İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden, kambiyo senedine dayalı ihtiyati haciz kararına borçlu itirazının reddi hakkında istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, alacaklının toplam 9.000.000 TL tutarındaki senet alacaklarına dayanarak yaptığı ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat ve İcra ve İflas Kanununun 257. maddesindeki şartlar uyarınca kabul edilmesi, borçlunun icra takibi sürecinde mallarını kaçırmaya yönelik eylemlerine ilişkin iddialar üzerine verilen bu karara karşı sunduğu itirazın aynı mahkemece reddedilmesi üzerine, borçlu vekilinin ret kararına karşı istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda düzenlenmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1515
KARAR NO: 2026/1436
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2026 tarihli ek karar
NUMARASI: 2026/179 D.İş - 2026/226 Karar
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN/
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Haciz
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince kabulü sonrasında borçlu vekilinin ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin 02.10.18 düzenleme tarihli, 02.10.2021 ödeme tarihli 4.000.000,00 TL bedelli senet ve 04.10.2018 düzenleme tarihli, 04.10.2022 ödeme tarihli 5.000.000,00 TL bedelli senetler dolayısıyla alacaklı olduğunu, müvekkilinin senetler hakkında süresi dolmadan 09.07.2024 tarihinde ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, Gebze İcra Dairesinin yetkisiz olması sebebiyle yetkili İstanbul İcra Dairelerine gönderildiğini, borçlunun yetkisizlik kararını kullanarak hacizleri kaldırdığını ve malları kaçırmaya yönelik işlemlere giriştiğini belirterek, borçlunun gayrimenkul ve menkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 21.04.2026 tarihli Değişik İş kararıyla; "...İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır.
Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.
2004 sayılı İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması aranmaktadır.
Yine 2004 sayılı İİK m. 265/1 hükmü uyarınca, borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.
Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere, ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatı gerekmeyip yaklaşık ispatın yeterli olduğu, ihtiyati haczin niteliği, talebe dayanak kambiyo senedinin bononun tüm unsurlarını taşıdığı, süresinde ödeme yapılamadığı, aleyhine ihtiyati haciz istenen vekili tarafından imzaya ve esasa iddiaların menfi tespit davasında incelenebileceği, dosya mevcuduna göre talep dilekçesi ekinde sunulan belgelerin alacağın varlığı hususunda kanaat uyandırıcı ve yaklaşık ispata yarar nitelikte olduğu, dolayısıyla 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesindeki şartların oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle, talep konusu alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve mevcut kanıtlara göre istem kanuna uygun görülmüş olmakla; 9.000.000,00 TL alacak yönünden alacağın %25'ine tekabül eden 2.250.000,00 TL teminat karşılığında İİK'nın 257/1 maddesi gereğince borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde ihtiyaten haczine karar vermiştir.
Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden/borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında verilen ihtiyati haciz kararının usule aykırı olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/202 Esas dosyası üzerinden ihtiyati hacze konu bonolardan kaynaklı borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davasının 03.03.2026 tarihinde açıldığını, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/202 E. dava dosyasındaki dava dilekçesi, ihtiyati haciz talep eden ... Limited Şirketine 10.06.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtiyati hacze konu bonolardan kaynaklı borçlu olunmadığına ilişkin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/202E. Dosyasından sonra 17.03.2026 tarihinde ihtiyati haciz talep edilmiş olması ve mahkemenin ihtiyati haciz talebini kabul etmiş olmasının usule aykırı olduğunu bu nedenle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 14.05.2026 tarihli ek kararla; "...İİK md. 261/1 maddesi uyarınca alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Mahkememizce 21.04.2026 tarihinde (Onay işlemleri 28.04.2026 tarihinde tamamlanmakla) ihtiyati haciz kararı verilmiş ise de, talep eden tarafından 28.04.2026 tarihinden itibaren on gün içerisinde teminat yatırılarak kararın infazı talep edilmediğinden ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış sayıldığının tespitine, itiraz eden karşı taraf talep nedeni ile kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden..." gerekçesiyle, İİK'nın 261/1 maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verildiği tarihten itibaren on gün içerisinde infaz edilmediğinden kararın kendiliğinden kalkmış sayıldığının tespitine karar verilmiştir.
Bu ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından ihtiyati haciz taleplerine 6 gün sonra karar verildiğini, verilen kararın taraflarına tebliğ edilmeksizin on günlük süre hesabının başlatıldığını, her ne kadar on gün içinde kararın yerine getirilmesi için mahkemeye başvuru zorunlu ise de talep tarihinden altı gün sonra talebin kabul edilmesi ve taraflarına herhangi bir tebliğ işlemi yapılmamış olması sebebiyle davalının karara itirazı ile öğrenildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haciz talebine ilişkin kararların aynı gün veya ertesi gün içinde verildiğini, somut olayda altı gün sonra karar oluşturulduğunu, verildiği tarihten haberlerinin olmadığını, bu sebeple taraflarından belirsiz bir süre zarfı için her an mahkeme kaleminden kararın çıkıp çıkmadığını sormalarının beklenemeyeceğini belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep, İİK'nın 265. madde gereğince ihtiyati hacze itiraz hakkında verilen ek kararın istinafına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararı verildiği tarihten itibaren on gün içerisinde infaz edilmediğinden kararın kendiliğinden kalkmış sayıldığının tespitine dair ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Talep eden vekili, bonodan kaynaklanan alacağa dair ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
Mahkemenin 21.04.2026 tarihli Değişik İş sayılı kararı ile 9.000.000,00 TL alacak yönünden teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair karar verilmiştir. Karşı taraf vekilince kararın tebliğ edilmesi talep edilerek ihtiyati haciz kararına itiraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde ve ekli belgelerde hacze konu bonolarla ilgili olarak menfi tespit davası açıldığını, ayrıca Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/22902 sayılı soruşturma dosyasında hacze konu bonoların altındaki imzaların sahte imzalar olduğunun tespit edildiğini iddia etmiştir. Mahkemece itiraz üzerine istinaf konusu 21.04.2026 tarihli ek karar ile İİK 261/1.maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde kararın kendiliğinden kalkmış sayıldığının tespitine dair hüküm tesis edilmiştir.
Uyuşmazlık, ihtiyati haciz kararının talep edene tebliğ şartının olup olmadığı ile sürenin hangi tarih itibariyle başlayacağına yöneliktir.
İİK 261.maddesinde ihtiyati haciz kararının icrası düzenlenmiştir. Maddenin 1.fıkrasında; "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar..." ifadelerine yer verilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Somut olayda, karar tarihinden itibaren on gün içerisinde kararın infazının istenmemiş olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İhtiyati hacze ilişkin Değişik İş sayılı kararda, kararın tebliğine dair bir ifadede mevcut değildir. İİK'nın 260. maddesinde yer alan ihtiyati haciz kararının muhtevasında da söz konusu kararın talep edene tebliğ edileceğine yönelik bir düzenlemede yoktur. İhtiyati haciz geçici hukuki korumalar arasında yer almaktadır. İvedi işlerden kabul edilmektedir. Talep edene verilen kararın tebliğine dair yasal bir düzenleme mevcut değildir. İİK'nın 261. maddesi uyarınca alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur.
Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır.
Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd; Emsal YHGK'nin 2018/884 Esas, 2019/363 Karar sayılı ilamı).
AYM kararı, İcra ve İflas Kanunu’nun 261. maddesinde yer alan ve ihtiyati haciz kararının infazı için öngörülen 10 günlük sürenin başlangıcını belirleyen “verildiği tarihten itibaren” ibaresine ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, İİK 261 verildiği tarihten itibaren düzenlemesini Anayasa’ya aykırı bulmamış ve iptal istemini reddetmiştir.
Karara göre alacaklı, ihtiyati haciz kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten değil, kararın mahkemece verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden infaz talebinde bulunmak zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Bu yönüyle karar, uygulamada ihtiyati haciz 10 günlük süre hesabı bakımından doğrudan önem taşımaktadır.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 2025/142 ESas, 2025/254 Karar ve 11.12.2025 tarihli ilamıyla "...9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanun’un 101. maddesiyle değiştirilen 261. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…verildiği tarihten itibaren…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine..." karar verilmiştir.
Yasanın emredici düzenlemesi ve Anayasa Mahkemesi kararı ile emsal ilamlar gözetildiğinde mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 14.05.2026 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.09.2026