Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, "FORM" markasının ayırt ediciliği ve "ROSEFORM" ile karıştırılma ihtimali üzerine Marka YIDK kararının iptali ve hükümsüzlük davasını inceliyor.
Özet: Davacı şirket, bisküvi ve benzeri gıda ürünlerinde uzun süredir kullandığı ve geniş tanınmışlığa sahip "FORM" markasına iltibas oluşturduğunu iddia ettiği davalıya ait "ROSEFORM" markasının, görünüş, okunuş ve genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olması nedeniyle ortalama tüketiciyi yanıltacağını, müvekkilinin entelektüel sermayesine zarar vereceğini, markasının ün ve itibarından haksız fayda sağlanmasına ve ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını, davalı tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı ise "FORM" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, tescil kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler açısından karışıklık ihtimali bulunmadığını ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler için tescil işleminde hukuka aykırılık olmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/272 Esas - 2025/124
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/272KARAR NO : 2025/124....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 07/06/2024KARAR TARİHİ : 27/03/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1961 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin “form” ibaresini 1990 yılında ilk kez tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arıttırdığını ve artırmaya devam ettiğini, davalı markasında esas unsur olarak bulunan ....'' ibaresi; her ne kadar bütünleşik yazılı şekilde oluşturulmuş olsa da orta zekâlı, vasat tüketici tarafından “....” şeklinde algılanacak olup eklenen “Rose” ibaresi iltibası ortadan kaldırmayacağı gibi müvekkili şirket markalarının tek ve esas unsurunu aynen içererek ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, "....'' markasının kullanımıyla davalı tarafın, müvekkili şirket markalarının esas unsuru olan “...." ibaresini sadece kullanarak faaliyetlerine devam edebileceği ve davalı yanın işbu kullanımlarının müvekkili şirketin seri markalarından biri gibi algılanabileceği ve en nihayetinde müvekkili şirketin seri marka ailesine zarar verebileceğini, bu haliyle müvekkili şirket tarafından uzun yıllar boyu yapılan yatırım ve çalışmalar neticesinde oluşturulan markasının ve entelektüel sermayesinin zarar görme tehlikesiyle karşılaştığını, bu kapsamda, davaya konu “....” markasının, müvekkili şirketin tanınmış ve ayırt edici niteliğe sahip “....” ibareli markalarını aynen içermesi sebebiyle markaların görünüm, okunuş ve genel izlenim olarak ortalama tüketiciyi yanıltacak derecede benzer olduğu ve tüketici nezdinde söz konusu markalar arasında ticari, idari, ekonomik bir ilişki olabileceği yanılgısına düşebileceği ve her iki marka arasında bağlantı olduğu düşüncesine kapılabileceğini, davaya konu ....” ibareli marka başvurusunun devamına karar verilen sınıflar incelendiğinde başvurunun 05. Sınıf ve 35. Sınıfın 05., 30. ve 32. alt sınıfında bulunan emtialar üzerinde tescil ettirilmek istendiğini, müvekkili şirkete ait “...” ibareli tanınmış marka ailesinde yer alan seri markaların da; 05, 29, 30 ve 32.sınıftaki ürünleri içermekte olup davalı şirket tarafından müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu sınıf ve emtialar yönünden tescilinin talep edildiğini, müvekkili şirketin markasının, uzun süreli kullanım ve reklam ve tanıtımlar sonucunda ülkemizde ve dünya çapında ulaşmış olduğu ve yüksek tanınmışlık seviyesi ile entelektüel sermayesine yaptığı yatırımların, müvekkili şirkete ait markanın ün ve itibarından haksız fayda sağlanmasına, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine, markaların kaynağı konusunda tüketicilerin yanılmasına ve bu bağlamda müvekkilinin markalarının kalite ve güven fonksiyonun zedelenmesine neden olacağını, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı şirketin müvekkiline ait “....” markasıyla birebir aynı/ ayırt edilemeyecek derecede benzer olan bir markayı tescil ettirmek istemesinin usulle/ yasaya aykırı ve kötü niyetli bir davranış olup hukuk düzenimiz nezdinde korunmamasının gerektiğini beyan ederek ....sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuruya konu “roseform” ibareli marka başvurusu ile “form" ibareli itiraz gerekçesi markalar arasında tescil kapsamından çıkarılan mal veya hizmetler açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ibaresi ayırt ediciliği düşük günlük hayatta herkesçe bilinen ve sık kullanılan bir kavram olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerle itiraz gerekçesi markanın kapsamında bulunan mallar arasındaki farklılıklar ve "form" ibaresinin "zindelik, formda kalma" gibi çağrışımları nedeniyle kendiliğinden sahip olduğu ayırt edici niteliğinin düşük olması hususları birlikte göz önüne alındığında, itiraz konusu mal ve hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, mal veya hizmetlerin davalı marka başvurusundan çıkarılmasında ve tescil işleminin başvuru kapsamında kalan mal veya hizmetler yönünden devam ettirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davaya konu edilen marka başvurusu ile itiraza mesnet gösterilen markalar arasında sadece başvuru kapsamından çıkarılan mal veya hizmet emtiaları bakımından ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru kapsamında kalan mal veya hizmetler açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davaya konu marka başvurusu kapsamında kalan mal veya hizmet emtiaları bakımından markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu marka tescil başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında karşılaştırma yapıldığında, markaların tescil kapsamında kalan mal veya hizmetler yönünden, benzer veya ilişkili olmadığını, davacının "form" ibareli markalarının tanınmışlığının da bu sonucu değiştirmeyeceğini ve marka tescil başvurusunun reddini gerektirmeyeceğini, itiraz dilekçesinin ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren somut ve her türlü şüpheden uzak delil sunulmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekilinin dosya kapsamında bir beyanına rastlanmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirket tarafından 16.11.2022 tarihinde .... başvuru numarası ile “roseform” ibareli marka için 05 / 30 / 32 / 35 / sınıflarda malları/hizmetleri kapsayan marka başvurusunda bulunulduğu, söz konusu marka başvurusu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kabul edilerek 12.01.2023 tarih ve 412 sayılı Resmi Marka Bülteni'nde ilan edildiği, yayına davacı şirket tarafından itiraz edildiği, itirazın .... tarafından kısmen kabul edildiği, davacı şirket tarafından söz konusu kısmi ret kararına .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik ... içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ..... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı Dava konusu.... sayılı ve “RoseForm” ibareli markanın kapsamındaki dava konusu 05. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamlarında ilişkili olarak yer aldığı zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 05, 30 ve 32. sınıflardaki emtiaların pazarlanması hizmetleri ile bu emtialar arasında birbirini tamamlayıcı ilişkinin bulunduğu, Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Somut olayda, benzerliği tespit olunan 35. Sınıfta yer alan 05. Sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.” mallarının satışı hizmetleri tüketici kitlesinin, söz konusu malların sağlıklı beslenmeye yönelik olduğu dolayısıyla tüketicinin bilinç düzeyinin ortalama olduğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu “ RoseForm” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, pembe renkte, ilk harfi büyük “Rose” ibaresi ile mavi renkte, ilk harfi büyük “Form” ibaresinin birleşik şekilde yazıldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “RoseForm” ibaresi olduğu, Davacı markalarında “form” ibaresi ortak olmakla birlikte, iki tanesinde çatı marka olarak “Eti” ibaresi, bir tanesinde “plus” ibaresi, bir diğerinde “+” işaretinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markalarıdır. Öte yandan “ FORM YE FORMDA KAL ” ibareli marka slogan şeklinde oluşturulmuştur. Davacıya ait markaların esas unsurlarının “form” ibaresi olduğu, Marka korumasının kapsamını genişleten hâller gibi daraltan hâller de ayırt edicilik unsuru ile ilgilidir. Bu bağlamda korumanın kapsamının daraldığı, marka sahibinin üçüncü kişilerin benzer veya yakın kullanımlarına katlanma zorunluluğunun doğduğu ilk hâl, markanın ayırt ediciliğinin zayıf olması hâlidir. Markanın ayırt ediciliğinin zayıf olarak değerlendirilmesine yol açan temel husus ise, tescili istenen işaretin niteliğidir. Söz gelimi; ticari hayatta yaygın kullanılan sözcük ve işaretler, özellikle cins isimleri, bir ülkede yaygın kullanılan kişi ad ve soyadları, günlük dilde sıklıkla kullanılan sözcükler, bir malın şekli veya ambalajından oluşan işaretler nitelikleri gereği sınırlı düzeyde ayırt ediciliğe sahiptir. Bütün olarak, sadece bu tür işaretlerden oluşan markaların koruma kapsamı da aynı ölçüde daralmaktadır. Zayıf ayırt ediciliğin sonucu olarak, daha dar bir koruma alanına sahip olan bu markalar öğretide “zayıf marka” olarak adlandırılmaktadır. Esasen “güçlü” ya da “zayıf” marka ayrımının kanunî bir dayanağı bulunmamaktadır; ancak markaya tanınacak korumanın kapsamının belirlenmesinde önemli bir ayrım olarak öğretide ve yargı kararlarında kabul edilmektedir. Zayıf markalara, özgün markaların aksine benzer mal veya hizmetleri ya da tanınmış markanın aksine farklı mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamak olanaklı değildir. Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o işaret ile normal koşullarda iltibas oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumundadır. Zira marka olarak tescil edilmiş olsa bile zayıf bir işaret üzerinde bir kişiye tüm mal veya hizmetleri kapsayacak şekilde inhisarî hak tanınamaz. Bu husus, yukarıda koruma kapsamının genişlediği hâller arasında sayılan ve karıştırılma ihtimalinin yükselmesine neden olan özgün markanın tam tersi bir durumu ifade etmektedir. Markanın birden fazla unsurdan oluştuğu hâllerde unsurların ayırt edicilik düzeyleri birbirinden farklı olabilir. Bu doğrultuda, bir marka zayıf unsurlar içerse dahi, bir bütün olarak değerlendirildiğinde zayıf marka olarak nitelendirilmeyebilir. Şüphesiz zayıf markada olduğu gibi, zayıf unsurlar içeren markada da unsurların ayırt ediciliği koruma kapsamını etkilemektedir. Şöyle ki; marka sahibi, markasının ayırt edicilik gücü yüksek unsurları bakımından SMK m. 7.2 çerçevesinde koruma elde edebilirken; zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına ise kural olarak katlanmak zorundadır. Temelde bir sözcüğün anlamsal içeriği o sözcüğün ayırt ediciliğini belirleyen en önemli husustur. Zira bir ülkenin konuşma dilinde yaygın olan sözcüklerin üçüncü kişiler tarafından kullanımının tümüyle engellenerek, sözcüğün sadece marka sahibinin tekeline verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hâllerde marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüst kullanımına katlanmak zorundadır. Davacının markalarında “form” kelimesinin, gündelik dilde ve ticari hayatta çok kullanılan ibarelerden birisi dolayısıyla ayırt edici niteliği düşük olduğu, Davacı markaları ile dava konusu marka karşılaştırıldığında, “form” ibaresinin biçim, şekil, istenilen şeylerin yazılması ve doldurulması için hazırlanmış basılı belge, gerekli güç ve yeteneklere sahip olmak, diri ve canlı görünmek anlamlarına geldiği, bununla birlikte “form tutmak”, “formda olmak”, “forma girmek” şeklinde gıda maddeleri ile yakından ilgili olan anlamları ve bu minvalde tüketici nezdinde uyandıracağı anlam gözetildiğinde “form” ibaresinin dava konusu hizmetlerin yani gıda ürünlerinin satışı hizmetleri için tanımlayıcı olduğu, dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, dava konusu markanın ilk kelimesin “Rose” ibaresi olduğu ve söz konusu ibarenin “form” ibaresine kıyasla ayırt edici niteliğinin daha fazla olduğu, ayrıca tüketicinin dikkatinin vurgunun ilk kelime olan “.....” ibaresi üzerinde olacağı, bu tür markalar arasındaki karıştırılma tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile ortadan kaldırılabileceği, üçüncü kişilerin markaları ile normal koşullarda iltibas ihtimali olsa dahi, üçüncü kişilerin bu kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Tanınmışlık İddiaları; Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait .... markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, Kötü Niyet İddiaları; Somut olayda, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, velev ki markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa dahi, -somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir- davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı, Netice itibariyle, Davacı markaları ile davalı markasının kapsadığı bir kısım hizmetler ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yetecek düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı,.... Kararı’nın yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27.03.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır