşınmazın 1.189,26 m²lik kısmının müvekkili adına tespitini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça, taşınmaz zilyetliğinin davacıya ait olduğunun tespiti ve tapuya tesciline karar verilmesinin talep edildiğini ancak başka bir taşınmazın tapusunun beyanlar hanesine 2/B ve zilyetlik şerhi verilmesi talebi ile açılmış olan benzer bir davada, taşınmazda zilyet olduklarının tespiti işleminin İdare tarafından yapılması gerektiğini, bu konunun idari bir tasarruf olduğu açıktır gerekçesi ile davacıların zilyet olduklarının tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/17253 Esas, 2022/3269 Karar sayılı ilamı ile de onandığını, zilyetlik tespiti işlemini yapma yetki ve görevinin idareye ait olduğunu ve bu tür bir çalışma yapılmadan dava yolu ile zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının 31.12.2011 tarihinin öncesinden itibaren dava konusu taşınmazın kullanıcısı olduğunu ispat ile yükümlü olduğunu, Hazinenin yasal hasım durumunda bulunduğunu, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarına göre dava ikame edildiği tarihte ya da sonrasında taşınmazın 2/B çalışmaları neticesinde orman dışına çıkarıldığına ya da kullanıcı tespitinin yapıldığına ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı, her ne kadar davacı orman parselleri aleyhine idareyi zorlayıcı nitelikte kullandığı taşınmaz bölümlerinin 2/B çalışmalarına konu edilmediğine de dayanmışsa da taşınmazın orman niteliğini yitirmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkarma yetkisinin orman kadastro komisyonunda olduğu, gerçek kişilerin idareyi zorlayıcı şekilde işlem yaptırmak için dava açamayacağına göre açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçesiyle davaların ayrı ayrı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili, asli müdahil ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı ve asli müdahil tarafından zilyetlik tespiti ve tescili istemiyle açılan davada dava konusu edilen Antalya İli Aksu ilçesi 143 73... parsel no.lu taşınmaz, 3083 sayılı Toplulaştırma İşlemi tesis sebebiyle Hazine adına tapuda kayıtlı olup, dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde davacı vekilince de belirtildiği üzere, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B veya 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin bir şerh taşımamaktadır. Bir taşınmazın tapu kaydına zilyetlik şerhi verilebilmesi için hakkında 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına dair Kanun'un (5831 sayılı Kanun) 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. maddesi kapsamında kullanım kadastrosu veya güncelleme çalışması yapmak gerekmekte olup, bu çalışma yapılmadan zilyetlik şerhi verilmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın ise tapu kaydında 2/B şerhi bulunmadığından, bu haliyle 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4. maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna tabi yerlerden olmadığından ve bu çalışma yapılmadan 2/B alanlarında tapu kaydına zilyetlik şerhi verilebilmesinin mümkün olmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olunması ve asli müdahilin davasının da reddi nedeniyle yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olunması yerinde olup, bu nedenlerle davacı ve asli müdahilin istinaf başvurularının reddi gerekmiştir. Bununla birlikte davalı Hazine vekilinin "...davaların ayrı ayrı usulden reddine" hükmedilmiş olduğu halde vekalet ücreti yönünden "davalı yasal hasım olduğundan lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" hükmedildiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden istinafına gelince; davalı Hazinenin yasal hasım olduğu davalarda ancak davanın kabulü durumunda davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyecek olup, davanın reddi durumunda ise davası reddedilen davacı ve asli müdahiller vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu oldukları halde, İlk Derece Mahkemesince yapılan hatalı değerlendirme ile davaları reddedilen davacı ve asli müdahil aleyhine vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmemesi isabetsiz olduğundan davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği" gerekçesiyle davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30.04.2025 tarihli ve 2024/345 Esas, 2025/84 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Kanun'un 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.2 maddesi uyarınca davanın yeniden esasına ilişkin olarak; davacının ve asli müdahilin davalarının 6100 sayılı Kanun'un 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine, davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin asli müdahil ...'dan alınarak davalı Hazineye verilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın usulden reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile davalı Hazine yararına vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemece taleplerinin hukuki nitelendirilmesinde hata yapıldığını, taleplerinin mülkiyet devri ve tapuya tescile yönelik olmadığını, taleplerinin taşınmazın kullanımında olan 1.189,26 m²lik bölümü bakımından zilyetliğinin ve fiili kullanımının tespitine yönelik olduğunu, asli müdahale talebinde bulunulmasında hukuki yararı bulunduğunu, dava konusu taşınmaza yönelik olarak kullanım kadastrosunun yapılmamış olmasının fiili kullanım tespiti talebini dinlenemez hale getirmeyeceğini, davaya asli müdahil olarak katılma sebeplerinin, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki talebini, fiilen asli müdahil ... tarafından kullanılan ve hak iddia edilen bölümü de kapsayacak şekilde ileri sürmesinden dolayı hak kaybına uğramamak olduğunu, delillerin değerlendirilmeden karar verildiğini, dosyaya sunulan delilleri ile kullanımını ispat ettiğini, Mahkeme kararının gerekçe içermediğini, davacı ile asli müdahilin talep sonuçlarının aynı olmadığını, davacının talebinin aksine, müvekkilinin tescile yönelik talebinin olmadığını, mahkeme kararının kendi içinde çelişkili olduğunu, müvekkilinin talebinin bağımsız şekilde incelenmesinin gerektiğini, davacı ile müvekkili arasındaki fiili kullanım çekişmesinin de çözümlenmediğini, dava konusu taşınmaza yönelik zilyetlik çekişmesinin davalı ile taraflar arasında değil, davacı ile müvekkili arasında olduğunu, vekâlet ücreti yönünden verilen hükmünde hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın 143 73... parsel sayılı taşınmazda davacının uzun yıllardır devam eden zilyetliğinin tespiti ve tapuya tescili istemine ilişkin olduğunu, davanın usulden reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin hukuki yararı bulunmadığına ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinin taşınmazı 20 yılı aşkın süredir kesintisiz şekilde zilyet olarak kullandığını, taşınmaza ilişkin ecrimisil ödediğini, müvekkilinin 6292 sayılı kanundan doğan haklarının kullanılmasının engellendiğini, taşınmazın 2/B alanı niteliğinde olduğunu, davanın esasına girilmesi ile müvekkilinin zilyetliğinin araştırılması gerektiğini, benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay içtihatlarında da; zilyetliğin uzun süreli olması, fiili kullanımın bulunması, mülkiyet hakkının tehlikeye düşmesi hallerinde tespit davalarının açılabileceğinin kabul edildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini, verilen kararın vekalet ücreti yönüyle de hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştirB. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaza yönelik davacı ... vekili ve asli müdahil ... yararına zilyetlik şerhi verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçe 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,1.464,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile artan 732,00 TL'nin temyiz eden asli müdahil ...'a iadesine,Davacıya ait 732,00 TL peşin harcın da onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.