Maden ruhsat sahasına tecavüz edilerek haksız kömür çıkarılması nedeniyle açılan tazminat davasında ilk derece mahkemesinin kabul kararına karşı istinaf talebi.
Özet: Maden ruhsat sahibi davacı şirket, kendi lisanslı sahasına tecavüz ederek izinsiz kömür çıkardığı ve 1.433.240,20 TL maddi zarar verdiği iddiasıyla madencilik kuruluşu olan davalı EÜAŞ aleyhine tazminat davası açmıştır; davacı, zarar miktarının önceki bir delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporuyla belirlendiğini belirtirken, davalı ise zamanaşımı ve tespit raporunun usulsüzlüğünü savunmuştur. İlk derece mahkemesi, sahadaki değişiklikler nedeniyle yeni bir tespitin mümkün olmaması gerekçesiyle önceki bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul edip tazminata hükmetmiş, davalı taraf bu kararı istinaf etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/30 E., 2024/41 K.İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Muğla ili ... ilçesi sınırlarında İR: ... ruhsat nolu maden sahasının ve aynı sahaya ilişkin ... sicil nolu işletme izin belgesi sahibi olduğunu, müvekkili şirketin sahip olduğu ruhsat ve izinlere istinaden belirlenen ruhsat sınırları dahilinde madencilik faaliyetleri yürüttüğünü, TKİ'nin (YEAŞ'ın) ise tespit tarihinde müvekkili şirkete ait saha ile sınır komşusu durumunda olduğunu, TKİ (YEAŞ) tarafından kendi ruhsat sahasında çalışma yapılırken ruhsat sınırı aşılarak müvekkiline ait ruhsat sahasına girildiğini, sınır ihlali yapıldığını, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/3 D.iş sayılı dosyasında alınan 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin maden sahasına tecavüzün olduğu, ihlal edilen alandan kömür alınması nedeniyle müvekkilinin 1.433.240,20 TL zararı bulunduğunun tespit edildiğini, Yüksek Planlama Kurulu'nun 30.07.2015 tarihli ve 2015/T-14 sayılı kararı ile, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 26.08.2013 tarihli ve 2013/146 sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınarak, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 2014/ 71... /78 sayılı kararları ile devre konu varlıkları devredilen YEAŞ ve KİAŞ'ın herhangi bir faaliyet konusu kalmadığından tüzel kişiliklerinin sonlandırılması amacıyla bütün hak ve vecibeleriyle EÜAŞ Genel Müdürlüğü'ne devredilmek suretiyle tasfiyesinin uygun görüldüğünü, anılan kurumların tasfiye sonrası işlemler ile devam eden işlerin sağlıklı yürütülmesi açısından bütün hak ve vecibeleriyle EÜAŞ Genel Müdürlüğüne devredildiğini, bu nedenle eldeki davada husumetin EÜAŞ'a yöneltildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ruhsatı davacı şirkete ait üretim sahasından haksız ve izinsiz şekilde alınan kömürün 26.05.2014 rapor tarihindeki değeri olan 1.433.240,20 TL tutarında maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu maddi zarar miktarının tespitinin yapıldığı belirtilen bilirkişi raporunun 26.05.2014 tarihli olduğunu, davanın ise aradan iki yıl geçtikten sonra açıldığını, davacının dava hakkının olmadığını, davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu, öncelikle usulden reddi gerektiğini, yokluklarında yapılan tespitine ve tespit sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, taraflarına tebligat yapılmaksızın tespit yapılmasının HMK'nın 402/3 maddesideki hükme aykırı olduğunu, raporun tamamen yanlış ve gerçek dışı olduğunu, kalori değeri esas alınarak yapılan hesaplamanın da yanlış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 31.01.2018 tarihli ve 2016/277 E., 2018/57 K. sayılı kararı ile; davanın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/3 D.İş sayılı dosyası kapsamında alınan 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen 1.433.240,20 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkin olduğu, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, iddia, savunma beyanları, müzekkere yazı cevapları, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/3 D.İş sayılı tespit dosyası, mahallinde icra olunan keşif, denetime elverişli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalının, davacının maden işletme ruhsatı bulunan alanına tecavüz ettiği iddiasına dayalı uyuşmazlık bulunduğu, buna istinaden davacı tarafça ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/3 D.iş dosyası ile tespit yaptırıldığı, her ne kadar eldeki davada mahkemece saha tecavüzünün olup olmadığı, var ise ne kadarlık kömürün alındığı, bu kömürün bedelinin ne olabileceğinin tespiti için keşif icra edilmiş ise de, aradan geçen zamanda sahanın bir kısmının sular altında kalması, sınırların değişmesi nedeniyle yeniden davaya konu uyuşmazlık hakkında tespit yapma imkanı kalmadığı, bu nedenle delil tespiti dosyasında belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; 1.433.240,20 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 31.01.2018 tarihli ve 2016/277 E., 2018/57 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2018/799 E., 2019/1060 K. sayılı kararı ile; 6100 sayılı HMK'nın 402/3 üncü maddesindeki hükme göre delil tespitinin haklı bulunması halinde dilekçeyle birlikte kararın karşı tarafa tebliğ edileceği ve kararda varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 403 üncü maddesinde de acele hallerde tespitin yapılmasından sonra tespit, dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun birer örneğinin mahkemece kendiliğinden karşı tarafa tebliğ olunacağı, karşı tarafın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde delil tespitine itiraz edebileceğinin belirtildiği, davanın niteliği gereği davalının yokluğunda tespit yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalının esasa yönelik istinaf nedenlerine gelince; bilindiği üzere haksız eylem nedeniyle ödenmesi gereken zararın; haksız eyleme uğrayanın eylem gününe göre malvarlığında meydana gelen azalma veya bu eylemle önlenen olası çoğalma olduğu, bu ilke kapsamında, davalı tarafından çıkarılarak sahiplenildiği iddia edilen kömürlerin çıkarılması ve nakliyesi için davalı tarafça yapılmış olması gereken üretim giderleri, nakliye ve diğer pazarlama giderleri düşülerek net zarar hesabının yapılması gerektiği, bu kural çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, davacının İR ... ruhsat sayılı, ... sicil numaralı işletme izni bulunan maden sahasına 09.05.2014 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan delil tespiti sonrası düzenlenen rapor içeriğine göre, komşu ruhsat sahibi olan davalının sınır ihlali yaparak 2.219, 37... lik alana el attığı, el atılan bu alandan üretilen kömür miktarının 19.109,87 ton olduğu ve Maden İşleri Genel Müdürlüğünce öngörülen hesaplama yöntemine göre, olay tarihi itibariyle üretim giderleri, nakliye ve diğer pazarlama giderleri düşülerek kömürün net değerinin 1.432.240,25 TL olarak belirlendiği, başka bir anlatımla, davalının el atılan sahadan çıkardığı kömür nedeniyle davacının uğradığı net zararın hesaplandığı, buna göre davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, nitekim, davalının tespit raporuna yapılan itirazları kapsamında İlk Derece Mahkemesince mahallinde üç harita mühendisi, bir maden mühendisi aracılığı ile yapılan keşif sırasında her ne kadar delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından el atılan maden sahası olarak belirlenen 2.210, 37... lik alanın hafriyat ile kapatıldığı belirlenmiş ise de; yöntemine uygun yapılan ölçümlemeyle davalının davacıya ait ruhsatlı işletme sahasına tespit dosyasında belirlenenden daha fazla olarak 11.880, 59... lik alana el attığının tespit edildiği, bu nedenle yeniden zarar hususunda hesaplama yapılmamış olmasının sonuca etkili görülmediği, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenlerinin de yerinde bulunmadığı, hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2018/799 E., 2019/1060 K. sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.11.2020 tarihli ve 2019/2577 E., 2020/3945 K. sayılı ilamıyla; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporunun, dava tarihinden önce davacının delil tespiti talebi üzerine alındığı, davalı tarafın bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz ettiği, yargılama sırasında alınan 07.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise herhangi bir zarar hesaplamasının yapılmadığı, şu durumda, mahkemece öncelikle davacının zararının mevcut olup olmadığı, mevcutsa bu zararın kapsamı hakkında ayrıntılı, denetime elverişli, açık ve anlaşılır bilirkişi raporu alınarak dosyadaki tüm bilgi, belge ve diğer deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin kararın düzeltilmesini talep etmesi üzerine Dairenin 16.06.2021 tarihli ve 2021/702 E., 2021/3168 K. sayılı ilamı ile kararın 6100 sayılı HMK'ya göre karar düzeltme kanun yoluna tabi olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin kararın düzeltilmesine ilişkin dilekçesinin reddine hükmedilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 27.07.2021 tarihli ve 2021/7 E., 2021/431 K. sayılı kararı ile; mahkemenin görevsiz hale gelmesi nedeniyle dosyanın yetkili ve görevli Muğla Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine (devrine) karar verilmiş, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/1143 E., 2021/650 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağının belirtildiği, HMK’nın 114/1-c maddesi delaletiyle HMK’nın 115/2. maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine, 6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğunun tespitine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.11.2022 tarihli ve 2022/3680 E., 2022/13692 K. sayılı ilamı ile, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle dava tarihi 17.05.2016 olup Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararının 01.09.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği, bu nedenle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) görevi dava tarihine göre devam ettiğinden, davanın esası ile ilgili bir karar verilmesi gerekmesine göre tarafların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiş, onama ilamı üzerine dosya görevli ilk derece mahkemesi olan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve bu mahkemece yargılamaya devam edilerek Dairenin 16.11.2020 tarihli ve 2019/2577 E., 2020/3945 K. sayılı bozma ilamı uyarınca aşağıdaki paragrafta açıklandığı şekilde karar verilmiştir.C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK un 49 uncu maddesi uyarınca hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız eylem nedeniyle ödenmesi gereken zarar; haksız eyleme uğrayanın eylem gününe göre malvarlığında meydana gelen azalma veya bu eylemle önlenen olası çoğalmadır. Bu ilke kapsamında, davalı tarafından çıkarılarak sahiplenildiği iddia edilen kömürlerin çıkarılması ve nakliyesi için davalı tarafça yapılmış olması gereken üretim giderleri, nakliye ve diğer pazarlama giderleri düşülerek net zarar hesabı yapılması gerekir. 6100 sayılı HMK un 402/3. maddesinde delil tespitinin haklı bulunması halinde dilekçeyle birlikte kararın karşı tarafa tebliğ edileceği ve kararda varsa itiraz ve ilâve soruların bir hafta içinde bildirilmesinin gerektiğinin belirtileceği öngörülmüş, yine 403. maddede acele hallerde tespitin yapılmasından sonra tespit, dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun birer örneğinin mahkemece kendiliğinden karşı tarafa tebliğ olunacağı, karşı tarafın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde delil tespitine itiraz edebileceği hükme bağlanmış olup; davanın niteliği gereği davalının yokluğunda tespit yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, iddia, savunma beyanları, müzekkere yazı cevapları, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/3-3 D.İş sayılı tespit dosyası, mahallinde icra olunan keşif, denetime elverişli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda, davacı ile davalı arasında davalı tarafından davacıya ait maden işletme ruhsatı alanına tecavüz ettiğinden bahisle uyuşmazlık çıktığı, 09.05.2014 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan delil tespiti sonrası düzenlenen rapor içeriğine göre, davacının İR ... ruhsat sayılı, ... sicil numaralı işletme izni bulunan maden sahasına , komşu ruhsat sahibi olan davalının sınır ihlali yaparak 2219, 37... lik alana el attığı, el atılan bu alandan üretilen kömür miktarının 19109,87 ton olduğu ve Maden İşleri Genel Müdürlüğünce öngörülen hesaplama yöntemine göre, olay tarihi itibariyle üretim giderleri, nakliye ve diğer pazarlama giderleri düşülerek kömürün net değerinin 1.432.240,25 TL olarak belirlendiği, mahkememizce mahallinde bir fen bilirkişisi, iki maden mühendisi aracılığı ile yapılan keşif sırasında her ne kadar delil tespit dosyası raporunda davalı tarafından el atılan maden sahası olarak belirlenen 2210, 37... lik alan açısından tespit yapmanın mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin tecavüze konu alandaki üretiminin 2020-2021 tarihlerinde başladığının belirtildiği, dosyamız içerisinde bulunan 2014/3-3 D.İş sayılı tespit dosyasında tespit tarihinde tecavüze konu alanda üretimin yapıldığının belirtildiği, 20.12.2023 tarihinde yapılan keşifte tecavüze konu alanın güncel durumu itibariyle D.İş dosyası gibi olmadığından, alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin de tespit dosyası gibi olmayacağı, bu halde tespit dosyasının tamamen dışlanamayacağı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.433.240,20 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 16.11.2020 tarihli ve 2019/2577 E., 2020/3945 K. sayılı ilamı ile önceki mahkeme kararının, “Dosya kapsamından; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporunun, dava tarihinden önce davacının delil tespiti talebi üzerine alındığı, davalı tarafın bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz ettiği, yargılama sırasında alınan 07.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise herhangi bir zarar hesaplamasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda; mahkemece öncelikle davacının zararının mevcut olup olmadığı, mevcutsa bu zararın kapsamı hakkında ayrıntılı, denetime elverişli, açık ve anlaşılır bilirkişi raporu alınarak dosyadaki tüm bilgi, belge ve diğer deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediği..." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiğini, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 16.11.2020 tarihli ve 2019/2577 E., 2020/3945 K. sayılı bozma ilamından sonra mahkemece yeniden keşif yapıldığını, keşifte görevlendirilen bilirkişiler tarafından dosyaya 03.02.2024 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğunu, ancak dosyaya sunulan 03.02.2024 tarihli bilirkişi raporunun, tamamen 26.05.20 14... .12.2017 tarihli bilirkişi raporları dayanak alınarak tanzim edilmiş olduğunu, Yargıtay bozma ilamındaki bozma gerekçelerine uyulmadığını, bu sebeple, bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, özellikle 26.05.20 14... .12.2017 tarihli bilirkişi raporlarından bağımsız olarak ayrıntılı, denetime elverişli, açık, anlaşılır nitelikte ve ihlalin olup olmadığının, ihlal var ise, miktar olarak ne kadar olduğunun belirleneceği yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmesini talep ettiklerini, buna rağmen, mahkeme tarafından tekrar ek rapor alınmadığını, dosyaya sunulan 29.04.2024 tarihli ek bilirkişi raporunun "3.Değerlendirmeler" başlıklı bölümünde ise, bir önceki kök rapordaki gibi; “Keşif sırasında maden sahasının dosyaya konu 6 ve 7’inci poligonlar arasında kalan kısımlarının çalışılmış ve üzerine hafriyat dökülmüş olduğu tarafımızdan görülmüş olup, aşım yapılan kısımların alanlarının ölçümü, kömür damarı kalınlığı/kalınlıklarının tespiti, kömür damarından numune alma ve kalorifik ölçüm yaptırma gibi imkanların kalmadığı tespit olunmuştur" dendiğini, bu tespitin zaten, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 16.11.2020 tarihli ve 2019/2577 E., 2020/3945 K. sayılı kararındaki Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasının gerekçesinin tekrarı olduğunu, zira dava dosyasında daha önce İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaların yargılama öncesi delil tespiti sırasında yapılmış olduğunu, bu hesaplamalara ilişkin olarak davalı müvekkil tarafından bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, ancak buna rağmen yargılama sırasında alınan 07.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda herhangi bir zarar hesaplamasının yapılmadığına bakılmadan, 26.05.2014 tarihli rapor doğrultusunda karar verilmesinin hatalı görülüp, bozma kararı verilmiş olduğunu, bu bozma gerekçesine göre, kök ve ek bilirkişi raporlarında, davacının zararının mevcut olup olmadığının tespiti imkanının kalmadığının açık bir şekilde belirtildiğini, ayrıca, ek rapor tanzimi için bilirkişilerin davacı ... Madencilik Turizm İnş.San. ve Tic. A.Ş.'nin işyerine gittiklerini, bilirkişilerin davacı şirketin Daimi Nezaretçisi İsmail Kara tarafından düzenlenen Daimi Nezaretçi Defteri ile 25.04.2024 düzenleme tarihli İşletme Faaliyet Raporunu incelediklerini, bu dosyaya konu iddiaların aksine 6 ile 7 ruhsat noktalarını birleştiren hat boyunca aşımlara yer verilmediği ve davalı ...Ş. tarafından aşım yapılarak linyit üretimi yapıldığı iddia edilen kısımlardan olan hattın 186 metrelik bölümünde tüvenan linyit üretiminin bizzat davacı ... Madencilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 2023 yılında yapılmış olduğunu tespit ettiklerini, ayrıca ek raporda davacı ... Madencilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından linyit üretmek maksatlı sınır aşımı/ihlali iddiasının kabulü halinde ve bu maksatla ...-... tarafından sunulmuş bilirkişi raporunda 2014 yılı için yapılan hesap sırasında kullanılan parametrelerden kalori değerinin 1937 Kcal/kg., yoğunluğun 1,4 ton/m3, diğer parametrelerin aynı değerlerden alınarak hesaplamanın yapılması gerektiği şeklinde ikinci bir önerinin sunulduğunu, ancak bu önerinin kabul edilemez olduğunu, zira yukarıda bahsi geçen bozma ilamı uyarınca, 26.05.20 14... .12.2017 tarihli bilirkişi raporlarının eldeki davada hükme esas alınamayacağının son derece açık olduğunu, bu sebeple, ek bilirkişi raporunda, bilirkişiler tarafından mahkemenin takdirine bırakılan iki öneriden davalı ...Ş. tarafından aşım yapılmadığı yönündeki önerinin kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının davacının işletme izin belgesi bulunan maden sahasına haksız olarak el et atması neticesinde meydana gelen zararın tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesin kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,05.01.2026 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.KARŞI OY GEREKÇESİDairemizin 16.11.2020 tarihli ve 2019/2577 - 2020/3945 sayılı bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma kararının gereğinin yerine getirilmediğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönünde tezahür eden görüşlerine iştirak edemiyorum.