İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, yüksek faiz ve enflasyon kaynaklı mali krizle mücadele eden şirketin reddedilen konkordato başvurusuna ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 1954ten beri faaliyet gösteren, hem fiziksel mağazaları hem de güçlü dijital varlığı olan köklü bir aile işletmesinin ve kefillerinin konkordato başvurusunun ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesini konu almaktadır. Şirket, yüksek faiz, düşük kur ve enflasyon gibi ülkedeki ekonomik politikaların yol açtığı finansal zorluklar ve artan kredi maliyetleri nedeniyle derin bir mali krize girmiş, ancak istihdamı koruma, tedarikçilere ödeme yapma ve borçları yeniden yapılandırma amacıyla normal ticari faaliyetlerine devam edebilmek için konkordato talep etmiştir. Başvuruda, geçici konkordato mühleti, komiser atanması, mal varlığının korunması ve aleyhindeki tüm icra takiplerinin durdurulması gibi tedbirler istenmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/357
KARAR NO : 2026/1498
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2025
NUMARASI : 2025/946 Esas 2025/893 Karar
DAVA : KONKORDATO
KARAR TARİHİ : 18/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ 18/06/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/946 Esas ve 2025/893 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda konkordato davasının reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacılar vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkili ..., Türkiye züccaciye sektörünün en köklü aile işletmelerinden biri olarak 1954 yılında merhum dedeleri tarafından kurulduğunu, o tarihten bu yana kesintisiz olarak faaliyet gösteren firma, ikinci kuşak olan babalarından sonra müvekkili ... , üçüncü kuşak temsilci olarak yöneticiliği altında çalışmalarına devam ettiğini, dava tarihi itibarı ile firmanın İstanbul'da iki adet fiziki mağazasının bulunduğunu, bu mağazalarının 71 yıllık köklü ticaret kültürünü temsil ettiğini, aynı zamanda perakendenin yanı sıra toptan satış faaliyetleri de yürüttüklerini, 2020 yılı itibarı ile e ticaret kanallarında da aktif rol almaya başladıklarını, .... .... gibi önde gelen online pazaryerlerinde mağazalar açarak, ayrıca kendi kurumsal web siteleri üzerinden satış yaparak dijital pazarda da güçlü bir yer edindiklerini, toplamda 700.000 takipçi kitlesine ulaşmış olduklarını, sektördeki güvenilirlik ve müşteri sadakatlerinin açıkça gösterdiğini, ülkede geçen yıl uygulanmaya başlanan yüksek faiz düşük kur politikasından dolayı ortalama kullanılan kredi miktarının %150 oranında arttığını, ayrıca işletmenin ülkedeki yüksek faiz politikasından dolayı içeride kullanmış olduğu kredilerin faizleri yüksek olmasından dolayı finansal denge açısından da boşluğa düştüğünü, bankadan kullanılan kredilerin faiz oranlarının yüksek olmasından dolayı işletmenin girdileri üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu, bu etki projenin baz alındığı tarihte had safhaya ulaştığını, son dönemde yüksek enflasyonla mücadele edilmesi amacıyla başlatılan faiz attırımları, firmaların finansal maliyetini ani bir şekilde arttırarak ödemelerin bozulması ve şirketlerin batması ile finansal kurumların iflası gibi finansal göstergelerin tümünün veya çoğunluğunun ani, keskin ve açık bir biçimde bozulmasına sebep olduğunun belirtildiğini, tüm bu zorluklara karşın şirket, şirket işleyişinin devamı için fazlaca maliyete katlanıp elde edilmesi beklenen kardan daha azını elde ederek faaliyetine devam ettiğin ve borçlarını ödemeye devam ettiğini, işletmenin varlığını sürdürerek işyerlerinde çalışan personelin istihdamı ve sigorta kapsamında tutulması , tedarikçi firmalardan yapılacak alımların ödenmesi ile mevcut işlerinden kar elde edilerek borçların yapılandırılması açısından bakıldığında işletmenin normal faaliyetlerine devam edebilmesi gerektiğini, işletmenin içinde bulunduğu mali krizin aşılarak tekrar normal ticari yaşamına devam edebilmesi için kanunların sağladığı olanak ölçüsünde konkordato başvurusunda bulunma zorunluluğunun ortaya çıktığını, diğer müvekkilleri anne .... ve eşi ...'nun kefaleten borçlarının olduğunu, bu nedenle iş bu müvekkilleri yönünden de konkordato talebinin zorunlu hale geldiğini açıklanan nedenlerle; İİK 286 da belirtilen belgelerin davacı şirket yönünden eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespitiyle, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak şirketin sicil özetinin gönderilmesinin istenilmesine, İİK 287/3 maddesi gereğince konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından izlenmesi ve incelenmesi amacıyla davacı şirkete geçici konkordato komiseri tayinine, İİK 288/2 maddesi gereğince 3 aylık geçici konkordato mühleti verilmesine, bu kararın gerekli ilanlarının yapılmasına,geçici mühlet kararının ilgili kurumlarına bildirilmesine,287/1 gereğince 297 de ki haller dahil mal varlıklarının muhafazası için tüm tedbirlerin alınmasına,davacının geçici mühlet kararından itibaren rehin tesisinin, kefil olmasının, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatının kısmen dahi devrinin ve takyidinin, ivazsız tasarruflarda bulunmasının tediren önlenmesine,davacı taşınmazları,makinaları ve demirbaşlarının ayrıca motorlu kara nakil vasıtalarının dava sonuna kadar devirlerinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine,288/1 gereğince geçici mühlet kesin mühlet sonuçlarını doğuracağından İİK 294/1 uyarınca mühlet içinde davacı aleyhine 6183 dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasına ve başlamış tüm takiplerin durmasına, ihtiyati tedbir ve haciz kararlarının uygulanmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına,İİK 294/2 gereğince İİK 206/1 de ki alacaklar yönünden takip yasağı bulunmadığına ancak 295 e göre rehinin paraya çevrilmesi yönünde takip başlatabileceği ancak muhafaza ve satış tedbirleri alınamayacağı yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, konkordato mühletinin verilmesinden önce müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve de devredilen alacak konkordato mühletinden sonra doğmuş ise bu devrin hükümsüz sayılmasına, davacı şirketin haciz ve muhafaza altına alınan menkulleri üzerinde ki hacizler baki kalmak kaydıyla şirket müdürüne yediemin olarak teslimine, İİK 89 gereğince haciz ihbarnamesi gönderilmesinin yasaklanmasına, BK 139/1 ,İİK 200/201 gereğince,geçici mühlet kararının ilanından sonra, bankalarca tahsil edilen alacaklar ve gelecek havale, EFT yönünden bankaların takas mahsup yoluyla bloke işlemi yapmamasına, hapis hakkını kullanmaması, aynı tarih itibariyle varsa konulan blokelerin kaldırılması, bankada mevcut talep eden davacı tarafından verilen, tahsil/teminat yada temlik çeklerinin geçici mühlet kararının ilan tarihinden itibaren tahsil edilen bedellerinin komiser nezdinde konkordato projesinde kullanılmak üzere talep eden davacıya iadesi yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesine, takas ,mahsup ve bloke işlemlerinin yapılmamasına, bankaya verilmiş çek/senet vs kambiyo evraklarının tahsili halinde tahsil bedellerinin şirkete iadesine ,İİK 206 hariç 6570 SK dahil olmak üzere tüm açılmış icra takiplerinin durdurulmasına,takip açılmasının yasaklanmasına,şirketin haczedilen menkullerinin ve motorlu kara nakil vasıtalarının hacizleri baki kalmak kaydıyla muhafaza altına alınmış mallarının tamamının şirket kullanımı için yeddiemin olarak şirket müdürüne yeddiemin olarak teslimine,hapis,takas ve mahsup hakları yoluyla bankalarda mevcut alacakları ile diğer alacaklarının alacaklılar tarafından bloke işlemlerinin önlenmesine ve yasada belirtilen diğer yönlerde ki ihtiyati tedbir taleplerimiz yönünden haklarımızın saklı tutumasına,daha sonra kesin mühlet ile oylamadan sonra kabul gelmesi halinde konkordatonun tasdikine,yargılama gideri ile vekalet ücretinin müvekkillerin uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
DELİLLER :Davacılar vekili iddiasını ispata yönelik olarak; vergi levhası, İzmir Ticaret Odası oda sicil kayıt ve faaliyet belgesi, ticaret sicil gazeteleri, vergi beyannameleri, 30/04/2025 tarihli kaydi bilanço ve gelir tablosu, 2023-2025 yıllarına ait e defter beratları, duran varlıkların net defter değeri ve rayiç değerleri tablosu, 30/04/2025 tarihli rayiç bilanço, alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösterir liste, borçların imtiyaz durumlarını gösterir liste, 01/2025-2028 projeksiyon dönemleri gelir tabloları, 01/2025-2028 nakit akışları tablosu, konkordato ile iflas halinde alacaklıların eline geçebilecek miktarlar, ödeme tablosu, makul güvence denetim raporu ve sair delillere dayandığı görülmüştür.
Davacıların talebi üzerine, mahkememizin 11/07/2025 tarihli ara kararı ile, davacıların 7101 sayılı yasanın 15. Maddesi ile değişik 2004 sayılı Yasa' nın 287/1. maddesi gereğince İİK' nin 286. Maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespit edilmesi ile, geçici mühlet talebinin kabulü ile davacılara 11/07/2025 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 ay geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür.
Mahkememizce geçici mühlet konkordato komiseri olarak görevlendirilen, konkordato komiserleri hukukçu komiser .... ile SMMM ...'dan oluşan komiser heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 29/09/2025 tarihli geçici mühlet nihai raporunda özetle;
A-... (...İşletmesi) Yönünden;
Şirketin İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 265865 sicil numarası ile kayıtlı olduğu, ... Ferdii İşletmesinin tek ortağının ... olduğu, işletme sermayesinin 2.000.000,00 TL olduğu ve tamamının ....'na ait olduğu, ve tamamının ödendiği, şirketin 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunun ilgili hükümleri gereği e-defter beratlerinin tamamının, 2025 yılı beratlerinin oluşturma süresi devam ettiğinden 31.03.2025 tarihine kadar oluşturulduğu, Bu kayıtlara göre; Davacının Ticari Defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64.maddesinde belirtilen hükümlere göre düzenlendiği, şirketin 2024 yılı Kasım ayında 19, Aralık ayında 16. 2025 yılı Ocak ayında 10, Şubat ayında 9, Mart ayında 9, Nisan-Mayıs-Haziran- aylarında 7, Temmuz-Ağustos aylarında 8 personel ile faaliyetine devam ettiği, işletmenin 31.12.2024 tarihli Kaydi Özvarlığının Müsbet (+) 9.262.106.05 TL, 30.04.2025 tarihli Kaydi Özvarlığının Müsbet (+)10.882.786,17 TL, komiserliğe sunulan 11.07.2025 Geçici Mühlet tarihli kaydi özvarlığının Müsbet(+) 11.322.383,85 TL, komiserliğe sunulan 31.08.2025 tarihli Kaydi Ozvarlığı'nın Müsbet (+) 12.112.630,23 TL olduğundan aktifinin borçlarını karşılamaya yettiği, dolayısıyla, ... (... Ferdi İşletmesi)'nin kaydi bilançolara göre borca batık olmadığı, ... (....Ferdi İşletmesi)'nin 11.07.2025 Geçici Mühlet tarihi itibariyle adi borcunun 3.688.536,77-TL'si cari borç, 37.429.902,49 TL'si senetli borç olmak üzere toplam 41.118.439,26-TL olduğu, kesin mühlet verilmesi durumunda İİK.nun 299 ve 300.maddeleri gereği alacak bildirimlerinin yapılması ve tetkiki sonrası şirketin adi borç tutarının belirleneceği, 11.07.2025 tarihli mali tablolara göre şirketin personele imtiyazlı borcunun bulunmadığı, kamuya Borcunun 3.557.324,73-TL olduğu, işletmenin rehinli borcunun 31.788.070,81-TL olduğu, adi alacaklılar %20,94 oranında alacaklarını tahsil edebilecekken Konkordatonun tasdiki halinde de %100 alacaklarını tahsil edebileceği, paranın zaman değeri dikkate alınarak 11.07.2025 geçici rmühlet tarihi ile 10.10.2025 kesin mühlet duruşma tarihi arasında geçen 91 günlük sürede yıllık %44.25 avans faizi üzerinden 1.533.945,42-TL faiz de eklendiğinde 42.652.384,68-TL adi alacağın iflas halinde tahsil edilme oranının %20.04 oranına düşeceği, bu duruma göre de Konkordatonun tasdiki halinde de alacaklarının %100,00'ünü tahsil edebileceği, borçlu şirket adi alacaklılara olan borçlarını; konkordato tasdik tarihini takip eden aydan başlamak üzere 28 ay içinde ikişer aylık eşit taksitlerle 14 taksitte yıllık %36,75 faiz ilavesi ile ödeyeceğini teklif ettiği, şirket borçlarını; konkordato ön projesi teklifi kapsamında, konkordatoya tabi alacaklılara olan toplam 55.659.599,86-TL borçlar için 20.454.902.05-TL (%36.75 faiz oranı) faiz ilavesi ile 76.114.502,81-TL ödemeyi teklif ettiğini, borçlu şirket rehinli alacaklıların alacaklarını; konkordato tasdik tarihini takip eden aydan başlamak üzere 28 ay içimde ikişer aylık eşit taksitlerle 14 taksitte yıllık %36,75 faiz ilavesi ile ödeyeceğini teklif ettiğini, konkordato talebinin vade konkordatosu olduğu, konkordato tasdik tarihini takip eden aydan başlamak üzere yıllık %36,75 oranında faizi ile birlikte 28 ayda ödeneceğinin anlaşıldığını, şirket konkordato ön projesindeki ödeme teklifine göre, alacaklıların tamamının belirli bir vadede alacaklarının tamamına kavuşma imkânı sağlamayı, projenin vade talepli bir konkordato projesi olduğu, alacaklılardan herhangi bir tenzilat talep edilmediği gibi mevcut ana para borçlarına yıllık %36,75 ilave bir faiz ödemesi planlandığını, mülkiyeti borçlu davacı şirketin tek sahibi ...'na ait toplam 1.185.000.00 TL tutarındaki üç tekerlekli motorlu bisiklet. iki tekerlekli motorlu bisiklet ve otomobil gerektiğinde satılarak borçların ödenmesinde kullanılacağının teklif edildiğini, ayrıca Mülkiyeti borçlu ... ve ....'na ait 39.008.686,42-TL değerindeki gayrimenkuller şirketin borçları için kullanılacağının teklif edildiğini, şirket kredi temini yoluna gidilmeyeceğini planlamış olup, konkordato kaynakları olarak; şirketin 2025-2028 dönemleri 34.502.663,00 -TL net karına alacakları tahsili de eklenerek borçlarını ödeyeceğini teklif ettiğini, şirketin 10.10.2025 tarihli duruşmasında kesin mühlet alması ile geçecek 12 aylık süre sonunda konkordatonun tasdiki halinde 10.10.2026 tarihli tasdiki takip eden 2026/11. Aydan başlamak üzere 28 ayda yani yaklaşık 2028 yılının sonunda 41.118.439,32-TL adi borç, yıllık %36.75 faiz oranı üzerinden 18.888.783,01-TL faiz olmak üzere toplam 60.007.222,33-TL adi borç ödemesi gerektiğini, işletmenin 2024 yılı net faaliyet karının 2.875.707,43-TL olduğu, yine 2025 yılın ilk sekiz ayında işletmenin faaliyet met karının 2.705.964,18 TL olduğu, 2025 yılı ilk sekiz aylık 2.705.964,18-TL net gelirin oniki aylık tutarının tahmini 4.058.946,27-TL olduğu varsayılarak, borçlu işletmenin 2024 yılındaki 2.875.707,43 TL net karını 2025 yılında %70.85 artırarak 4.058.946,27 TI düzeyine yükselttiği, 2026 yılında da aynı artışın sağlanması halinde 2026 yılı net karının 6.934.709,70 TL. olabileceği, sonraki iki yılda gelir artışının %25 makul düzeyde olabileceği varsayılarak borçlu şirketin 2025-2028 yılları arasındaki dört yıllık toplam gelirinin 30.479.527,00-TL olabileceği tahmin edildiğini, şirketin faiz dahil 2028 yılı sonuna kadar ödemesi gereken toplam 60.007.222,33-TL adi borç ödeyeceği, dört yılda elde edilecek 30.479.527,00-TL gelirin borcu ödemeye yetmeyeceği ve (60.007.222,33-30.479.527,00=29.527.695,33) 29.527.695,33 TL açık kalacağı, mülkiyeti borçlu ....'na ait toplam 1.185.000,00-TL tutarındaki malvarlığı ile mülkiyeti borçlu ... ve ....'na ait 39 008.686.42-TL değerindeki gayrimenkuller şirketin borçları için kullanılacağı dikkate alındığında toplam (39.008.686,42-1.185.000,00=40.193.686,42) 40.193.686,42-TL ek kaynak ve en son 31/08/2025 tarihli mali tablolardaki 14.427.067,31-TL ticari alacağın tahsisi ile aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere, toplam (40.193.686,42+14.427.067,31+30.479.527,00=85.100.280,73) 85.100.280,73 TL kaynakla elde edilebileceği, 85.100.280,73 TL kaynaktan 60.007.222,33 TL tutarındaki adi borçların ödenebileceğinin hesaplandığını, borçlu işletme ön projesinde; rehinli alacaklıların alacaklarını: konkordato tasdik tarihini takip eden aydan başlamak üzere 28 ay içinde ikişer aylık eşit taksitlerle 14 taksitte yıllık %36,75 faiz ilavesi ödeyeceğini teklif ettiklerini, borçlu işletmenin 31.788.070,86-TL tutarındaki Rehinli Borçlarının yıllık %36,75 faiz oranlı 14.602.645,01-TL tutarındaki faizi ile birlikte toplam 46.390.715,87-TL olduğunun hesaplandığını, kamu borçlarının yıllık faizi %24, aylık %2, iki aylık %4 olarak kabulü halinde diğer borçların ödeme planlarına paralel olarak 28 ayda 14 taksitte 3.557.232,98-TL anapara ve 1.558.552,60-TL faiz olmak üzere toplam 5.191.469.,72 TL. olarak hesaplandığını, ... işletmesinin konkordato başvurusunun tasdiki halinde 28 ayda 76.463.834,16 TL anaborç, 35.049.980.62-TL faiz olmak üzere toplam 111.589.407,92-TL borç ödemesi gerektiğini, işletmenin geçmiş yıl mali verileri ile iş tecrübesi değerlendirildiğinde, şirketin konkordato ön projesinde öngördüğü proforma gelir tablosundaki nakit bütçesinin tamamıyla gerçekleşmese bile önemli gelir elde edeceği, dolayısıyla da şirketin konkordato borçlarına kaynak olarak göstermiş olduğu, gelirleri, alacakları ve malvarlığı satışları dikkate alımdığında sumnulu konkordato Projesinin uygulanabilir olduğunun tespit edildiğini,
B- ....Yönünden Ön Proje
....'nun ... (....) Ferdi İşletmesi'nin tek sahibi ... T.C. Kimlik No...)'ın annesi olduğu, esas borçlu şirketin kullandığı krediler için bir kısım taşınmazını ipotek verdiği, ayrıca bu krediye kefaleti de olduğu için müşterek ve müteselsil kefil konumunda bulunduğu, başvurucunun kefalet borçları, ....bankası 2.047.324,00-TL;....bank 12.321.844.98-TL ve...bank 80.000,00-TL olmak üzere toplamı 14.449.168,98-TL tutarında olduğu, başvurucu ...'nun ayrıca şahsi banka borcunun
3.111.210,00-TL tutarında olduğunun anlaşıldığını, ...'nun işbu şahsi konkordato başvurusuna gerekçe kefalet borçlarına kaynak olarak konulabilecek taşınmaz varlığı mevcut olup güncel pazar değerleri referans alınarak oluşturulan mezkur tabloda taşınmazların rayici 14.519.261,42-TL olarak belirlendiğini, borçlu ....'nun 14.519.261,42 TL tutarında malvarlığı olduğu, asgari ücret kadar ücret geliri olduğu ve şahsi borcunun da 3.111.210,00-TL tutarında olduğu, müstakil konkordato başvurusunda bulunan..., işbu konkordato teklifine göre, imtiyazsız (adi) olan kefalet borçları toplamı 14.449.168,98-TL tutarını, şahsi konkordato teklifinin tasdiki kararından geçerli olmak üzere işbu şahıs proje raporuna göre geri ödemesi gerçekleştirilecek münhasıran imtiyazsız (adi) olan 14.449 168,98-TL tutarlı kefalet borcu üzerinden %17,32 oranında tenzilat yapılmak suretiyle geri ödemek istediği, bu tenzilatın kabulü halinde 14.449.168,98-TL, kefalet borcunun %82,68'i olan 11.946.572,91 TL tutarında ödeme yapacağı, ....'nun ...'nin banka kredilerinde mevcut kefilliğinin söz konusu olmasından kaynaklı, bu noktada hem şirketin hem de şahsının konkordato başvuru gerekçesi müşterek ve müteselsil borçlarının yapılandırılması-geri ödemesine, toplam 11.946.572,91-TL kaynak oluşturmak suretiyle ... (... Ferdi İşletmesi)'nin şirketin faiz dahil 2028 yılı sonuna kadar ödemesi gereken toplam 60.007.222,33-TL adi borç tutarının %19,91'ini ödenmesinde katkıda bulunacağı, işletmenin 111.589.407,92 TL toplam borcunun (Adi, rehinli ve kamuya olan borçlar toplamı) %10,70'inin ödenmesine katkıda bulunacağının anlaşıldığını, belirtilen nedenlerle ...'nun konkordato projesinin başarıya ulaşabileceğinin değerlendirildiğini,
C-....(...) Yönünden;
... 'nun şirketin tek ortağı ...'nun eşi olduğu, esas borçlu şirketin kullandığı krediler için bir kısım taşınmazını ipotek vermiş olup ayrıca bu krediye kefaleti de söz konusu olduğu için müşterek ve müteselsil kefil konumunda bulunduğu, başvuru ...'nun...'a toplam 3.023.888,91-TL kefalet borcu olduğu, şahsi banka borcunun ise 1.060.253,00-TL. tutarında olduğu, ...'nun 1.127.338,17 TL geliri ve 1.060.253,00-TL şahsi borcu olduğu, borçlu ...'nun yıllık 1.127.338,17-TL tutarındaki gelirinden 1.060.253,00-TL tutarındaki şahsi borcu düşüldüğünde geriye 67.085,17-TL kaldığı, müstakil konkordato başvurusunda bulunan ..., işbu konkordato teklifine göre, imtiyazsız (adi) olan kefalet borçları toplamı 3.023.888,91-TL tutarını, şahsi konkordato teklifinin tasdiki kararından geçerli olmak üzere geri ödeme süreleri içerisinde itfa etmeyi taahhüt ettiğini, bu noktada işbu şahıs proje raporuna göre geri ödemesi gerçekleştirilecek münhasıran imtiyazsız (adi) olan 3.023.888,91-TL. tutarlı kefalet borcu üzerinden %72,40 oranında tenzilat yapılmak suretiyle 895.071,12-TL geri ödeme yapacağı, ... (.... Ferdi İşletmesi)'ne olan 3.023.888,91-TL tutarlı kefalet borcundan 895.071,12-TL geri ödeme yapması gerektiği, geliri ile şahsi borcu arasındaki 67.085,17-TL'yi kaynak olarak kullanabileceği, söz konusu kaynağın 3.023.889,91-TL. tutarındaki kefalet borcunun itfasına yetmeyeceği, diğer yandan ... (... Ferdi İşletmesi)nin faiz dahil 2028 yılı sonuna kadar ödemesi gereken toplam 60.007.222,33-TL adi borç tutarının binde onbirinin ödenmesinde katkıda bulunacağı, işletmenin 111.589.407,92 TL toplam borcunun (Adi, rehinli ve kamuya olan borçlar toplamı) binde altısının ödenmesine katkıda bulunacağı, açıklanan nedenlerle ...'nun ...(Ferdi Züccaciye İşletmesi)'nin borçlarının ödenmesinde kayda değer bir katkısının olmayacağı ve başarıya ulaşma şansının bulunmadığını, Borçlu işletmenin adi alacaklı sayısı 40 (kırk), adi borç toplamı 41.118.439,26-TL olarak tespit edildiğinden alacaklılar kurulunun oluşturulması şartlarını taşımadığının değerlendirildiğini, nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Mahkememizin 2025/630 Esas sayılı dava dosyasında 10/10/2025 tarihli duruşmada, davacı borçlu ... (....İşletmesi) Ve ....'na ilişkin kesin mühlet talebinin kabulüne, davacı borçlu ... (...) yönünden dosyanın tefriki ile mahkememizin en son esasına kaydedilmesine karar verildiği, mahkememizin en son esası olan 2025/946 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
DEĞERLENDİRME :Dava; konkordato istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,
Uyuşmazlığın, davacı borçluların teklif ettiği konkordato projesinin uygulanabilir olup olmadığı, kesin mühlet verilmesi gerekip gerekmediği, kesin mühlet sonucu teklif edilen projenin tasdik edilebilir nitelikte olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
İİK nun 289/3 maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği, konkordatonun başarıya ulaşmasından kasıt, teklif edilen projenin, gerek geçici mühlet ve gerekse de kesin mühlet içerisinde taraflarca veyahutta mahkemenin müdahalesi ile revize edilmesi mümkün ise de, konkordato talebi ile birlikte teklif edilen ve geçici mühlet süresi içerisinde revize edilen projenin tenzilat veyahutta vade konkordatosu şartlarını taşıması, alacaklıların ve alacak miktarının çoğunluğunca teklifin kabul edilebilir olması ve konkordato talebinin davacı borçlunun kaynakları ile orantılı olması gerektiği, bu kapsamda mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre;
Davacı borçlu .... (...) nun ....'a kefaletten kaynaklı 3.023.888,91-TL borcu ile şahsi 1.060.253,00-TL borcu dahil toplam 4.084.141,91-TL borcuna karşı davacı borçlunun adına kayıtlı aktif mal varlığı bulunmadığı, davacı borçlunun eşi ... ile birlikte işlettikleri ancak ortaklığı bulunmayan işletmede aylık asgari ücret geliri elde ettiği, davacı borçlunun teklif edilen projede iş bu borcunu %72,40 oranında tenzilat ile 1.127.338,16-TL olarak 09/2026 - 12/2028 tarihleri arasında ikişer aylık eşit taksitler halinde toplam 14 eşit taksitte ödeme teklifinde bulunduğu, davacı borçlunun elde ettiği aylık asgari ücret geliri ile teklif edilen projede ödenmesi vadedilen miktarı karşılamaya yeterli olmadığı, teklif edilen projenin davacı borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı, projenin başarısının kefili olduğu işletmenin konkordatosunun başarıya ulaşma şansına bağlı olduğu, iş bu nedenle teklif edilen projenin alacaklıların büyük çoğunluğu ile kabul edilmeyeceği ve bu sebeple teklif ettiği konkordato projesinin başarıya ulaşma şansı bulunmadığı..." gerekçesi ile, davacı Borçlu .... (...)'nun kesin mühlet talebi ile konkordato davasının reddi ile geçici mühlet kararının kaldırılmasına, konkordato komiserleri görevine son verilmesine, tüm tedbirlerin kaldırılmasına, İİK 288. Maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, konkordato projesinin müvekkili ...'nun şahsi sürekli aylık gideri ile sunacağı katkıya dayanmakta olduğunu, her ne kadar müvekkilinin şahsi sürekli aylık gelirinin asgari ücret olduğu ve müvekkilin kaynaklarının bu projenin gerçekleşmesine katkı sunmadığı gerekçesinin doğru olmadığını, müvekkili ...'nun asgari ücret kazanmakta olsa da konkordato projesinde bu maaşının tamamen konkordato projesine aktarılacağının öngörüldüğünü, müvekkili ...'nun borcunun asıl borçlu davacı şirkete kefaletlerinden kaynaklandığını, her ne kadar geçici mühlet nihai raporunda müvekkilinin şahsi borçları hesaplanarak sunacağı katkıdan düşülmüşse de hangi borçların niye şahsi sayıldığına ilişkin bir açıklamanın olmadığını, müvekkilinin borçları incelendiğinde bütün borçlarının bankalara kefaletten kaynaklandığının görüleceğini, bu hususta dosyada hangi borçların şahsi hangilerinin kefaletten kaynaklandığının belirtilmediği ve araştırılmadığından konkordato projesinin teklifinin başarıya ulaşma şansının da yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin şahsi borçlarının çıkarılarak konkordato projesine katkısının ancak 67.085,17.TL olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, bilirkişilerin konkordato projesindeki bilgilerin doğru olmadığını veya eksik olduğunu belirlerken hangi araçları kullandıklarını da belirtmeleri gerektiğini, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin şirkete verdiği kefaletten kaynaklanan borçlardan kaynaklı konkordato teklifinde bulunulduğundan, asıl borçlu şirketin kefaletten kaynaklı borçları da tasfiye edeceğinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin konkordato teklifinin başarısının hem kendisi tarafından verilecek bireysel katkıya hem de davacı asıl borçlu şirketin borçlarını ödeyecek olmasına bağlı olduğunu, sadece asıl borçlu şirketin borçlarını ödemesi esasına dayanan bir teklif olmadığını, esas borçlu şirketin konkordatosunun başarıya ulaşması halinde, müteselsil kefil olan gerçek kişinin borcunun da sona ereceği veya azalacağının açık olduğunu, asıl borçlu şirket borçları ödendiği sürece kefilin sorumluluğunun da azalacağından, dolayısıyla süreçlerin paralel yürütülmesi gerektiğini, aksi halde şirket borçlarından ötürü şirkete başvuramayan alacaklıların müvekkiline başvuracağı ve konkordato teklifinde taahhüt ettiği katkıdan şirketin de mahrum kalacağının değerlendirilmesi gerektiğini, HMK m. 166 uyarınca davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceği gerekçesiyle tefrik edilen davanın birlikte görülmesi için birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, konkordato istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
7101 Sayılı Kanunla değişik İİK.305.maddesine göre;
302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:
a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması,
b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder),
c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması,
d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır),
e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması,
Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmünü amirdir.
İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca konkordato tasdikinin şartları, kararı, ilanı düzenlenmiştir.
İİK.307 maddesine göre ise;
Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir.
a) Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır,
b) Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır,
c) Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır,
Rehinli malın muhafazası ve paraya çevrilmesinin ertelenmesi hâlinde satış isteme süresi işlemez.
Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında finansal kiralama konusu malların iadesi, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir.
a) Borçlu finansal kiralama sözleşmesinin aynen ifasını 294 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca üstlenmiş olmalıdır.
b) Finansal kiralamadan doğan kira alacağı konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır.
(1) Bu maddenin “Konkordato haricinde yapılan vaitler:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2)Bu maddenin “Konkordatonun alacaklılardan birinin müracatiyle onun hakkında feshi:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
c) Ödenmemiş kira borcu, üç aylık tutarı aşmamalıdır.
d)Bu erteleme nedeniyle finansal kiralama konusu malın değer kaybından kaynaklanabilecek zarar, teminat altına alınmış olmalıdır.
e) Borçlu finansal kiralama konusu malın işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve iade edilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır.
Birinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alacaklılar yazılı görüşlerini konkordatonun tasdikine ilişkin duruşmadan önce sunmaya davet edilirler; bu alacaklılar ayrıca tasdik duruşmasına çağırılırlar.
Borçlu, rehinli veya finansal kiralama konusu malı rızasıyla devreder, iflâs eder veya ölürse, erteleme kendiliğinden hükümsüz hâle gelir.
Konkordatoyu tasdik eden mahkeme, ilgili alacaklının talebi üzerine ve borçluyu da davet ederek aşağıdaki hâllerden birinin varlığının yaklaşık olarak ispat edilmesi kaydıyla erteleme kararını kaldırır.
a) Borçlu ertelemeyi yanlış bilgiler vermek suretiyle elde etmişse.
b) Borçlunun serveti ve gelirleri artmış ve borçlu, ekonomik varlığını tehlikeye sokmadan borcu ödeyebilecek hâle gelmişse.
c) Rehinli malın paraya çevrilmesi veya finansal kiralama konusu malın iadesi, borçlunun ekonomik varlığını artık tehlikeye sokmayacaksa.
Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı
Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.)
Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir.
İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir.
Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenleme İİK m. 292'dedir. İlgili madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. Belirtelim ki, m. 292'de hükme bağlanan iflasın şartları ile m.308 gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK m.292 gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. 308. madde gereğince iflasın gerçekleşebilmesinin ilk koşulu yine borçlunun tacir olmasıdır. İkinci koşul ise, konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesidir. Üçüncü koşul ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının varlığıdır.
Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına da sebebiyet vermeyebilecektir. Mahkemenin tasdik talebini reddi ile birlikte iflas kararı verebilmesi için borçlunun iflasa tabi olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin bulunması, borca batıklık halinde kooperatif veya sermaye şirketi olması gerekir. İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçeklememesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre, " Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.
Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte mahkeme, şartları varsa, derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu noktada dikkat etmek gerekir ki, konkordatonun tasdik edilmediğine (reddedildiğine) ilişkin karar m. 288'e göre ilan edilecektir. İflasın açılmasına ilişkin karar ise m.166 çerçevesinde tebliğ ve ilan edilir. Görüldüğü üzere, konkordatonun tasdik edilmemesi halinde iki farklı ilan yapılacaktır. (YENİ KONKORDATO HUKUKU Prof Selçuk Öztek, Prof Ali Cem Budak, Prof Serdar Kale, Doç.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Bilgehan Yeşilova shf,550 vd)
Alacaklıların alacağının konkordato nisabına eksik dahil edildiği itirazı yönünden; borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nın 288. maddesinde; yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunacağı (İİK.m.289), İİK'nın 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nun 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir. Burada konkordatoyu inceleyecek olan mahkemenin bu talep üzerine vereceği karar, sadece konkordatonun nisabına dahil olmak bakımından bir sonuç doğuracaktır. Diğer bir ifade ile mahkemece çekişmeli alacaklar hakkında verilecek karar, çekişmeli olan alacağın da projeye dahil edilip edilmemesi ve konkordato kapsamında alacaklıya oy hakkı tanınıp tanınmayacağını dolayısıyla İİK'nun 302 maddesinde yer alan nisapların sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi için önem arz etmektedir.
Mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına ilişkin kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Nitekim İİK 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
İİK 295. maddesi "Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez" şeklindedir.
17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönünde bulundurulmasına karar vermiştir.
Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir.
Bu amacın gerçekleştirilmesi yani konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması gerekir. İİK.nın 295. maddesi de bu amaca hizmet eden bir hüküm içerir. Rehni 3. kişinin vermesi halinde bu rehnin paraya çevrilmesi konkordato talep eden borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu haliyle 3. kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesini konkordato kapsamında engellenmesi kanun koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak düşünülemez.
İİK.' da bu ve buna benzer maddelerde amaç borçlunun malvarlığını korumak ve bu sayede konkordato projesinin başarıya ulaşmasını sağlamaktır. Alacağı 3. kişi rehni ile teminat altına alınan alacaklı kanundaki sınırlamalara bağlı kalmadan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilecek ve asıl borçlunun konkordato takibinin kabul edilmesi halinde rehinden karşılayamadığı alacak için konkordatoya tabi olarak talep edebilecektir. Malı satılan 3. kişide rücû alacağını ancak konkordato nisabına dahil edilmesi halinde talep edilebilcektir.
İİK 303. maddesinde “konkordatoya hayır oyu veren alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarının muhafaza eder” hükmünü taşır. Taşınmazını borçlu lehine ipotek veren 3. kişinin borçtan birlikte sorumlu olduğunda tereddüt yoktur. Alacaklının bütün haklarını muhafaza edebilmesi ancak konkordato nisabına dahil edilerek oy kullanmasına bağlanmıştır. Bu alacak rehinli alacak olarak kabul edilerek alacaklıya oy hakkı verilmediği takdirde İİK. 303. maddenin uygulanması mümkün olmayacaktır.
İİK. 298/1 maddesi “komiser görevlendirilmesini mütakip borçlunun mevcudunun bir defterini yapar ve mallarının kıymetini takdir eder” hükmünü taşır. Bu değerlendirme borçlunun malları ile sınırlıdır. 3. kişiye ait malın değeri bu aşamada belirlenmediği için alacaklının rehin dışında ne kadar alacağının kalacağı tesbit edilemeyeceğinden 3. kişi rehniyle temin edilen alacağın tamamının adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi hem alacaklı hem de asıl borçluya rücû edecek alacaklı açısından gerekliliktir. Bu bağlamda taşınmazı satılan 3. kişi nisaba ve sonuç olarak konkordatoya tabi olmadan alacağını tam olarak alma hakkına sahip olacağından bu kabul diğer alacaklıların zararına olabilecektir.
Yukarıda belirtildiği gibi konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması amaçlanmıştır. Gerek 295. maddenin ruhunda ve gerekse 45. madde bağlamında zikredilen rehinli malların borçlunun kendisine ait mallar olduğunun kabulünde zorunluluk vardır.
İİK 307. maddesi rehinli malların ve finansal kiralama konusu malların paraya çevirme ve muhafazasını erteleme hükümleri içermektedir. Hiç süphe yok ki bu madde kapsamında borçlunun konkordato projesi için gerekli olan mallar zikredilmektedir. Kanunun lafzı da bu konuda açıktır. 3. kişi ipoteklerini bu kapsamda kabul etmenin kanunun ruhuna ve konkordatonun amacına uygun olduğundan bahsedilemez.
Tüm bu gerekçeler nazara alındığında 3. kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacakların konkordato da adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi konkordato kurumunun işlerliği, alacaklının teminat dışı kalan alacağı, ipotek veren 3. kişinin rücû ilişkisi açısından gereklidir. (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1792 Esas ve 2021/100 Karar sayılı İlamı)
''...Dava konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir.
Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.
İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir...
Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır. Bu nedenle bu alacaklar ile ilgili araştırma yapılarak özellikle kanunun 308/d maddesinde belirlenen teminat konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...''(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı İlamı)
''...Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır.
Yukarıda belirttiğimiz tasdik için aranan koşulların dışında mahkemenin Yasa'nın öngördüğü birtakım ilkeleri de gözetmesi gerekir.
Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır.(İİK m.308/d). Bu düzenleme "alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21).
Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir.
Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesini adi konkordato özelinde meselenin, “sınıfsal” değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak “grupları” arasında olduğu görülmektedir.
Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir.
Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır...(Aynı yönde Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1159 Esas ve 2020/1104 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 Esas ve 2021/638 Karar sayılı İlamı)...''(Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2021/1498 Esas 2021/1722 Karar sayılı Kararı)
'Doktrinde; "...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'nun da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir; bkz.bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.ancak İsviçre'de bazı yazarlar (Dominique Junod Moser/Louis Gaillard, Commenaire romand, Poursuite et faillite, edite par Louis Dalleves-Benedict Foex, Nicolas Jiandin, Basel 2005, m.314 no.8 s.1504), İsv.İİK m.297,f.7'ye (İİK m.294, f.3) yollama yaparak, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifinin vade konkordatosu olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır...( Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova- Yeni Konkordato Hukuku s.107 dipnot 3)''
Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin doktrine bakıldığında ise; Prof. Dr. Selçuk Öztek Yeni Konkordato Hukuku kitabında; "... B.Konkordato Talebinde Bulunulmasına İmkan Veren Haller İİK m. 285,f.1; " borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu" nun, " borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak " için konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır.
Halbuki bilim komisyonunun çalışmaları sırasında İİK m. 285, f.1; "borçlarının ödenmesinde kendisine vade verilmesini veya tenzilat yapılmasını isteyen herhangi bir borçlu konkordato talep edebilir. " şeklinde kaleme alınmıştır. Bilahare Bakanlıktaki çalışmalarda 285.maddenin 1.fıkrasına bazı ilaveler yapılmış ve bu bağlamda konkordatonun tanımlanması cihetine gidilmiştir. Mecliste Alt Komisyon çalışmaları sırasında konkordatonun kanunda tanımlanmasının uygulamada konkordatonun hukuki niteliği ve işlevi bakımından tereddüt yaratabileceğinden ve yanlış uygulamalara yol açabileceğinden madde metninden çıkarılarak içeriğinin netleştirilmesinin öğreti ve içtihatlara bırakılmasının daha uygun olacağı belirtilmiş ve tanımda yer alıp konkordatonun borçluyu borçlarından veya muhtemel bir iflastan kurtarma amacını vurgulayan kısmın birinci cümleye aktarılmasına yönelik bir önerge verilerek tasarıda değişiklik yapılmış, böylece Adalet Komisyonunda ve akabinde genel kurulda kabul edilen metin ortaya çıkmıştır.
Oysa İİK m. 298, f.1, 'den ( Yeni m.İİK m.305,f.1, b (b)) tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Yeni hüküm, anlaşılabildiği kadarıyla İİK'nun sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yönteminin uygulama alanını düzenleyen m.309/m'nin "muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif" şeklindeki hükümden esinlenerek düzenlenmiştir.
Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür.
Bu iki halde, bir de borçlunun borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması nedeniyle yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması halini eklemelidir. Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in " Borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... Konkordato talep edebilir. " şeklinde hükmünü geniş yoruma tabi tutmayıp, borçlunun yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması ve bu borçların tahakkuk etmesi durumunda borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması şeklinde anlamak daha doğru olacaktır.
Madde de " tehlike altında bulunma " gibi bir ölçüte dayandırılan bu son hal, kesin olmayan bir durumun ispatını gerektirmektedir. Ama bu tür belirsiz yahut tespiti tam olarak mümkün olmayan durumların ispatı türk hukukuna yabancı değildir. ( Örneğin İİK m. 258, m.177 ). Bu çerçevede "yaklaşık ispat" la yetinmek doğru olacaktır.
Borçlunun borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması halinin konkordatoya başvurma nedeni olarak kabul edilmesi aslında olumlu ve yerinde bir değişiklik olarak kabul edilebilir. Çünkü borç ödemeden aciz halinde veya borca batık durumda olan bir borçlu muhtemel bir iyileşme için artık çok geç kalmış olabilir. Önemli olan; borçlunun bu duruma düşmeden önce harekete geçebilmesinin sağlanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında 7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik çağdaş eğilimlere uygundur.
Böyle olmakla birlikte, İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması ( mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması ) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.
Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır.
Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: "Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi "teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...".
Demek ki, İİK m.285,f.1'in, "borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. " şeklindeki hükmü, konkordatoya başvurma hallerini kanun koyucunun kastetmek istemediği kadar geniş anlamaya imkan verebilecek bir hüküm olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle hüküm dikkatle yorumlanmalı ve borç ödemeden aciz halinde bulunmakla birlikte borca batık olmayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu istemesi mümkün olmamalıdır; mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan böyle bir borçlunun ancak borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine ödemek için bir süre verilmesini isteyebilmesine (vade konkordatosu) izin verilmelidir. Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.
Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: " Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur... " ; " ... Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. ".
Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: "... borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özelikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur..."
Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir...
Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukuku s:158,159,160,161,162,163,164,165,166,167,168,169 )
Yukarıdaki yasal düzenlemeler, emsal içtihat ve kararlar ile açıklamalar ışığında; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacı borçlunun elde ettiği aylık asgari ücret geliri ile teklif edilen projede ödenmesi vadedilen miktarı karşılamaya yeterli olmamasına, teklif edilen projenin davacı borçlunun kaynakları ile orantılı olmamasına, alacaklıların zararına olmasına, bu durumda İİK.'nun 305. maddesinde öngörülen tasdik koşullarının oluşmamasına (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarih ve 2022/5037 Esas 2023/518 Karar sayılı ilamı), talep eden davacı gerçek kişinin tacir sıfatına haiz olmamasına ve iflasa tabi kişilerden olmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2025 tarih ve 2025/946 Esas 2025/893 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 615,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından ve davanın niteliği de dikkate alınarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İİK'nın 288/1 maddesi atfı ile İİK'nun 293. maddesi gereğince kesin olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.