Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği davasında, cezanın bireyselleştirilmesi ve orantılılık ilkesine aykırı, suç unsurlarının teşdit sayılmasıyla verilen fazla ceza nedeniyle hükmü bozdu.
Özet: Sanığın silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun reddedilmesi kararının temyiz incelemesinde, yargılama süreç ve delillerinin hukuka uygun olduğu, eylemin doğru nitelendirildiği tespit edilmiş; fakat Anayasanın 138/1, TCKnın 3/1 ve 61. maddelerindeki orantılılık ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkelerine aykırı olarak, suçun unsurlarının haksız yere teşdit sebebi sayılması ve sanığın örgütteki konum, süre ve faaliyetleri gibi hususların göz ardı edilmesi suretiyle temel cezanın fazla tayin edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden değerlendirme için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/12394 E.  ,  2026/2694 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/474 E., 2023/218 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/374 E., 2022/29 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak
HÜKÜM : TCK’nın 314/2; 3713 sayılı Kanun’un 5/1; TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sair temyiz itirazlarının esastan reddine, ancak;
Anayasa'nın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde, suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3. maddesine aykırı davranılarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.