Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, perakende sektörünün öncüsü ... A.Ş.nin tanınmış ... markasına benzerliği nedeniyle ...+ markasının 16. ve 41. sınıflardaki tescilinin hükümsüzlüğü ve iptali talebiyle açılan dava.
Özet: Perakende sektöründe "..." markasıyla tanınan davacı şirket, davalının eğitim ve yayıncılık alanındaki "..." ibareli marka başvurusunun, kendi köklü ve yaygın "..." esaslı markalarıyla görsel, fonetik ve anlamsal benzerlik taşıyarak tüketiciler arasında karışıklık yaratacağı, seri marka izlenimi uyandıracağı, kendi tanınmışlığından haksız yere faydalanılacağı ve haksız rekabete yol açacağı gerekçesiyle Türk Patent ve Marka Kurumu kararının iptalini ve davalı markasının 16. ve 41. sınıflar için hükümsüz kılınmasını talep ederken, davalı şirket ise faaliyet alanlarının ve markalarının kullanım biçimlerinin farklı olduğunu, kendi markasının ayırt edici niteliğini koruduğunu ve uzun süredir "..." yayınları olarak eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/410 Esas - 2025/511

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/410
KARAR NO : 2025/511
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 27/09/2024
KARAR TARİHİ : 22/12/2025 Yazım Tarihi: 07/01/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... A.Ş.’nin 2008 yılında kurulmuş, kısa sürede tüm ... çapında tanınırlık elde etmiş, perakende satış sektöründe faaliyet gösteren ve “...” markasıyla bilinen ülke çapında yaygın zincir marketlerden biri olduğunu, Müvekkilİ şirketin, ... genelinde 13.000’in üzerinde mağazası, 61.000’den fazla çalışanı ve yüzlerce tedarikçisi ile perakende sektörünün öncüleri arasında yer aldığını, ayrıca uluslararası raporlarda dünyanın en hızlı büyüyen perakende şirketleri arasında gösterildiğini, Müvekkilinin, “...” konseptinde faaliyet göstererek her gelir grubundan tüketiciye hitap ettiğini, 35. sınıfta “perakende satış mağazacılığı ve mal-hizmet sunumu” kapsamında ... markası başta olmak üzere çok sayıda tescilli markaya sahip olduğunu, Müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalarının da ... (...) nezdinde birçok sınıfta tescilli bulunduğunu, uzun süredir kullanılmakta olduğunu ve müvekkil şirketin bu markalar üzerinden tanınmışlık kazandığını, “...” ibaresinin müvekkilinin markaları arasında ayırt edici nitelikte bir unsur haline geldiğini, bu ibareyle bağlantılı olarak pek çok farklı sınıfta markanın tescilli veya başvuru sürecinde bulunduğunu, Davalı tarafın, 13.04.2023 tarihinde “...+” ibareli markasının 16. ve 41. sınıflarda tescili için başvuruda bulunduğunu, bu başvuruya karşı müvekkili tarafından “...” esas unsurlu markalarını mesnet göstererek itirazda bulunulduğunu, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazın reddedildiğini, bu kararın ardından müvekkili tarafından ...’na (...) itiraz edildiği, ancak ...’nın da 24.07.2024 tarihli, ... sayılı kararıyla itirazı reddettiğini, Dava konusu “...+” markasının, müvekkiline ait “...” esaslı markalarla yazılış, sesletim (fonetik) ve görsel açıdan yüksek derecede benzerlik taşıdığını, markanın tüketici nezdinde müvekkili markalarıyla seri marka izlenimi oluşturduğunu, davalı markasına eklenen “...” ve “+” unsurlarının, “...” ibaresinin yarattığı güçlü ayırt ediciliği ortadan kaldırmadığını, ortalama tüketicinin bu ek unsurlara dikkat etmeyeceğini, markaları aynı ticari kaynağa ait veya bağlantılı markalar olarak algılayacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı markasının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, müvekkil markalarının itibarına zarar vereceğini, Davalı markasının 16. sınıfta yapılmış başvurusunun, müvekkil markalarının tescilli olduğu 35. sınıf ile doğrudan ilişkili olduğunu, zira 35. sınıfın perakende ve toptan satış hizmetlerini, 16. sınıfın ise bu hizmetlerin konusu olabilecek malları kapsadığını, 35. sınıfta tescilli bir markanın alt kategorisi konumundaki 16. sınıfın davalı adına tescil edilmesi halinde, davalı tarafın “...+” ibaresi altında aynı veya benzer emtiaları üretip pazarlayabileceği ve bunun da açık bir iltibas tehlikesi doğuracağını, Müvekkilinin 2008 yılından bu yana sektörde yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, “...” ibareli markalarının uzun süredir reklam ve tanıtım kampanyalarıyla desteklenmekte olduğunu, dolayısıyla markaların tanınmış marka statüsüne ulaştığını, “...+” ibareli markanın kullanılması halinde tüketicilerin bu markayı müvekkilinin “...” serisine ait yeni bir marka olarak algılamasının kaçınılmaz olduğunu, bu durumun markalar arasında bağlantı kurulma ihtimali doğuracağını ve piyasada haksız rekabet yaratacağını ...’nın ... sayılı kararının 16. ve 41. sınıflar yönünden iptali ve dava konusu markanın bu sınıflar bakımından hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı ... A.Ş. tarafından açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle reddi gerektiğini, davaya konu markası olan “...+” ibareli markanın ayırt edici unsurunun davacının iddia ettiği gibi “...” ..., “...” ibaresi olduğununu, Müvekkilinin ... tescil numarasıyla 16. ve 41. sınıflarda tescilli “... Yayınları” markasının da sahibi olduğunu, uzun süredir eğitim ve yayıncılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... ders kitapları ile lise ve üniversiteye hazırlık yardımcı kitaplarını yayımladığını ve “... Yayınları” markasını lise giriş sınavlarına hazırlık kitaplarında kullandığını, Davacı şirketin ise perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini ve “... ...” ibaresini mobil uygulama markası olarak kullandığını, tarafların faaliyet alanlarının, markalarının kullanım biçimlerinin ve hitap ettikleri tüketici kitlelerinin tamamen farklı olduğunu, Taraf markalarının gerek yazı tipi, renk, biçim ve içerik yönünden gerekse kullanım alanı itibarıyla karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzer olmadıklarını. markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ancak aynı veya benzer mal ve hizmetler bakımından söz konusu olabileceğini, oysa davacı ile müvekkilinin mal ve hizmetlerinin bu kapsamda olmadığını, tarafların mal ve hizmetlerinin tamamen farklı olduğunu, Müvekkili aleyhine kötüniyet iddiasının da dayanaksız olduğunu, müvekkili markasının kendi tescil kapsamı dışındaki sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının, ürettikleri mal ve hizmetlerin, hitap ettikleri müşteri kitlesinin ve markalarının görsel-işitsel unsurlarının tamamen farklı olduğunu; bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesneti ... ibareli markalar arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasına dayalı ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 29/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "...+" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "...", "... "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
..... Yapılan incelemede,çekişme konusu markalar arasındaki farklılıklar ile kapsamlarındaki mal/hizmetler arasındaki farklılıklar birlikte dikkate alınmış ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi ....hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Bunun yanında, 6769 s. SMK'nın 6/3 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Öte yandan başvurunun 6769 s. SMK'nın diğer maddeleri bakımından reddine ilişkin koşulların da oluşmadığı tespit edilmiş ve yukarıda açıklanan nedenlerle işbu itirazın da reddi gerekmiştir.
KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da ... hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm ... genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti ... hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (... sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... (...) ...
21/10/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE;"
Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmet sınıfları incelendiğinde, davacı markalarının 03., 29., 31., 36. ve 45. sınıflarda yer aldığı, davalı markasının ise 16. ve 41. sınıflarda tescil edilmek istendiği görülmektedir. Davacı markaları, esasen gıda, temizlik, kozmetik, finansal hizmetler ve kişisel hizmetler alanlarında kullanılan mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Buna karşılık davalı markasının kapsadığı 16. sınıf, kâğıt, karton, basılı materyaller, ambalaj ürünleri ve kırtasiye gibi ürünleri; 41. sınıf ise eğitim, öğretim, eğlence ve kültürel faaliyetleri kapsamaktadır. Bu bağlamda, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin niteliği, kullanım amacı, fonksiyonu, satış kanalları, hedef tüketici grupları ve ekonomik çevreleri bakımından herhangi bir örtüşme bulunmamaktadır.
Taraf markalarının kapsadığı sınıflar ve bu sınıfların hitap ettiği tüketici grupları birlikte değerlendirildiğinde, davacı markaları kapsamında yer alan 03. sınıf temizlik ve kozmetik ürünleri, 29. ve 31. sınıflar gıda ve tarımsal ürünleri, 36. sınıf finansal ve sigorta hizmetlerini, 45. sınıf ise kişisel, güvenlik ve hukuki hizmetleri kapsamaktadır. Bu sınıflarda yer alan ürün ve hizmetlerin hedef kitlesi, günlük ihtiyaçlarını karşılayan geniş halk kitleleri, ev kullanıcıları, hane halkı tüketicileri ve hizmet yönünden bireysel müşterilerdir. Bu yönüyle davacı markalarının hitap ettiği tüketici kesimi, düşük fiyat ve erişilebilirlik beklentisine sahip ortalama tüketici profilidir.
Davalı markasının 16. sınıfta yer alan malları ise kâğıt, karton, basılı materyaller, ambalaj ürünleri ve kırtasiye malzemeleridir. Bu mallar, öğrenciler, ofis çalışanları, eğitim kurumları ve basım-yayın sektörü profesyonelleri tarafından kullanılmakta olup, kullanım amacı bakımından tamamen farklı bir tüketici grubuna yöneliktir. Davalı markasının 41. sınıfta yer alan hizmetleri ise eğitim, öğretim, kültürel etkinlikler ve eğlence hizmetlerini kapsamaktadır. Bu hizmetlerin hedef kitlesi, öğrenciler, veliler, öğretmenler, eğitim kurumları ve kültürel faaliyetlere katılan bireylerdir.
Davacı markaları günlük tüketim mallarını tercih eden geniş halk kesimlerine, davalı markası ise eğitim, kültür ve bilgi temelli ürün ve hizmetlerle ilgilenen özel bir kullanıcı grubuna yöneliktir. markalarının hedef kitlesi, günlük tüketim ürünleri satın alan geniş halk kesimi olup, bu markalar genellikle market zincirleri aracılığıyla perakende satışa sunulmaktadır. Buna karşın, davalı markasıyla sunulacak ürün ve hizmetler eğitim veya kültürel faaliyetlere yönelik olup, kırtasiye, kitap evi veya eğitim kurumları aracılığıyla tüketiciye ulaşmaktadır. Taraf markaları arasında gerek kullanım amacı gerekse ticari sunum biçimi açısından herhangi bir tamamlayıcılık veya rekabet ilişkisi bulunmadığı gibi, aynı pazarda karşılaşmaları da mümkün değildir. Bu nedenlerle, davacı ve davalı markalarının kapsadığı mal ve hizmetler arasında benzerlik veya ilişkilendirilebilirlik koşulları gerçekleşmemekte, dolayısıyla ortalama dikkat düzeyine sahip bir tüketici nezdinde markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, SMK m. 6/1 kapsamında ileri sürülen itirazlar bakımından, karıştırılma ihtimaline ilişkin koşulların oluşup oluşmadığının öncelikli koşulu taraf markalarının aynı ya da benzer mal veya hizmetleri kapsıyor olmalarıdır Somut olayda mal/hizmet benzerliği oluşmamıştır.
SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin doğması için hem işaret hem mal/hizmet benzerliği birlikte aranmaktadır. Taraf markaları arasında işaret ve mal/hizmetler benzerliği şartları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle ortalama tüketici nezdinde aynı ticari kaynağa bağlanma ihtimali bulunmamaktadır; 6/1 yönünden iltibas ihtimali gerçekleşmemektedir.
1. Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 16. ve 41. sınıfında yer alan mal ve hizmetlerin davacının davaya mesnet gösterdiği yukarıda yer alan markalarının tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile benzer mal ve hizmetleri kapsamadıkları,
2. Taraf markalarını oluşturan işaretler arasında rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ilgili tüketici kitleleri ve taraf markaları arasındaki somut farklılıkların bütünü olan etkileri nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı,
3. Davacı yanın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı,
4. Somut uyuşmazlıkta 6/5 maddesi kapsamında aranılan şartların oluşmadığı,
5. Dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı,
6. Heyetimizin değerlendirmelerinin ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu,
7. ... sayılı markanın SMK m.6/1, 6/3 ve m.6/5 hükümleri bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
8. SMK m.6/9 hükmü bağlamında ... kararı iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı konusu salt hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden anılan hüküm bağlamından değerlendirmede bulunulamayacağı" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
Diğer yönden taraf markaları arasında emtia benzerliği de oluşmadığı ;(...)
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri ve emtialar benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/12/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır