Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde YIDK kararı iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemli, markalar arası iltibas ve kötü niyet iddialarına ilişkin dava bilirkişi raporu sürecinde.
Özet: Davacı vekili, köklü "..." markalarının yanı sıra 130dan fazla ülkede faaliyet gösteren ve yaklaşık 10.000 tescilli markaya sahip müvekkili şirketin, "..." ibareli çatı markaları ile davalıya ait "... days %100 natural" markasının benzerliği, ayırt edici unsur içermemesi, karıştırılma ihtimali yaratması ve kötü niyetli tescil edildiği gerekçesiyle YİDK kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmekte; davalı kurum ise markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden karıştırılacak benzerlikte olmadığını, özgün bir kombinasyona sahip olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını ve kötü niyet bulunmadığını savunarak davanın reddini istemekte olup, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek yargılamaya devam edilmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/261 Esas - 2025/83

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/261
Karar No : 2025/83
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 30/05/2024
Karar Tarihi : 27/02/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 27/02/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili firmanın 1944 yılından beri faaliyetlerine devam ettiğini, Türkiye’nin en önde gelen gıda şirketlerini bünyesinde barındıran bir şirketler grubu haline geldiğini, 130'dan fazla ülkede 65 bin çalışanı, 5 bin 200 tedarikçisi ve Dünya geneline yayılmış 68 fabrikası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, yaklaşık 10.000 tescilli markanın da sahibi olduğunu, .... sayılı “... ibareli markanın müvekkiline ait aynı sınıfta tescilli olan “...” markaları ile benzer olduğunu, itiraza konu markada yer alan ..." ibaresinin, İngilizce bir kelime olup, Türkçe’de günler anlamına geldiğini, tescili talep edilen sınıf bakımından marka özelliği bulunmadığını, bu nedenle esas unsurun ... ibaresi olduğunu, ayırt edici hiçbir unsur barındırmadığını, müvekkili markalarında yer alan ... ibaresinin çatı markası olduğunu ve doktrinde kabul edildiği üzere inceleme de geri plana atılması gerektiğini, davalı kurumun diğer ... ibareli marka başvurularına yapılan itirazları kabul ederken, bunu kabul etmemesinin hatalı bir karar olduğunu, ...” / “... ...." gibi markalar arasındaki benzerliğin mahkemeler tarafından da kabul edildiğini ve ... kararlarının iptaline karar verildiğini, davaya konu sınıflarda yer alan ürünlerin özelliği, tüketicinin fazla zaman ayırmadan ve dikkat göstermeden anlık karar vererek satın aldığı ürünler olmasının karıştırılma ihtimalini pekiştirdiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kabulü için mutlaka tüketicinin bir marka olduğu zannıyla başka bir markayı almasının gerekmediğini, tüketicinin işletmeler arasında ekonomik ya da yönetimsel bir bağ olduğu fikrine kapılması dahi yeterli olduğunu, müvekkiline ait “...” markasını taşıyan ürünlerin, 7'den 70'e herkes tarafından bilinen ve aranan ürünler haline geldiğini, markanın tanınmış olduğunu, davalının, sınırsız sayıda marka belirleyebilecekken, müvekkil markası ile iltibas teşkil eden “...” esas unsurlu markayı tercih etmesi başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ifade ederek, .... sayılı ve "... days %100 natural" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarına bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, dava konusu markanın, kelime, şekil ve renk unsurlarından oluşan özgün bir kombinasyona sahip olduğunu, markada, kelime unsurunun üzerinde olacak şekilde özgün bir logoya yer verildiğini, kullanılan logonun nispeten kelime unsurundan daha büyük boyutlarda oluşturulduğunu, en üstte konumlandırıldığı, markada ilk görülen ve algılanan unsur olduğunu, “... ....” ibaresi tamlama şeklinde bir bütünsellik içerdiğini, genel övücü anlama sahip yaygın kullanımı olan bir ibare olduğunu, markaların farklı bir bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğunu ve çakışmanın ayırt edici olmayan/zayıf bileşenlerde kısmen gerçekleştiğini, görsel açıdan farklı olduklarını, davacı markasının tanınmış olmadığını, kötü niyete ilişkin somut delil bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının.... sayılı "... ...", "... ...", "... ..." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, davacının red kararına karşı tekrar itirazda bulunduğu, bu itirazının da ..... sayılı kararı ile reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Somut olayda, gıda malları olarak genelleyebilecek sınıflar husumet konusu olup, bildiği üzere bu tip mallar toplumun her kesimine hitap eden, pahada ucuz, ani satın alım kararına konu olabilen mallardan olup, bu noktada tüketci düzeyinin ortalamanın altı olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka, kelime+şekil markası olduğu, davacı markalarının ise kelime markası olduğu anlaşılmıştır. Davacı markalarında yer alan ... ibaresinin davacının çatı markası olduğu ortadadır. Çatı marka, bir işletmenin farklı ürün/hizmetlerini kapsayan ana markasıdır. Tüketiciler nezdinde kaliteyi, güveni simgeler. Uygulamada belli bir tanınmışlığa sahip firmaların çoğunluğunda bir çatı markasının yer aldığı ve ikinci bir kelime unsuru bulunduğu, tüketicinin bu duruma aşina olduğu bilinmektedir. Bu nedenle davacı taraf markalarında yer alan ... ibaresinin çatı markası olduğu ve korunmak istenen unsurun ... ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır.
Çatı markalarının benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınıp alınmayacağı ise, kendisinden sonra gelen ibarenin ayırt edici gücü ile ilgilidir. Zira sonra gelen kelime faaliyet alanı/emtialar için tanımlayıcı ise tüketicinin ikinci ibareyi marka olarak algılaması mümkün değildir, bu bağlamda marka algısı çatı markaya kayacaktır ve benzerlik değerlendirmesinde çatı marka dikkate alınacaktır, ancak çatı markadan sonra gelen ibarenin ayırt edici gücü bulunmaktaysa bu sefer markasal algı ikinci kelimeye kayacaktır. Marka İnceleme Kılavuzunda da bu durum aynen “ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada bağımsız ayırt edici unsur olarak yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı/şemsiye markası arka planda bırakılarak inceleme yapılacaktır.” şeklinde belirtilmektedir.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Dava konusu marka, ... .... ibaresi İngilizce bir ibare olup .... anlamına gelmektedir. Her iki kelime ayrı ayrı olarak dilimizde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu noktada anlamının bilinebileceği değerlendirilmiştir. Davacı markasında yer alan ... ibaresinin çatı markası olduğu ve herkes tarafından bilinen tanınmış bir marka olduğu ortadadır. Genelde koruma altına alınmak istenilen unsurun “çatı” marka degil bu markanın yanına eklenen sözcük/sekil unsuru olduğu, bu noktada korunmak istenen ibarenin ... ibaresi olduğu, bu ibarenin de aynı dava konusu markada olduğu gibi .... anlamına geldiği ortadadır. Ancak dava konusu markadaki ... ibaresini tanımlamakta, sıfat olarak kullanılmaktadır. Yani anlamsal açıdan Günler kelimesini öne çıkarmaktadır. Ancak İngilizce anlamının her yaş kesiminden tüketici tarafından direk olarak algılanamayacağı durumlar da olabilir. Bu noktada markalar arasında ... ibaresinin birebir yer almasından kaynaklı anlamsal bir benzerlik olduğu kanısı uyanabilecektir. Keza bu durum ibarelerin anlamını hiç bilmeyen tüketici yönünde de bu şekildedir.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları İngilizce olup, dava konusu marka .... şeklinde okunurken, davacı markaları da .... şeklinde telaffuz edilecektir. İngilizce bilmeyenler açısından, Türkçe harfler içerdiği ve Türkçe dil bilgisi kurallarına uygun olduğu için yazıldığı şekilde okunabileceği de değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere, soldan sağa okuma prensibi gereği birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir. Bu bağlamda taraf markalarının ... ibaresi ile başlaması nedeniyle fonetik benzerlik içerdiği değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır.
Dava konusu markanın kelime+şekil markası olduğu, markanın oluşturuluş bakımından en üstte büyükçe bir unicorn at figürünün yer aldığı, hemen altında ... ibaresinin yazıldığı ve yine bu ibarenin altında.... ibaresinin nispeten daha küçük bir punto ile yazıldığı, en altta ise oldukça küçük olarak ... ibaresinin yer aldığı, davacı markalarının ise "... ..." şeklinde kelime markaları olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada ... ibaresinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik kurulması mümkün gözükmemektedir. “Bir marka kelime ve figür unsurlarından oluşuyorsa kelime unsuru figür unsuruna göre prensip olarak daha fazla ayırt edicidir. Keza potansiyel müşteriler malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirtirler.”(....) şeklinde karma markalarda kelime unsurunun ön planda olduğu vurgulanmıştır.
Her ne kadar davalı kurum cevap dilekçesinde ... ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğunu belirtse de, bu ibarenin gıda malları bakımından cins, vasıf bildirmediği, tanımlayıcı olmadığı ortadadır. Bu noktada ayırt edici gücünün bulunduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki, davacı tarafından sunulan emsal kararlarda da bu husus açıkça belirtilmiş ve "..." ibaresinin 30. Sınıf emtialarda vasıf bildirmedigi hususları, ..... sayılı ilamı ile de tespit edilmistir. "..." ibaresinin 29 ve 30. Sınıf mallar yönünden zayıf marka olmadıgı ve korunması gerektig...." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında,... markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında, ... sayılı kararında; "..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında, iltibas tehlikesi bulunduğu belirtilmiştir.
Neticede, markaların bütünsel açıdan değerlendirilmesinde; ... ibaresinin ayırt edici gücünün bulunduğu, her ne kadar davacı markalarında ek olarak ... ibaresi yer alsa da, bu ibarenin çatı markası olduğu, çatı markalarda yer alan ek unsurların ayırt edici gücünün bulunduğu durumlarda korunmak istenen ibarenin bu ek unsur olduğu, somut olayda da davacı tarafından korunmak istenen unsurun ... ibaresi olduğu, tüketicinin özelikle gıda malları bakımından çatı markalaşma stratejisine aşina olduğu ve direk olarak çatı marka altında yer alan ek ibareyi marka olarak algıladığı, taraf markaları arasında anlamsal ve fonetik benzerlik bulunduğu, özellikle gıda mallarında alım kararlarının ani olarak verildiği zira bu malların pahada ucuz olduğu ve tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin düşük olduğu, tüketicinin markaları her zaman dikkatli bir biçimde karşılaştıramıyacağı, dava konusu markada yer alan.... ibaresinin markanın oluşturuluş biçimi bakımından sanki yine ... çatı markasının altında ek bir unsur olarak algılanabileceği, zira hem altında hem de daha küçük punto ile yazıldığı, bu noktada davacı markasının yeni bir ürün gamı, serisi gibi algılanabileceği, kelime ve figür unsurlarından oluşan markalarda kelime unsurunun figür unsuruna göre prensip olarak daha fazla ayırt edici kabul edildiği, zira potansiyel müşterilerin malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirlediği de dikkate alındığında, dava konusu markada yer alan görsel farklılığın bertaraf edilebileceği, karşılıklı bağımlılık ilkesi gereğince markalar arasındaki küçük farklılıkların emtia benzerliğinin yüksek olduğu durumlarda bertaraf edilebileceği, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Davacı Çatı markasının tanınmış olduğu ortadadır, ancak her koşul ve şartta çatı markası tanınmışlığının alt grup markalarına aktarılması mümkün değildir. Her alt marka da kendi içerisinde değerlendirilmek zorundadır. Davacı, davalı kurum nezdindeki itirazlarında tanınmışlığa ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Bu noktada YİDK karar iptali bakımından davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı sabittir.
Hükümsüzlük talebi bakımından ise, davacı delil dilekçesinde, emsal kararlar ve ...” markaları için yapılan reklam ve tanıtım harcamalarına dair bir kısım fatura, araç giydirme görselleri, mağaza görselleri, satış rakamları, ambalaj görsellerinin delil dilekçesi ile sunulduğu, ilgili delillerden, 2013 yılına ait reklam faturalarının sunulduğu, ürün adı olarak “... çokokrem ...” yazdığı, ürün satış faturalarının sunulduğu, stand ve araç giydirme görüntülerideki kullanımın "... çokokrem ..." ve esas unsur itibariyle dava konusu markadan uzaklaştığı, sunulan delillerin davacı ... ... markasının tanınmışlığını ispatlayamaya yetmeyeceği, neticede, SMK 6/5 madde korumasından yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Somut olayda davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı, neticede, kötü niyet iddialarının ispat olunamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markada yer alan “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” malları ile ile davacı markalarında yer alan malların aynı/benzer olduğu, bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
.... sayılı kararının 29. Sınıf “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
30. Sınıf; Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez
32. Sınıf; Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” mal ve hizmetleri bakımından iptaline,
Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması, davalı kurum kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.733,40.-TL
yargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahsın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 488,40.-TL
Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL
P.P : 1.245,00.-TL
TOPLAM : 9.733,40.-TL