İthalat bedeli peşin ödenmediği iddiasıyla tahakkuk eden KKDF ve KDVye bağlı para cezasında gümrük müşavirinin sorumluluğunun bulunmadığına dair kararın Danıştay tarafından onanması.
Özet: İthalat eşyası bedelinin peşin ödendiği beyanına rağmen yurt dışı transferin beyanname tescil tarihinden sonra yapıldığının tespiti üzerine, ek olarak tahakkuk ettirilen Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) payı ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanan para cezasının tahsili amacıyla gümrük müşaviri adına düzenlenen ödeme emrinin iptali talebini inceleyen yüksek mahkeme, müşavirin ithalatçı tarafından sunulan ve uyumlu görünen belgeler üzerinden gümrükleme işlemlerini tamamladığını, beyan edilen verilerin yanlış olduğuna dair bir iddia bulunmadığını ve müşavirin vergi kaybına sebep olan durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hususunun idarece ortaya konulamadığını belirterek, ödeme emrinin iptaline yönelik alt derece mahkemesi kararını onamıştır.
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2023/991 E.  ,  2025/1554 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/991
Karar No : 2025/1554
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Gümrük Müşavirliği Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Seramik ve Turizm Sanayi Anonim Şirketi adına tescilli ... tarih ve ... sayılı beyanname kapsamında ithal edilen eşyalar için yapılan ödemenin “peşin ödeme” olmadığından bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve buna ait katma değer vergisi üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanarak karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla gümrük müşaviri sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, ... Seramik ve Turizm Sanayi Anonim Şirketi tarafından ithal edilen eşyanın bedeline ilişkin ödemenin, beyanname tescil tarihi olan 24/12/2018 tarihinde gerçekleştirildiği ve para transferinin, beyanname üzerinde ihracatçı olarak görülen ... Madencilik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi hesabına yapıldığı, gümrük müşaviri olan davacı tarafından ithalat bedelinin ödendiğini gösterir 24/12/2018 tarihli banka dekontunun beyannameye ekli belgeler arasında sunulduğu, davacının ithalatçı firma tarafından kendisine sunulmuş olan belgeleri kontrol ederek belgelerin birbiri ile uyumlu olduğunu görmesi ve ithalata konu beyannameye ait mal bedelinin ihracatçının banka hesabına peşin olarak yatırıldığının banka dekontu ile tevsik edilmesi üzerine, kaynak kullanımı destekleme fonu doğan bir ithalatın bulunmadığından hareketle gümrükleme işlemlerini tamamladığının anlaşıldığı, olayda, beyanda kullanılan verilerin yanlış olduğuna dair herhangi bir iddianın bulunmaması ve davacının vergi kaybına sebep olan durumun varlığını bildiği veya bilmesi gerektiği hususunun davalı idarece ortaya konulamaması karşısında, yurt dışı transferinin ... firmasına beyannamenin tescil tarihinden sonra gerçekleştirildiği ve davacının kaynak kullanımını destekleme fonu beyan edilmemesi nedeniyle oluşan vergi kaybına iştirak ettiği kabul edilmek suretiyle hakkında karara bağlanan para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı, bu durumda davacının itirazının "borcum yoktur" iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının dolaylı temsil yoluyla gümrük işlemlerini gerçekleştirdiği uyuşmazlık konusu beyannameye ilişkin yurt dışı transferinin beyannamenin tescil tarihinden sonra yapıldığının tespit edildiği, beyan edilmeyen kaynak kullanımını destekleme fonu için davacı adına müteselsilen sorumlu sıfatıyla karara bağlanan para cezasına süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine kesinleşen amme alacağının tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödenmeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanun'un 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcun olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabilecekleri belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacıya tebliğ edilen para cezasına ilişkin karara yönelik süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine işlemin kesinleştiği, kesinleşen para cezasının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin tanzim ve tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bir vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle söz konusu vergi borcunun usulüne uygun olarak tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada ise ödeme emrine konu amme alacaklarının usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiği ve itiraz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı tarafından kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilen para cezası kararına karşı dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ise, "borcum yoktur" kapsamında değil ancak, para cezası kararına karşı yapılacak itirazın reddine dair işleme karşı açılacak bir davada değerlendirilebilecek nitelikte olduğu görülmekle, kesinleşerek vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı dolayısıyla, temyiz istemine konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyorum.