İstanbul Bakırköyde tescilli kültür varlığına komşu parsellerin korunma alanı ilan edilerek mülkiyet hakkının kısıtlanmasına yol açan kurul kararının iptali.
Özet: Davacılar, tescilli bir kültür varlığına komşu kendi parsellerinin, onaylı projesine aykırı uygulamalar barındıran bu tescilli yapının korunması amacıyla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla "koruma alanı" kapsamına alınması sonucunda, mülkiyet haklarının aşırı kısıtlandığı, inşaat ve fiziki müdahalelerin kurul iznine bağlanmasıyla kendilerine haksız külfet yüklendiği iddiasıyla, söz konusu Koruma Bölge Kurulu kararının ve dayanağı olan ilke kararının iptalini talep etmektedir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13292 E.  ,  2025/5738 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13292
Karar No : 2025/5738
DAVACILAR : 1-... 2- ... 3- ...4- ...
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU : İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacılar tarafından; anılan taşınmazın komşuluğunda bulunan İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ve tescilli kültür varlığı olarak tescil edilen yapıda onaylı projesinde bulunmayan uygulamaların, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan izin alınmadan yapıldığından bahisle, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 9. ve 65. maddeleri uyarınca ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, söz konusu taşınmazın onaylı tadilat projesine uygun hale getirilmesine ve anılan taşınmazın komşuluğunda yer alan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda tescilli kültür varlığı olduğundan bahisle, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca söz konusu taşınmazın korunma alanının ... ada, ... ve ... parsel ile ... ada ... ve ... parseller olarak belirlenmesine, koruma alanı içerisinde kalan parsellerin tapu ve fen klasörlerindeki hanelere ilişkin tapu ve kadastro müdürlüklerince "koruma alanında kalmaktadır" şerhi düşülmesine ve bu parsellerde 2863 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca Kurul izni olmadan hiçbir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmamasına yönelik tesis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı ile anılan kararın hukuki dayanağı niteliğindeki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı ilke kararının iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, davacıların maliki olduğu İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın komşuluğunda yer aldığı ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiğinden bahisle, söz konusu taşınmazın korunma alanı olarak belirlendiği; söz konusu işlemin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararına dayalı olarak tesis edildiği; bu bağlamda, anılan İlke Kararı uyarınca tescilli taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsellere cephe veren parsellerdeki her türlü yapılaşmayı koruma disiplini konusu yaptığı ve yapılaşma koşullarını ilgili koruma kurulu kararlarına bağladığı, dava konusu İlke Kararı ve bu karara dayalı tesis edilen Koruma Bölge Kurulu Kararının mülkiyet hakkını kısıtladığı; davacıların maliki olduğu taşınmaz komşuluğunda yer alan yapının özel nitelikleri bulunan bir yapı niteliğinde olmadığı; kendilerinin maliki olduğu taşınmazın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinin bulunduğu, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın silüetini etkilemediği, Koruma Bölge Kurulu Kararı ile ... ada, ... parsel komşuluğunda bulunan tüm parsellerin hiçbir değerlendirme ve yerinde inceleme yapılmadan korunma alanı olarak tespit edilmesinin mülkiyet hakkı ihlali niteliğinde olduğu ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı; korunma alanı ilan edilen taşınmazların ... Uygulama İmar Planı'nda 4 kat meskun konut alanında yapılaşma hakkına sahip olduğu, dava konusu işlem ile anılan parsellerin korunma alanı olarak belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, planlama ilkeleri ve şehircilik esaslarına göre tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; bu bağlamda korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı komşuluğunda bulunduğundan bahisle davacıların maliki olduğu taşınmazın, komşu taşınmazın korunma alanına alınması sonucunda, en basit tamir ve tadilat işleri için bile değişik kurumlar nezdinde birçok işlem yapılmasının zorunlu hale geleceği, bu durumun kendilerine aşırı külfet yüklediği, komşu parseldeki tescilli eserde projeye aykırı imalatların tespiti üzerine, komşu taşınmazların korunma alanı olarak belirlenmesine yönelik işlem tesis edilmesinin kendilerini cezalandırdığı; belirtilen nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle, usule ilişkin olarak, iptali istenilen davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise, İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararının, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 8. maddesi kapsamında tesis edildiği, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun, 2863 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca kendisine verilen yetki kapsamında evrensel koruma ilkeleri göz önünde bulundurularak koruma kurullarının, kültür varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulayacağı ilkeleri belirlediği, koruma bölge kurullarının, 2863 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun İlke Kararları doğrultusunda karar aldığı, tescilli taşınmaz kültür varlıklarının korunma alanlarının belirlenmesinde temel amacın, bu varlıkların içinde bulundukları yakın çevre ile birlikte korunmasını sağlamak, yakın çevrede oluşabilecek değişikliklerin etkisi altında kalıp görünümlerinin bozulmasının önüne geçmek ve zarar görüp bozulmadan gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak olduğu, dava konusu İlke Kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin E.2020/10017, K:2021/11297 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği; dava konusu işlemlerin, taşınmaz kültür varlıklarına yönelik koruma yükümlülüğü dikkate alınarak tesis edildiği ve 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararının iptali; Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacılar tarafından; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 8. maddesi uyarınca üzerinde tescilli kültür varlığı bulunan ... ada, ... sayılı parselin koruma alanının, ... Ada, ... ve... parseller ile ... Ada ..., ... sayılı parseller olarak belirlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile dayanağı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde; " Sit; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." şeklinde; koruma ve korunma; "taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri..." olarak tanımlanmış; "Tespit ve tescil" başlıklı 7. Maddesinde, Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı kuralı getirilmiş, 8. Maddesinde, yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisinin Koruma Kurullarına ait olduğu, korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmaları dikkate alınır. Bu hususlarla ilgili esaslar. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtileceği hüküm altına alınmış; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak bağlamında yetki ve yöntemi düzenleyen 10. maddesinde; "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir" hükmü düzenlenmiştir. Bu yetkinin kullanılması kapsamında, Yasanın 51. maddesiyle, yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları" kurulacağı ve maddenin devamında "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu"nun görev ve yetkileri düzenlenmiş, 57. maddede ise, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla koruma bölge kurullarının görev ve yetkileri belirlenmiş ve (g) bendinde "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak" yetkileri arasında sayılmış, 61. maddesinde; "...Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazlar, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinde ise "Korunma alanı: Taşınmaz kültür varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanları" olarak tanımlanmış, Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları başlıklı 4. maddesinin (h) bendinde "Koruma Bölge Kurullarınca tespit edilecek korunma alanları için; korunması gerekli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeterli olacak tescilli veya tescili yapılan taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlardan olması hususları göz önünde bulundurulur." düzenlemesi yer almıştır.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı ilke kararının değerlendirilmesinden;
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun dava konusu ilke kararında, koruma alanı belirlenmemiş sit alanı dışındaki tescilli parsellerde, bu parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı olarak kabul edilmesine, bu alanlarda gelecekte yapılacak uygulamalarda aksaklıklara neden olunmaması için Koruma Kurulundan karar alınmadan herhangi bir uygulama yapılamayacağına karar verilmiştir.
Korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescil edilmeleri ve buna ilişkin koruma alanlarının belirlenmesinde temel amaç bu varlıkların gelecekte oluşabilecek değişikliklerin etkisinde kalarak kaybolmasına engel olmak, mevcut görünümü ile gelecek kuşaklara aktarılmalarını sağlamak olup, bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda uzmanlık dalları geliştirilip kriterler saptanarak yasal düzenleme ve kurumsal örgütlenmelere gidilirken Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından bu varlıkların korunma ve geliştirilmelerine yönelik uygulamalarda izlenecek esasları kapsayan ilke kararlarının alınması ise mevzuat gereğidir.
Ülkemizde yürürlükte olan koruma mevzuatında, tescilli parsel çevresindeki yapılaşma koşullarına ilişkin hükümler ... gün ... sayılı ilke kararında yer almaktadır. Söz konusu ilke kararı, tescilli taşınmaz kültür varlığı parseline komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsellere cephe veren parsellerdeki her türlü yapılaşmayı koruma disiplini konusu yapmakta ve yapılaşma koşullarını ilgili koruma kurulu kararlarına bağlamaktadır. Söz konusu ilke kararı ile, Yasadaki tanımla genel çerçevesi çizilen koruma alanına ilişkin 2863 sayılı Kanun ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'na verilen yetki çerçevesinde düzenleme yapılmış olup, dava konusu düzenlemede, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve tescilli kültür varlıklarının korunması ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Uyuşmazlığın, İstanbul İli, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, aynı yerde bulunan ... ada ... parsel sayılı tescilli yapının koruma alanı içinde kaldığından bahisle, koruma alanının belirlenmesine ilişkin İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına yönelik kısmına gelince;
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki özel mülkiyete ait tescilli kültür varlığının koruma alanının 2863 sayılı Kanunun 8. maddesi kapsamında ... Ada, ... ve... parseller ile ... Ada ..., ... sayılı parseller olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Koruma alanlarında tescilli ve tescilsiz yapıların, birbirine eklemlenerek anlamlı, yaşanılabilir, güçlü algılanan mekanları ortaya koymaları beklenmektedir. Korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları varlığını sürdürmesi gereken estetik ürünler olduklarından korunma alanlarının tespitinde; varlıkların görünümleri ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için her yönden algısının/görülebilirliğinin cephe, siluet, malzeme, gabari ve diğer yönleri ile ortaya konacak bir tasarım yaklaşımıyla eski eserle uyumun sağlanması amaçlanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın içerisinde kaldığı koruma alanının belirlenmesine ilişkin koruma kurulu kararı ile koruma alanına ilişkin sınırın gösterildiği krokinin ve fotoğrafların incelenmesinden;
Koruma alanının belirlenmesinde, korumacılık ve şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına, koruma alanında fonksiyon ve yapılanma hakları yönünden nasıl bir yapılaşmanın mümkün olduğuna ilişkin hususlar yönünden yeterli ayrıntı ve teknik bir bilgi olmadığı, koruma alanında koruma kurulunca yapılaşma şartlarının belirlenmesine dair bir kararın ve projenin hazırlanıp hazırlanmadığı, plan notlarında tescilli taşınmaz ve koruma alanı konusunda herhangi bir hüküm yer alıp almadığı, alan içerisinde kalan taşınmazların yapı ruhsatlarının ve yapı kullanma izin belgelerinin hangi tarihte düzenlendiği, uyuşmazlık konusu parseldeki yapının, tescilli yapıların silüetini etkileyip etkilemediği hususları da incelenmek suretiyle, mevzuata uygunluğunun yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucuna göre açıklığa kavuşturulduktan sonra dava konusu işlem hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Danıştay Dördüncü Dairesi'nce keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasının kabul edilmemesi halinde işin esasına gelince;
Uyuşmazlık konusu olayda; koruma alanı sınırı içerisinde olduğu görülen yapılaşma hakkının tescilli yapılar ile olan ilişkisi irdelediğinde, koruma alanının belirlenmesinde, korumacılık ve şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına, koruma alanında fonksiyon ve yapılanma hakları yönünden nasıl bir yapılaşmanın mümkün olduğuna ilişkin hususlar yönünden yeterli ayrıntı ve teknik bilgi içeren bir rapor olmadığı, yeterli fiziksel belirlemeleri içermeyen işlemde, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden bilimsel, nesnel, teknik ve koruma yaklaşımları açısından hiç bir gerekçeye yer verilmediği, koruma alanı belirlemesinin bu şekli ile hakkaniyet ölçüleri taşımayacağı, mevzuatın bu konudaki hükümlerine, planlama ilkeleri, şehircilik esasları, koruma kararı ile getirilen ilkeler ve öngörülen koruma amacına uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı ilke kararına yönelik kısmının reddi, bu karara dayanılarak tesis edilen İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı hakkında yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi, bunun kabul edilmemesi halinde ise söz konusu kararın dava konusu parsele yönelik kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/11//2025 tarihinde, davacılar ..., ..., ...ve ... vekili Av.... ile davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri ...'ın geldiği, dosyada düşüncesi bulunan Danıştay Savcısı ...'ın belirtilen tarihte mazeret izinli olmasından dolayı duruşmaya katılamayacak olması nedeniyle, savcı düşüncesini okumak üzere Danıştay Başsavcılığı tarafından görevlendirilen Danıştay Savcısı ...'nun hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye...'in Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararı tesis edilmeden önce davalı idare görevlilerince hazırlanan ... tarih ve ... sayılı uzman raporunda, davacıların maliki olduğu taşınmaza komşu İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, 2863 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararını karşılayacak şekilde koruma alanının belirlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de; dava konusu bireysel işlemde, doğrudan anılan İlke Kararından bahsedilmediği, bahse konu taşınmazın korunma alanının 2863 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca belirlendiği belirtildiğinden; ... tarih ve ... sayılı Koruma Bölge Kurulu kararının uygulama işlemi niteliğinde değerlendirilemeyeceği; başka bir ifadeyle, aralarında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinde belirtilen şekilde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan dava konusu işlemlere karşı aynı dilekçe ile dava açılmasına hukuken olanak bulunmadığından, öncelikle dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki usule ilişkin azlık oyuna karşılık; anılan düzenleyici işlem ile bireysel işlemin iptali istemiyle 2577 sayılı Kanun'u 5. maddesi uyarınca birlikte dava açılabileceğine oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi (... Mahallesi), ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bahçeli kargir ev niteliğindeki yapının, İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan özellikleri taşıdığından bahisle tescil edilmesine ve koruma grubunun II olarak belirlenmesine karar verilmiş; anılan yapıya ilişkin olarak İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca yapının tadilatına ilişkin restitüsyon ve restorasyon projelerine yönelik muhtelif kararlar alınmıştır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının tesis edilmesinden önce davalı idare görevlilerince hazırlanan... tarih ve ... sayılı uzman raporunda; İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın II. derece korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği; anılan yapıda onaylı projesine aykırı imalatlar hakkında bilgilere yer verildiği görülmüş; öte yandan, anılan taşınmazın, 2863 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararını karşılayacak şekilde koruma alanının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bunun üzerine anılan uzman raporu ile işlem dosyasının incelenmesi sonucunda tesis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile; söz konusu yapı hakkında son olarak verilen ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylı tadilat restorasyon projesine aykırı biçimde havuz ve ahşap kaplama teras, vb. uygulamalar yapıldığının tespit edilmesi üzerine, söz konusu uygulamaların, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan izin alınmadan yapıldığından bahisle, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 9. ve 65. maddeleri uyarınca ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, söz konusu taşınmazın onaylı tadilat projesine uygun hale getirilmesine ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca söz konusu taşınmazın korunma alanının ... ada, ... ve ... parsel ile ... ada ... ve 46 parseller olarak belirlenmesine, koruma alanı içerisinde kalan parsellerin tapu ve fen klasörlerindeki hanelere ilişkin tapu ve kadastro müdürlüklerince "koruma alanında kalmaktadır" şerhi düşülmesine ve bu parsellerde 2863 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca Kurul izni olmadan hiçbir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmamasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı ile anılan kararın dayanağı niteliğindeki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "kültür varlıkları, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar; “korunma alanı", taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alan olarak tanımlanmış; 7. maddesinde, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespitinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirleneceği, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı; 8. maddesinde, "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Korunma alanlarına dair koruma bölge kurulu kararları, 7201 sayılı Kanun uyarınca maliklere tebliğ edilir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir. Malikleri idarece tespit edilemeyen kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesciline ilişkin kararlar, Resmî Gazete’de ilan yoluyla duyurulur ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle yayımlanır. Korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmaları dikkate alınır. Bu hususlarla ilgili esaslar. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir." hükmü; 10. maddesinin birinci fıkrasında; "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir." kuralı; 51. maddesinde, "Yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı "Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları" kurulur. Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu nun görev ve yetkileri şunlardır; a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek" düzenlemesine yer verilmiş; 57. maddesinde ise, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla koruma bölge kurullarının görev ve yetkileri belirlenmiş ve (g) bendinde "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak" yetkileri koruma bölge kurullarının yetkileri arasında sayılmıştır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in 3. maddesinde "Korunma alanı: Taşınmaz kültür varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanlar" olarak tanımlanmış; 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde ise, Koruma Bölge Kurullarınca tespit edilecek korunma alanları için; korunması gerekli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeterli olacak tescilli veya tescili yapılan taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlardan olmasının göz önünde bulundurulacağına yönelik kurala yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde bulunmayarak işin esasının incelenmesine geçildi.
Esas Yönünden:
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı İlke Kararının değerlendirilmesinden;
Anayasa'nın 124. maddesi, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
Düzenleyici işlemler, yürütme yetkisini kullanan idarenin kamusal nitelikte, genel ve objektif kural işlemler yapması ile ortaya çıkan idari tasarruflardır. Anayasa Mahkemesinin 24/09/1990 gün ve E:1990/31, K:1990/24 sayılı kararında, kanunlar ve onlara eşdeğerdeki pozitif hukuk metinlerinin; nesnel, soyut, genel ve sürekli nitelikteki hukuk kurallarını içeren, etkileri yönünden de objektif hukuk alanında yeni bir durum yaratan ya da mevcut bir durumu düzenleyen veya ortadan kaldıran kural işlemler olduğu ifade edilmiştir. İdarenin sürekli, soyut, nesnel ve herkes için geçerli, genel hükümler içeren, uyulması zorunlu hukuksal işlemlerine ise idarenin düzenleyici işlemleri denilmektedir. 1982 Anayasası'nda idarenin düzenleyici işlemleri, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ve yönetmelik olarak belirlenmiştir. Ancak idarenin düzenleyici işlemleri, sadece Anayasa'da sayılanlardan ibaret değildir. Yasal düzenlemeler, idarenin “karar”, “kararname”, “tebliğ”, sirküler”, “statü”, “esaslar”, “genel emir”, ilan”, “duyuru”, “plan”, “tarife”, “ilke kararı”, “yönerge”, “talimat”, “genelge” ve “iç düzen kararı” gibi isimler taşıyan düzenleyici işlemler yapmasına da imkan tanımaktadır. Bu tür düzenlemelere doktrinde adsız düzenleyici işlemler denilmekte, iptal davasına konu olabilmeleri için ise mevcut hukuk düzeninde değişiklik yapmaları veya hukuk düzenine yeni bir öge getirmeleri gerekmektedir.
İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması zorunludur.
Ayrıca, hukukun temel ilkelerinden olan normlar hiyerarşisine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır.
Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik kurallarına aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun dava konusu ... tarihli ve ... sayılı İlke Kararında, koruma alanı belirlenmemiş sit alanı dışındaki tescilli parsellerde, bu parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı olarak kabul edilmesine, bu alanlarda gelecekte yapılacak uygulamalarda aksaklıklara neden olunmaması için Koruma Kurulundan karar alınmadan herhangi bir uygulama yapılamayacağına karar verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 5 numaralı alt bendinde, "korunma alanı"nın, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alan olarak tanımlandığı; aynı Kanun'un 8. maddesinin son fıkrasında korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmalarının dikkate alınacağı ve bu hususlarla ilgili esasların, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirleneceği; öte yandan, 28232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in 09/01/2015 tarih ve 29231 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile değişik 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, Koruma Bölge Kurullarınca tespit edilecek korunma alanları için, korunması gerekli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeterli olacak tescilli veya tescili yapılan taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlardan olmasının tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları arasında düzenlendiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu İlke Kararı ile; "taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı olarak kabul edilmesine" yönelik düzenleme getirilmekle birlikte, söz konusu İlke Kararı uyarınca korunma alanı tespitinde, yukarıda belirtilen Kanun hükümleri uyarınca taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazası veya tarihi çevre içinde korunmasında etkinlik taşıma ve korunmasının zorunluluk arz etmesi bakımından bir koşul içermediği, söz konusu varlıkların korunması, görünümleri ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar alan belirlenmesinin gerekliliğine dair bir düzenleme yapılmadığı; öte yandan, yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmünde yer alan biçimde, korunma alanlarının belirlenmesinde, "korunması gerekli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeterli olacak tescilli veya tescili yapılan taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlar" olmasına yönelik detaylı bir düzenleme yapılmadığı; dava konusu İlke Kararı ile, taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen parsele komşu olan ve aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı kabul edilmesinin tek başına olanaklı kılındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; anılan İlke Kararının, eksik düzenleme içerdiği ve üst hukuk normlarına aykırı olduğu değerlendirildiğinden; söz konusu kararda, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Öncelikle her ne kadar dava dilekçesinde İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptalinin talep edildiği görülmekte ise de; dava dosyası ve davacıların iddiaları bir bütün olarak incelendiğinde; uyuşmazlığın anılan kararın davacıların maliki bulunduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olduğu değerlendirildiğinden, Dairemizce bireysel işleme yönelik inceleme anılan kısım yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararının tesis edilmesinden önce davalı idare görevlilerince hazırlanan ... tarih ve ... sayılı uzman raporunda; İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın II. derece korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği ve anılan yapıda onaylı projesine uygulamalar hakkında bilgilere yer verildiği görülmüş; öte yandan, anılan taşınmazın, 2863 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararını karşılayacak şekilde koruma alanının belirlenmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine, dava konusu işlem ile İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde buluna yapının II. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiğinden bahisle, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca söz konusu taşınmazın korunma alanının ... ada, ... ve ... parsel ile ... ada ... ve ... parseller olarak belirlenmesine, koruma alanı içerisinde kalan parsellerin tapu ve fen klasörlerindeki hanelere ilişkin tapu ve kadastro müdürlüklerince "koruma alanında kalmaktadır" şerhi düşülmesine ve bu parsellerde 2863 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca Kurul izni olmadan hiçbir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmamasına yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının tesis edilmesi üzerine, söz konusu kararın davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar dava konusu işlemin dayanağı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı İlke Kararının görülmekte olan davada Dairemizce iptaline karar verilmiş ise de;... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...sayılı ara kararına (görülmekte olan dava... İdare Mahkemesinde açılmış, anılan Mahkemenin E:2023/1422, K:2023/1967 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmüştür.) cevaben verilen kayda giren davalı idare dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bahçeli kargir ev niteliğindeki yapının bulunduğu taşınmazın, 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca taşınmaz kültür varlığı (II. grup) olarak tescil edilmesine karar verildiği ve davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın hemen bitişiğinde ve çok yakın mesafede yer aldığı; korunma alanı belirlenmesine ilişkin kararın; koruma bölge kurullarının korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik karar almak yetkisi dahilinde olduğu; alanın, kültür varlığının korunması, görünümü ve çevresi ile uyumunun muhafazası için yeterli olacak, tescilli taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlar göz önünde bulundurularak belirlendiği; söz konusu taşınmazın, taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen komşu taşınmazın korunma alanı olarak belirlenmesinin, 2863 sayılı Kanun ile 28232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in yukarıda yer verilen hükümlerine uygun biçimde tesis edildiği; bu itibarla, sit alanı dışında bulunan tescilli parsele komşu olan davacıların maliki bulunduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın tescilli yapının korunma alanı içerisine alınmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı İlke Kararının Üye ...'in usule ve esasa ilişkin, Üye ...'in ise esasa ilişkin karşı oyları ile İPTALİNE,
2.Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının ise Üye ...'in usule ve esasa ilişkin karşı oyu ile REDDİNE,
3. Dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak...-TL'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, ...TL'sinin ise davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ...TL vekalet ücretinin ise davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 04/11/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı ile anılan kararın dayanağı niteliğindeki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı İlke Kararı yönünden;
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun dava konusu ... tarihli ve ... sayılı ilke kararında, koruma alanı belirlenmemiş sit alanı dışındaki tescilli parsellerde, bu parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı olarak kabul edilmesine, bu alanlarda gelecekte yapılacak uygulamalarda aksaklıklara neden olunmaması için Koruma Kurulundan karar alınmadan herhangi bir uygulama yapılamayacağına karar verilmiştir.
Korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescil edilmeleri ve buna ilişkin koruma alanlarının belirlenmesinde temel amaç bu varlıkların gelecekte oluşabilecek değişikliklerin etkisinde kalarak kaybolmasına engel olmak, mevcut görünümü ile gelecek kuşaklara aktarılmalarını sağlamak olup, bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda uzmanlık dalları geliştirilip kriterler saptanarak yasal düzenleme ve kurumsal örgütlenmelere gidilirken Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından bu varlıkların korunma ve geliştirilmelerine yönelik uygulamalarda izlenecek esasları kapsayan ilke kararlarının alınması ise mevzuat gereğidir.
Dava konusu ilke kararı ile, 2863 sayılı Kanun'daki tanımla genel çerçevesi çizilen koruma alanına ilişkin 2863 sayılı Kanun ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilen yetki çerçevesinde düzenleme yapılmış olup, dava konusu düzenlemede, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve tescilli kültür varlıklarının korunması ilkesine aykırılık görülmediğinden; aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararının Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı İlke Kararına ilişkin kısmına katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıların maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır, hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde; Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir, hükmüne, "Keşif kararı" başlıklı 288. maddesinde ise; Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur. Keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya re'sen alınır, hükmüne, yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar dava dilekçesinde İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptalinin talep edildiği görülmekte ise de; dava dosyası ve davacıların iddiaları bir bütün olarak incelendiğinde; uyuşmazlığın anılan kararın davacıların maliki bulunduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olduğuna, bu nedenle bireysel işleme yönelik değerlendirmenin davacıların maliki bulunduğu taşınmaz ile sınırlı yapılmasına yönelik Dairemiz çoğunluk görüşüne bu yönüyle katılmakla birlikte; korunma alanının, kültür varlığının korunması, görünümü ve çevresi ile uyumunun muhafazası için yeterli olacak, tescilli taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlar göz önünde bulundurularak belirlenip belirlenmediği hususunun tereddüte mahal bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması amacıyla yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, Dairemiz çoğunluk kararının belirtilen işleme ilişkin kısmına da katılmıyorum.