Kasten öldürme suçunda haksız tahrik indirimi uygulamasında direnme kararı ile hakim katılımındaki usul aykırılığının Ceza Genel Kurulu değerlendirmesi
Özet: Kasten öldürme suçundan yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesince haksız tahrik indirimi uygulanarak verilen cezanın, sanık savunmalarındaki çelişkiler nedeniyle Yargıtay tarafından bozulması üzerine, ilk derece mahkemesi "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi ve tanık beyanlarına dayanarak direnme kararı vermiştir; dosyanın tekrar Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelmesiyle, kurul, bir hakimin sanığın tutukluluk kararına katılmış olmasına rağmen temyiz incelemesine üye sıfatıyla iştirak etmesinin usulüne aykırı olduğunu tespit etmiştir.
Ceza Genel Kurulu         2025/359 E.  ,  2026/35 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza
    SAYISI : 463-665
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29/1, 62/1, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.02.2019 tarih ve 121-89 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı, katılan kurum vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 04.10.2019 tarih ve 1138-1721 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da katılan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.02.2021 tarih, 2604-1973 sayı ve oy çokluğu ile; ''... Sanığın çelişkili ve hayatın olağan akışına uymayan savunmaları esas alınarak haksız tahrik indirimi yapılması suretiyle eksik ceza tayini'' isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyesi ...; ''...Olay 15.11.2015 günü saat: 08.00 sularında meydana gelmiş olup dosya kapsamında olayı en yakından görenler maktulün ablası ... ve yeğeni ...’un olaydan hemen sonra el yazısı ile alınan ifadelerinde '.. bağırma sesleri üzerine avludan baktığımızda ...’nın, sanığın önünden kaçarken yapma özür dilerim diye sanığa söylediği, bu sırada yüzünün kanlı olduğu, özür dilemesine rağmen sanığın silahı ile ...’ya ateş ederek öldürdüğünü' söylemişlerdir.
    Sanık ... olay günü sıcağı sıcağına kollukta ve yine aynı gün Sulh Ceza Mahkemesinde müdafiili verdiği ilk iki savunmasında; maktulden arkasından su içmek için mutafağa girdiğini, ondan su istediğini, ancak maktulün kendisine sinkaflı şekilde küfrettiğini, bundan sinirlendiğini, sonrasını hatırlamadığını söylemiştir. Sanığın sonradan verdiği ifadeler çelişkili olsa bile olayın sıcağı sıcağına yaptığı savunmalar ile maktulün kaçarken sanıktan özür dilediğini söyleyen maktulün ablası ve yeğeninin beyanları dikkate alındığında, maktulün sanıktan özür dilemesini gerektirecek bir durumun olduğu tanıkların beyanları ile de desteklendiği, tarafları, tanıkları gören, dinleyen, delillere dokunan ilk derece mahkemesinin tesbiti ve kararının ve bu kararı tasdik eden Bölge adliye mahkemesi kararının asgari haksız tahrik indirimi yapılması yönündeki kanaatlerinin doğru olduğu...'' düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 30.09.2021 tarih ve 202-373 sayı ile; ''... Sanığın alınmış tüm savunmalarının hukuka uygun olması durumunda her birinin ayrı ayrı bir delil değerinin bulunduğu, mahkeme huzurunda önceki ifadelerinin aksine beyanda bulunmasının daha önce müdafii eşliğinde soruşturma evresinde alınan ifadesini ve Sulh Ceza Hakimliği önünde verdiği sorgu-savunmasını yok hükmüne getirmeyeceği, bu bağlamda somut olay ve dosya kapsamındaki deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın sonrasında döndüğü savunmaları nedeniyle şüphe barındırıyor olsa dahi şüpheli olan hususların dosya kapsamında elde edilen her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması durumunda "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince hasıl olan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi de gerekeceği, kaldı ki sanığın sıcağı sıcağına alınan ilk ifadelerini destekleyen ve yukarıda ayrıntısı ile izah olunan tanıklar ...'nın ve ...'un maktulün sanığa 'yapma, özür dilerim.' dediği şeklindeki beyanları da nazara alındığında, en basit haliyle dahi aksi ispatlanmadığından 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve sanığın ilk ifadelerinde bu yöndeki iddiaları ile bu hususun somut olaya ve hayatın olağan akışına daha uygun olduğu kanaati ile, maktulün sanığa sinkaflı küfür etmesi sebebiyle ilk haksız eylemin maktulden kaynaklandığı ve sanığın maruz kaldığı haksız eylem neticesinde ortaya çıkan hiddet veya şiddetli elem etkisi altında maktule dönük sabit görülen kasten öldürme eylemini gerçekleştiği şeklinde kabulü gerektiği anlaşılmakla mahkememizce ulaşılan vicdani sonuç doğrultusunda sanık hakkında asgari hadden haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği...'' gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
    Direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün Cumhuriyet savcısı ve katılan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca dosyanın gönderildiği Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.10.2022 tarih, 1525-7898 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 22.11.2023 tarih ve 504-608 sayı ile; ''... Sanığın tutukluluk hâlinin devamına karar veren hâkimin Yargıtaya üye seçilmesinden sonra aynı işin temyiz incelemesine üye sıfatıyla iştirak etmesi CMK’nın 23/1. maddesine aykırılık oluşturduğundan Yargıtay 1. Ceza Dairesinin hukuken geçerli bulunmayan 22.02.2021 tarihli ve 2604-1973 sayılı; 12.10.2022 tarihli ve 1525-7898 sayılı ilamları ile Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.09.2021 tarihli ve 202-373 sayılı direnme kararına konu hükmün kaldırılmasına, dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 04.10.2019 tarihli ve 1138-1721 sayılı kararına yönelik temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmesine,..." karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.07.2024 tarih, 1698-5302 sayı ve oy çokluğu ile; ''...Oluşa ve dosya içeriğine uygun olmayan sanığın çelişkili ve hayatın olağan akışına uymayan savunmaları esas alınarak hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle sanığa eksik ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya direnen Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesince 05.12.2024 tarih ve 463-665 sayı ile bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.
    Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı, katılan kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2025 tarih ve 30186 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.07.2025 tarih, 2413-5634 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
    Özel Daire çoğunluğu ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Tanık ...: maktulün kardeşi olduğunu ve birlikte aynı evde kaldıklarını, olay günü kardeşinin ''Abla abla!'' şeklinde bağırmasıyla uyandığını, odadan dışarı çıktığında kardeşinin mutfak olarak kullandıkları yerden dışarı çıkarak ''Yardım edin!'' dediğini, kardeşinin peşinde ...ismi ile bildiği zaman zaman eve gelip dini sohbetler yapan sanığı gördüğünü, kardeşinin sanığa; ''Yapma, özür dilerim!'' dediğini, sanığın belinden silahını çekip kardeşinin kafasına bir el ateş ettiğini, kardeşinin merdivenlerden yukarı çıkmak isterken yere düştüğünü, boyun kısmının kanadığını, sanığın ise kaçtığını, olayı sanığın gerçekleştirdiğini,
    Tanık ... aşamalarda farklı olarak; olay günü evde sanığın yanı sıra tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulan ... ve ...'ın da olduklarını, ...'ın getirdiği kahveyi yapmak için kardeşinin mutfağa gittiğini, sanığın da tuvalete gideceğini söyleyerek odadan çıktığını, en fazla iki üç dakika sonra kardeşinin ''Abla abla!'' diye bağırdığını, hemen mutfağa koştuğunu, kardeşinin mutfağın kapısına geldiğini ve yüzünde kan olduğunu, arkasından sanığın mutfaktan çıktığını, elinde herhangi bir şey görmediğini, kardeşinin yürüyebilecek durumda olduğunu, ... ve ...'nın, kardeşinin koluna girdiklerini, bu sırada sanığın arkadan gelip cebinden küçük bir silah çıkardığını, ...'ın ''Dur, yapma, o değil!'' demesine karşın sanığın kardeşine bir el ateş ettiğini, olay sırasında hiç kimsede bıçak görmediğini, sanığın neredeyse her gün evlerine gelip hâl hatır sorduğunu,
    Tanık ... soruşturma evresinde; olay günü saat 08.00 sıralarında teyzesi olan maktulün önce ''Abla!'' diye bağırdığını, sonra da ''Özür dilerim, yapma!'' dediğini duyduğunu, odanın penceresinden evin avlusuna baktığında teyzesinin yüzü kan içinde merdivenlere koştuğunu gördüğünü, peşinde olan sanığın ise onu yakalayıp elindeki tabancayla kafasına doğru bir el ateş ettiğini, ardından da sonra tabancayı beline koyup kaçtığını,
    Tanık ... aşamalarda farklı olarak; teyzesinin boğazının kesildiği anı görmediğini, mutfaktan boğazı kesilmiş şekilde çıktığını, sanığı gördüğünde sol elinde rambo bıçağı olduğunu, teyzesini yakalayınca bıçağı beline koyduğunu, diğer eliyle belinden silahı çıkardığını, olay yerinde ... ve ...'nin de olduklarını, ...'nin yaralanan teyzesini kucakladığını, teyzesi ölünce de kaçan sanığın arkasından koştuğunu,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık kollukta; yaklaşık on ay önce adlarını ... ve ... olarak bildiği şahısların uyuşturucu madde sattıklarını öğrendiğini, araştırma yaptığında maktulün de bu gruba dâhil olduğunu öğrendiğini, olaydan bir gün önce tanıklar ... ve ... ile birlikte maktulün evine gittiklerini, yaptıklarının yanlış olduğu hususunda uyarıda bulunduğunu, ancak bu uyarılarını dikkate almadıklarını, olay günü saat 05.00 sıralarında tanık ... ile maktulün evine gittiklerini, evde maktul ile tanıklar ... ve ...'nun bulunduklarını, maktulün kullandığı üst kattaki tek odada oturduklarını, konu uyuşturucu işine geldiğinde yine buna karşı çıkarak su içmek için evin aşağısında bulunan mutfak kısmına indiğini, mutfakta karşılaştığı, maktulden su istediğini, maktulün ise ''Seni sinkaf ederim!" diyerek kendisini ittiğini, bir anda sinirlendiğini, sonrasını hatırlayamadığını, evden ayrıldığını, sonra görevli memurların kendisini aradıklarını, memurlara üzerinde bulunan bıçak ile tabancayı verdiğini, su istediği maktulün küfür etmesi üzerine kendisini kaybedip olayı gerçekleştirdiğini,
    Sorguda önceki ifadelerinden farklı olarak; maktulü bir aydır tanıdığını, şebeke olduklarını, içlerinde ..., ..., yabancı şube polisi ve istihbaratın da bulunduğunu, kalben bu işlerin içine girdiğini, Miraç Gecesi doğduğunu, Mehdi olduğunu, bu kişilerin uyuşturucu sattıklarını, polislere kurşun sıktıklarını, maktulü sabah gördüğünü, evine gittiğini, ... baronlarının bu evde toplandıklarını, olay anını hatırlamadığını, maktulü öldürüp öldürmediğini de hatırlamadığını, maktul ile mutfakta karşılaştığını, su istediğini, maktul küfür edince de sinirlendiğini, sonrasını hatırlamadığını,
    Mahkemede önceki ifadelerinden farklı olarak; suçlamaları kabul etmediğini, ...'nin bıçağı ve silahı vererek ''Suçu üstleneceksin, yoksa ailene, çocuklarına zarar veririz, öldürürüz, uyuşturucu içtiğini ailene söyleriz!'' diyerek kendisini tehdit ettiğini, baygın bir vaziyette olduğu için bunu kabul ettiğini, yanında bulunanların silah ve bıçağı beline zorla taktıklarını, ilk ifadelerini, maktulün küfür etmesi nedeniyle sinirlendiği için eylemi gerçekleştirdiği şeklinde beyanda bulunması söylendiği için verdiğini,
    Savunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2025 tarih ve 363-407, 01.10.2025 tarih ve 44-366, 23.10.2024 tarih ve 614-322 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
    B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
    Daha önceden birbirlerini tanıyan sanık ve maktulün sık sık görüştükleri, maktulün kız kardeşi ve yeğenleriyle ikamet ettiği eve zaman zaman giderek bu evde birlikte uyuşturucu kullanan, olay günü de maktulün yaşadığı eve gelen sanığın, bir müddet evde bulunanlarla muhabbet ettiği, ardından maktulün çay demlemek için ikametin alt katında bulunan mutfağa geçtiği, maktulden sonra sanığın da lavaboya gideceğinden ve su içeceğinden bahisle ikametin alt katına indiği, bir süre sonra maktulün ''Abla abla!'' diye bağırdığını duyan tanıkların merdivenin başına çıktıkları ve boynunun kanadığını gördükleri maktulü tutup engellemeye çalışan sanığa ''Yapma!'' diye bağırdıkları, ancak buna aldırış etmeyen sanığın belinden çıkardığı tabancayla kafasına ateş etmek suretiyle maktulü öldürdüğü anlaşılan olayda;
    Evin alt katında gerçekleştiği için tanığı bulunmayan tartışmaya ilişkin olarak sanığın, soruşturma evresindeki ilk ifadesinde su istediği maktulün kendisine küfür etmesi nedeniyle müsnet suçu işlediğini, sorgusunda kısmen kabul ettiği bu ifadesini kovuşturma evresinde tamamen inkâr ederek bu kez tehdit edilmesi sebebiyle işlemediği suçu üstlenmek zorunda kaldığını savunduğu, görgü tanıklarının maktulün sanıktan kaçarken ''Yapma! Özür dilerim!'' dediğine ilişkin beyanlarının, maktulden sadır olan sanığı hiddete veya şiddetli bir eleme ve müsnet suçu işlemeye sevk edecek haksızlık içeren bir davranışın bulunduğunu tek başına göstermeyeceği, maktulü katılanların görmedikleri bir anda bıçaklayan sanığın, tanıkların engel olma çabalarına rağmen eylemine devam ederek kafasına tabancayla ateş edip eylemini neticelendirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın cezadan kurtulmaya yönelik, aşamalarda önemli değişiklikler ve çelişkiler gösteren, bir kısmı ise tanık anlatımları ile uyumlu olmayan savunmalarına itibar edilemeyeceği, dosya kapsamı itibarıyla olay öncesinde ve olay sırasında maktulden kaynaklanıp sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan bir söz ve davranış bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...:''Maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini, doğrudan doğruya muhatap olduğu takdiri delillere ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran İlk Derece Mahkemesinin 'in dubio pro reo'/ şüpheden sanık yararlanır' ilkesine de uygun takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.'', Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığın, maktule yönelik eyleminde haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunduğu, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli ve 463-665 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indiriminin uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, gereği için kararı veren Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.