Kadastro tespitinde tenkis davası nedeniyle boş bırakılan malik hanelerinin kesinleşen mahkeme kararıyla doldurularak tapuya tescili içtihadı.
Özet: Davacılar, 2007 yılındaki kadastro tespiti esnasında, daha önce açılan ve 2015te kesinleşen bir tenkis davası nedeniyle malik haneleri boş bırakılan on adet taşınmazın kendi adlarına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise, bu boş malik hanelerinin, genel mahkemede uzun süren yargılama süreçleri ve bozma sonrası 2015 yılında kesinleşen tenkis davasının sonuçları doğrultusunda, davacılar ile murisleri adına 1/2şer paylı olarak tespit ve tescil edilmek suretiyle doldurulması gerektiğine hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2026/2847 E.  ,  2026/4649 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2022/35 E., 2025/36 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 12... , 2 06... , 2 06... , 2 10... , 2 10... , 2 13... , 2 14... , 2 15... , 2 32... ve 2 32... parsel sayılı olmak üzere dava konusu on parça taşınmazın 2007 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tutanaklarında Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2004/101 Esas numaralı tenkis davası nedeniyle malik hanelerinin boş bırakıldığını, ilgili tenkis davasının kabul edildiğini ve kararın 2015 yılında kesinleştiğini ileri sürerek, taşınmazların davacılar adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava, 3420 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince öncesi genel Mahkemede dava konusu olması nedeniyle malik haneleri boş bırakılan dava konusu parsellerin resen araştırma ilkesi gereğince malik hanesinin doldurulmasına ilişkin kadastro davasıdır. Davacılar "davalı" olduğundan bahisle malik hanesi boş olarak tespit edilen Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 12... , 2 06... , 2 06... , 2 10... , 2 10... , 2 13... , 2 14... , 2 15... , 2 32... , 2 32... parsel sayılı taşınmazların, 24.03.2015 tarihinde kesinleşen Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2015 tarihli ve 2012/112 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararına göre davacı ... ile ...'in murisi adına 1/2 şer paylı olarak tespit ve tescil edilmesini bu şekilde malik hanesinin doldurulmasını talep etmektedir. Dava konusu parsellerin tapu kayıtları dosya arasına getirtilmiş ve tamamının 2004/101 Esas numaralı dosyada davalı olduğu açıklaması ile malik hanesinin davalı olarak tescil edildiği görülmüştür. Akabinde ilgili Tapu ve Kadastro Müdürlükleri ile davalı parsellerin tutanak asıllarının temini için yapılan yazışmalarda tutanak asıllarının bulunamaması, Mahkememiz bünyesindeki Kavak Kadastro Mahkemesinin esas ve karar defterlerinde de ilgili parseller yönünden açılmış herhangi bir davaya rastlanmaması ve dosya arasına alınan genel Mahkemedeki dava dosyası arasında da tutanak asıllarına rastlanılmaması üzerine tutanak asıllarının ihyası yoluna gidilmiştir. Dosya arasına ihya edilerek gönderilen kadastro tutanak asılları incelendiğinde tüm dava konusu parsellerin Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/101 Esas ve 2006/161 Karar sayılı dosyasında davalı olduğundan malik hanesi boş olarak tespit yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce 07.08.2025 tarihinde kesif yapılmış ve fen bilirkişisinin 04.09.2025 havale tarihli raporu ile dava dilekçesinde belirtilen ve keşifte gösterilen parseller ile dosya arasına alınan genel Mahkemede dava konusu olan parsellerin birbiriyle uyumlu olduğu rapor edilmiştir. Dosya arasına alınan genel Mahkeme dosyası incelendiğinde; Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi 2004/101 Esas numaralı dosyasının bozma sonrası en son 2012/112 Esas, 2015/32 Karar numarası ile 24.03.2015 tarihinde kesinleştiği, dosyanın aşamaları incelendiğinde; asıl davanın 1982/362 Esas numaralı miras hissesine tecavüzün tenkisi ve taşınmazların iadesi talepli olduğu, birleşen 1994/263 Esas sayılı dosyada ise vasiyetnamedeki taşınmazların teslimi ve birleşen 1996/16 esas sayılı dosyada ise vasiyetnamenin tenfizi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bahsi geçen Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/362 Esas numaralı dosyası 1996/78 karar numarası ile 11.04.1996 tarihinde karara çıkmış ve ilgili karar yalnızca tenkis talebi yönünden temyiz edilmekle Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.10.1996 tarihli ve 1996/7218 Esas ve 1996/9457 Karar sayılı ilamı ile tenkis talebi yönünden bozulmuş diğer talepler yönünden İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı kesinleşmiştir. Tenkis talebi yönünden ise dava en son 24.03.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Sonuç olarak kadastro çalışmalarının yapıldığı 2007 yılında dava konusu parseller yönünden yalnızca tenkis talepli dava mevcuttur. Bu husus Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi 2004/101 Esas sayılı dosyası içindeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.2011 tarihli ve 2011/9283 Esas ve 2011/20951 karar sayılı ilamı ile de; "Uyuşmazlık ve hüküm tenkise ilişkin bulunmaktadır. Birleştirilen 1996/16 Esas sayılı dava dosyası ile 1994/263 Esas sayılı dava dosyasında; vasiyetnamenin tenfizi ve vasiyetnamede vasiyet edilen gayri menkullerin teslimi de talep edilmiş ise de; bu davalarla ilgili Mahkemece kurulan ilk hükümde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflarca bu yöne ilişkin temyiz bulunmadığından kesinleşmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozması sadece tenkise ilişkindir. .." açıklaması ile 2004/101 Esas sayılı dosyanın yalnızca tenkis talebine ilişkin olduğunu belirtmiştir. Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kanunun Kadastro Mahkemelerinin görev alanını düzenleyen 25/1. maddesi “Kadastro Mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” şeklinde olup, aynı kanunun 27/1. maddesi “Mahalli Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Mahkemesine resen devrolunur.” hükmünü, 30/2 maddesi ise “Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli Mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.” hükmünü içermektedir. Yine aynı Kanunun 25/3 maddesi “Bu Kanunun 26. ve 40. madde hükümleri saklı kalmak üzere, kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden ve tutanak sonradan tamamlanmış ve düzeltilmiş ise, o günden sonra doğan haklara dair istekler, taksim şuyuun giderilmesi veya muhdesata bağlı olarak taşınmaz malı iktisap, muhdesatın yıkılıp kaldırılması ve benzeri nitelikte olan ve Mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi, Kadastro Mahkemesinin görevi dışındadır.” şeklindedir. Yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerinde belirtildiği üzere Mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili istekler Kadastro Mahkemesince incelenemeyecektir. Somut olayda; tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava tenkis istemlerine ilişkindir, tenkis davaları yenilik doğurucu nitelikte hüküm almayı gerektiren davalardan olup malik hanesi boş bırakılarak Kadastro Mahkemesine devri gereken davalardan değildir. (Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2014/2974 Esas, 2088 Karar, 2014/2452 Esas, 2270 Karar sayılı kararları) (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 2020/947 Esas, 2021/83 Karar, 2020/639 Esas, 2020/1356 Karar sayılı kararları) Ayrıca genel Mahkeme dosyasının incelenmesinden, ilgili Tapu ve Kadastro Müdürlükleri ile yapılan yazışmalardan ve Kavak kadastro Mahkemesi esas ve karar defterleri incelenmesinden Mahkememize devredilen herhangi bir davanın da olmadığı, tam tersine zaten genel Mahkeme kararının kadastro çalışmalarından sonra kesinleşmiş olduğu da anlaşıldığından eldeki dosyada görevsizlik kararı verilemeyeceği değerlendirilmiştir. Tüm bu nedenlerle Kadastro Müdürlüğünce olağan şekilde kadastro çalışmasının yapılması gerekirken davalı olduğundan bahisle malik hanesi boş olarak tespit yapılmasının hatalı olduğu ve bu hatanın giderilerek tespit tarihi itibarıyla kesinleşen genel Mahkeme kararı da gözetilerek olağan usullere göre kadastro çalışması yapıldığı takdirde zaten eldeki davanın konusuz kalacağı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davası yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadastro tutanak asıllarının olağan usullere göre kadastro çalışması yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne iadesine karar vermek gerekmiş ve davacının dava açılmasında kusuru olmadığı da değerlendirilerek aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 12... , 2 06... , 2 06... , 2 10... , 2 10... , 2 13... , 2 14... , 2 15... , 2 32... ve 2 32... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastronun olağan usullere göre tamamlanması için kadastro tutanak asıllarının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlarda kadastro çalışması yapılırken malik kısmı boş bırakılarak davalı olduğuna dair yapılan tespitinin kaldırılması ve Kavak Asliye Hukuk Mahkemesince verilip kesinleşen tenkis hükmü gereğince dava konusu taşınmazların davacılar adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerektiğini, iade kararının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, arz edilen ve resen tespit edilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın Hazine yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davanın aktarılan dosya kapsamında olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.