Danıştay 8. Daire, 2B taşınmaz satış bedeli ödeme süresinin 2023 depremi mücbir sebebiyle uzatılmasının hukuka uygunluğunu değerlendiren temyiz kararı.
Özet: Bir şahıs, 2B arazisinin satış bedelini yasal ödeme süresinin bitiminden yedi gün sonra, 6 Şubat depremlerindeki arama kurtarma ve yardım faaliyetleri nedeniyle oluşan mücbir sebep iddialarıyla belediyenin emanet hesabına yatırmış; ancak belediye, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle satış işlemlerine devam etme talebini reddetmiştir. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, mevzuatta mücbir sebeple süre uzatımına dair açık bir düzenleme bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermişlerdir. Davacı, deprem faaliyetlerinin mücbir sebep olduğunu, iyi niyetli davrandığını ve bu durumun mülkiyet hakkı ihlali anlamına geldiğini ileri sürerek temyiz etmiş; Danıştay Tetkik Hakimi ise temyiz isteminin kabulü ve bölge idare mahkemesi kararının bozulması yönünde görüş bildirmiştir.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/4613 E.  ,  2026/646 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/4613
Karar No : 2026/646
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada...parsel nolu taşınmazın satışına ilişkin davalı idare hesaplarına yatırılan ödemenin ilgili hesaba aktarılması ile belediye meclisi tarafından satış işlemlerine devam edilmesi talebine ilişkin Beykoz Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne yapılan ... tarih ve ...-... sayılı başvurunun reddine ilişkin Beykoz Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sahibi 811,58 m² yüz ölçümlü 2B taşınmazın davacıya satılacak olan 811,58 m²'lik kısmı için rayiç bedel belirlenerek ... tarih ve ...-... sayılı yazı ile davacıya satış tebligatı gönderildiği, adreste ulaşılamadığından PTT idaresi tarafından 09/11/2022 tarihinde davalı kuruma iade edildiği, daha sonra 21/11/2022 tarihinde davacı tarafından kurumdan şahsen elden teslim alındığı, kararda yazılı mevzuata göre tebliğ tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde (21/02/2023) rayiç bedelin ödenmesi gerektiği halde davacının 28/02/2023 tarihinde davalı idarenin emanet hesaplarına ödeme yaptığı, her ne kadar depreme ilişkin mazereti ileri sürülmüşse de mevzuatta söz konusu süreyi mücbir sebeple uzatacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla davacının mevzuatta belirtilen süreden sonra ödeme yaptığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen Türkiye tarihinin en büyük depremi üzerine 5 Şubat'ta Muş ilinden deprem bölgesine gittiği ve öncelikle arama kurtarma çalışmalarına katıldığı, akabinde ise İstanbul'da yemek sektörü özelinde faaliyet gösteren ve aynı zamanda ortağı ve yöneticisi olduğu şirket tarafından deprem bölgesi için hazırlanan mobil mutfaklar vasıtasıyla bölgede birçok mutfak ve aşevinin kurulumu ve işletilmesi konusunda teknik destek faaliyetlerini sürdürdüğü, bu nedenle davacının talep konusu ödemeyi süresi içerisinde gerçekleştirilemediği, belirtilen durumu izah eden bir dilekçe ile davalı idareye başvurularak işlemlerin devam edilmesinin talep edildiği, ancak dava konusu işlemle taleplerinin reddedildiği, mücbir sebep oluşturan bu durumun içerisinden çıkar çıkmaz 28/02/2023 tarihinde davalı idarenin emanet hesabına ödemenin gerçekleştirildiği, ödemenin gerçekleştirildiği tarihin ödeme süresinin bitiminden yalnızca 7 gün sonrasına tekabül ettiği, davacının üzerine düşen yükümlülükten kaçmadığını, iyi niyetinin ortada olduğu esasında mücbir sebep altında olduğunun kabulü gerektiği, mücbir sebebe ilişkin birçok Danıştay kararı mevcut olduğu, mücbir sebebin uygulanmamasının mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği, temyize konu kararın gerekçesiz olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının üç aylık yasal ödeme süresinde ödeme yapmadığı açık olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel numaralı taşınmazın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca proje alanı olarak davalı Beykoz Belediyesi Başkanlığına tahsis ve adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Beykoz Belediye Meclisinin ... tarih ve... sayılı kararı ile söz konusu taşınmazın 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde hak sahiplerine satışına karar verildiği ve anılan taşınmazın tapu kaydı muhdesat bilgileri kısmında "..., ...'ın müşterek kullanımındadır." bilgisinin olduğu görülmektedir.
Hak sahipleri ...... ve ...'ın muvafakatnameler ile hak ve hisselerinin tamamını davacı ...'in almasına izin verdiği ve taşınmazın 811,58 m²'lik kısmı için rayiç bedel belirlenmesine ilişkin davalı idarenin ... tarih ve ...- ... sayılı yazının davacı tarafından 21/11/2022 tarihinde elden teslim alındığı görülmektedir.
Davacı tarafından, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mah. ... ada ...parsel nolu taşınmazın satışına ilişkin davalı idare hesaplarına yatırılan ödemenin ilgili hesaba aktarılması ile belediye meclisi tarafından satış işlemlerine devam edilmesi talebine ilişkin Beykoz Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne yapıla... tarih ve ...-... sayılı başvurunun reddine ilişkin Beykoz Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 13. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin ancak "kanunla" sınırlandırılabileceğini ve bu sınırlamaların "demokratik toplum düzeninin gereklerine" ve "ölçülülük ilkesine" aykırı olamayacağını hüküm altına almıştır.
6292 Sayılı Kanunun 6.maddesinin 8. fıkrasında; “ Belirtilen bedeller idarece yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödenir...." 9. fıkrasında ise " Peşin satışlarda satış bedelinin tamamını, taksitli satışlarda ise peşinatı veya taksitleri vadesinde ödememek suretiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin doğrudan satın alma hakkı düşer….” denilmektedir.
26/04/2012 tarih ve 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, 31/08/1956 tarih ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu belirtilerek, bu Kanun'un, 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ile Hazineye ait tarım arazileri hakkında uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı Yasanın "Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış" başlıklı 6. maddesinde;
".... (1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.
(2) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır.
(3) Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler.
(4) (Değişik: 30/1/2013-6412/1) Hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedeli; dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanır. Bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, taşınmazın sadece dört yüz metre karesi için ve hak sahiplerinin hisselerine oranlanarak uygulanır. (Ek cümle: 6/3/2013-6444/1) Ancak, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanır, bu şekilde satılan taşınmazların sonradan farklı amaçla kullanılması hâlinde, taşınmazın satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanacak bedel esas alınarak aradaki fark kanuni faiziyle birlikte ecrimisilin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin hükümler uyarınca kayıt malikinden tahsil edilir....." düzenlemesi bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sahibi 811,58 m² yüz ölçümlü 2B taşınmazın davacıya satılacak olan 811,58 m² 'lik kısmı için belirlenen rayiç bedelin en geç 3 ay içerisinde ödenmesi gerektiğinin davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile davacıya 21/11/2022'de tebliğ edildiği, bu tebliğ tarihinden itibaren üç (3) ay içerisinde ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacı tarafın, dava konusu işlem tarihinden önce, ödeme iradesini göstererek ödenmesi gereken rayiç bedele ilişkin peşinat tutarını 28/02/2023 tarihinde faiziyle birlikte davalı idarenin emanet hesabına yatırdığını aynı tarih ve ...-... sayılı dilekçesi ile satış işlemlerine devam edilmesini talebiyle birlikte davalı idareye bildirdiği anlaşılmaktadır.
İdare hukukunda, idari işlemlerin tesisinde ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerinin gözetilmesi zorunlu olup, idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olarak kullanılması gerekmektedir
Bu durumda, kanuni süre olan üç ay içerisinde talep edilen bedelin, davacı tarafından yatırılmadığı açık ise de dava konusu işlem tarihinden önce davacının kendi rızasıyla yasal faizi ile birlikte ödendiği görüldüğünden konunun hukukun genel ilkeleri kapsamında, hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı tarafından, sonuçları tüm ülkeyi derinden etkileyen 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketi sonrasında 05/02/2023 tarihinde gittiği Muş ilinden deprem bölgesine geçerek arama kurtarma çalışmalarına katıldığı, bu nedenle ödeme sürecini fiilen takip etme imkanının geçici olarak da olsa kalktığı ileri sürülmektedir.
Sonuçları bakımından tüm ülkeyi etkileyen söz konusu doğa felaketinin niteliği dikkate alındığında, kişinin yükümlülüğünü ifa etme yönündeki açık iradesi ve yasal faiziyle birlikte ödeme gibi titiz ödeme davranışı dikkate alınmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 09/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.