Kadastro tespiti sırasında mera vasfıyla sınırlandırılan ve köy orta malı olarak kaydedilen taşınmazların, davacıların zilyetlik ve vergi kayıtlarına dayanarak mirasçılar adına tescili talepli davasında ilk derece mahkemesinin verdiği kararın temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro mahkemesi, kadastro tespiti sırasında mera vasfıyla sınırlandırılan ancak davacılar tarafından dedelerinden intikal ettiği ve 60-70 yıldır nizasız, fasılasız ve ekonomik amaca uygun zilyetliklerinde bulunduğunu iddia ettikleri 808, 809, 810 ve 811 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin birleşen davalarda, eski vergi kayıtları ve fen bilirkişisi raporlarıyla desteklenen zilyetliklerinin sabit olduğunu ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde aranan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleştiğini tespit ederek, taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/44 E.  ,  2026/4657 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/1 E., 2023/1 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında Ağrı ili .. ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 808, 809, 8 10... parsel sayılı sırasıyla 16.500.00 m², 7.300.00 m², 19.000.00 m² ve 9.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, şahısların kullanımında olmakla birlikte meradan sürüldükleri belirtilerek, mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; 809 parselin dedelerinden intikal ettiğini, taşınmaza 60 -70 seneden beri malik sıfatı ile zilyet olduklarının, taşınmazın köy orta malı olarak tespit edildiğini, tespite itirazlarının komisyon müdürlüğü tarafından reddedildiğini, tespitin hatalı olduğunu belirterek, taşınmazın davacılar adına tapuya tescilini talep etmişlerdir.
3. Davacılar ... ve arkadaşları birleşen dosyadaki dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında 808 parsel sayılı taşınmazın köy orta malı olarak tespit edildiğini, taşınmazın köy orta malı olmadığını, taşınmazın babaları ...'in babası ... adına 1937 tarihinde tespit edildiğini ve tahririn II numarasında tespitli bulunduğunu, tespit kaydından sonra taşınmaza dedeleri ve babaları tarafından zilyet olunduğunu, kadastro sırasında da taşınmazın babaları adına tespit edilmesi gerekirken usulsüz bir işlem ile köy orta malı olarak tespit edildiğini, babalarının tespite itiraz ettiğini, itirazının reddedildiğini babalarının vefatı ile taşınmazın kendilerine kaldığını, taşınmazın bu zamana kadar köy orta malı olarak kullanılmadığını belirterek, taşınmazın davacılar adına tespitine karar verilmesini talep etmişlerdir.
4. Davacı ... birleşen dosyadaki dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında 811 parsel sayılı taşınmazın köy orta malı olarak tespit edildiğini, taşınmazın kendisine murislerinden intikal ettiğini, 40-50 yıldır taşınmaza zilyet olduğunu belirterek kadastro komisyon kararının iptali ile taşınmazın adına tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
5. Davacılar ... ve ... birleşen dosyadaki dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında 810 parsel sayılı taşınmazın köy orta malı olarak tespit edildiğini, tespite itirazlarının komisyon tarafından reddedildiğini, taşınmazın murisleri ... oğlu ...'tan kendilerine intikal ettiğini, taşınmazın tapulu ve tespit kaydı bulunan yer olduğunu, taşınmaz üzerinde köyün veya başkalarının bir hakkı bulunmadığını, taşınmazın tespitinin hatalı olduğunu belirterek, kadastro komisyon kararının iptali ile taşınmazın adına tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2012 tarihli ve 2003/5 Esas, 2012/62 Karar sayılı kararı ile "dava konusu taşınmazların evveliyatından beri davacıların zilyetliğinde olduğu, davacıların zilyetliğinin ekonomik amaca uygun olduğu, nizasız fasılasız zilyetliklerini sürdürdükleri anlaşılmıştır. 10 tahrir nolu vergi kaydının mükellefinin ... oğlu ... ve ... olduğu, ...'un davacılar ..., ..., ... ve ...'ın dedesi olduğu, 808 parsel sayılı taşınmaza uyduğu fen bilirkişisi raporundan anlaşılmıştır. Vergi kayıt miktarı olan 4000m²lik kısım zilyetlik ve vergi kaydına, miktar fazlası olan 12.500 m²lik kısım ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde aranan şartların gerçekleşmesi nedeniyle davacılar adına tescil edilmesine karar verilmiştir. 11 tahrir nolu vergi kaydının mükellefinin ... oğlu ... ve ... olduğu, ...'in davacılar ... ve ...'in dedesi olduğu, fen bilirkişisinin raporuna göre 809 parsel sayılı taşınmaza uyduğu anlaşılmıştır. Vergi kayıt miktarı olan 4000 m²lik kısım zilyetlik ve vergi kaydına, miktar fazlası olan 3.300 m²lik kısım ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aranan şartların gerçekleşmesi nedeniyle davacılar adına tescil edilmesine karar verilmiştir. 2 tahrir nolu vergi kaydının mükellefinin ... oğlu ... olduğu, ... ve ...'ın dedesi olduğu, fen bilirkişisinin raporuna göre 810 parsel sayılı taşınmaza uyduğu anlaşılmıştır. Vergi kayıt miktarının 20000 m² olup dava konusu taşınmaza tamamen uyduğu, miktar fazlasının olmadığı anlaşılmış, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve vergi kaydına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yargılamanın 19. celsesinde ... duruşmaya gelerek, Kıyasettin ile sehven birlikte dava açtıklarını, keşif sonrası dava konusu taşınmazın babası ... 'dan kaldığını öğrendiğini, amcasının oğlu ... ile bir alakasının olmadığını beyan etmiş, davacı ...'e, davacı ...'nin bu husustaki talebi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, fakat davacı ... tarafından herhangi bir itiraz edilmemiştir. Bu sebeple dava konusu 810 parsel sayılı taşınmaz davacı ... adına tescil edilmesine karar verilmiştir. 8 tahrir nolu vergi kaydının mükellefinin ... oğlu ... olduğu, davacı ...'ın dedesi olduğu, fen bilirkişisinin raporuna göre 811 parsel sayılı taşınmaza uyduğu anlaşılmıştır. Vergi kayıt miktarı olan 6000 m² kısım zilyetlik ve vergi kaydına, miktar fazlası olan 3100 m²'lik kısım ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aranan şartların gerçekleşmesi nedeniyle davacı ... adına tescil edilmesine karar verilmiştir. Davacıların 20 yılı aşkın süredir çekişmesiz ve fasılasız zilyet olduğu, bu zilyetliğin ekonomik amaca uygun olduğu, dava konusu taşınmazların ziraat bilirkişisinin raporunda da bildirildiği üzere zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğu, çayır ve tarla vasfında olduğu bildirilmiş, komşu mera parselinden yoğun taşlık alanla ayrıldığı, taşınmazların düz zeminde bulunduğu, toprak unsurunun galip olduğu keşif sırasında edinilen gözlemde anlaşılmış, davacılar adına senetsizden adına tescil edilen taşınmazların kuruda 100 dönüm sınırlamasını geçmediği" gerekçesiyle davacılar ..., ..., ..., mirasçıları tarafından açılan davanın kabulüne, 808 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile dava konusu taşınmaz 15 pay kabul edilerek davacılardan, 3'er payın ..., ..., , ..., 1'er payın ... mirasçılarından ..., ..., adlarına tapuya tesciline, davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın kabulüne, 809 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanaklarının iptali ile dava konusu yer 2 pay kabul edilerek davacılar ... ve ... adına tapuya tesciline, davacılar ... tarafından açılan davanın kabulüne, ... tarafından açılan davanın reddine, 8 10... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptali ile dava konusu yerin davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2018 tarihli ve 2015/19804 Esas, 2018/2089 Karar sayılı ilamıyla "çekişmeli taşınmazları doğu, batı, güney ve kuzey yönünden çevreleyen 823 parsel sayılı taşınmaz kadastro tespiti sırasında mera olarak sınırlandırılmış, çekişmeli taşınmazlara 823 parsel sayılı taşınmaz dışında komşu durumda bulunan 812 parsel sayılı taşınmaz ise mera olarak sınırlandırıldıktan sonra açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda hükmen mera olarak özel siciline kaydedilmiştir. Dolayısıyla taşınmazları dıştan çevreleyen 823 parsel sayılı taşınmazın mera olduğu, yine taşınmazlara komşu olan 812 parsel sayılı taşınmazın da hükmen mera olarak kesinleştiği göz önüne alındığında çekişmeli taşınmazların dört sınırının mera ile çevrili olduğu kuşkusuzdur. Dört sınırı mera ile çevrili olan taşınmazın meradan açıldığının kabulü zorunlu olduğu gibi mahallinde icra edilen keşif sonucu alınan ziraat bilirkişi raporunun ekinde bulunan fotoğraflarda da çekişmeli taşınmazları mera taşınmazlarından ayıran doğal ya da yapay herhangi bir ayırıcı unsur bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların komşusu olan meradan kazanıldığının kabulü zorunlu olup, eylemli duruma aykırı düşen ve soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemez. Mahkemece davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi gereğince mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, karar verilmiş; bilahare davacılar ... ve ... tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine aynı Dairenin 01.02.2019 tarihli ve 2018/4513 Esas, 2019/526 Karar sayılı ilamıyla karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "çekişmeli taşınmazları doğu, batı, güney ve kuzey yönünden çevreleyen 823 parsel sayılı taşınmaz kadastro tespiti sırasında mera olarak sınırlandırılmış, çekişmeli taşınmazlara 823 parsel sayılı taşınmaz dışında komşu durumda bulunan 812 parsel sayılı taşınmaz ise mera olarak sınırlandırıldıktan sonra açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda hükmen mera olarak özel siciline kaydedilmiştir. Dolayısıyla taşınmazları dıştan çevreleyen 823 parsel sayılı taşınmazın mera olduğu, yine taşınmazlara komşu olan 812 parsel sayılı taşınmazın da hükmen mera olarak kesinleştiği göz önüne alındığında çekişmeli taşınmazların dört sınırının mera ile çevrili olduğu kuşkusuzdur. Dört sınırı mera ile çevrili olan taşınmazın meradan açıldığının kabulü zorunlu olduğu gibi mahallinde icra edilen keşif sonucu alınan ziraat bilirkişi raporunun ekinde bulunan fotoğraflarda da çekişmeli taşınmazları mera taşınmazlarından ayıran doğal ya da yapay her hangi bir ayırıcı unsur bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların komşusu olan meradan kazanıldığının kabulü zorunlu olup, eylemli duruma aykırı düşen ve soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine, 808, 809, 810, 811 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 16/B maddesi gereğince mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan ilk yargılama sonucunda dava konusu 808, 809, 8 10... parsellerin tahrir kaydı ve dayanak belgeleri dikkate alınarak müvekkillerin adına tesciline karar verildiğini, karara karşı Hazine tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2018 tarihli ve 2015/19804 Esas, 2018/2089 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiğini, dava konusu edilen taşınmazların 300 - 400 yıllık zilyetlikle kullanıldığını, taşınmazların mera vasfında olmadığını, yeniden keşif yapılması taleplerinin kabul edilmediğini, taşınmazların müvekkillerinin murislerine ait olduğunu gösterir tapu kaydı bulunduğunu, taşınmazların tarım arazisi olduğunu, taşınmazın evveliyatını gösterir tapu kaydının mevcut olduğunu taşınmazın mera ile ilişkisi bulunmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.