Danıştay 5. Daire, 375 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacının, ardışık arama kayıtları ve delil yetersizliği iddialarıyla adil yargılanma ve masumiyet karinesi ihlali temyizini ele alıyor.
Özet: Davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarılmasının iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi talebinin idare mahkemesi ve istinaf tarafından reddedilmesi üzerine, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığını, terör örgütüyle bağının olmadığını, görevden çıkarma işleminin somut delil ve gerekçeden yoksun olduğunu, özellikle ankesörlü telefon aramalarına dayalı iddiaların masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek, yargılamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürerek Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen bozulmasını talep etmektedir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/17872 E.  ,  2025/9787 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/17872
Karar No : 2025/9787
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalılar): 1- ... Bakanlığı
2- ... Komutanlığı
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen.... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlükten kalktığı gözetilmeden işlem tesis edildiği, Mahkemelerce işlemin sebep unsuru ortaya konulmadan karar verilmesiyle gerekçeli karar hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunmadığı, hiçbir terör örgütüyle bağının bulunmadığı, somut hiçbir delil ve gerekçe göstermeksizin verilen görevden çıkarma kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ve Anayasada belirtilen çekirdek haklarına müdahale edildiği, hakkındaki ATAÇ raporunda gösterilen aramalardaki askeri personeller ile aynı rütbede olmadıkları, tüm aramalarının 2014 yılında 3 aylık bir zaman dilimine rast geldiği ve aramaların tamamının Çorum ilinde gerçekleştiği, aramaların sayısı ve niteliği incelendiğinde örgütsel maksat ile arandığına dair yeterli kanaat edilemediği yönünde Cumhuriyet savcısı mütaalası bulunduğu, hakkında hiçbir tanık beyanının bulunmadığı, ardışık arandığı belirtilen kişileri tanımadığı, farklı kuvvetlerde subay, astsubay ve uzman erbaş olan bu kişilerin de kendisini tanımadığı, Çorum dışında görev yaptığı hiçbir ilden aranma kaydının bulunmadığı, söz konusu arama kayıtlarının ardışık arama formatına uymadığı, 2013 yılında abisinin adına kayıtlı olan ancak kendisine ait olan aracını internet sitesi üzerinden satmak için 1 yıl kadar uğraştığı, Cezaevinde ağır hasta olup hastanede devamlı yatan iki mahkûmun muhafazası ve güvenliği için bu hastanede görevli olduğu dönemlerde insani olarak telefon numarasını vermiş olması nedeniyle, kendisini telefonla arayarak sık sık bu kişilerin durumlarını sordukları, erbaş ve erlerin cep telefon kullanmasının 2015 yılına kadar yasak olması nedeniyle nöbetçi astsubay olduğu günlerde zaman zaman kendisini aradıkları, 05/05/2013 tarihinde yapılan tekil aramanın Açık Öğretim Sınavları olmasından dolayı cep telefonunu eşine bırakmış olması nedeniyle kendisini almaya gelmesi için bir marketten yaptığı arama olduğu, Çorum’da arandığı ankesörlü telefonların bulunduğu işletmelerin Belediye binasına yakın bir mevkide bulunduğu ve eskiden beri üniversite öğrencileri ile er ve erbaşlar tarafından kullanıldıklarını tespit ettiği, ardışık ve tekil aramaların ayrı bazlarda bulunan kişilerle yapıldığı, kişilerin farklı il ve ilçelerde görevli oldukları hususu dikkate alındığında birbirlerini tanıma ve dolayısıyla sohbet maksatlı bir araya gelme ihtimallerinin bulunmadığı, Yargıtay tarafından sadece ardışık arama tespitinin silahlı terör örgütü üyeliği için yeterli olmadığına karar verildiği, HTS kayıtlarının içeriği bilinmediğinden dolayı örgüt üyeliği suçu dâhil hiçbir suç için tek başına cezalandırılmaya yeterli kanıt niteliğinde olmadığı, hakkında yapılan değerlendirmede oluşan kanaatin takdir yetkisi adı altında soyut kavramlara dayandırıldığı, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, işkence yasağı, etkili başvurma hakkı, kanunilik ilkesi, çalışma hakkı, kamu hizmetlerine girme hakkı gibi Anayasa ve Uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, davacı tarafından adli yardımdan yararlanmasına karşın temyiz aşamasına ait yargılama giderlerinin yatırıldığı anlaşıldığından temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.