6831 sayılı Kanunun 2/b kapsamında orman dışı taşınmazın tespiti ve kullanım şerhi talebinde hukuki yarar ile maki tefrik işlemlerinin içtihatlar ışığında incelenmesi.
Özet: Davacı, Antalyadaki bir taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığının tespiti ve adına kullanım şerhi işlenmesini talep etmiş; davalılar zilyetlik tespiti yapılmadığını ve taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu belirtmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının taraf olmadığı ve taşınmazın 2/b statüsünün kesinleştiği önceki bir kadastro kararı bulunduğundan hukuki yarar yokluğu nedeniyle davayı usulden reddetmiş, davacının istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, benzer durumdaki taşınmazlara ilişkin emsal kararları ve taşınmazın tarihi vasfını göz önüne alarak uyuşmazlığı incelemeye başlamıştır.
8. Hukuk Dairesi         2026/2882 E.  ,  2026/4651 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1536 E., 2026/77 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/698 E., 2023/439 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 281 45... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının tespitini ve taşınmazın beyanlar hanesine müvekkili olan davacı adına kullanım şerhi yazılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu taşınmazda zilyetinin olduğunun tespitine ilişkin talebin kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazda henüz kullanıcı tespiti çalışması yapılmamış olduğunu, kadastro tutanağı düzenlenmemiş olup, itiraz edilebilecek bir işlem bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın açmış olduğu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " somut davada ise dava dilekçesinde, dava konusu yerde yapılan kadastro tespitine karşı açılan davanın Antalya Kadastro Mahkemesinde görüldüğü ve 1991/3 42... /4 Karar sayılı kararıyla dava konusu yerin 1942 yılında yapılan orman tahdidinde Devlet ormanı sınırları içerisine alındığı ve 1976 yılında yapılan 2/B madde uygulamasında orman niteliğini kaybettiği ve 2/B niteliğinde olduğu gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verilerek kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği iddia edilmekte olup, söz konusu kararın incelenmesi sonucunda davacının anılan davada taraflardan biri olarak yer almadığı ve dolayısıyla tarafı olmadığı bir davada verilen karara dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi konulmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın hukuki yarar dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacı ... vekili tarafından, dava konusu taşınmaz olan Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 281 45... parsel sayılı taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu, müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğu belirtilerek, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun tespiti ve taşınmazın beyanlar hanesine davacının kullanımında olduğu yönünden şerh verilmesi talep edilmiş olup, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin aynı yerde (Antalya ili, ... ilçesi, "... Köyü" ... Mahallesi) bulunan aynı durumdaki taşınmazlar hakkında aynı istemle açılan davalar sonucunda; "...dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiğinin anlaşıldığı; Açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi, kesin hükümle bağlılığın, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmediği, hal böyle olunca; dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken..." gerekçesiyle bölgeye ilişkin aynı nitelikteki ilamlarında davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin içtihat edildiği, her ne kadar Dairemizce bu nitelikteki dosyalara ilişkin direnme kararları verilmiş ise de, direnme kararlarının da Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulduğu, hal böyle olunca içtihatla açıklanan P.II nolu 1744 sayılı Kanun'a göre belirlenen blok parselin hukuki durumuna göre, davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahdittin de orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin mahkeme kararlarının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı, Mahkemece taşınmazı başında keşif yapılarak dava konusu taşınmazın P.II. numaralı blok parseli içinde olup olmadığı belirlenmemesi doğru değil ise de, Dairemizden ve Yargıtay'dan aynı ada içinde bulunan başkaca taşınmazlara yönelik davalarda (Yargıtay 8. HD'nin 2024/3318 Esas - 2025/6611 K; 2024/4300 E. - 2025/4220 K.; 2024/4298 E. - 2025/4217 K.; 2024/3819 E. - 2025/4212 K.; 2022/4462 E. - 2024/4811 K. sayılı) 28145 adanın P.II. içerisinde yer aldığının belirlenmesi nedeniyle ve usul ekonomisi ve gereksiz yargılama giderine sebebiyet verilmemesi gerektiği nazara alınarak, bu nedenle kararın kaldırılmasının gerekmediği anlaşılmakla Hukuk Genel Kurulu'nun ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin davayı açma da hukuki yararı olduğunu, müvekkilinin zilyet olarak yıllardır kullandığı orman vasfını yitirmiş olan taşınmazın kadastro çalışmalarında orman sınırları dışına çıkartılarak Hazine adına tescil edilmesi ve beyanlar hanesine müvekkilinin kullanıcısı olduğuna dair şerh verilmesi gerekirken, orman sınırları içerisinde bırakılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışarısına çıkarıldığının tespiti ile beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılan yerlerden olup olmadığı ve davacı adına kullanım şerhi verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.