Danıştay, orman genel müdürlüğü tarafından reddedilen, Samsundaki maden şirketinin 59.381,47m² ormanlık alanda maden işletme izni genişletme talebinin iptali davasında temyiz incelemesi yapıyor.
Özet: Bir maden şirketinin ruhsatlı sahasındaki maden faaliyet alanını genişletmek amacıyla talep ettiği orman izninin Orman Genel Müdürlüğü tarafından reddedilmesi üzerine açılan davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, yerel orman işletme müdürlüğünün olumlu görüşüne rağmen Genel Müdürlüğün ret kararını teknik ve somut gerekçelerle açıklayamadığını ve takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığını belirterek ret işlemini iptal etmiştir; davalı idare ise orman ekosistemine verilen zararın telafisizliği ve kamu yararını vurgulayarak kararı temyiz etmiştir.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/4322 E.  ,  2026/609 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4322
Karar No : 2026/609
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Samsun ili, Kavak ilçesi, ... Köyü mevkii, ... numaralı II-A Grubu maden işletme ruhsatının bulunduğu sahada, faaliyet alanının maden alt yapı tesisi için 59.381,47m²'ye çıkarılarak (43.305,25m² açık işletme, 1.972,14m² şantiye tesisi, 4.654,25m² pasa döküm alanı, 4.442,96m² maden stok alanı, 5.006,87m² kırma eleme) orman izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak Orman Genel Müdürlüğünce tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:... K:... sayılı kararda; davacı şirketin ruhsatlı maden sahası içerisinde yer alan ormanlık alanda orman işletme izni verilmesi yönündeki talebine yönelik olarak, yargı kararının ardından Kavak Orman İşletme Müdürlüğünce mahallinde yeniden yapılan yapılan incelemeler neticesinde bir kez daha uygun görüş verildiği hususu da dikkate alındığında, davalı idarece söz konusu raporun aksine orman işletme izni verilmesine yönelik başvuruya uygun görüş verilmemesinin teknik, nesnel ve somut gerekçelerinin hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıkça ortaya konulması gerekmekte iken, davalı idare tarafından ilk başvurunun reddine yönelik işlemde yer verilen gerekçeler esas alınmak suretiyle ve yalnızca kamu yararı gözetilerek uygun görülmediği, bu durumda; davalı idarece Kavak Orman İşletme Müdürlüğünün olumlu görüşünü geçersiz kılacak nitelikteki teknik ve somut gerekçelerin ortaya konulamadığı, orman sahaları içerisinde yapılacak madencilik faaliyetlerine izin verilip verilmemesi hususunda Orman Genel Müdürlüğünce haiz olunan takdir yetkisinin hukuka uygun bir şekilde kullanılmadığı anlaşıldığı, Samsun ili, Kavak ilçesi, ... Köyü (mahkemece sehven ...) mevkii, ... numaralı II-A Grubu maden işletme ruhsatının bulunduğu sahada, faaliyet alanının maden alt yapı tesisi için 59.381,47m²'ye çıkarılarak orman izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak Orman Genel Müdürlüğünce tesis edilen ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, orman sayılan alanların izne konu edilmesine ilişkin müracaatların titizlik ile incelenerek telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkmasının önüne geçilmesinin hedeflendiği, orman alanlarındaki madencilik faaliyetleri için Orman Kanunu hükümlerine göre izin verileceği, dolayısıyla Maden Kanunu'nun orman alanlarında bağlayıcı olmayacağı, maden ruhsatının alınmış olmasının tek başına bir hak kazandırmayacağı, orman sayılan alanlarda maden işletmeciliği esnasında sadece ağaçların değil, bir ekosistemin kaybolduğu, kaybolan ekosistemin değerinin odun miktarı ve ağaçlandırma bedeli ile ölçülemeyeceği, madencilik faaliyeti sonrasında bu alanın eski doğal yapısına kavuşturulmasının mümkün olmadığı, yore halkı tarafından çok sayıda cimer başvurusu olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket adına Samsun İli, Kavak ilçesi, ... Köyü mevkiinde 17/02/2021 tarihinden geçerli olamak üzere 10 yıl süreli ... numaralı, 17/02/2031 tarihine kadar geçerli II-A Grubu maden işletme ruhsatı düzenlendiği, sahada üretim faaliyetinin devamı kapsamında 59.381,47m² alanda işletme süresi boyunca maden işletmeye esas olmak üzere orman izni verilmesi talebiyle Amasya Orman Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı Orman Genel Müdürlüğü işlemi uyarınca reddi üzerine bahsi geçen işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı uyarınca "dava konusu işlemin iptaline" hükmedilmiştir.
Söz konusu karar üzerine davalı idarece yapılan değerlendirmeler sonucu davacı şirketin orman izni verilmesine yönelik talebinin Orman Genel Müdürlüğü'nce tesis edilen... tarih ve ... sayılı işlemle yeniden reddi üzerine bahsi geçen işlemin iptali istemiyle de bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3213 sayılı Maden Kanunu'nun, (dava konusu işlem tarihinde ki haliyle) "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinde; "(...) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde ki haliyle) 16. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunun ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin, "İnceleme ve Değerlendirme" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bölge müdürlüğü yapılan müracaatı öncelikle evrak üzerinde inceler, eksiklikler varsa, on işgünü içinde müracaat sahibine bildirir. Eksiklikler tamamlanıncaya kadar talep değerlendirmeye alınmaz. Evrakın tam olması halinde heyet tarafından arazi üzerinde gerekli incelemeler yapılarak, talebin Devlet ormanlarına isabet eden kısımları için ön izin veya kesin izin raporu düzenlenir. (...) (3) Değerlendirme Komisyonunun görev alanındaki; muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatları ile muhafaza ormanlarındaki ruhsat talepleri bölge müdürlüğünce müracaat evrakı ve düzenlenen tutanak ile birlikte Genel Müdürlüğe gönderilir. Talebin bir kısmının Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi gerektiği durumlarda talep bir bütün olarak ele alınır." düzenlemesi, "Değerlendirme komisyonu" başlıklı 16. maddesinde ise,"... (3) "Değerlendirme Komisyonunun görevleri; a) Muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatlarını, b) Muhafaza ormanlarındaki ruhsat taleplerini, c) Verilecek izinlerle ilgili mevzuatta açık hüküm bulunmayan hususları, değerlendirmektir. (4) "Değerlendirme Komisyonunca uygun bulunan müracaatlar Bakan onayına sunulur, onayı takiben bölge müdürlüğü tarafından izin raporu düzenlenerek izin verilir." düzenlemesi yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı, 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı)
Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dava konusu olayda, bu sahada ilk kez izin talebinde bulunulmadığı, daha evvelden davacıya bu sahada izin verildiği; davacının ilâveten 59.381,47m² ormanlık alanı daha kullanmak istediği anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen orman izni verilmemesine ilişkin işlem hakkında, davalı idarenin ''İzin talep edilen alanın civarında ve bitişiğinde mevcut izinli saha bulunmayan talep alanının ruhsat sahasında verilecek ilk izin olması, talep alanının verimli devlet ormanına isabet etmesi ve çok miktarda ağaç kesilecek olması sonucunda orman bütünlüğünün bozulacağı ve talep alanlarının bu yönde ilerlemesi sonucu sosyal probleme sebep olacağı, orman halk ilişkilerini ve ormancılık faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyeceği göz önüne alındığında izin verilmesinde kamu yararı bulunmadığı'' yönündeki iddiaları ile 02/02/2022 tarihli "İzin İrtifak Daire Başkanlığı 16 ncı Madde Bilgi Notu" başlıklı rapor içeriğinde sahanın meşcere tipinin MzGnab3,Z, işletme şeklinin koru, ağaç cinsinin sapsız meşe - gürgen ve kesilecek ağaç m3/Adet sayısının 105.99 m3/3827 adet olarak ifade edilmiştir.
Davacı tarafından ilk orman izni verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine yönelik tesis edilen ...tarih ve ... sayılı Orman Genel Müdürlüğü işleminde ise gerekçe olarak; ''her ne kadar talep sahasının bir kısmında geçmiş yıllarda çalışma yapılmış olsa da ruhsat sahasında verilecek ilk izin olması bitişiğinde mevcut izinli saha bulunmaması sebebi ile talep alanının verimli devlet ormanı alanına isabet etmesi ve bu yönde ilerlemesi sonucu işletme faaliyeti esnasında sosyal probleme sebep olacağı, orman halk ilişkilerini ve ormancılık faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyeceği göz önüne alındığında izin verilmesinde kamu yararı bulunmadığı'' ifadesine yer verilmiştir.
Bir ormanlık sahanın kullanılmasında; gerek ilk izinlerde, gerekse ilk izinlerden sonraki izinlerde, gerekse ilâve/ek saha izinlerinde idare konuyu değerlendirip; izin verme yahut vermeme yönünde bir işlem tesis etmektedir. Zîra mevzuat, her izin talebinde bu hususun idarece ayrıca değerlendirilmesini öngörmüştür.
Dava konusu saha, ilâve/ek saha kullanımına ilişkindir.
Olayda; davalı idarenin kamu yararı kavramını sadece münferit alan bazlı ve mahallî ölçekte değil; ülke geneli orman varlığı bakımından, ülke genelindeki bütün orman sahaları ölçeğinde ve kezâ ülke genelindeki ormanlık sahaların başka maksatlarla kullanım durumlarını göz önünde tutarak değerlendirdiği; neticede bu sahada madencilik faaliyeti yapılması yerine, bu sahanın ormanlık alan olarak devam etmesinde kamu yararı görmüştür.
Dolayısıyla idarenin; tabiat, toplum, çevre ve insan sağlığını ilgilendiren ormanların korunmasını amaçlayarak, izin talep edilen sahanın orman olarak kullanılmasında (devamında) fayda görerek bu alan için izin vermediği anlaşılmaktadır.
Bu duruma istinaden, söz konusu sahaya izin verilirken, ülke ve bölge orman varlığı ve bu orman varlığının başka maksatlarla kullanım durumları birlikte göz önünde bulundurularak bölge ormanlarının; bu güne kadarki tahrip edilme oranı, ileride tahrip edilecek alanı, vejetasyon durumu, üreme durumu, yutak alanı olma niteliği, biyokütle kayıp oranı, bölge ormanlarının ve arazinin peyzaj durumunun bir bütün olarak değerlendirilerek; 59.381,47m² alanda madencilik yapılmasının orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmesi, yapılmamasında orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmemesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Bu durumda; orman izni verilmesinde kamu yararı karşılaştırması ve faaliyetin söz konusu saha dışında yapılmasının mümkün olmadığına dair zaruret halinin varlığına ilişkin somut tespitlere yer verilmesi ve söz konusu sahanın bulunduğu yerin orman niteliğinin, meşcere örtüsünün, kapalılık durumunun ve izin talep edilen sahaya ilişkin dosyaya sunulan haritada orman izni verilen başkaca kurumlar da bulunduğu görüldüğünden bu hususun da dikkate alınması suretiyle bölge ormanlarına dair yukarıda yer verilen hususların da açıklanarak, keşif bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilerek tartışılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki .... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 05/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.