Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinde, şirket fesih davasında taşınmaza konulan teminatsız ihtiyati tedbir kararına davalının itirazının istinaf incelemesi.
Özet: Şirketin kötü yönetildiği, özkaynaklarının eridiği ve şeffaf olmayan işlemlerle kaynak aktarıldığı iddialarıyla açılan fesih istemli davada, davacı pay sahibinin ileride hükmedilmesi muhtemel ayrılma akçesinin tahsilini güvence altına almak amacıyla talep ettiği ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince belirli bir taşınmaza teminatsız devir yasağı konulması şeklinde kısmen kabul edilmesi ve davalının bu karara itirazının reddedilmesi üzerine, davalı vekili, tedbirin konusu taşınmazın davacının imzası olmaksızın devrinin mümkün olmaması nedeniyle tedbir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1430 - 2026/1508
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1430 KARAR NO : 2026/1508T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 10/06/2026 tarihli ara kararNUMARASI : 2026/295 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...İTİRAZ EDEN/DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA TÜRÜ : Fesih İstemliDAVA TARİHİ : 22/04/2026TALEP : İhityati tedbirKARAR TARİHİ : 10/09/2026KR. YAZIM TARİHİ : 10/09/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin pay sahibi olduğu davalı şirketin hakim ortaklık yapısı tarafından kötü yönetildiğini, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 531 uyarınca haklı sebeplerle fesih şartlarının oluştuğunu, mahkemece fesih yerine davacı paylarının gerçek değeri üzerinden satın alınarak şirketten çıkarılma yönünde bir alternatif çözüme hükmedilmesi ihtimalinde, bu hakkın güvence altına alınması gerektiğini, davalı şirketin kaynaklarının şeffaf olmayan grup içi işlemlerle ve manipülatif fiyatlandırmalarla grup şirketlerine aktarıldığı, 2023 yılında özkaynakların ağır biçimde eriyerek fahiş zarar açıklandığı, özel denetçi ve bilirkişi raporları ile hammadde tedarik süreçlerinde hakim ortak lehine usulsüz ekonomik fayda sağlandığının tespit edildiği, şirket yönetiminin tamamen hakim ortağın atadığı kişilerden oluşması ve genel kurulda yöneticilere tanınan geniş imtiyazlar neticesinde, taşınır ve taşınmaz malvarlığının üçüncü kişilere devredilme riskinin somutlaştığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 389 vd. hükümleri uyarınca, davanın konusuz kalmaması ve ilerde hükmedilmesi muhtemel ayrılma akçesinin tahsilinin imkansızlaşmaması adına, davalı şirketin envanterine kayıtlı taşınır ve taşınmazlar ile tüm banka hesapları üzerine, pay sahipliği oranıyla ölçülü olacak şekilde ihtiyati tedbir konulması, söz konusu talebin resmi raporlara dayanması nedeniyle tedbirin teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında verilmesi talep edilmiştir.İlk derece mahkemesince 04/05/2026 tarihli ara karar ile; "...İhtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ ile;1-Kocaeli İli. İzmit İlçesi, Durhasan Mah, Turnaoğlu Mevkii, 879 ada 13 parsel sayılı taşınmazın üzerine davalı şirket adına kayıtlı olması durumunda teminatsız olarak 3. kişilere devir ve temliki önler şekilde tedbir konulmasına, 2-Tedbir kararının ifası için ilgili Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, 3-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; HMK'nın 394 / 4 hükmü doğrultusunda tarafların mahkemeye davet edilmesine ve itirazın incelenmek üzere mümkün olan en yakın tarihe duruşma günü verilmesine, kararı'nın verilebilmesi için yasal şartların oluşmadığına yönelik itirazların kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına, tedbir kararı'nın verilebilmesi için yasal şartların oluşmadığına yönelik itirazlar saklı kalmak kaydıyla, teminata ilişkin itirazın kabulü ile Kibar Holding tarafından dosyaya yatırılması gereken teminat miktarının taşınmaz değerinin en az %50'si tutarına denk gelecek şekilde belirlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesince 10/06/2026 tarihli ara karar ile; "...İhtiyati tedbire itirazın REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tesis edilmiş olan kararın başka hiçbir inceleme gerekmeksizin bozulması gerektiğini, tedbir kararına konu edilmiş olan taşınmazın davacının imzası bulunmaksızın devredilemeyeceğinin sabit olduğu bu hususun TTSG'de ilan edilen tadil edilmiş ana sözleşmeden açıkça anlaşılabildiğini, davacı tarafından da bu hususa ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığını, somut olayda ihtiyati tedbir kararının taşınmazın 3. kişilere devrini önlemeyi amaçladığı fakat davacının imzası olmadan yönetim kurulunun taşınmaz devir yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle mevcut durumun değişmesi (taşınmazın devredilmesi) mümkün olmadığından HMK'nın m.389 uyarınca tedbirin koşulları oluşmadığı, mahkemenin bu hususu açıkça görmezden geldiğini, davacının ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmediğini, davacının pay sahibi olmasının teminat yatırılmamasına bir gerekçe tesis edemeyecek olup yerleşik yargı içtihatlarında özellikle taşınmazlara yönelik ihtiyati tedbir kararlarında teminata hükmedildiğinin görüldüğünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafın tedbire konu taşınmazın zaten fiilen satışının mümkün olmadığını beyan ederek teminata gerek olmadığını veya tedbirin kaldırılmasında hukuki yararın olmadığını ikrar ettiğini, sermaye ve taşınır varlıkların korunmadığı her senaryoda şirket malvarlığının ve ortak menfaatin ciddi tehdit altında olduğunu, bu nedenle işbu tedbirin devamının gerektiğini, davalı tarafın dayandığı ortak girişim sözleşmesinin, Posco Grup Şirketlerinden her koşulda ve her fiyatla alım yapılmasına izin vermediği; aksine tüm ilişkili taraf işlemlerinin emsallere uygun ve şirket menfaatine uygun şekilde gerçekleştirilmesini zorunlu kıldığını; davalı tarafın sözleşmenin kendi lehine olan kısmını ileri sürerken, emsallere uygunluk yükümlülüğünü aleyhe grup içi işlemleri örtbas etmek amacıyla bilinçli olarak göz ardı ettiği, dosyada müfrez özel denetçi raporu, bilirkişi değerlendirmeleri, noter ihtarnameleri, genel kurul tutanakları, bağlılık raporu ve şirket hurda demir ihale belgeleri incelendiğinde iddialarımızın yaklaşık ispat ölçüsünü aşar mahiyette ispat edilmiş olduğunun anlaşıldığını, davalı yanın iddialarının aksine bilgi alma ve inceleme hakkının münferit değil bilinçli, sistematik ve sonuç doğuracak şekilde ve yoğunlukta engellendiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/06/2026 tarihli ara karar, 2026/295 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava şirketin haklı nedenle feshine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbire yapılan itiraza ilişkindir.İlk derece mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına itiraz eden davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, davalı şirkette bilgi alma inceleme hakkının engellendiği, pay sahipliği haklarının kullanılamadığı, şirketin hakim grup iradesine girdiği ve finansal yapısının bozulduğu, şirketin zarar etmeye başladığından davalı şirketin feshine, davalının tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiği, mahkemece 04.05.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne karar verildiği, davalının anılan ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiği, itirazın duruşmalı olarak değerlendirilerek 10.06.2026 tarihinde itirazın reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.Anonim şirketin haklı nedenle feshi 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde;"(1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir.TTK'nın 531. maddesinde dayanan fesih davalarında uygulanacak önlemler veya verilebilecek tedbirlere yönelik özel bir düzenleme mevcut değildir. Ancak TTK'nın 531. Maddesinde açıkça belirtilmemekle birlikte, fesih davası çerçevesinde, talep üzerine hakim geçici önlemlerin alınmasına karar verebilir (Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt IV, Adalet Yayınevi, Ankara 2024, 5. Baskı, s:3014). Talep edilen tedbirin koşullarının oluşup oluşmadığı HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilmek gerekir. İhtiyati tedbire ilişkin genel düzenlemeler ise şu şekildedir;6100 sayılı HMK'nın 389-(2) maddesi; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.".6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmünü içermektedir.Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.Somut olayda; davacı, şirketin feshini talep etmiş, ihtiyati tedbir olarak davalı şirketin malvarlığı değerlerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş, mahkemece anılan talebin kısmen kabulü ile Kocaeli İli, İzmit İlçesi, Durhasan Mah, Turnaoğlu Mevkii, 879 ada 13 parsel sayılı taşınmazın üzerine davalı şirket adına kayıtlı olması durumunda teminatsız olarak 3. kişilere devir ve temliki önler şekilde tedbir konulmasına karar verildiği, davalının yaptığı itirazın ise reddine karar verildiği görülmektedir.Dava haklı nedenle şirketin feshine ilişkin olduğundan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için davacı pay sahibinin öncelikle şirketin feshi yönünden haklı nedenlerin varlığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Davacı taraf davacının davalı şirkette bilgi alma inceleme hakkının engellendiği, pay sahipliği haklarının kullanılamadığını iddia etmiş ise de, bu hususta dosyaya yaklaşık ispata elverişli bir delil sunulmadığı, 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantısı tutanağında bilgi alma talebi gereği şirkete özel denetim yapılması talebinin oybirliği ile kabulüne karar verilmesi hususları dikkate alındığında davacının bu yöndeki iddiasını bu aşamada yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmıştır. Yine davacı taraf şirketin zarara uğratıldığını iddia etmiş olup, dosyaya sunulan özel denetçi raporunda raporun sınırlı olarak hazırlandığının yazıldığı, rapor içeriğinde sadece belirli işlemler yönünden rapor hazırlandığı, şirketin anılan işlemler yönünden zarar etmesinin ticari işlemler dışında malvarlığını azaltmaya yönelik işlemler olduğuna dair yaklaşık ispata elverişli olmadığı, anılan sınırlı işlemler yönünden hazırlanan denetim raporunun şirketin kötü yönetildiğine dair iddiaları yaklaşık olarak ispata elverişli de olmadığı, anlaşılmaktadır. Nitekim aynı olaya ilişkin olarak aynı dosyadan verilen 24.04.2026 tarihli ara kararın istinaf incelemesi sonucu Dairemizce verilen 08.07.2026 tarih, 2026/1123 esas 2026/1362 karar sayılı ilamında da bu hususlar vurgulanmıştır. Anılan karardan sonra dosyaya anılan görüşü değiştirecek nitelikte bir delil eklenmemiştir. Ayrıca Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarından da anlaşıldığı üzere; şirket ana sözleşmesinin 17. Maddesinde yönetim kurulunun 5 üyeden oluşacağı ve B grubu hisseleri temsil eden bir kişinin toplantıya katılmasının zorunlu olduğu, yönetim kurulunca alınan 2015/8 sayılı kararla esaslı olan tüm işlemlere ait tasarruflarda A grubu ve B grubu imza yetkililerinin müşterek imzaları ile tasarruf edebilecekleri hususları ile davalının şirketin malvarlığını boşaltmaya çalıştığına dair yaklaşık ispata elverişli bir delilin bu aşamada dosyaya sunulmadığı da dikkate alındığında ihtiyati tedbir için gereken yaklaşık ispat şartının bu aşamada gerçekleşmediği, değişen delil durumuna göre ileride yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği de anlaşıldığından mahkemece itirazın kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılması ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde itirazın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Karar başlığında; taraf ve vekillerinin adresinin yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafın istinaf istemlerinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- İhtiyati tedbire itiraz eden davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/06/2026 tarihli 2026/295 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,a-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafın itirazının kabulü ile Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/295 esas sayılı dosyasına ilişkin 04/05/2026 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin kararın KALDIRILMASINA, ihtiyati tedbir talep eden davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,c-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,d-İstinaf edenin yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince istinaf edene iadesine,e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*