İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin gizli ayıplı ticari aracın iadesi, ayıpsız benzeriyle değişimi ve tazminat talepli alacak davası istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, davacı şirketin yetkili bayiden satın aldığı aracın gizli ayıplı ve sürekli arızalı olduğunu iddia ederek, Türk Borçlar Kanunu kapsamında ayıplı malın iadesi, sıfır kilometre ayıpsız benzeriyle değiştirilmesi, ödenen kredi ve aksesuar bedellerinin ticari avans faiziyle iadesi ile manevi tazminat talepleriyle açtığı alacak davasında; davalılardan birinin husumet yokluğu ve onarımın yapıldığı, diğerinin ise yetki itirazı ve bazı taleplerin arabuluculukta görüşülmediği gerekçeleriyle davanın reddini savunduğu ticari bir satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığı özetlemektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/425 KARAR NO : 2026/1641T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 24/12/2025NUMARASI : 2025/703 Esas 2025/1104 KararDAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ : 21/05/2019BİRLEŞEN İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/393 ESAS- 2020/77 KARAR SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)BAM KARAR TARİH İ: 01/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı .... A.Ş. 'nin yetkili bayisi olan .... A.Ş.’den 07.09.2018 tarihli fatura ile ... şase nolu, ... motor nolu,... plakalı, .../..... marka/modelli aracı satın aldığını, satın alınan gizli ayıplı ve yukarıda yazılı özellikleri tanımlanan aracın davalının yetkili bayiisi diğer davalı ..... A.Ş.’den teslim alındıktan sonra İzmir’den İstanbul’a dönüş yolunun 250. metresinde arızalandığını, müvekkili şirket yetkilileri tarafından aracın satın alındığı firmaya haber verilerek, davalı yetkili bayii tarafından servis kaydı açılmaksızın, tamiri yapılarak, müvekkili şirkete teslim edildiğini, dava konusu aracın birden çok kez arıza verdiğini ve yetkili servis....'a götürülerek, birden fazla iş emri açılarak, arızanın giderilmesine çalışıldığını ancak bir netice alınamadığını, dava konusu satın alınan aracın Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi göndermesi ile Türk Borçlar Kanunu m. 219/1 ve devamı maddeleri gereğince gizli ayıplı mal niteliğinde olduğundan müvekkili şirketçe işbu gizli ayıplı aracın iadesi ve ayıpsız benzeri ile değişimi için her iki davalıya da ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine her iki davalı aleyhine ticari arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, her iki davalı ile yapılan görüşmede anlaşma sağlanamadığını ve sattıkları malın arkasında durmadıklarını, açıklanan nedenlerle; müvekkili şirket tarafından satın alınan araçta oluşan sürekli arızaların, davalıların satmış oldukları araçtaki gizli ayıptan kaynaklanmakta olduğundan, 6098 sayılı TBK m. 227. içeriğindeki seçimlik hakkını kullanarak gizli ayıplı aracın davalılara iadesi ile aracın ayıpsız ve kullanılmamış (sıfır kilometre) benzeri ile değiştirilmesine, ...A.Ş.'nin 218097478 Sözleşme Nolu kredi ödemeleri ile müvekkili şirket tarafından dava konusu araca takılan 9.499,00-TL aksesuar bedelinin ticari avans faiziyle birlikte iadesi ile 5.000-TL manevi tazminatın ödenmesine, yargılama masrafları, vekâlet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ....A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin davaya konu aracın satıcısı ve ithal edeni olmadığını, ithalatçı veya satıcı sıfatına haiz olmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, uyuşmazlığa konu ... plakalı aracın satıcısının diğer davalı ....A.Ş. olduğunu, ayıplı mal iddiasının, ilgili mevzuat gereğince satıcıya, ithalatçıya veya üreticiye karşı ileri sürülmesi gerektiğini, davacı tarafın yasaların kendisine yüklediği yükümlülüklerin hiçbirisini yerine getirmediğini, davacı tarafından süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, araç değişim talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının aracın onarımını yaptırdıktan sonra aracın yenisi ile değişimini talep etmesinin Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olduğunu, davacı tarafın seçimlik haklarından onarım hakkını kullansığını, mezkûr araca yetkili servis tarafından servis işlemi uygulandığını ve servis girişine konu sikayetlerin giderildiğini, aracın sorunsuz olarak davacıya teslim edildiğini, onarım neticesinde şikâyetlerin de giderildiği göz önünde bulundurulduğunda davacının sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, dava konusu araçta varlığı iddia edilen herhangi bir ayıp bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; davacı yanın tüm iddia ve talepleri ile haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle husumet nedeniyle usulden reddine, mahkemece aksi kanaat hasıl olursa davanın esastan reddine karar verilmesini ve tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafça karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .....A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin adresinin Bornova/İzmir olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, arabulucu görüşmelerinde aksesuar bedeli ve manevi tazminat taleplerinin müzakere edilmediğini, bu nedenle bu taleplerin usulden reddi gerektiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının aracında üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıbın bulunmadığını, davacının aracında sürekli olarak tekrarlayan, giderilemeyen, maldan yararlanmasını önemli ölçüde güçleştiren ya da zorlaştıran herhangi bir arızanın da bulunmadığını, aracın teslim tarihinde araçta herhangi bir ayıbın bulunmadığını, davacının iddia ve taleplerinin yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle; öncelikle davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, davacının kredi ödemeleri, aksesuar bedeli iadesi ve manevi tazminat taleplerinin arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise ayıp ihbarının yapılmaması nedeniyle davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalının yetkili bayisi olan ...A.Ş'den 07/09/2018 tarihli fatura ile ... şase nolu, ... motor nolu ... plakalı .../.. ..marka/modelli aracı satın aldığını, satın alınan aracın İzmir'den İstanbul'a dönüş yolunda arızalandığını ve dava dışı bayi tarafından servis kaydı açılmaksızın tamiri yapılarak müvekkili şirkete tesliminin gerçekleştiğini, ancak aracın birkaç gün sonra yeniden arızalandığını ve tekrar bayi tarafından tamir edildiğini, müvekkili şirket tarafından satın alınan araçtan oluşan sürekli arızaların araçtaki gizli ayıplı statüsündeki eksiklikler sebebiyle davalının satmış oldukları araçtaki gizli ayıptan kaynaklandığını, bu sebeple müvekkilinin TBK m. 227. İçeriğindeki seçimlik hakkını kullanarak gizli ayıplı aracın davalı tarafa iadesi ile aracın ayıpsız ve kullanılmamış benzeri ile değiştirilmesini, müvekkili şirket tarafından yapmış olduğu ödemeleri ile dava konusu araca takılan 9.499-TL aksesuar bedelinin ticari avans faiziyle birlikte iadesi ile 5.000-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı tarafın talep ve iddialarının doğru olmadığını, ithalatçının, satılan üründe var olan ayıplara ilişkin alıcıya karşı sorumlu olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığını, müvekkili .... A.Ş.'nin dava konusu aracın ithalatçısı olup satıcı sıfatının bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden davanın anılan nedenle husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, uyuşmazlığa konu ... plakalı aracın satıcısının, diğer davalı .... A.Ş. Olduğunu, davacının usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tacirler arasındaki ayıp ihbarının TTK 18. maddesine göre şekle tabi olduğunu, noter kanalı ile ya da iadeli taahhütlü mektupla yapılmaz ise geçerli ayıp ihbarı yapılmadığının kabul edileceğini, dava konusu araçta meydana gelen arızanın ürün veya hizmet kaynaklı olmadığını, rejenerasyon (temizleme) işlevinin gereği olan özel sürüş şeklinin tercih edilmediğini, sistemin işlevini tasarlandığı şekilde yerine getirdiğini, ilgili uyarı lambalarının yakılarak durumun kullanıcıya sunulduğunu, araçta “kendi kendine teşhis ve uyarı lambaları sistemi” çalıştığını, araç değişim talebinin, haksız ve hukuka aykırı olup; davacının aracın onarımını yaptırdıktan sonra aracın yenisi ile değişimini talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı taraf seçimlik haklarından onarım hakkını kullandığın, mezkûr araca yetkili servis tarafından servis işlemi uygulandığını ve servis girişine konu şikayetlerin giderildiğini, araç sorunsuz olarak davacıya teslim edildiğini, davacı tarafından onarım hakkı kullanıldığı ve onarım neticesinde şikâyetlerin de giderildiği göz önünde bulundurulduğunda davacının sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, araçta ayıp olmadığını, ... A.Ş.'ne ödemiş olduğu kredi ödemeleri ile dava konusu araca takılan aksesuar bedelinin ticari avans faizi ile iadesi talebinin mümkün olmadığını, söz konusu kredi sözleşmesinin dava dışı ... A.ş. Akdedilmiş olduğunu, söz konusu bu bedellerin de yine müvekkili şirkete ödenmediğini, talep edilen kredi ve aksesuar bedelinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle davacı yanın tüm iddia ve talepleri ile haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle husumet nedeniyle usulden reddine, mahkemece aksi kanaat hasıl olursa davanın esastan reddine karar verilmesini ve tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafça karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizden verilen 13/10/2021 tarih ve 2020/502 Esas 2021/593 sayılı kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2025 tarih ve 2022/199 Esas 2025/1310 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Asıl dava yönünden dosyada bulunan araç faturasına ilişkin araç bedeli olan 169.194,10 TL üzerinden hesaplanan 2.889,41 TL harçtan yatırılan bozma öncesi yatırılan 280,93 TL harcın mahsubu ile 2.608,48 TL eksik harcın ve Birleşen dava yönünden dosyada bulunan araç faturasına ilişkin araç bedeli olan 169.194,10 TL üzerinden hesaplanan 2.889,41 TL harçtan yatırılan bozma öncesi yatırılan 280,93 TL harcın mahsubu ile 2.608,48 TL eksik harcın tamamlandığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava ve birleşen dava, ayıp nedeniyle satış sözleşmesinden dönme, misli ile iade istemine ilişkindir.Mahkememizce daha önce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir 17.BAM 2022/199 esas-2025/1310 karar sayılı ilamı ile özetle; somut olayda araç satış bedelinin dava dilekçesinde gösterilen değer olmadığı, araç satış bedeline göre harç alınması gerekirken eksik harçla asıl ve birleşen davanın yazılı şekilde sonuçlandırılması doğru olmadığı, davalı ... birleşen dosya yönünden davalı olarak yer almamasına rağmen birleşen dosya yönünden de aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi de doğru olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, araç fatura bedeli üzerinden eksik harç tamamlatılmıştır.Dava konusu aracın üzerindeki arızaların tespiti, arızaların neler olduğu, arızaların onarımının mümkün olup olmadığı, aracın ayıplı olup olmadığı, ayıp var ise gizli olup olmadığı, araçtan elde edilen faydayı azaltıp azaltmadığı hususlarının tespiti için araç üzerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen İTÜ den oluşturulan makine mühendisi bilirkişiden oluşan ve mahkememizce yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli bilirkişi kurul raporuna göre, araçta sürekli ortaya çıkan partikül filtresi tıkanma probleminden kaynaklı ayıp bulunduğu, ayıbın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, aracın DPF ve jenerasyon sisteminden kaynaklandığı ancak servis tarafıdan teşhis edilip giderilemediği bu şekilde gizli ayıp niteliğinde olduğu, servise yapılan başvurular ile derhal ayıp ihbarında bulunulmuş sayıldığı, onarım ile giderilmesinin mümkün olmadığı zaten arızanın teşhis edilip bir türlü onarılamadığı, araçta beklenen faydayı azaltan nitelikte bir ayıp olduğu tamir ile de giderilmesi mümkün olmadığından ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinde davacı haklı olduğu kanaati ile aracın ayıpsız misli ile değişimi ve dava konusu araç davacının elinde olduğundan bu aracın da davalıya iadesine yönelik davanın kabulüne ve satıcı ile birlikte, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumlu olacağından birleşen dosya yönünden ithalatçı davalı firmayı da sorumlu tutarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile; "HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle1-ASIL DAVA ve BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜNE;Davacıya ait ... plakalı .... markalı, .... model, dizel olan dava konusu aracın aynı marka model ve özelliklerine sahip ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davacıya ait aracın ayıpsız misli ile değiştiren davalı tarafa iadesine, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi mümkün olmadığı takdirde icra müdürlüğünce İİK 24.maddesinin uygulanmasına," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalılar .... A.Ş. ve ... A.Ş.vekili ile davalı .... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalılar .... A.Ş. ve ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece husumet itirazlarının değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davada husumet yöneltilmiş olan müvekkili şirket ..... A.Ş.'nin dava konusu aracın ne satıcısı ne de ithal edeni olduğunu, birleşen davada husumet yöneltilen müvekkili şirket ....A.Ş. dava konusu aracın ithalatçısı olmakla satıcı sıfatı bulunmadığını, somut davada, dava konusu araç malikinin şirket ve aracın da ticari nitelikte olduğunun sabit olduğunu, hal böyle iken iddiaların, 6098 sayılı TBK’nun 219 ve devamı maddeleri uyarınca ayıba karşı tekeffül hükümleri ışığında irdelenmesinin gerektiğini, TBK’nun 219 ve devamı madde hükümlerine göre ayıplı mal nedeniyle şartları var ise satıcının sorumluluğuna gitmek mümkün olsa da ithalatçının, satılan üründe var olan ayıplara ilişkin alıcıya karşı sorumlu olduğuna dair bir düzenlemenin bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirket .... A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar kanunu hükümlerinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı tarafın "tüketici" sıfatına haiz olmamakla birlikte yasaların kendisine yüklediği yükümlülüklerin hiçbirisini yerine getirmediğini, davacı tarafından süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını, ayıp iddialarını kesin olarak reddetmekle birlikte, alıcının tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için süresi içinde ayıbı ihbar etmekle yükümlü olduğunu, dava konusu aracın ayıplı olmadığını ve yerel mahkemece esas alınan bilirkişi raporunun hatalı, bilimsel ve teknik incelemeden uzak olduğunu, dava konusu araçta meydana gelen arızanın ürün veya hizmet kaynaklı olmadığını, kullanım koşulları/sürüş tarzı/kullanım amacı etkisi ile Dizel Partikül Filtresi (DPF)’nin doluluk oranının yükselmiş olduğu, dolayısıyla DPF konulu uyarı lambalarının yanmasının beklenen bir durum olduğunun savunulduğunu, araçtaki sistemler elektronik olarak yönetilmekte olup, bilgi değişiklikleri görsel uyarıya dönüştürülerek sürücüye bildirildiğini, bunun bir çeşit kendi kendini kontrol edebilme yeteneği olduğunu, kullanım kılavuzunda, DPF uyarı lambası yandığında filtrenin tekrar aktif ve etkin hale getirilebilmesi için özel bir sürüş şeklinin seçilmesi gerektiğinin belirtildiğini ve bunun sürücünün sorumluluğunda olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından bilirkişilik kanunu çerçevesinde, teknik görüş ve değerlendirmeleri sorulmasına karşın, adeta hukukçu ve mahkeme yerine geçmek suretiyle görüş bildirildiğini, bilirkişi heyetince misli ile değişim koşullarının oluştuğu yönünde yapılan tespitlerin mahkeme açısından bağlayıcı olmamakla birlikte, bu yöndeki tespitin de bilirkişilik kanuna aykırı olduğunun aşikar olduğunu, bilirkişilerin, aracı gerektiği gibi incelemeden rapor düzenlediğini, taraflarınca bilirkişi raporuna itiraz edildiğini ve ek rapor alınması talep edilmişse de, mahkemece rapora itirazları karşılanmaksızın eksik ve yetersiz inceleme ile hazırlanan rapor hükme esas alınarak hüküm kurulduğunu, davacının aracındaki arızalar onarım ile giderilmiş olup, aracın kullanılır durumda olduğunu ve hali hazırda herhangi bir arızanın bulunmadığını, aracın yıllardan beri kullanılması ve oldukça fazla kilometre yapması hususları dikkate alındığında karşılıklı menfaatler dengesi ile hakkaniyet kuralları gereğince aracın misli ile değişimi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının aracını ihtarnameyi gönderdikten sonrası da dahil yıllardır kullanıp kilometre yapmakta iken aracın misli ile değişim talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava konusu araçta oluşan varsa değer kaybının hesaplanmasının gerektiğini, mahkeme kararının gerekçeli karar niteliğinde olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.Davalı ..... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemece bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkili şirkete derhal bildirimde bulunmadığını, bu nedenle davacının aracı bu haliyle kabul etmiş sayılmakta olup müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının müvekkili şirkete ihtarnameyi göndermesinin üzerinden uzun süre geçtikten sonra davayı açtığını, davacının örtülü olarak aracı bu şekilde kabul etmiş olup dürüstlük kuralı gereği de bu araçla ilgili bir talepte bulunamayacağını ancak mahkemece bu hususların dikkate alınmadan, davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden eksik ve yetersiz inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, kullanım koşulları/sürüş tarzı/kullanım amacı etkisi ile DPF’nin doluluk oranının yükselmiş olup, bu nedenle DPF konulu uyarı lambalarının yandığını, müvekkili şirketçe satılan araçlardaki sistemlerin neredeyse tamamının elektronik olarak yönetildiğini, bu sistemlerde meydana gelebilecek bilgi değişiklikleri (veri sapmaları) görsel uyarıya dönüştürülerek sürücüsünün uyarılmasının sağlandığını, bir çeşit kendi kendini kontrol edebilme yeteneği olup aracın sürüş devamlılığını ve konforunu sağlamaya, olası bir oluşumdan önce erken teşhis yapabilmeye yönelik çalıştığını, aynı zamanda bu yönetim sistemlerinin sonradan sorgulama yeteneğine de sahip olduğunu ve gerektiğinde özel test cihazı ile yaşanmış ve kayıt edilmiş veri sapmalarına da ulaşılabildiğini, uyarı sisteminin bir çeşit kendi kendini kontrol sistemi olduğunu, davaya konu araçta “kendi kendine teşhis ve uyarı lambaları sistemi”nin çalıştığını, bilirkişi raporuna karşı itirazları nazara alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bilirkişi heyet raporunun bilimsel ve teknik nitelikte olduğunu, bilirkişilerin aracı gerektiği gibi incelemeden rapor düzenlediğini, bilirkişi raporunda davacının aracı nasıl, ne şekilde ve hangi koşullarda kullandığı konusunda da bir değerlendirme yapılmadığını, bu hususlarla ilgili hiçbir değerlendirmenin yapılmamasının hatalı olduğunu, raporda arızaların kaynağına inilmediğini, arızaların tam olarak neyden kaynaklandığının açıklanamadığını, raporda davacının aracı nasıl ve ne şekilde kullandığı konusunda objektif bir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişilerin görev ve yetkilerini aşarak seçimlik haklarda denge unsuru ile ilgili hukuki değerlendirme yaptıklarını, mahkeme kararının gerekçeli karar niteliğinde olmadığını, mahkemece tüm delillerin değerlendirilerek hüküm kurulmasının gerektiğini, ancak mahkemece taraflarınca sunulan hiçbir delil değerlendirilmeden, sadece davacı taraf iddiaları ve bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, mahkemece aracın halen davacı adına kayıtlı olup olmadığının da incelenmediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: ayıp nedeniyle satış sözleşmesinden dönme, misli ile iade istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; Davalı ....den aldığı araçta sürekli arızalar çıktığını, aracın gizli ayıplı olduğunu belirterek ayıpsız misli ile değişim talep etmiştir.Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir. Davalı .... A.Ş. ye karşı da dava açılmış, açılan dava asıl dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece; ilk kararla davanın kabulüne ayıpsız misli ile aracın değiştirilmesine karar verilmiştir. Davalıların tümü bu kararı istinaf etmiş, Dairemizce; harç eksik alınarak yargılama yapıldığından karar bu nedenle kaldırılmıştır. Mahkemece harç eksiği tamamlatılmış, önceki kararla aynı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Asıl dosya davalıları ve birleşen dosya davalısı verilen kararı istinaf etmiştir. Öncelikle asıl dosya da davalılar ....A.Ş ve ....olmasına rağmen birleşen dosya davalısı ....AŞ de asıl dosyada davalı olarak mahkeme karar başlığına yazılmış olup, ... AŞ birleşen dosya davalısıdır. Asıl dosyada 2, birleşen dosyada 1 davalı bulunmakta olup mahkemece asıl dosyada 3 davalı varmış gibi karar başlığına yazılması ve buna göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece İTÜ de görevli bilirkişilerden rapor alınmış, davaya konu aracın gizli ayıplı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece satıcı davalı .... ayıp nedeni ile sorumlu tutulmuş ise de; asıl dosya davalısı .... A.Ş ve birleşen dosya davalısı ... AŞ nin hangi nedenle sorumlu tutulduğu mahkemenin gerekçeli kararında belirtilmemiştir. Yargıtay 13. HD nin 2017/9892 esas, 2019/12702 karar sayılı ilamında: "... Davacı aracını .... Şti.'den satın almış olup, davalı ..... A.Ş. bu durumda satıcı değil aracın ithalatçısı konumundadır. Bu durumda, ithalatçı’nın sorumluluğu tartışılmalıdır. Dava, konusu itibariyle tüketici yasası hükümlerine tabi olmayıp taraflar arasındaki meselenin halli için 6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” Madde hükmünde de görüleceği üzere ithalatçının satılan üründe var olan ayıplara ilişkin olarak alıcıya karşı sorumluluğuna dair bir düzenleme mevcut değildir. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin niteliği nazara alınarak 6098 sayılı TBK’nun 219 ve devamı maddelerinin değerlendirilerek, davalı ithalatçı firmanın davacının ayıpsız misli ile değişim talebi yönünden sorumlu olup olmayacağının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Somut olayımızda da birleşen dosya davalısının ithalatçı konumunda olduğu, ithalatçının sorumluluğunun olup olmadığı yönünden mahkemece bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, ayrıca asıl dosya davalısı .... AŞ nin de hangi nedenle sorumlu tutulduğunun gerekçede açıkça belirtilmediği anlaşılmakla, sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/12/2025 tarih, 2025/703 Esas ve 2025/1104 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre asıl ve birleşen dava davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi asıl ve birleşen dava davalılarına iadesine,6-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuranlar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,8-Kararın taraflara tebliği, harç ve delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 01/07/2026