T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış markanın haksız fayda, itibar ve kişilik haklarına zarar verme iddiasıyla, farklı hizmet sınıfına ait benzer bir markanın tescilinin hükümsüzlüğü ve YİDK kararının iptali talebiyle açılan dava.
Özet: Bu dava, davacının uzun yıllardır tanınmışlığını sürdüren mevcut markasına benzer olduğunu iddia ettiği, davalı şirketin ise yiyecek ve içecek hizmetleri için tescil ettirmek istediği bir marka başvurusu hakkındaki Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü talebiyle açılmış olup; davacı, kendi markasının 32. sınıfta tescilli olmasına rağmen, davalı markasının 43. sınıfa girmesi nedeniyle dahi markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, ilgili sınıfların benzer/türdeş kabul edilmesi gerektiğini, kendi markasının tanınmışlığından haksız fayda sağlanacağını ve kişilik haklarının ihlal edileceğini ileri sürerken, davalılar karıştırılma ihtimali olmadığını ve "cave" gibi ibarelerle markaların farklılaştığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/336 Esas - 2025/95

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/336
KARAR NO : 2025/95
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 31/07/2024
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı ....nezdinde müvekkili adına uzun yıllardır tescilli olan “...” markasının 80 yılı aşkın süredir yurt içinde ve yurt dışında ticari hayatta yer aldığını, müvekkilinin “...” markasının Türkiye’de ve dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin bu markasına dayalı olarak davalı firmanın 43. Sınıfa giren bir takım hizmetlerde tescil ettirmek istediği ....” ibareli markasına karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı.... tarafınsan bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, her ne kadar müvekkilinin markalarının kapsamına 43. Sınıfa giren hizmetler girmemekte ise de müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 32. Sınıftaki emtialar ile 43. Sınıfa giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin benzer/türdeş emtialar olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca müvekkilinin “...” markasının tanınmışlığı göz önüne alındığında dava konusu edilen markanın tescili halinde davalının bu tanınmışlıktan haksız bir fayda elde edeceğini, ayrıca markanın itibarına zarar vereceğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde müvekkilinin kişilik haklarının da ihlal edilmiş olacağını iddia ederek, ..... başvuru sayılı markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünü sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; karıştırılma ihtimali incelemesinde işaret benzerliği ve mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşimin bulunması gerektiğinden hareketle, somut olayda taraf markalarının, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının söylenebileceğini, zira davacının itirazına mesnet aldığı markasının kapsamından SMK m. 5/1-ç hükmü kapsamında 43. Sınıfa giren hizmetlerin zaten çıkartılmış olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davalının uzun yıllardan beri ... ilinde konaklama hizmeti ile restoran hizmeti veren köklü bir şirket olduğunu, dava konusu edilen .... markasını Göreme’de konaklama hizmeti veren bir otelde kullandığını, davalının davacının markasının tanınmışlığından faydalanma gibi bir amacının olmadığı, ayrıca taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davalının markasında geçen “cave” ibaresinin taraf markalarının farklılaştırmaya yettiğini, zaten de davacının markalarının 43. Sınıfa giren hizmetlerde tescilli olmadığını, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, davalı firmanın 13.10.2022 tarihinde 43. Sınıfa giren bir takım hizmetlerde kullanılmak üzere marka tescil başvurusunda bulunduğu, ..... tarafından tescil edilmek üzere 28.11.2022 tarihli ve 409 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine, davacının SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/4, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve ... sayılı markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının itirazının .... sayılı kararı ile, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bütünüyle kabul edilerek, davalının marka başvurusunun tümden reddine karar verildiği, davalı firmanın bu karara itiraz ettiği, bu itirazın da.... sayılı kararı ile nihai olarak kabul edildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
MARKALAR ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ;
6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir.
“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır.
Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.
Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir.
Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla;
Markaların ayniyeti/benzerliği,
Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği,
Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre;
Markaların ayniyeti/benzerliği:
Davalı firmanın tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki;
Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır . Zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır .
Uyuşmazlık konusu olan markalar yan yana konularak görsel olarak karşılaştırıldığında; markalardan görselli olanın, “...” ibaresini tek başına ihtiva eden bir kelime markası olduğu, diğerlerinin ise “...” ibaresiyle birlikte, “mutfak”, “dekor”, “yatak”, kids”, “garden”, “contract”, “etkisi” gibi, yerleşik birer anlamı haiz cins isimleri ve ... hayvanın basit birer görselini de ihtiva eden karma markalar olduğu görülmektedir. İşaretlerde geçen cins isimlerin, işaretlerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerine katkısı olmadığı, dava konusu edilen markanın da, davacının markalarında olduğu gibi, ... hayvanının görselini ve İngilizce’de “mağara” anlamına gelen “cave” kelimesiyle birleştirilmiş “...” ibaresini ihtiva eden karma bir marka olduğu,
Taraf markalarında kullanılan, “...” figürüyle pekiştirilmiş “...” ibaresinin ortaklığının, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kılıp kılmadığının tespiti, somut uyuşmazlığın özününü teşkil etmektedir. Zira; karşılaştırılan markalarda ortak olan “...” ibaresinin, herkes tarafından bilinen bir hayvan türünün cins ismi olduğu gözetildiğinde, markasal anlamda soyut ayırt ediciliğinin düşük olduğu
değerlendirilse de, aynı tespit, uyuşmazlık konusu olan 43. Sınıftaki hizmetler yönünden netlikle yapılamamaktadır. Zira; “...” ibaresi, bu hizmetler yönünden, ortalama tüketici nezdinde, doğrudan bir algı uyandırmamaktadır ve bu hizmetlerde markasal hüviyette “...” kelimesinin kullanılmasının asgari seviyede de olsa orijinal bir niteliği taşıdığı, kelimenin sözlük anlamından uzaklaştığı ve dolayısıyla markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, asgari seviyede de olsa bulunduğu, dolayısıyla; ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve Yargıtay Kararları’nda yerleşmiş olan görüşün somut uyuşmazlıkla örtüşmediği, dolayısıyla; taraf markaları arasında, esas unsurları itibariyle, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan, düşük seviyede de olsa bir benzerlik olduğu, bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...” ibareli ve figürlü markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının ....” ibareli ve ... figürlü markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu, bütün bunlara göre; taraf markalarının, esas unsurları itibariyle, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan düşük seviyede de olsa benzer olduğu,
Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği:
6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle bu mal veya hizmetlerin;
Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği,
Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı,
Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Davalının markasının kapsamına giren 43. Sınıftaki hizmetler yönünden davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı hiçbir markası tescilli değildir. “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hariç, davacının markalarının tescilli olduğu emtialar ile 43. Sınıftaki hizmetlerin birbirlerinden çok farklı alıcı çevrelerine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları gidermediği, son kullanıcılarının ve hedeflenen tüketici profillerinin farklı olduğu, hizmet sağlayıcılarının ve satış yerlerinin de farklı olduğu, birbirleri yerine ikame imkanları ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunmadığı gerçekleri gözetildiğinde, benzer markalar altında bu farklı mal ve hizmetlerin sunulduğunu gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir.
Ancak; davacının hem huzurdaki davasına hem de .... sayılı markası, 29, 30 ve 32. Sınıflara giren bir takım gıda ürünleri yönünden tescillidir. 29, 30 ve 32. Sınıflara giren emtialar ile 43. Sınıfa giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin düşük seviyede de olsa benzer/türdeş olduğu düşünülmektedir, zira; bu hizmetlerin verildiği ortamlarda, hizmetin bir parçası olarak tüketiciye sunulan gıdalar, genelde ambalajsız ve markasız nihai gıdalar olsa da, bunların daha uzun raf ömrüne sahip gıda mallarıyla karıştırılabilme hali belli durumlarda söz konusu olabilecektir. Bu hizmet kolları genelde tüketicinin belli bir hizmeti satın almak üzere tercih ettiği ve bu yolla aslen seçiciliğinin en yüksek olduğu yani, tek bir işletmenin ürünlerini satın almak üzere tercih ettiği hizmet kollarıdır. Bununla birlikte, hizmet markası ile ticari markanın benzemesi durumunda; tüketici her iki markanın aynı işyerine sahip olduğunu düşünebilir ki bu durumda markalar birbiri ile karıştırılabilir. Zira günümüzde pek çok tanınmış gıda markası , hem yiyecek/içecek üretmekte, hem de bunları tüketiciye servis etmektedir. Ayrıca, somut olayımızda da söz konusu olduğu üzere, günümüzde, yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri, reel ortamlardan ziyade sanal ortamlarda da yapılmaktadır ve böyle bir durumda tüketicinin, hizmeti sağlayan kaynakla hizmetin içeriğinde sunulan emtiaları karıştırması ihtimali doğmaktadır.
Diğer taraftan; davacının davasına mesnet aldığı.... sayılı markalarının, 29, 30 veya 32. Sınıflara giren emtiaların (da) satışı/mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli olduğu görülmektedir. Bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Ancak; Yargıtay’ın yeni tarihli kararlarında ; 35/5. Sınıfta genel mağazacılık hizmeti açısından tescilli olma durumunda markaların SMK m. 6/1 hükmü kapsamında değerlendirilmesi esnasında, dava dosyasındaki kayıtlara göre söz konusu markaların fiilen satışa sunulan alt ürün grupları dikkate alınarak sınıfsal benzerliğin değerlendirilmesi ve söz konusu mağazacılık hizmeti bakımından “çoğun içinde az da vardır” uygulaması dikkate alınmaksızın fiilen satışa sunulan ürünler gözetilerek bu alt sınıf bakımından emtia karşılaştırılması yapılması gerektiği içtihat olunmuştur. Davacının huzurdaki dava dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, davacının gıda emtialarının satışı hizmetleri ile fiilen iştigal etmediği netlikle anlaşılabildiğinden, davacının, yukarıda alıntı yapılan Yargıtay içtihadında aranan, fiili kullanıma ilişkin durumun tevsik şartını yerine getirmediği, dolayısıyla; davacının 35. Sınıf kapsamında genel mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli olan bu markalarının, gıda emtialarının satışı hizmetleri yönünden korunamayacağı,
Sonuçta, davacının hem huzurdaki davasına hem de .... nezdindeki itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markası özelinde, davalının markasının kapsamına giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının düşük seviyede de olsa gerçekleştiği, diğer hizmetler yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu,
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.
Somut olay açısından; davalının markasının kapsamına giren 43. Sınıftaki hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde; 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu,
Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali:
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir.
SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır:
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarının esas unsurlarında geçen “...” ibaresinin ve işaretlerde kullanılmış olan “...” figürünün ortaklığından hareketle ancak ve sadece düşük seviyede benzer oldukları, zira bu ibarenin ve figürün davacı tarafından yaratılmamış, orijinal olmayan, herkes tarafından marka olarak tercih edilebilecek işaretler olmasının, bu ortaklığın yarattığı yakınlaşmanın da dava konusu edilen markada “....” birleşik kelimesi sayesinde bir ölçüde bertaraf edilebildiği, diğer taraftan dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerden sadece “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile davacının sadece .... sayılı markası özelinde, yine düşük seviyede bir emtia benzerliği/ türdeşliğinden bahsedilebileceği, söz konusu hizmetlerin hitap ettikleri ortalama alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyesinin de düşük olmadığı gerçeği gözetildiğinde, söz konusu hizmetlerde dava konusu edilen “....”li bir işaretin markasal hüviyette davalı tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin bu markayla davacının markaları arasında bir ilişki kurmayacağı dolayısıyla taraf markaları arasında herhangi bir karışıklık yaşanmayacağı,
Bu nedenlerle de, somut olayda, taraf markaları ile kapsadıkları/korundukları emtialar arasındaki düşük seviyedeki benzerlik gözetildiğinde, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetler yönünden, karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
HÜKÜMSÜZLÜK TALEPLİ DAVA ÖZELİNDE; DAVACININ İTİRAZINA/DAVASINA MESNET ALDIĞI MARKALARININ TANINMIŞLIĞI İDDİASININ DAVALININ .... BAŞVURU SAYILI MARKASININ HÜKMÜNE ETKİSİ:
Davacının dava dosyasına sunduğu delillerden, davacının “...” markasının mobilya ve ev dekorasyonu sektöründe mutad biçimde kullandığı anlaşılmakta ise de; bu nitelikte, nicelikte ve içerikte delilden, davacının “..... markasının, dava konusu edilen markanın kapsamına giren (mobilya sektöründen bir hayli uzak) hizmetlerin hitap ettiği sektörlerdeki bilinirliği, bu markaya ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payı anlaşılamadığından, bu markanın, bu sektörde “tanınmış” olduğunun söylenmesinin de mümkün olmadığı, ayrıca da davacı bu yöndeki “tanınmışlık” iddialarını ispat edebilse bile, somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının huzurdaki davaya konu markasının, davacının markasının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin olması gerekir. Davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimali olduğuna dair de, dava dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde, somut olayda, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın, kapsamında giren hizmetler yönünden hükmüne bir etkisinin olamayacağı
Netice itibariyle,
Karşılaştırılan işaretler arasında, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan sadece düşük seviyede bir benzerlik bulunduğu,
Davacının hem huzurdaki davasına, hem de ....nezdindeki itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı marka özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamında giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden, somut uyuşmazlıkta, düşük seviyede de olsa emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği davalının markasının kapsamına giren diğer hizmetler açısından ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, Dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/algı/seçicilik seviyesinin düşük, orta ve yüksek olduğu,
Bütün bu tespitler bir arada değerlendirildiğinde, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
Hükümsüzlük talepli dava özelinde, davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının kapsamına giren hizmetler açısından hükmüne bir etkisinin olamayacağı,
Dava konusu edilen 28.06.2024 tarihli ve ... sayılı ... Kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine ulaşılmış olup, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06.03.2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır