Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, sanığın fiilinin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme mi yoksa kasten yaralama mı olduğuna ilişkin uyuşmazlığı gideren kararı.
Özet: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın iki kişiye yönelik eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme mi yoksa kasten yaralama suçu mu olduğunu belirlemektedir. Olayda, sanık alkollü ve daha önce kendisi de bıçaklanmış olmasına rağmen, iki mağdura sadece birer kez bıçak darbesi vurmuş, ardından eylemine kendiliğinden son vermiştir. Mağdurlardan birinin hayati tehlike geçirmemesine ve diğerinin hayati tehlike geçirmesine rağmen, sanığın imkanı varken birden fazla darbe vurmaması ve kaçması, öldürme kastı yerine yaralama kastının varlığına işaret eden karşı oy ve itiraz gerekçeleriyle özel daire çoğunluğu kararı arasındaki uyuşmazlık çözümlenmektedir.
Ceza Genel Kurulu         2025/313 E.  ,  2026/34 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : 445-1032
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın katılan ...'e yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 29/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, katılan ...'a yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan aynı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.12.2022 tarih ve 203-453 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 06.04.2023 tarih ve 445-1032 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.12.2024 tarih, 4835-8818 sayı ve oy çokluğu ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
    Daire Başkanı ... ile Daire Üyesi ... ; ''... Taraflar arasında öldürmeyi gerektiren bir husumet bulunmamaktadır. Sanığın elverişli vasıta ile hayatî bölgeleri hedef aldığı gerekçesi ile öldürme kastı ile hareket ettiği kabul edilmiş ise de sanığın imkânı varken her bir mağdura yönelik sadece bir kez bıçak darbesi ile vurduğu, katılan ...'taki yaranın hayatî tehlike oluşturmadığı, sanığın herhangi bir engelleyici sebep olmamasına ve birden fazla bıçak darbesi vurma imkânına sahip iken sadece birer kez vurduğu, eylemine kendiliğinden son verdiği, sanığın öncesinde üç yerinden bıçaklandığı, katılanların iki kişi olması ve birlikte hareket edeceklerini düşünerek hedef gözetme imkânına sahip olmadan eylemini gerçekleştirdiği ve hemen olay yerinden kaçtığı nazara alındığında olayda kasten öldürme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılması ve kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.02.2025 tarih ve 58693 sayı ile; karşı oyda belirtilen gerekçelerle sanığın eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturduğu görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.05.2025 tarih, 1209-3957 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan ... hakkında düzenlenen 04.12.20 21... .09.2022 tarihli raporlarda; boynunun sol tarafında 3 cm'lik kesi, sırtta sol tarafta 3 cm'lik abrazyon olduğu ve hayati tehlike geçirmediğinin, boyun sol tarafta bulunan kesinin konuşma mesafesinden yapılan muayenesinde yüzde sabit iz niteliğinde olduğunun,
    Katılan ... hakkında düzenlenen 04.07.2022 tarihli raporda; batın sağ üst kadrandaki 4 cm'lik yaralanma nedeniyle hayati tehlike geçirdiğinin, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının, kemik kırığı veya çıkığı tarif edilmediğinin yazılı olduğu,
    Sanık ...'e ait 04.12.2021 tarihli raporda; 2.05 promil alkollü olduğunun, yüzünde 3 cm'lik kesi, sırtta 2 cm'lik kesi ve göğsünde 4 cm'lik kesi mevcut olduğunun, hayati tehlike geçirmediğinin belirtildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ...; olay günü katılan ... ile çiğ köfte yedikleri sırada ...'a telefon geldiğini, ...'ın telefondaki kişiye ''Beni akşam akşam niye arıyorsun, ne oldu?'' dediğini, araca binip evlerine doğru gittikleri sırada sanığı gördüklerini, aracı durdurarak sanığı araca aldıklarını, sarhoş gibi sağa sola çarptığını, hakaret ettiğini, bunun üzerine aracı durdurduklarını, sanığın kendilerine bağırdığını, ... ile sanığın birlikte yere yuvarlandıklarını, ayırmak istediği anda kendisinin bıçaklandığını anlayınca sanığa taş attığını, ...'ın boynundan yaralandığını, o anda bıçağı görmediğini, yerde ...'ı görünce sanığı tutup ''Biz iki kişiyiz başımızı belaya sokma git'' dediğini, sanığı kaldırmaya çalışırken kendisini bıçaklamış olabileceğini, bıçağı ''Gelin lan!'' deyip salladığı anda gördüğünü,
    Katılan ... kollukta; olay günü saat 00.00 sıralarında arkadaşı katılan ... ile biraz alkol aldıktan sonra kendi aracıyla evlerine giderken daha önceden arkadaşı olan fakat bir mesele yüzünden konuşmadığı sanığın kendisini arayarak ''Seninle konuşmak istiyorum'' dediğini, müsait olmadığını söyleyerek telefonu kapattığını, ikametinin önüne geldiğinde sanığın kendisini beklediğini gördüğünü ve aracı durdurarak sanığı arabaya davet ettiğini, arka koltuğa bindiğini, ön yolcu koltuğunda katılan ...'in olduğunu, araçla dolaşmaya başladıklarını, ''Ne istiyorsun'' dediğinde sanığın ''Abi ben sana yanlış yapmadım, neden bana küstün?'' dediğini, alkollü olduğunu anlayınca konuşmak istemeyip aracı durdurduğunu ve araçtan inerek sanığın kapısını açarak onunla konuşmak istemediğini söylediğini, sanık elini kaldırınca sanığı iteklediğini ve birlikte yere düştüklerini, tekrar ayağa kalktıklarında sanığın belinden karanlıkta sap kısmını görmediği büyük bir ekmek bıçağı çıkardığını ve doğrudan boynunun sol tarafına sapladığını, o sırada katılan ...'in de araçtan inerek kendilerini ayırmak için yanlarına geldiğini, sanığın katılan ...’in de karın bölgesine bir sefer elindeki bıçağı sapladığını ve kendilerini bıçakladıktan sonra elindeki bıçakla koşarak kaçtığını, arkadaşının baygın olduğunu görünce aracına bindirerek hastaneye geldiklerini, kendilerinde bıçak olmadığını,
    Savcılıkta önceki ifadesinde farklı olarak; eski arkadaşı olan sanığın, olaydan yirmi gün önce kendisinin tanıştırdığı ... Tekel'den veresiye alkol satın alıp parasını ödemediğini, iş yeri sahibinin parasını istemesi üzerine sanığın iş yerini bastığını bu olayı iş yeri sahibi arkadaşından öğrendiğini, bu olayı konuşmak için sanığı iş yerine çağırdığını ve neden böyle bir terbiyesizlik yaptığını sorduğunu ancak aralarında hakaret ve tehdit içerikli bir konuşma olmadığını, olay anında bıçak görmediğini, katılan ...'i ''Bıçağı var!'' diyerek uyardığını, bu sırada sanığın katılan ...'in karnına ve göğsüne bıçak vurduğunu, katılan ...'in yere yığıldığını, sanığın kendilerini bıçakladıktan sonra kaçarak gittiğini, sanığın nasıl yaralandığını bilmediğini,
    Mahkemede önceki ifadesinde farklı olarak; olayda sekiz ayrı yerinden bıçaklandığını, katılan ... sanığa taş attığı için sanığın kaçtığını, sanığın kendi kendini yaralamış olabileceğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... kollukta; önceden yanında çalıştığı katılan ...'ın, olaydan bir hafta önce kendisini işten çıkardığını ve nedenini söylemediğini, olay günü saat 00.05 sıralarında ikametinin önünde oturduğu katılan ...'ı arayarak ''... abi neden beni işten çıkardın? Ben şu an senin ikametin önündeyim bir açıklama yaparsan sevinirim'' dediğini, katılan ...'ın ise ''Yakınız ben oraya geliyorum'' diyerek aracı ile yanına gelip kendisini arabaya davet ettiğini, birlikte araçla dolaşırken ''... abi benimle neden konuşmuyorsun, niye beni işten çıkardın?'' dediğini, katılan ...'ın bir şey demeden aracı yokuşun tepesinde durdurduğunu ve kapısını açarak ''Sen bir in aşağı'' diyerek üstüne atladığını, boğuşmaya başladıklarını, katılan ...'in de araçtan inmiş olduğunu, bu sırada yerde açılır kapanır vaziyette bir bıçak olduğunu gördüğünü, bıçağı alarak kendisini savunmak çin katılanlar ... ve ... ...'e rastgele salladığını, ''Boynuma vurdun ...!'' diye bir ses duyunca bıçağı boş araziye atıp kaçtığını, yolda yüzünden kan geldiğini ve sırtında ağrı olduğunu hissettiğini, boğuşma esnasında katılanların elinde bıçak görmediğini, kendisinin de bıçakla nasıl yaralandığını görmediğini, bıçağı olay esnasında yerde bulup kendisini savunmak için katılanlara salladığını, olay sırasında alkollü olmadığını, katılanların alkollü olduklarını,
    Savcılıkta önceki ifadesinde farklı olarak; olaydan iki hafta kadar önce katılan ...'ın tanıştırdığı tekel bayiiden veresiye alkol aldığını, sonraki bir tarihte yeniden alkol almak istediğinde önceki borcundan dolayı iş yeri sahibiyle tartıştıklarını, ertesi gün yanına gittiği katılan ...'ın veresiye olayından ötürü kendisine soğuk davrandığını, suç tarihinde ise aracına binince ''Ben sana karşı ne hata yaptım?'' diye sorduğunu, katılan ...'ın; ''... ağabeye ayıp ettin'' dediğini, sonrasında aracı olayın olduğu yere çektiğini ve araçtan inince de üzerine atladığını, birlikte yere düştüklerini, bir anda sırtında bıçak darbesi hissettiğini, kendisine muhtemelen katılan ...'in vurduğunu, sonra burnunun kanadığını ve göğsünde çizik oluştuğunu, olay esnasında yerden aldığı bıçağı ayağa kalktıktan sonra savurduğunu,
    Mahkemedeki ifadesinde farklı olarak; katılan ...'ın sürekli bıçak ile gezen biri olduğunu, kendisine küfür ettiğini ve yaraladığını, arkasından yaralayanın ise katılan ... olduğunu, ancak ikisinin de elinde bıçak görmediğini, kullandığı bıçağı attıktan sonra olay yerinden ayrıldığını, katılan ...'in peşinden koşarak "... öldün sen!" dediğini,
    Savunmuştur.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.01.2026 tarihli ve 356-12, 30.10.2025 tarihli ve 330-442, 05.02.2025 tarihli ve 613-43, 17.09.2025 tarihli ve 23-333 sayı ile 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    5237 sayılı TCK'nın "Suça teşebbüs" başlıklı 35. maddesi şöyledir;
    "(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
    (2) Suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir."
    Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kastedilen bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir.
    Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna subjektif unsur denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, ... S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s. 315)
    Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK'nın teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında da; "Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasıttır" şeklinde açıklanmıştır.
    Kasten yaralama suçu ile teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, öncelikle sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. TCK'nın 21. maddesine göre; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, falin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir.
    İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe veya isabet sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudundaki yaralanmaların yerleri, nitelik ve nicelikleri, failin hedef seçme imkânı olup olmadığı ile fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.
    B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
    Sanığın olay tarihinden önce katılan ...'a ait iş yerinde çalıştığı, olaydan yaklaşık yirmi gün önce katılan ...'ın kendisini tanıştırdığı tanık ...'in işlettiği ... Tekel isimli iş yerinden alışveriş yapıp borcunu ödemeyen sanıkla tanık ... arasında tartışma çıktığı, tanık ...'nın arkadaşı olan katılan ...'ın çıkan tartışmayı öğrenmesi üzerine sanığı işten çıkardığı, buna içerleyen sanığın olay gecesi katılan ...'ın evinin önüne gelip katılan ...'ı arayarak konuşmak istediğini söylediği, katılan ...'ın yanında diğer katılan ... ile birlikte evinin önüne gelen sanığı aracına aldığı ve dolaşmaya başladıkları, bir müddet sonra olay yerinde durdukları, sanığın katılan ...'a neden kendisini işten çıkardığını sorduğu, katılan ...'ın ise sanığa alkollü olduğunu söyleyerek araçtan inmesini söylediği, inmek istemeyen sanık ile katılan ... arasında arbede çıktığı, tarafların dengelerini kaybederek düşüp yuvarlandıkları, katılan ...'in de boğuşma sırasında sanık ve katılan ...'ın yanına gittiği, sanığın yerde bulunduğu esnada sırtında sıcaklık, göğsünde ve yüzünde acı hissettiği, ayağa kalktıktan sonra yerden aldığı bıçağı önce katılan ...'ın boynunun sol kısmına vurduğu, sonra da katılan ...'in karnına sapladığı, ardından elindeki bıçağı boş araziye atıp kaçarak uzaklaştığı, katılan ...'ın hayati tehlike geçirmeyecek ancak yüzünde sabit iz olacak şekilde, katılan ...'in ise hayati tehlike geçirecek nitelikte yaralandığı anlaşılan olayda;
    Sanık ve katılanlar arasında öldürmeyi gerektirecek düzeyde bir husumet bulunmaması, katılan ...'taki yaranın hayati tehlike oluşturmaması, katılan ...'in ise hayati bölgelerinin hedef alındığına dair yeterli delil olmaması, sanığın herhangi bir engelleyici sebep bulunmamasına ve birden fazla bıçak darbesi vurma imkânına sahip olmasına rağmen her bir katılana sadece birer kez vurması, ayrıca katılanlara yönelik eylemleri öncesinde üç yerinden bıçaklanmış olan sanığın eylemini hedef gözetmeden gerçekleştirdikten sonra olay yerinden kaçması hususları birlikte gözetildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğine yönelik gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının, sanığın eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.12.2024 tarih ve 4835-8818 sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,
    3- Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2022 tarih ve 203-453 sayılı sanık hakkında katılanlara yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 06.04.2023 tarih ve 445-1032 sayılı kararının, sanık hakkında katılanlara yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan hükümler kurulması gerekirken teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan hükümler kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerde oy birliğiyle karar verildi.