SGKnın, kot kumlama işinde çalışan sigortalının meslek hastalığına yakalanması sonucu oluşan maluliyet nedeniyle ödediği peşin sermaye değerinin, iş güvenliği tedbirlerini almayan %100 kusurlu işverenden rücuen tahsili talebi.
Özet: Sosyal Güvenlik Kurumunun, kot kumlama işinde çalışan bir sigortalının meslek hastalığına yakalanması ve kendisine maluliyet aylığı bağlanması nedeniyle uğradığı zararın, iş güvenliği tedbirlerini almadığı ve %100 kusurlu bulunduğu tespit edilen işverenden rücuen tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin talebi kısmen kabul eden kararının, davalı ve davacının kusur oranına yönelik istinaf itirazlarının reddedilerek bölge adliye mahkemesince onandığı bir uyuşmazlıktır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2318 E., 2025/1672 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 13. İş MahkemesiSAYISI : 2009/698 E., 2022/725 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait iş yeri sigortalılarından ...'ın meslek hastalığına yakalandığını, Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca hazırlanan 25.11.2008 tarih ve 120653/İNC/126 sayılı rapor incelendiğinde sigortalının işverene ait tekstil işyerinde kot kumlama işinde çalıştığı ve bu nedenle meslek hastalığına yakalandığı, meslekte kazanma gücünde %27,2 oranında azalma olduğu, işverence gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığının anlaşılacağını, sigortalıya maluliyeti nedeniyle 76.500,95 TL'lik ilk peşin değer üzerinden maaş bağlandığını ve 236,85 TL SYZ verildiğini, böylece Kurumun zararının 76.737,80 TL'ye ulaştığını belirterek; kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 76.737,80 TL'nin şimdilik %10'u olan 7.673,78 TL'sinin gelir onay, sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Davacı Kurum vekilince 14.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin; ilk peşin sermaye değeri ve SYZ yönünden 76.737,80 TL'ye çıkartılarak davanın miktar yönünden kısmen ıslah edildiği görülmüştür.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardan beri tekstil işi ile iştigal etmekte olduğunu, tekstil sektöründe üstün ve dürüst çalışmaları ile oldukça tanındığını, saygınlığı olan Türkiye'nin bu alanda önde gelen şirketlerinden birisi olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkil şirketin bugün itibarıyla çalışan işçi sayısının 245'i aşmakta olduğunu, şirketin yüksek oranda istihdam yarattığını, müvekkili şirketin mevzuatın ticari örf ve adetin, teamüllerin ve ticari ahlakın kendisine yüklediği tüm sorumlulukları bilerek ve bunlara riayet ederek hareket ettiğini, bu itibarla ...'ın mevcut hastalığının oluşumunda müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi sorumluluğu da bulunmamakta olduğunu, faaliyetlerini icra ederken sorumluluklarının bilincinde olan müvekkili şirket iş yerinde iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili ve meslek hastalıklarına karşı yasaların ve yönetmeliklerin gerektirdiği tüm önlemleri aldığını belirterek; Bakırköy 6. İş Mahkemesinin 2007/770 Esas ve Bakırköy 6. İş Mahkemesinin 2007/790 Esas sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "Davanın kısmen kabulü ile net 61.924,29 TL PSD'nin 26.03.2009 onay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı işçi ile davalı işveren arasında görülen ve kesinleşen maddi-manevi tazminat istemli davada meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı işverenin %100 kusurlu olduğunun, sigortalının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, sigortalının açtığı davada Kurum taraf olmadığından alınan raporun Kurum yönünden bağlayıcılığı bulunmamakta ise de işverenin %100 kusurlu bulunduğu bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğinden davacı Kurum vekilinin kusur raporu ve kusur oranına ilişkin istinaf sebebinde hukuki yararının bulunmadığı, sigortalının, davalı iş yerinde kot taşlama işçisi olarak çalıştığı, hükme esas alınan sigortalının açtığı davada alınan 19/01/2015 tarihli bilirkişi heyeti kusur raporunun olaya uygun, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu, sigortalının meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunmadığına ve tüm kusurun davalı şirkete ait olduğuna ilişkin değerlendirmenin yerinde olduğu ve taraf vekillerinin kusur oranlarına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, sigortalıya 04.05.2007 tarihinden itibaren %27,2 sürekli iş göremezlik oranına göre gelir bağlandığı, S.S. Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 24.04.2009 tarihinden itibaren düzeltme kaydıyla maluliyet oranının %35 olduğuna karar verildiği, sigortalıya 01.09.2014 tarihinden itibaren malul aylığı bağlandığı ve bu tarihten itibaren sürekli iş göremezlik gelirinin yarımdan ödendiği, bu durumda yukarıda yer verilen Yargıtay 10.H.D.'nin ilamları gereği; davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının; peşin sermaye değerli gelirin, gelir başlangıç tarihi itibarıyla, artan iş göremezlik oranına (%35) göre gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un 92. maddesi (5510 sayılı Kanun'un 54. madde) uyarınca indirilmiş hâli üzerinden hesaplanması, belirlenen bu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarından, gelir başlangıç (04.05.2007) tarihinden sürekli iş göremezlik derecesinin yükseldiği (24.04.2009) tarihe kadar ödenen gelirin, düşük iş göremezlik oranı ile artan iş göremezlik oranı arasındaki fark iş göremezlik oranına (%35-%27,2=%.7,8) karşılık gelen miktarının yarısının mahsubu, bulunan bu tutara da gelirin yarıya indirme tarihine (01/09/2014) kadar yapılan fiili ödeme miktarının yarısının eklenmesi suretiyle bulunması, bu değerlendirmeler ve dosyadaki verilere göre%35 sürekli iş göremezlik oranı ve yarıya indirilmiş hali üzerinden başlangıç tarihi itibariyle peşin sermaye değerli gelir: 63.927,20 TL,Gelir başlangıç (04/05/2007) tarihinden sürekli iş göremezlik derecesinin yükseldiği (24/04/2009) tarihe kadar ödenen gelirin, düşük iş göremezlik oranı ile artan iş göremezlik oranı arasındaki fark iş göremezlik oranına (%35-%27,2=%.7,8) karşılık gelen miktarının yarısı: 433,26 TLGelirin yarıya indirme tarihine (01/09/2014) kadar yapılan fiili ödeme miktarının yarısı: 51.355,89 / 2=25.677,94 TL olarak hesaplanmış, bu tutarlara göre davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının;63.927,20 TL - 433,26 TL + 25.677,94 TL=89.171,88 TL olup ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak 76.737,80 TL'nin gelir onay tarihi olan 28/03/2009 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken hatalı hesap raporuna göre 61.924,29 TL'nin tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle;I) Davalı Tasfiye Halinde ... Teks Tekstil San.Yıkama ve Boyama Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,II) Davacı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli, 2009/698 Esas-2022/725 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,Davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak, 76.737,80 TL'nin gelir onay tarihi olan 28.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;a.Her ne kadar kısmen kabul kararı kaldırılmış olsa da kurum alacaklarının yine de eksik hesaplandığını, fiili ödemenin yarısının eklenmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;a.Davacının kısmi alacak olarak ikame ettiği davasında ıslah dilekçesi ile alacağa ilişkin talep artırımının, belirsiz alacak davası hükümleri neticesinde gerçekleştirmesinde hukuki yararının bulunmadığını, hukuki yarar yokluğunun resen araştırılması gerektiği hususunun gözetilmediğini, bahse konu itirazlarının dikkate alınmadığını,b.Müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda tüm önlemleri aldığını, işçi ...'ın hastalığının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindirBölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.