Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış marka iltibası ve haksız yarar iddialı tescil iptali kararı.
Özet: Davacı şirket, tescilli ve tanınmış markalarının birebir ibaresini içeren davalıya ait marka başvurusunun tesciline kısmen izin veren kararın iptalini talep ederek, bu durumun tüketiciler nezdinde kaçınılmaz bir karıştırılma ihtimali yaratacağını, davacının köklü itibarı ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağını ve markasının zarar göreceğini, dolayısıyla Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili hükümlerine aykırı olduğunu iddia etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/403 Esas - 2025/505

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/403
KARAR NO : 2025/505
DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 24/09/2024
KARAR TARİHİ : 15/12/2025 Yazım Tarihi: 05/01/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Davacı, ... SAN. VE TİC. A.Ş.’ye ait sicilde kayıtlı markaların 05/ 10/ 22/ 23/ ve 24. sınıflarda tescilli olduğu, davalı ... tarafından yayınlanan 27.12.2022 tarih ve ... sayılı ...’nin incelenmesinde, “... ...” ibaresinin 16/ ve 35/ sınıflarda tescil edilmesi için başvurusunun yapıldığı ve ... başvuru numarası ile yayınlandığının görüldüğü, söz konusu marka başvurusunun yayınına karşı ... numaralı ve 24/02/2023 tarihli dilekçe ile itiraz edildiği ve bu itirazın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) dayanak gösterilerek; SMK 6/1, SMK 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 kapsamında yeterli olmadığı gerekçesiyle kısmen kabul edildiğini, İşbu karara dayanılarak itiraza mesnet marka başvurusundan 16. Sınıfta ve 35/sınıftan bir takım mal ve hizmetlerin çıkarıldığı, 16/sınıfta bazı mallar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verildiği, bu karara karşı, ..., ...' na itiraz edildiği, itirazın reddedildiği, verilen kararın haksız olduğu, marka başvurusunun bütünüyle reddi gerektiği, çünkü itiraza konu başvurunun tescili halinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali söz konusu olabileceği, Davacı markalarındaki “...” ibaresinin itiraza konu markada birebir kullanıldığı, Dolayısıyla taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik olduğu, işbu yüksek düzeydeki benzerliğin taraf markaları arasındaki düşük düzeydeki mal ve hizmet benzerliğini karşılar nitelikte olduğunu, bu sebeple de taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimalini yaratmasının kaçınılmaz olduğunu, bu durumda ortalama bir tüketici tarafından davacıya ait “...” ibareli markaların yerine tescil ettirilmek istenilen “... ...” ibareli marka adı altında sunulan mal ve/veya hizmetin, davacı grubu tarafından sunulduğunun düşünüleceği, davalı markası olan “... ...” ibareli markanın farklı bir işletmeye ait olduğunu bilinse bile, o işletme ile güvenilen ve iyi bilinen davacı arasında ekonomik-idari bir bağlantı olduğunun düşünüleceği, SMK 6/5 kapsamında, davacı markalarının ilgili kişiler, ortalama tüketiciler ve ilgili sektörde bilindiğini, söz konusu markaların yoğun reklam tanıtım çalışmaları ile toplumda tanınmış hale geldiği, ...’ın kurulduğu günden itibaren müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutarak dünya standartlarında, insan ve çevre dostu ürünleri ürettiği, Tekstil sektörünün öncü kuruluşu olmanın verdiği sorumlulukla hareket eden ... Holding’in, teknoloji ve pazarın ihtiyaçlarını günü gününe izlediği, kendisini sürekli yenilediği, 650.000 m² si kapalı olmak üzere toplam 1.500.000 m² lik dev bir alanda yayılmış üretim tesislerinde, işinin uzmanı 2500 kişi en son teknolojiye sahip makinalarla dünya kalite standartlarının en üst seviyesinde üretim yaptığı, Türkiye’nin 15 yılda en hızla büyüyen 11.şirketi olmayı başaran ... Holding’in, 45 ülke ve 4 kıtaya yaptığı ihracatla sadece “ İlk” değil, ”hep öncü” olma yolunda kararlılıkla ilerleyen bir dünya şirketi olduğu, ... 500 büyük sanayi kuruluşu sıralamasında her geçen yıl üst sıralara çıkan ... A.Ş., 2011 yılında bütün şirketler sıralamasında ....sıraya özel şirketler sıralamasında ise 100. sıraya yükseldiği, bünyesinde ... San. ve Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... San. ve Tic. A.Ş., ... San ve Tic. A.Ş., ... San ve Tic. A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. Bulunduğu, Ayrıca davacının 2015 yılında ... tüm şirketler sıralamasında 80. özel şirketler sıralamasında 74. Sırada yer aldığı, toplam fabrika alanının 510,000 m2’si kapalı olmak üzere 1,277,000 m2dir ve 2700 kişilik işgücü mevcut olduğu, Şirketin 2015 yılı konsolide cirosu 1.270.916.740 TL’dir. 4 kıtada 60 ülkeye ihracat yaptığı, toplam yıllık üretim kapasitesi 180.000 ton olduğu, şirketin tek bir çatı altında dünyanın 90.000 ton iplik kapasitesiyle en büyük tesisini kurduğu, yine ... en büyük torba üretim tesisi de şirket bünyesinde mevcut olduğu, davacıya ait detaylı bilgiye ... adresinden ulaşılabileceği, belirtilen sebeplerle davacının alanında tanınmış bir firma olduğu ve ürünlerinin tüketici tarafından bilindiği, dolayısıyla da davacı markasının birebir aynısı ile başvuru yapan davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması kaçınılmaz olduğu, Sonuç olarak; davalı markasının SMK m. 6/5 kapsamındaki şartları sağlamış olduğundan diğer bir ifadeyle davacının ulaştığı tanınmışlık nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarının zarar görebileceği şartları oluştuğundan başvuru markasının tüm sınıflar yönünden reddi gerektiği, SMK m.6/6 kapsamında da belirtilen fikri mülkiyet hakları ibaresinden markalar dışında, patent ve faydalı modeller, endüstriyel tasarımlar ile işletme adı, alan adı vb. ayırt edici işaretler de anlaşılması gerektiği, "...” ibaresi aynı zamanda davacının ticaret unvanının ve ... internet adresinin de esas unsuru olduğundan, ilgili maddelere göre davacının başvuruya itirazının kaçınılmaz olduğu, 21. yy’ın en etkin ve yaygın tanıtım araçlarının başında internet ve internete bağlı hizmetlerin geldiği, her konuda olduğu gibi sınai mülkiyet haklarının korunması alanında da gelişen internet hizmetlerine bağlı olarak yeni düzenlemelerin yapıldığı, internet adreslerinin kuruluşlar için ayırt edici ve vazgeçilmez bir nitelik kazandığı, doktrinde de kabul gördüğü üzere alan adı sadece “adres” olarak değerlendirilmemesi gerektiği, adları, fikri ve sınai mülkiyet hukukundaki “işaret”in veya “tanıtma vasıtası”nın (TTK m. 57, b. 5) anlamını yüklenip bir mal varlığı değeri kazandığı, TTK’nın ilgili maddesi gereğince “mal varlığı değeri kazanan” alan adları da sarihen sınai mülkiyet olarak nitelendirildiği, davacı adına tahsis edilen alan adının varlığı nedeniyle itiraza konu olan marka başvurusunun tescil işlemlerinin durdurulması gerektiği, 6769 sayılı Kanun m.6/9’da kapsamında davalının başka bir ifade seçme olanağı mevcutken, davacıya ait “...” ibareli markalar ile ayniyet taşıyan ve bu markalarla sınıfsal benzerliği bulunan bir ibare kullanmasının ve hatta bu ibareyi tescil ettirmek için başvuruda bulunmasının dürüst ve bozulmamış rekabetin korunması hükmüyle de bağdaşmadığı, bu açıklamalar doğrultusunda itiraza konu markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığı, sadece ve sadece davacıya ait markanın tanınmışlığından ve bilinirliğinden yararlanmak amacıyla, kötü niyetli olarak bu ibarenin tescil edilmek istendiği, ayrıntılı olarak açıklanan ve 6769 sayılı Kanun’da yer alan tüm gerekçelerle ve diğer tüm itiraz nedenleri ile ... tarafından verilen 08.09.2023 tarih ve ... sayılı kararın yeniden incelenmesini ve itiraza konu ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun, başvurusu yapılan mal ve hizmetler yönünden tümden reddine karar verilmesi gerektiği, bu açıklamalarda hareketle, ...' nun 26.07.2024 tarih ... karar numaralı kararının iptaline, davalı şirketin 02.09.2022 başvuru tarihli ... başvuru nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne, karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı, tahkikat aşamasında vekil görevlendirdiği, vekili duruşmada davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... ibareli tescilli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına dayalı ... ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 26/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “ ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda, itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki mallar ile başvuru kapsamındaki malların benzer mallar olmadığı anlaşıldığından başvuru ile itiraza mesnet marka/markalar arasında başvuru kapsamında kalan mallar bakımından ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, itiraza mesnet markaların tanınmış markalardan olduklarını ve md. 6/5 bakımından maddede sayılan koşulların mevcut olduğunu gösterir nitelikte bilgi ve belge bulunmadığı değerlendirildiğinden, md. 6/4 ve md. 6/5 gereğince yapılan itiraz da yerinde bulunmamıştır.
İlaveten, muterizin ticaret unvanına ve "..." alan adına dayandırdığı md. 6/6 gerekçeli itirazı, söz konusu unvan ve alan adı işbu başvurunun tescilini engeller nitelikte olmadığından yerinde görülmemiştir.
Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir. gerekçesi ile başvurusu reddedilmiştir" ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...
16/07/2025 Tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; " Taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik söz konusu olsa da, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı/ilişikli ya da benzer olmaması nedeniyle SMK 6/1 kapsamında iltibas koşullarının oluşmadığı,
Taraf markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığından 6/4-5 maddesi koşullarının da oluşmadığı,
Davacının ticaret ünvanı “... SAN. VE TİC. A.Ş. şeklinde, davalı şirketin dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...” olmasına karşın, davalının faaliyet alanı ile davacının faaliyet alanın tamamen farklı olması ve taraf markaları arasında karıştırılabilecek düzeyde bir benzerlik bulunmadığından SMK 6/6 maddesi koşullarını sağlamadığı,
Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Nihai hukuki takdir ve değerlendirme yetkisi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere "şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla birlikte emtia benzerliği gerçekleşmediğinden ( mal ve hizmetlerin aynı/ilişikli ya da benzer olmaması) taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.15/12/2025
Katip ... Hakim ...
E- imzalıdır E- imzalıdır