8. Hukuk Dairesi, kadastro mahkemesi kararında ortak muristen intikal eden parsellerdeki miras payı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı hissedarlık oranının tespiti uyuşmazlığı.
Özet: Kadastro tespitiyle kazanılmış zamanaşımı zilyetliği ve ölü kişilere dayanılarak farklı hissedarlar adına tescil edilen çok sayıda taşınmazın hisse oranları ve menşeinin tartışıldığı davada, davacılar ortak kök muristen gelen miras haklarının eksik yazıldığını iddia ederken, davalılar harici senet veya farklı murislerden gelen zamanaşımı zilyetliğiyle 1/3 hisselere sahip olmaları gerektiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, bir parsel için müdahil karşı davanın hukuki menfaat yokluğundan reddine karar verirken, yerel bilirkişi beyanları ve uzun süreli kullanıma dayanarak, ortak muristen gelse bile taşınmazın belirli kişilerce 1/3er hisse ile kullanıldığını tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2012/2 E., 2024/1 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı-davalı ... mirasçıları vekili ve davalı-davacılar ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, Karabük ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 07... , 11, 26, 46, 49, 92... , 1 14... , 14, 20, 24... parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilmek suretiyle 2/6 hisse ..., 2/6 hisse ..., 1/6'şar hisse ... ve ... adlarına, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 09... parsel sayılı taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilmek suretiyle 1/4'er paylarla ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.2. Davacı-davalılar ... ve ... asıl dosya dava dilekçesinde; 1 07... , 11, 26, 46, 49, 92... , 1 14... , 14, 20, 24... parsel sayılı taşınmazlar, birleşen dosya dava dilekçesinde ise 1 09... parsel sayılı taşınmaz yönünden kadastro tespitlerine itiraz etmiş, tüm taşınmazların tarafların ortak kök murisleri olan ...'dan geldiğini, ...'ın ... ve ... isimli olmak üzere iki oğlu olduğunu, kendilerinin ... oğlu ...'ın oğlu olan tespit maliki ... mirasçısı olduklarını, davalıların ise ... oğlu ...'in iki oğlu ... ... ve ... mirasçısı olduklarını, dolayısıyla taşınmazlarda murisleri ...'den ötürü 1/2 miras hakları olmasına rağmen, murislerinin diğer tespit malikleri ... ... oğlu ... ile ... oğulları ... ve ... eşit olacak şekilde pay verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazlar hakkındaki tespitlerin iptali ve doğru oranda adlarına tescilini talep etmiştir. 3. Davalı-davacılar ..., ... birleşen dosya dava dilekçesinde; 1 07... parsel sayılı taşınmazın harici senetle murisleri ... tarafından satın alındığını ileri sürerek, tespitin iptalini ve taşınmazın kendi adlarına tescilini talep etmiş; bilahare, davalı-davacılar ..., ... ve ... birleşen dosyada karşı dava dilekçelerinde 1 09... parsel sayılı taşınmazda hisse oranlarının 1/4 değil 1/3 olması gerektiğini belirterek tespite itiraz etmiştir. II. CEVAPDavalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince 1 09... parsel sayılı taşınmaz hakkında yapılan yargılama sonunda 27.09.2013 tarihli ve 2012/8 Esas, 2013/110 Karar sayılı kararı ile "...Dava konusu parselin fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlarının ise (A) harfi ile belirtilen bölümün 5-10 yıl kadar öncesinde (B) harfi ile gösterilen kısmının ise 15-20 yıl kadar öncesine kadar ekilip sürüldüğü, bu zaman diliminden itibaren ise ekilmeyen bölümlerin şu anda nadas ve ham halde bulunduğu, taraflar arasındaki bu kısma yönelik uyuşmazlığın bu taşınmazların tarafların ortak murisleri olan ... dan çocukları ... ve ...'e ondan da ... çocuğu ... ile ...'in çocukları ... ... ve ...'e intikal edip etmediği yada ... , ... ... ve ...'in 1/3 hisse ile müşterek'en sahip oldukları taşınmaz olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Davacılar ... çocukları ... ve ... mirasçısı ... davalarında dava konusu yerin 1/2 miktarının hisse olarak kendilerine ait olduğunu, diğer 1/2 nin ... ... oğlu ve ... 'a ait olduğunu ileri sürmüş olup, müdahil karşı davacılar ... ve ... ve ... ise taşınmazın 1/3 hisseli olduğunu, 1/3 ün ..., 1/3 ün ... ve diğer 1/3 ün ...'a ait olduğunu belirterek dava açmış oldukları, açmış oldukları bu dava ile kendileri bakımından davacıların davasının kısmen kabul ettikleri şöyle ki Asıl dosyada davacılar murisi ...'ye 1/4 pay yazılmış iken müdahil karşı dava ile bu pay 1/3 olarak kabul edildiğinden davayı bu oranda kısmen kabul ettikleri anlaşılmıştır. Müdahil karşı davacılardan ... ve ... ,...'in mirasçılarından .. ve ...'in mirasçılarından olup, murisleri ... ve ...a yazılan 1/4 payı azaltacak şekilde taşınmazın 1/3 ünü hak sahipliğini dedesi ... 'a ait olduğunu belirten davaya açmış olduğu, kendileri murisi adlarına tespit edilen hisseden daha fazlasını talep eden bir davalarının bulunmadığı, bu durumu müdahil karşı dava açmak yerine davacı ... mirasçılarından ... ve ...'in açmış olduğu davada beyanı ile belirtmesi ile yetinmeleri gerekirken müdahil karşı dava açmalarında her hangi bir hukuki menfaatleri bulunmadığından müdahil karşı davacı ... ve ...'ın müdahil karşı davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların davası ile müdahil karşı davacı ...'nin davası değerlendirildiğinde alınan mahalli bilirkişi beyanları, taşınmazın bilinen 50-60 yıllık kullanımı dikkate alındığında taşınmazın 1/3 er hisse ile ..., ... ... ve ...'in kullanımında olduğu, taşınmazın bu kişilerin atalarından geldiğinin kabulü halinde dahi dava konusu yerin 1/3 er hisse ile ve dönüşümlü olarak ..., ... ... ve ...'in ve onların mirasçılarının 50-60 yıllık kullanımı dikkate alındığında taraflar arasında rızai taksimin bu şekilde oluştuğunun kabulü gerektiği, bu şekilde kullanılan uzun yıllar boyunca ... , ... ... ve ...'in mirasçılarının ses çıkartmadıkları da gözetilerek rızai taksimin bu şekilde kabul edildiği, değerlendirildiğinden Müdahil karşı dava ...'nin davasının kabulüne, davacıların davasının ise kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu taşınmazın (A) ve (B) rumuzu kısımlarının 1/3 er hisse ile ..., ... ... ve ... 'a ait olduğu onlardan da halefiyet yolu ile mirasçılarına intikal ettiği gözetilerek 1/3 er pay hisse durumu gözetilerek hak sahibi olan ..., ... ... ve ...'in mirasçıları adına hisseleri oranında tespit ve tescile karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak..." gerekçesiyle ... ve ...'ın (... mirasçıları) davalarının reddine, karşı dava yönünden taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (C) harfiyle gösterilen bölümüne yönelik reddine, bu bölümün tespit gibi tesciline, (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın eşit paylarla ..., ... ve ... ... mirasçıları adlarına tesciline karar karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı-karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.06.2017 tarihli ve 2017/2894 Esas, 2017/4226 Karar sayılı ilamı ile "...Dosyanın incelenmesi neticesinde; tarafların iddia ve savunmaları ile bu iddia ve savunmaların ileri sürülüş biçimine göre, çekişmeli taşınmazın öncesinin davacıların murisi ... ile davalı-karşı davacıların murisi ...'e ait olduğunun tarafların kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı yan taşınmazın 1/2 payının murisi ...'a, murisi ...'a ait 1/2 payın ise ... mirasçıları olan kendilerine ait olduğunu öne sürerek dava açmış, ... mirasçıları olan davalılar ise çekişmeli taşınmazın paylaşma sonucu eşit paylarla murisleri ... ... ve ... ile davacıların murisi ...'ye ait olduğu iddiasıyla karşı dava açmışlardır. Mahkemece; ... mirasçıları olan davacı yana, dava dilekçesi açıklattırılarak veraset ilamına göre Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce 1924 yılında ölmüş bulunan ... oğlu ...'ın diğer mirasçıların payını ne şekilde iktisap ettiği sorulmamış, başka bir ifade ile davacı tarafa davasını neye dayandırdığı açıklattırılmaksızın, üstelik ... mirasçısı ...'nin mirasçıları olan davacılar tarafından ... ve ... arasında paylaşma yapıldığı iddia edilmediği halde, yalnızca davalı yanın paylaşmaya yönelik beyanı dikkate alınarak hüküm verilmiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, davada Hazine taraf olmadığı halde çekişmeli taşınmazı zilyetlik olan (A ve B) ve olmayan (C) bölümler olarak ayırmak suretiyle hüküm kurulması da isabetsizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle ... mirasçıları olan davacı tarafa, dava dilekçesi açıklattırılarak hangi sebeple taşınmazın 1/2 payının adlarına tescilini talep ettikleri sorulmalı, bundan sonra davacı yanın ileri süreceği iddialar hakkında taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm deliller istenmeli, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesi ve tasarrufu hususunda tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, ... mirasçıları olan davacıların, taşınmazın 1/2 payının kendilerine ait olduğuna yönelik iddialarını kanıtlayamamaları halinde, davalı-karşı davacıların taksim iddiasına dayalı olan dava konusu taşınmazın 1/3 payla ..., ... ... ve ... mirasçıları adına tapuya tescili istemine ilişkin taleplerinin aynı zamanda mahkemece de değerlendirildiği gibi ...'nin taşınmazdaki payının 1/4 değil, 1/3 olduğunun kabulünü içerir nitelikte olduğu ve ... oğlu ...'ın diğer mirasçıları tarafından açılmış bir dava bulunmadığı hususu gözetilerek bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ve diğer taşınmazlar hakkındaki dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde: asıl ve birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/40 dava dosyası yönünden tarafların iddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ...'dan kaldığı hususunda yanlar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, ihtilaf konusu olan dava konusu taşınmazların tarafların murisleri arasında taksim edilip edilmediği yönünde toplanmaktır. Yine birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/20 esaslı dava dosyasında dava konusu edilen 107/26 parselin 27/12/1960 tarihli ve 1148 yevmiye numaralı ... Noterliğince hazırlanan senet kapsamında kalıp kalmadığı yönünde ihtilaf bulunmaktadır. Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir taksimin varlığından söz edilebilmesi, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Fakat bazı karinelerin varlığı ki taksime delalet getirir. Somut olayımızda insan ömrünü aşan bir süre önce cereyan eden taksime tanık bulmak maddeten imkansız olmakla birlikte, icra edilen keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazların üç kısma ayrılarak davacıların murisi ... ve davalı yanın murisleri olan ... ve ... varisleri tarafından dönüşümlü kullanıldığı, başkaca kimselerin taşınmazlarda zilyetlik ve tasarruflarının söz konusu olmadığı, başkaca kimselerin bu duruma itiraz etmediği anlaşılmakla itiraza uğramayan bu fiili durumun, miras bırakanın ölümünden sonra taksimin yapıldığına dair karine olduğu ve aksi ispat edilmedikçe bu karineye değer verileceği aşikardır. Yine bilinmeyen bir tarihten beri çekişmesiz olarak taşınmaz malın bir veya bir kaç mirasçı tarafından kullanıla gelmiş olması mirasçılar arasında rızai taksimin varlığına karine teşkil etmekle birlikte bu durumun aksini iddia edeninin aksini ispat etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla asıl ve birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/40 Esas dosyanın davacıları olan ... ve ...'ın yukarıda bahsi geçen karinenin aksini ispat edemediklerinden asıl ve birleşen dava yönünden açılan davaların reddine karar verilmekle birlikte; birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/40 Esas sayılı dosyada, dava konusu edilen 1 09... parsel sayılı taşınmaz yönünden, davalıların kadastro tespit tutanağında yer alan 1/4 hisse oranı karşısında, söz konusu hissenin 1/3 olması gerektiği yönündeki beyanları davayı kısmen kabul ettikleri anlamına geldiğinden, her ne kadar davacı taraf iddiasını ispat edememiş ise de söz konusu davalı yanın kabul beyanı doğrultusunda kadastro tespiti iptal edilerek, taşınmazın 1/3'er hisse olacak şekilde tespit malikleri ölü olduklarından mirasçıları adına tespit ve tescil hükmü kurulmuştur. Birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/20 Esas sayılı dosyada, davacılar ... ve ...'nun 1 07... sayılı parsele yönelik açtıkları davada, dayanmış oldukları ... Noterliğinin 27.12.1960 tarihli ve ... yevmiye numaralı senet, icra edilen keşifte mahalline uygulanmış fakat mevki ve hudutları ile dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı tespit edilemediğinden söz konusu kayda değer verilmemiş olup, açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Gerek dosya arasında yer alan veraset ilamları, gerekse taraf ve murislerine ait nüfus kayıt suretleri incelenmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, davacıların murisi olan ... mirasçıları olan ... ve ... mirasçıları adına 1/3, davalıların murisleri olan ... mirasçısı ... adına 1/3 ve ... mirasçıları olan ... ve ... mirasçıları adına da 1/3 hisse olacak şekilde, taşınmazların tamamı 7200 hisse kabul edilerek aşağıda yer alan şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle asıl dosya yönünden dava konusu edilen 1 07... , 11, 46, 49, 92... sayılı parseller ile 1 14... , 14, 20, 24... parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan davanın reddine, asıl ve birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/20 Esas sayılı dava dosyasında davalı olan 1 07... parsel sayılı taşınmaz yönünden asıl ve birleşen davanın reddine, birleşen Ovacık (Karabük) Kadastro Mahkemesinin 2009/40 Esas sayılı dosyada dava konusu edilen 1 09... sayılı parsel yönünden ise açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Karabük ili ... ilçesi ... köyü 1 09... parselin kadastro tespitinin iptaline, dava konusu 1 07... , 11, 26, 46, 49, 92... sayılı parseller, 1 09... parsel ve 1 14... , 14, 20, 24... parsel sayılı taşınmazların tamamının kararda yazılı şekilde eşit pay olacak şekilde ..., ... ve ... ... mirasçıları adlarına tespit ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZA.Temyiz Sebepleri1. Davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; aynı taşınmazların mirasçılar arasından dönüşümlü olarak kullanıldığını, bu durumun başlı başına paylaşımın olmadığını gösteren en büyük delil olduğunu, tek tek mirasçılara tahsis edilmiş yerler olmadığını, tüm tanıkların taşınmazların mirasçılar arasında dönüşümlü kullanıldığını ifade ettiklerini, bu durumun taksime değil, tam tersine taksimin olmadığına karine oluşturduğunu, aynı taşınmazın bir kısım mirasçılar arasında sırayla kullanılıyor olmasının zilyetliğin mirasçılar arasında birlikte devam ettiğini gösterdiğini, taşınmaz üzerindeki pay dağılımının kullanım şekline göre belirlenmesinin bu noktada hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı-davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; 1 07... parsel yönünden eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, senet uygulamasının yerinde olmadığını, sundukları senedin dava konusu taşınmaza ait olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;Davacı-davalı ... mirasçıları vekili ve davalı-davacılar ..., ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.