Taşıyıcının Hollandadan Ankaraya uluslararası eşya nakliyesinde sürücünün ağır kusuru sonucu çalınan yüke ilişkin CMR kapsamında sınırsız sorumluluğu davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı ile davalı arasında yapılan uluslararası taşıma sözleşmesi uyarınca Hollandadan Ankaraya sevk edilen 73.920 USD değerindeki malların tırdan çalınması sonucunda ortaya çıkan zararla ilgilidir; davacı, taşıyıcı olan davalının sürücünün kasta eşdeğer ağır kusurlu eylemleri nedeniyle zararın tamamından sorumlu olduğunu ileri sürmüş, davalı ise zamanaşımı ve CMR hükümlerine göre sınırlı sorumluluk savunması yapmış, ancak ilk derece mahkemesi, CMRnin 29. maddesi uyarınca sürücünün ağır kusurunun sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasını engellediğine hükmederek davanın kabulüne karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5129 E.  ,  2026/2196 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/547 Esas, 2025/1211 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/753 E., 2021/673 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında birtakım ses ve görüntü ekipmalarının nakliyesi için navlun sözleşmesi imzalandığını, ... isimli firmadan müvekkilinin satın aldığı eşyanın Hollanda'dan teslim alınıp Ankara'da tesliminin kararlaştırıldığını, ancak emtianın taşındığı tırdan 73.920,00 USD değerindeki eşyanın çalındığını, müvekkilinin nakliyat sigorta poliçesi kapsamında ... A.Ş.'ye ihbarda bulunduğunu, ancak sigorta şirketinin, poliçe özel şartlar bölümünde yer alan hükümden dolayı zararı karşılamadığını, hırsızlık olayından dolayı meydana gelen müvekkili zararından davalının sorumlu olduğunu, araç sürücüsünün kasta eş değer ağır kusurlu hareketleri neticesinde hırsızlık olayının meydana geldiğini, sürücünün asgari güvenlik tedbirlerini almadan içinde değerli emtia olan tırı yol kenarına alelade park ederek her türlü tehlikeye açık bir şekilde başı boş bırakarak hırsızlık olayına davetiye çıkarttığını, Karayolu ile Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma (... "...") hükümlerine göre taşıyıcının aynı zamanda müstahdemlerinin ve taşıma ifasında hizmetlerinden faydalandığı diğer kimselerinin kendilerine verilen görevi ifa ederken kasıtlı veya kasta eş değer kusurlu davranışlarından sorumlu olduğunu, bu sorumluluğunun gerçek zararın tamamını kapsadığını ileri sürerek 73.920,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının akdi taşıyıcı sıfatıyla taşımayı aralarındaki anlaşma uyarınca ... şirketine bıraktığını, ... nin de taşıma işlemini ... Taşımacılık ve ... Şirketinin aracı ve sürücüsüyle gerçekleştirdiğini, davanın alt taşıyıcılara ihbarını talep etiklerini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşıma esnasında araç sürücüsünün ... - ... yolu üzerinde yer alan duraklama alanına aracını park ederek, evrak bırakmak üzere kısa süreli ayrıldığı esnada uyuşmazlık konusu hırsızlık hadisesinin gündüz vakti saat 11:00 sularında meydana geldiğini, tırın koruma kilidinin kırılarak davacı gönderilerinin bir kısmının çalındığının anlaşılması üzerine araç sürücüsü tarafından hırsızlığın resmi makamlara bildirildiğini, olayın kaçınılmaz olduğunu, yükün koruma kilitli araçla taşındığını, güvenli duraklama alanına kısa süreli park edildikten sonra öngörülemez bir şekilde hırsızlık hadisesinin meydana geldiğini, araç sürücüsünün kastının ya da hadisenin cereyanında illiyet bağı bulunduğuna ilişkin hiçbir belge veya ceza davası bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sorumluluğun CMR hükümleri uyarınca sınırlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında uluslararası taşıma sözleşmesi imzalandığı, davalının taşıma işini dava dışı firmaya yaptırdığı, taşıma esnasında 73.920,00 USD tutarında malın kayıp-hırsızlıkla zayii olduğunun tutanak altına alındığı, dava konusu uyuşmazlığın uluslararası taşımadan kaynaklanmış olması nedeni ile somut olayda CMR hükümlerinin uygulanacağı, akdi taşıyıcı olması nedeni ile davalının, CMR'nin 34 ve devamı maddeleri gereği doğrudan sorumluluk altında olması sebebi ile işbu davada pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, CMR'nin 17/1 hükmü gereği taşımacının yükün teslim alındığı andan teslim edilinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, taşıyıcının zararın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten meydana geldiğini ispat etmedikçe oluşan hasarı tazmin etmekle yükümlü olduğu, CMR'nin 17/3 hükmüne göre taşımacının taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtlar, bu taşıtı kiraladığı kişi veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu, kural olarak taşıyıcıyıcının sınırlı sorumluluğunun bulunduğu, ancak CMR'nin 29. maddesine göre zarar ve hasar taşıyıcının kastından veya kararı veren mahkemenin iç hukukuna göre kasta eş değer sayılan bir kusurundan meydana gelmişse taşıyıcının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı, dava konusu olayda meydana gelen hırsızlık olayının CMR'nin 29. maddesi kapsamında sürücünün ağır kusurundan kaynaklandığı kanaatine varıldığından somut olayda CMR'nin 32. maddesinde yer alan 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, işbu dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolmadığı, bilirkişi raporunda yer alan tespitten çalındığı iddia edilen ürünün tedarik faturaları toplamının 73.920,00 USD olduğu, davalının bu zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 73.920,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre aracın tek başına sahipsiz, korunaksız, yol üzerinde hırsızlık tehlikelerine açık şekilde, belli süre kamera ve güvenlik olmaksızın bırakıldığı, burada meydana gelen hırsızlığın uluslararası tırların sürekli geçtiği bir yol üzerinde organize hırsızlık şebekelerinin sürekli kullandığı bir yerde meydana geldiği, bu halde taşıyıcının sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağı, CMR'nin ilgili hükümlerine göre taşıyıcının sorumluluğunun ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğu olduğu, CMR'nin 29. maddesinde taşımacının sınırsız sorumluluk hallerinin sayıldığı, somut olayda, akdi taşıyıcı davalının kusurlu olmadığını ispat etmedikçe meydana gelen zarardan alt taşıyanlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, emtianın kısmen kaybının, araç sürücüsünün aracı güvenlikli bir park alanı yerine, yol üzerinde park ederek aracın yanından ayrıldığı sırada meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle gerçekleştiği, bilirkişi raporunda park edilen bu alanın, yol üzerinde organize hırsızlık şebekelerinin sürekli kullandığı bir yer olduğunun tespit edildiği, uluslararası taşımalarda hırsızlığın her an beklenebilir bir vakıa olduğu, bu durumda taşımacının söz konusu riskleri bertaraf etmek için gerekli önlemleri alması gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özenin yerine getirmemesi halinde kusurlu sayılacağı, taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlamasının yeterli olmadığı, ziyaı ve hasara neden olan olayın doğumunda da kusurlu olmadığını kanıtlaması gerektiği, somut olayda sürücü, aracı güvenli bir park alanına park etmeyerek araç başından ayrıldığından en yüksek özeni göstermiş sayılmayacağı, bu durumda CMR'nin 29. maddesi uyarınca zararın davalının ağır kusurundan kaynaklandığının kabulü ile davalının CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacının talep edebileceği zararın CMR'nin 23. maddesine göre hesaplanması gerektiği, dosya kapsamı, mal faturası, bilirkişi raporu içeriği, sigorta konusu mallara ilişkin mal faturasının taşıma tarihine yakın olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının zararının denetlenebilir bir şekilde hesaplandığı anlaşıldığından, tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak CMR'nin 27. maddesine göre yabancı paranın tahsilinde yıllık %5 faiz oranı uygulanabileceği, somut olayda davacı talebinin yabancı para üzerinden olduğu gözetilerek bu oranda faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin faizin oranına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile 73.920,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşımacılık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.