Danıştay 8. Dairenin, maden işletme ruhsatı kapsamındaki ormanlık alanda izin reddinin kamu yararı kıyaslaması eksikliği nedeniyle bozulması gerektiğine dair hukuki değerlendirmesi.
Özet: Bir maden şirketinin ormanlık alanda maden işletme ve altyapı izni talebinin idare tarafından reddedilmesi üzerine açılan davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, idarenin ret kararını, orman olarak kullanımda kamu yararı bulunduğu gerekçesinin somut zarar tespitiyle desteklenmemesi nedeniyle iptal etmiştir; ancak Danıştay tetkik hakimi, sahanın orman olarak kullanımındaki ve maden çıkarımındaki kamu yararlarının mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda kıyaslanarak üstün kamu yararının belirlenmesi gerektiğini, dolayısıyla eksik inceleme nedeniyle kararın bozulması gerektiğini savunmuştur.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/5339 E.  ,  2026/633 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5339
Karar No : 2026/633
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mermer Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kastamonu ili, Seydiler ilçesi sınırları içerisinde bulunan ... sicil numaralı maden işletme ruhsatı dahilinde, 89.799,40 m² alan için maden işletme ve altyapı izni talebinin reddine ilişkin...tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen ... tarih ve ... sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K... sayılı kararda; davacı şirket tarafından izin talebiyle başvuru yapılması üzerine idarece heyet oluşturularak sahanın tetkik ettirildiği, yapılan tetkikler sonucunda düzenlenen 19/04/2021 tarihli izin raporunda; "MAPEG tarafından verilen ruhsat kapsamımda bir faaliyet olduğundan, yapılacak tesis veya alt yapı tesislerinin orman dışında yapılmasının mümkün olmadığı, ormancılık çalışmaları açısından sakınca bulunmadığı, talep sahasının tohum mesceresi sınırları, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemler içerisinde kalmadığı, orman dışında yapılması mümkün olmayan faaliyetin gerçekleşmesinde kamu yararı görüldüğü, IR:... nolu ruhsat sahibi (davacı şirket) adına Devlet ormanlarından toplamda 89.799,40 m²'lik maden işletme ve maden altyapı tesis izni verilmesinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre sakınca bulunmadığı" yönünde tespitlerin bulunduğu, başvuru ile ilgili olarak, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısında; "IR:... nolu ruhsat sahibi ... Mermer Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına Devlet ormanlarından toplamda 89.799,40 m²'lik maden işletme ve maden altyapı tesis izni verilmesinde; izin alanı dışına çıkılmaması, rehabilitasyon planına bağlı kalınması, idarenin şartlarının kabul edildiğine dair noter tasdikli taahhüt senedi verilmesi ve hesaplanan izin bedellerinin ve teminat bedelinin ilgili hesaplara yatırılması şartıyla 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre izin verilmesinde sakınca bulunmadığının" belirtildiği, bu durumda, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümlerinin ile birlikte değerlendirilmesinden; Orman Kanunu'nun 16. maddesinde, Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verileceği, anılan kanun maddesinin uygulanması için çıkarılan yönetmelikte ise izin verilmesinin usul ve esasları düzenlenmiş olup, belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinden sonra madenin işletilmesi ve alt yapı için gerekli iznin idare tarafından verilmesi gerektiği, izin verilmeyecek ise, neden verilmediğinin, verilecek iznin orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konularak gerekçelendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin, uyuşmazlık konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü, izin verilmesinde kamu yararı görülmediği gerekçesi ile tesis edildiği, dava konusu orman izninin verilmesi halinde orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise; orman sayılan yerlerde izin vermede takdir yetkisi bulunduğu, işlemin mevzuata uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı, idareleri harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine harç yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Mahkemesince mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi üzerine sahanın orman olarak kullanılmasındaki kamu yararı ile davaya konu madenin çıkarılmasındaki kamu yararının kıyaslanması sonucunda üstün kamu yararının belirlenmesine ilişkin bir karar verilmesi gerektiğinden, netice itibarıyla eksik inceleme sonucunda verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından, Kastamonu ili, Seydiler ilçesi sınırları içerisinde bulunan ... sicil numaralı maden işletme ruhsatı dahilinde, 89.799,40 m² alan için maden işletme ve altyapı izni talebiyle idareye başvuru yapıldığı, bu talebin yapılan değerlendirme sonucunda söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü ve izin verilmesinde kamu yararı görülmediği gerekçesi ile reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin tesis edilmesi üzerine, anılan işlemin iptali talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 169. maddesinde; "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz." amir hükmü bulunmaktadır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 7. maddesinin 4. fıkrasında, Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verileceği hükme bağlanmıştır.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 16. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır..." hükmüne yer verilmiştir.
18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan) Orman Kanunu'nun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasında, bölge müdürlüğünün kesin izin için yapılan müracaatı öncelikle evrak üzerinde inceleceği, eksiklikler varsa, on işgünü içinde müracaat sahibine bildireceği, eksiklikler tamamlanıncaya kadar talebin değerlendirmeye alınmayacağı, evrakın tam olması halinde heyet tarafından arazi üzerinde gerekli incelemeler yapılarak, talebin Devlet ormanlarına isabet eden kısımları için ön izin veya kesin izin raporu düzenleneceği belirtilmiş; 7. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat/rödövans süresi dikkate alınarak izin verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı)
Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuki anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ile birlikte dosyadaki belgelerin incelenmesi neticesinde; izin talebine konu olan ormanlık sahanın, davalı idare bünyesinde bulunan Küre Orman İşletme Müdürlüğünce incelendiği ve heyet tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 19/04/2021 tarihli izin raporunda; 814 adet ağaç kesileceği, talep sahasının m tohum meşceresi, gen koruma alanı, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin sınırları içerisinde kalmadığı, ormancılık çalışmaları açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı, izin talep edilen altyapı ve tesis alanlarının orman dışında yapılmasının mümkün olmadığının belirtildiği ve bu rapor hükme esas alınmak suretiyle ... İdare Mahkemesince "... dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin ile birlikte değerlendirilmesinden; Orman Kanunu'nun 16. maddesinde, Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verileceği, anılan kanun maddesinin uygulanması için çıkarılan yönetmelikte ise izin verilmesinin usul ve esasları düzenlenmiş olup, belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinden sonra madenin işletilmesi ve alt yapı için gerekli iznin idare tarafından verilmesi gerektiği, izin verilmeyecek ise, neden verilmediğinin, verilecek iznin orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konularak gerekçelendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin, uyuşmazlık konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü, izin verilmesinde kamu yararı görülmediği gerekçesi ile tesis edildiği, buna karşılık uyuşmazlık konusu alana ilişkin düzenlenen izin raporu ve Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında "... Mermer Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına Devlet ormanlarından toplamda 89.799,40 m²'lik maden işletme ve maden altyapı tesis izni verilmesinde; izin alanı dışına çıkılmaması, rehabilitasyon planına bağlı kalınması, idarenin şartlarının kabul edildiğine dair noter tasdikli taahhüt senedi verilmesi ve hesaplanan izin bedellerinin ve teminat bedelinin ilgili hesaplara yatırılması şartıyla 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre izin verilmesinde sakınca bulunmadığının" belirtildiği, dava konusu orman izninin verilmesi halinde orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulmadığı dikkate alındığında, bu haliyle somut bilgi ve belgeler ile sebebi ortaya konulmaksızın tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Mahkeme kararına esas alınan izin raporu incelendiğinde ise, söz konusu raporda talep sahasının orman verimliliği ve orman kapalılık oranı hususlarında herhangi bir tespite yer verilmediği anlaşıldığından eksik değerlendirmeler içerdiği, alanda ilk defa izin verileceğinden uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, orman haritası ve mevcut durum gözetilerek, meşcere tipi ve kapalılık durumu da dikkate alınarak ormanlık alan olan talep sahasının orman verimliliği yönünden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir.
Yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; izin talep edilen sahadaki orman bütünlüğü ve verimliliği, alandaki ağaç yoğunluğu, kapalılık oranı, verimli orman alanı olup olmadığı dikkate alınarak izin verilmesi halinde ormanlık alanın parçalanıp parçalanmayacağı, ekosistem bütünlüğü ile kesilecek ağaç miktarları yönünden, madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki kamu yararı ile söz konusu alanın orman olarak kalmasındaki kamu yararı arasındaki denge (üstün kamu yararı) karşılaştırılarak, ayrıca uyuşmazlığa konu yerin konumu ve mevkii, yerleşim bölgelerine ve tarım alanlarına yakınlığı, yapılacak madencilik faaliyetinin bu alanlar açısından sakıncasının bulunup bulunmadığı; izin talep edilen maden ocağının veri ve maden çeşidi, madenin mahiyeti, ender nitelikte olup olmadığı, rezerv miktarı, kullanım alanı ve niteliği; izin talep edilen alanda yapılacak maden çalışmalarının, orman bitki örtüsüne, ekolojik yaşama etkilerinin değerlendirilmesi, izne konu madencilik faaliyetinin talep edilen alanda yapılmasında zaruret bulunup bulunmadığı; izin talep edilen alanın tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlardan olup olmadığı, madencilik işletme izin belgesi ile orman izin sınırlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığı, ağaçların kesimlerinin yapılıp yapılmadığı, sahanın teslim alınarak madencilik faaliyetlerine başlanılıp başlanılmadığı hususları da açıklığa kavuşturularak yapılacak değerlendirme neticesinde, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca izin verilmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığı, mevzuatta aranan şartların oluşup oluşmadığı yönünden yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için tarafların iddialarının ve dosyadaki belgelerin Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucunda temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak irdelenmesi sonucunda yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yönündeki Kastamonu İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 09/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.