Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, tanınmış marka iltibası, kötü niyet ve haksız rekabet iddialarıyla marka tescilinin hükümsüzlüğü ve Kurum kararının iptali davası.
Özet: Davacı bir inşaat şirketi, tescilli markalarının tanınmışlığını ve ayırt edici niteliğini vurgulayarak, davalı bir limited şirketin benzer bir markayı tescil ettirmesinin görsel, işitsel ve anlamsal açıdan iltibas yarattığını, bunun kötü niyetli bir haksız rekabet girişimi olduğunu ve kendi itibarına zarar verdiğini iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğünü ve kararın iptalini talep ederken; davalı firma, kendi markasının bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı markasının ayırt ediciliğinin sınırlı ve tanınmış olmadığını, ortalama tüketicinin markaları rahatlıkla ayırt edebileceğini ve başvurusunun ticari gerekliliklerden doğduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/436 Esas - 2025/483
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2024/436KARAR NO : 2025/483DAVA : Marka ... Sayılı ... kararı iptali - HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 21/10/2024KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Yazım Tarihi: 07/12/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: davacı ... Yapı A.Ş., ... (...) ...’nun 26.08.2024 tarih, ... sayılı kararının iptali ile davalı ...Tic. Ltd. Şti.’nin 27.12.2022 tarihli, ... başvuru numaralı marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin, “...” esas unsurlu markalarının 35, 36, 37 ve 42. sınıflarda tescilli olduğunu, “...” ibaresinin ise ayırt edici olmayan “yapı” kelimesi dışında esasen “...” ibaresiyle görsel, işitsel ve anlamsal açıdan iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, müvekkili markalarının sektörde bilinir ve tanınmış olduğunu, davalının kötü niyetli başvurusunun haksız rekabet yarattığını ve müvekkili markalarının ayırt edici karakterinden haksız yararlanmak istediğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markaları ile itiraza konu başvurunun aynı ve benzer sınıflarda yer aldığını, mal ve hizmetlerde ayniyet bulunduğ unu ve tüketicilerin söz konusu markaları ayırt edemeyeceğini, Yargıtay kararlarına, ... uygulamalarına ve marka inceleme kılavuzuna dayanılarak, tek harf farklılığının özellikle uzun kelime markalarında ayırt etmeye yeterli olmadığını, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, ortalama tüketici nezdinde çağrışım yaratacak derecede yakınlık olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalının başvurusunun mu vekkilin itibarına zarar vereceğini, ayırt edici karakterini zedeleyeceği ve davalıya haksız bir yarar sağlayacağını, “...” ibaresinin müvekkili şirketin ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, davalının ko tu niyetli başvuruda bulunduğ u, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, müvekkili markalarının 2012’den beri sektörde tanınmış projelerle kullanıldığını, “... ” ğibi projelerle marka değerinin yükseldiğini, bu markaların toplumda bilinir hale geldiğini, dolayısıyla korumanın daha güçlü şekilde uygulanması gerektiğini, davacı vekili, Yargıtay içtihatları ve ... kararlarıyla desteklenen benzerlik örneklerini yer vermiş olup, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında bağlantı kurulmasının ve karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğü gerektiğini, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davacının dayandığı “...” ibareli markaların ayırt edici niteliğinin sınırlı olduğunu, “...” kelimesinin piyasada yaygın şekilde kullanılan ve tanımlayıcı nitelik taşıyan bir ibare olduğunu, davacının tekeline alınamayacağını, farklı işletmeler tarafından da kullanılmasının mümkün olduğunu, müvekkili markasının bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kendi markasında yer alan “... Tic. Ltd. Şti.” ibaresinin davacı markalarından görsel, işitsel ve kavramsal olarak açık şekilde farklılaştığını, davacının markalarının tanınmış marka statüsünde olmadığını, davacı tarafından bu hususun somut delillerle ispatlanmadığını, tanınmışlık iddiasının yalnızca davacının subjektif değerlendirmesine dayandığını, sektörde “...” ibaresi ile anılan başka işletmelerin de bulunduğunu, davacının bu iddiasının hukuken geçerli olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ortalama tüketicinin markalar arasındaki farklılıkları rahatlıkla ayırt edebileceğini, davacının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin tek başına davacıya mutlak hak sağlamadığını, ticaret unvanındaki bir unsurun marka başvurularına engel teşkil etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını, başvurusunun ticari gerekliliklerden doğduğunu, sektörde meşru faaliyet gösteren bir şirket olarak başvurunun basiretli tacir ilkesiyle bağdaşır nitelikte olduğunu, haksız rekabet iddiasının da dayanaksız olduğunu, davacının piyasada üstün bir konumunun bulunmadığını ve müvekkili marka başvurusunun rekabeti engelleyici değil, serbest piyasa koşullarına uygun olduğunu, davacının ileri sürdüğü tüm iddiaların mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, savunarak davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine dayalı eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre ünvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına dayalı ... sayılı ... Kararının iptalini davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 02/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21/10/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı ve "... tic. ltd. şti ." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ve "..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, ticaret unvanı ile benzerlik ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.… Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "... tic. ltd. şti ." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Takiben, itiraz dilekçesinde ifade edilen tanınmışlık, ticaret unvanı ile benzerlik ve kötü niyet iddiaları incelenmiştir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da yerinde görülmemiştir. Yukarıda ifade edilen açıklamalar çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, itiraz dilekçesinde ifade edilen kötü niyet iddiası ispatlanamadığından ve bu iddianın kabulü yönünde Kurul'da kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz da haklı bulunmamıştır. Başvuruya konu markanın itiraz sahibinin ticaret unvanından kaynaklanan haklarını ihlal eder nitelikte olmadığı kanaatine varıldığından, ticaret unvanı ile benzerlik gerekçeli itiraz da yerinde görülmemiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları...Bilirkişi heyetinden alınan 26/09/2025 tarihli raporda ÖZETLE:" dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler yönünden taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğu, rapor kapsamında ayrıntılı olarak izah olunan nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, taraf markalarını oluşturan işaretler arasında rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ilgili tüketici kitleleri ve taraf markalarını oluşturan kelimelerin harf dizilimsel, fonetik ve hatta kavramsal açıdan oluşturduğu somut farklılıkların bütünü olan etkileri nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta 6/4 ve 6/5 maddesi kapsamında aranılan şartların oluşmadığı, davacının “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı, heyet görüşlerinin ... kararı ile aynı doğrultuda olduğu, görüş ve kanaatlerine takdiri Mahkemeye ait olmak üzere varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının " ... TİC. LTD. ŞTİ. " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait yukarıda tabloda gösterilen " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; Taraf markalarındaki ... ve diğer ibarelerin iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının Davalının " ... TİC. LTD. ŞTİ. " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının yukarıda tabloda gösterilen " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının yukarıda tabloda gösterilen " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının Davalının " ... TİC. LTD. ŞTİ. " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile 187,80 bakiye TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 03/12/2025 Katip ... Hakim ...E imzalıdır E imzalıdır