Uygulama kadastrosu sonucu taşınmaz yüzölçümündeki azalma ve mükerrerlik iddiasıyla açılan davada usul eksiklikleri nedeniyle verilen bozma kararı.
Özet: Davacılar, uygulama kadastrosu sonucunda tapulu taşınmazlarının yüzölçümünde meydana gelen azalmanın eski haline dönmesini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, fiili bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, ancak Yargıtay bu kararı, komşu parselle oluşan mükerrerlik iddialarının yeterince araştırılmadığı, Hazinenin davaya dahil edilmediği ve bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle bozarak, eksik hususların giderilip yeniden yargılama yapılmasını istemiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/56 E., 2025/405 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Elazığ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacılar ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 9 parsel sayılı 10.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 01... parsel numarasıyla 5.374,29 m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir.2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin yeni 1 01... parselin maliki olduklarını, uygulama kadastrosu sonucunda müvekkillerinin taşınmazının yüzölçümünde 4.625,71 m² azalma olduğunu belirterek, taşınmazın eski yüzölçümü ile müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre geçtiğinden davanın dinlenme olanağı bulunmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünde yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları neticesinde dava konusu 1 01... parsele ait kadastro paftası ile ... Mahallesi 5 parsele yönelik kadastro paftasının kısmen çakıştığı ve mükerrerlik oluşturduğunun anlaşıldığını, davacının taşınmazında azalma olduğunu iddia ettiği 4.625,71 m² hem ... köyünde hem de ... Mahallesinde hatalı olarak iki defa kadastroya tabi tutulduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre ikinci defa yapılan kadastronun Tapu Müdürlüğünce resen iptal edileceğinin düzenlendiğini, ... Mahallesinin kadastrosunun daha evvel yapılmış olduğundan ikinci kadastro işleminin hükümsüz sayılarak mükerrerliğin giderildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu 1 01... parsele ait kadastro paftası ile ... Mahallesi 5 parsele yönelik kadastro paftasının kısmen çakıştığı ve mükerrerlik oluşturduğunun anlaşıldığını, davacının taşınmazında azalma olduğunu iddia ettiği 4.625,71 m²nin hem ... köyünde hem de ... Mahallesinde hatalı olarak iki defa kadastroya tabi tutulduğu, 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre ikinci defa yapılan kadastronun Tapu Sicil Müdürlüğünce resen iptal edileceğinin düzenlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 17.04.2014 tarihli ve 2013/298 Esas, 2014/216 Karar sayılı kararı ile "tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava konusu taşınmaz, 9 parsel numarasıyla 10.000,00 m² olarak tapuya tescil edilmiş ise de; yenileme sonucu oluşan 12 parsel ile yenileme öncesi eski 9 parsel sayılı taşınmazın fiili alanının 5374,29 m² olduğu, taşınmazın fiili olarak mesahaında herhangi bir eksikliğin söz konusu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.02.2016 tarihli ve 2015/21298 Esas, 2016/454 Karar sayılı ilamıyla "Somut olayda Mahkemece, dava konusu taşınmaz ve komşularını gösterir arazi kadastro pafta haritası, arazi kadastrosuna ait ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü cetveli, komşu parsellere ait kadastro ve uygulama kadastro tutanakları ve dayanakları, uygulama kadastrosuna ait ada raporu getirtilmediği, fen bilirkişi kurulundan alınan teknik bilirkişi raporu, dava konusu taşınmazın eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki farkın nedenlerini açıklamak için yeterli olmadığı gibi yukarıda açıklanan yönteme de uygun değildir. Fen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 14.11.2013 tarihli raporda dava konusu taşınmazın ... Mahallesi 7 ada 25 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrerlik oluşturduğu belirtilmesine rağmen dava konusu taşınmaza komşu ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7 ada 25 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde uygulama kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmadığı gibi, mükerrerlik oluşup oluşmadığı üzerinde de durulmamıştır. Diğer taraftan husumetin itiraz edenin taşınmazı aleyhine yapılan tespit sonucunda yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerektiği ve fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdaki azalmanın komşu 7 ada 25 parselle oluşan mükerrerlikten kaynaklandığı belirtildiği halde 7 ada 25 parsel maliki Hazineye husumette yöneltilmemiştir. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza komşu 7 ada 25 parsel maliki Hazine'nin davaya dahil edilmesi için davacıya süre ve imkan verilmeli, daha sonra dosya yukarıda açıklanan şekilde keşfe hazır hale getirilmeli, bundan sonra mahallinde yöntemine uygun bir keşif yapılarak, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan yönteme uygun harita ve rapor düzenlemesi istenmeli dava konusu taşınmazın eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki farkın nereden kaynaklandığı açıklığa kavuşturulmalı, komşu köy çalışma alanında bulunan 7 ada 25 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu kısımda uygulama kadastrosu yapılıp yapılmadığı da araştırılarak yapılmış ise uygulama kadastrosuna ilişkin tüm bilgi belgeler, yapılmamış ise tesis kadastrosu paftası getirilerek mükerrerlik olup olmadığı göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu şekilde araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğü" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli ve 2016/426 Esas, 2019/385 Karar sayılı kararı ile "bozma ilamında belirtilen eksik belgelerin celp edilerek tamamlandığı, taşınmaz başında bozma ilamı doğrultusunda oluşturulan bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak rapor alındığı, keşif sırasında tanıkların dinlendiği, alınan fen bilirkişi raporuna göre; ... köyündeki tesis kadastrosu ile ... Mahallesinin tesis kadastrosu işlemleri sırasında, ikinci kadastro olan ... köyü kadastro çalışmaları sırasında, daha önce ... Mahallesi 7 ada 25 numaralı parsel numarası ile kayıt gören taşınmaz yönünden, sınırda yapılan değişik işlemlerinde mükerrerliğin oluştuğu, ... Köyü kadastrosu sırasında bu mükerrerliğin fark edilmediği, mükerrerliğin ... Köyü'nde yapılan yenileme kadastrosu sırasında fark edilerek düzeltme yapıldığı, mükerrerlik sebebiyle davacıların taşınmazındaki 4525,71 m²'lik kısmın ... Mahallesi 7 ada 25 numaralı parselde kaldığı, hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede de; dava konusu parselin 1953 yılı ve sonrasındaki hava fotoğraflarında sürülü olup parsel sınırlarının oluştuğu, imar-ihyasının tamamlandığının ve ... Mahallesi 7 ada 25 numaralı parsel içerisinde kalan kısımla birlikte tek parça halinde kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumda ... Mahallesi 7 ada 25 numaralı parsel sınırları içerisinde kalan 4525,71 m²'lik kısım yönünden tapu iptal şartlarının oluştuğu, taşınmazın sınırlarında meydana gelen bu azalma dışında kalan 100 m²'lik kısmın ise, kadastrosunun yapıldığı tarihteki hesaplama yetersizliğinden kaynaklanan hatalardan kaynaklanıp tecviz sınırları dahilinde olduğu, bu kısım yönünden ise, davanın reddedilmesi gerektiği, her ne kadar başlangıçta sadece ... aleyhine dava açılmışsa da, davacıların asıl amacının tapuda olan eksilme sebebiyle tapu iptal talebi olduğu, bu talebin hazineye yöneltilmesi gerekirken temsilcide yanılma sebebiyle işlemi yapan genel müdürlük aleyhine dava açıldığı, bozma ilamı sonrası bozma ilamı doğrultusunda hazinenin davaya dahilinin sağlandığı, bu sebeple her iki kurumun aynı olduğu kabul edilerek ... aleyhine ayrıca bir karar verilmediği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7 ada 25 numaralı parselin fen bilirkişileri tarafından düzenlenmiş 02.07.2019 havale tarihli ve eki krokide (A) harfiyle gösterilen kırmızı renk ile gösterilen 4525,71 m²lik kısmın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile aynı yer en son parsel numarası ile ve tamamı 80 pay kabul edilerek; 5 payın ... adına, 3'er paydan 15 payın ..., ..., , ... ve ... adına, 40 payın ... adına, 20 payın ... Dağ adına tapuya kayıt ve tesciline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Tapu Müdürlüğü ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 15.06.2022 tarihli ve 2021/3380 Esas, 2022/5873 Karar sayılı ilamıyla "dosya kapsamına, yapılan keşif ve teknik bilirkişi raporlarına göre, ... Mahallesinde yapılan tesis kadastrosu sırasında davacı ... ve müştereklerine ait eski 9 (yeni 1 01... ) parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmının, ... Mahallesi 7 ada 25 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olarak tespit edildiği ve uygulama kadastrosu sırasında ise bu mükerrerliğin düzeltildiği anlaşılmaktadır. Şu halde, uygulama kadastrosunda mükerrer kısmın düzeltildiği anlaşıldığına göre eldeki davanın, 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddesi kapsamında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesinde düzenlenen ve niteliği itibariyle mülkiyet ihtilafından kaynaklanan, mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunun kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1. maddesinde, evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerlerin ikinci defa kadastroya tâbi tutulması halinde ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı belirtilmiş olup, davalı Hazine'ye ait ... Mahallesi 7 ada 25 parsel sayılı taşınmazın kök parseli olan 7 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 07.12.1939 tarihinde tespit, 27.01.1941 tarihinde tescil edildiğinin ve davacı ... ve müştereklerine ait ... Mahallesi eski 9 (yeni 1 01... ) parsel sayılı taşınmazın ise 15.10.1979 tarihinde tespit edildiğinin anlaşılmasına göre, davacı tarafa ait eski 9 (yeni 1 01... ) parsel sayılı taşınmazın, 7 ada 25 parsel ile mükerrer olan kısımlarına ilişkin tesis kadastro işlemi bütün sonuçlarıyla yok hükmündedir. Diğer yandan, davalı Hazine'ye ait 7 ada 25 parsel sayılı taşınmazın kök parseli olan 7 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin 27.01.1941 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında dava tarihi itibari ile hak düşürücü süre de geçtiğine göre, tespitten önceki nedene dayalı olarak eldeki davanın görülme olanağı da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucunda kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir; davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 18.12.2023 tarih ve 2023/5019 Esas, 2023/6495 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosyada gider avansı bulunmadığından davacı ... mirasçılarına davetiye çıkartılamadığı, bu amaçla tebligat işlemlerinin tamamlanıp taraf teşkilinin sağlanabilmesi amacı ile Mahkememizin 14.03.2024 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı gereğince; taraf sayısının 5 misli tutarında davetiye ücreti olan 5.400,00 TL gider avansını yatırması için davacı tarafa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/2 maddesi gereğince 2 haftalık kesin süre verildiği ve sonuçlarının ihtar edildiği, buna rağmen davacılar ... ve ... tarafından, taraf teşkilinin sağlanması için zorunlu olan gider avansının yatırılmadığı görülmüştür. Mahkememizce öncelikle açılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde yazılı dava şartlarının bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(g) bendinde yatırılması gereken gider avansının yatırılması dava şartlarında sayılmış olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi uyarınca davacı yana yatırılmayan gider avansının yatırması için iki haftalık kesin süreye rağmen yatırmamıştır. Davacı yan kesin süreye rağmen eksik gider avansını iki haftalık kesin süreye rağmen yatırmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi uyarınca davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı ... mirasçıları yönünden; ölümle vekalet ilişkisinin son bulması sebebiyle, mirasçıları adına davetiye tebliğ edildiği, mirasçılar tarafından daha sonra avukata vekalet verilmek suretiyle, davanın takip edildiği, Dairemizin 15.06.2022 tarih ve 2021/3380 Esas, 2022/5873 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere Hazineye ait 7 ada 25 numaralı taşınmazın kök parseli olan 7 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin 27.01.1941 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği, tespitten öncesi sebebe dayalı olarak davanın görülme imkanının bulunmadığı, yine uygulama kadastrosu sonucu davacılara ait 1 01... (eski 9 parsel) parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmının ... Mahallesi 7 ada 25 numaralı parsel ile mükerrer olarak tespit edildiği ve yenileme kadastrosu sırasında bu mükerrirliğin düzeltildiği, 3402 sayılı kanunu 22/1.maddesi gereğince evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerlerin 2. defa kadastroya tabi tutulması halinde 2. kadastronun bütün sonuçları ile hükümsüz sayılacağının ifade edildiği, davalı Hazineye ait ... Mahallesi 7 ada 25 sayılı taşınmazın kök parseli olan 7 ada 1 numaralı parselin 07.12.1939 tarihinde tespit gördüğü ve 27.01.1941 tarihinde tescil edildiği, buna karşılık davacıların ... mah. 1 01... (eski 9) parsel sayılı taşınmazın ise 15.10.1979 tarihinde tespit edildiği bu durumda davacı tarafa ait 1 01... (eski 9) parsel sayılı taşınmazın ... Mah. 7 ada 25 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olan kısımlarına ilişkin kadastro işleminin bütün sonuçları ile yok hükmünde olduğu, hal böyle olunca açılan davanın davacı ... mirasçıları yönünden davanın esastan reddine dair karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davacılar ... ve ...'ün davalarının dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, davacı ... mirasçılarının davasının esasdan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, yenileme çalışmaları sebebiyle müvekkillerine ait taşınmazın 4.625,71 m² azaldığını, müvekkillerinin taşınmaz üzerinden miras payları bulunduğunu ve yenileme çalışmaları sebebiyle mağdur olduklarını, İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre mirasbırakanın kadastro tespitinden sonra ölmüş olması halinde mirasçılar yönünden hak düşürücü sürenin uygulanmayacağına karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkillerinin kadastro çalışmaları sebebiyle mağdur olduklarını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.