İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, yazılı sözleşme olmaksızın SGK teşvik danışmanlık hizmeti alacağı iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalıya 2017-2021 yılları arasında sosyal güvenlik kurumu teşviklerine yönelik danışmanlık hizmeti verdiğini iddia ederek, ödenmeyen 88.495,86 TL tutarındaki geçmiş dönem hizmet faturası alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını konu almaktadır; davacı, yazılı sözleşme olmamasına rağmen güvene dayalı ticari ilişki ve mail yazışmalarıyla hizmeti ifa ettiğini savunurken, davalı, geçerli bir hizmet sözleşmesinin kurulmadığını, hizmetin içeriği ile bedelinin belirsiz olduğunu ve borçlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1088 KARAR NO : 2026/1865T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 21/02/2023NUMARASI : 2022/887 Esas 2023/119 KararDAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 10/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2026Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2022/4069 E. sayılı dosyası ile borçlu şirket hakkında ilamsız icra takibi yaptığını, ödeme emrini alan borçlunun haksız ve mesnetsiz bir şekilde borca itiraz ettiğini, müvekkil firmanın denetim ve danışmanlık hizmeti veren bir firma olduğunu, davalı - borçlu ile de aralarında güven ilişkisine dayanan ticari ilişkileri mevcut olduğunu, bu güven ilişkisinden dolayı taraflar arasında yazılı bir hizmet sözleşmesi imzalanmamış olsa da 2017-2021 yılları arasında taraflar arasında Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde teşvik işlemlerine yönelik danışmanlık hizmeti verildiğini, bu hususta taraflar arasındaki mail yazışmaları, fatura ve ödeme dekontlarının cari kayıtlara yansıdığını, müvekkilinin sözleşme gereğince davalı-borçlu tarafın yasalarca tanınmış cari ve geçmiş dönem teşvik hakları konusunda danışmanlık ve Sosyal Güvenlik Kurumundan varsa bu yönde alacağı için çalışma yapma borcu altına girdiğini, mail yazışma içeriklerinin bilgi verilenler kısmı da incelendiğinde davalı borçlu firmanın insan kaynakları ve mali işler departmanının da konudan haberdar olduğu ve iş ve işlemleri takip ettiği anlaşılacağını, bu haliyle davalı borçlu tarafın bu şekilde bir borcunun olmadığını iddia etmesinin kötü niyetli olarak borcunun tahsilini geciktirtiğinin kanıtı olduğunu, sunulan mail yazışmaları ile dava dilekçesi ekinde sunulan tüm mail yazışmaları incelendiğinde taraflar arasında hizmet akdi ilişkisinin kurulduğu ve müvekkili tarafın üzerine düşen borcu ifa ettiğinin anlaşılacağını, müvekkili firmanın davalı borçlu tarafa cari dönem teşvik çalışmalarına ilişkin sunduğu hizmet karşılığı düzenlediği fatura bedellerini davalıdan tahsil ettiği, ancak geçmiş dönem teşvik çalışmasına ilişkin sunduğu hizmetin bedelinin müvekkili firmaya ödenmediğinden bahisle İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2022/4069 Esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazının 88.495,86 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle 88.495,86 TL’nin %20’sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek olan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, davacı ve davalı anonim şirket olup, aralarında hizmet alınmasına ilişkin yazlı bir sözleşmesi olmadığını, davacının da bu hususu kabul ettiğini, hizmet sözleşmesinin kurulabilmesi için yazılı şekil şartı bulunmadığını, sözleşmenin ana unsurlarında icap ve kabulün olmasının sözleşmenin kurulması için yeterli olduğunu, davacı tarafından müvekkiline bildirilmiş bir icap olmadığını, aynı şekilde müvekkili tarafından davacıya bildirilmiş herhangi bir kabul olmadığını, davacı, hangi işi yapacağını, hangi yıllara ait geçmiş dönem teşvik çalışması yapacağını ve bu çalışma sonucunda teşvikten yaralanılması halinde ne kadar bedel alacağını bildiren bir icapta bulunmadığını, aynı şekilde ortada herhangi bir icap olmadığından dolayı, müvekkili tarafında da kabul edilmiş herhangi bir teklif bulunmadığını, bu şekilde davacı ile müvekkili şirket arasında geçerli hizmet alım sözleşmesi bulunmadığını, davacının alacak talebinde bulunduğu fatura ve e -postalarda işin ne olduğu ve bedelinin ne olduğu bilgisinin yer almadığını, davayı ve davacının iddialarını kabul manasına gelmemek kaydıyla dava dilekçesinde ve delillerde teşviğin ödendiğine ilişkin bir belge veya bilgi yer almadığını, davacının fatura konusu hizmeti müvekkiline sunmadığını, 6 farklı şirketin borcundan müvekkilin sorumlu olmadığını, temerrüd olmadığından takip öncesi faiz işletilemeyeceğini, faturanın hangi dönem teşvik işi için ve bedelinin de nasıl belirlendiği belirsiz olup somut olarak ispat edilemediğinden bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, haksız icra takibi nedeniyle icra takip miktarının en az %20 si kadar tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEMECE YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE; "...Dava; İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2022/4069 esas sayılı dosyasında fatura nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı süresinde açmış oluğu itirazın iptali davasında; taraflar arasındaki sözlü hizmet sözleşmesine istinaden davalının 2017 - 2021 yılları arasında sosyal güvenlik kurumu nezdinde teşvik işlemlerine yönelik danışmanlık hizmeti verilmesi konusunda anlaştıklarını davacı tarafça bu hizmeti yerine getirildiği, sözlü sözleşme gereğince yerine getirilen hizmet bedeli yönünden davalıya düzenlenen faturaların ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibinin davalı tarafça yapılan itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde; taraflar arasında davalının SGK'daki işlerinin takibi amacıyla yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalının bu konuda herhangi bir kabulünün ve davalı tarafından kabul edilmiş herhangi bir teklifin bulunmadığı, her ne kadar davacı taraf e posta yazışmalarını delil olarak bildirmiş ise de; ilgili kişilerin yetkisiz kişiler olduğunu, yetkisiz kişilerin e postalarını kabul etmediklerini, taraflar arasında sözlü ya da yazılı olarak geçerli hizmet alım sözleşmesi bulunmadığının davacının bir alacağının bulunmadığını, sadece davalı şirketin teşvik alacak talebinde bulunulduğu iddiasıyla davalının borçlu olarak nitelendirilemeyeceği, davalının SGK giriş şifrelerinin davacı ile paylaşmadığını, davalıya ait özel ve ticari belgeleri davacı ile paylaşmadıklarını, davacının alacak talebinde bulunduğu faturaya konu işlemleri yapmadığını, davacının delil listesinde davalı şirket dışında..... ŞTİ.,.... ŞTİ., ... ŞTİ., ... A.Ş., ...ŞTİ., .. .ŞTİ.'nin geçmiş dönem teşvik işlerini yaptığı belirtilerek üçüncü şahıs dava dışı şirketlere sunulan hizmet bedelinin davalıdan talep edildiğini, bu şirketlerin ayrı tüzel kişilikler olduğunu, davalıdan bu şirketlere sunulan hizmet bedelinin talep edemeyeceklerini, davalının bu hizmetler nedeniyle takibe konu faturaya sekiz gün içerisinde Kartal 23.Noterliğinin 33498 yevmiye, 16 Aralık 2021 tarihli ihtarnamesi ile itiraz ettiklerini ve faturayı iade ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı taraf dava konusu icra takibine konu faturayı kabul etmemiş iade etmiş ve ayrıca taraflar arasında sözlü ya da yazılı olarak davacının iddia ettiği gibi bir hizmet sözleşmesinin bulunmadığını savunmuştur. Davalının herhangi bir hizmet sözleşmesinin bulunmadığı savunması karşısında davacının davalı ile davalı şirketin SGK teşvik işlemlerine yapmak üzere sözlü olarak anlaşıldığı hususunda ispat külfeti davacıya aittir. Davacı vekili duruşmadaki beyanında her ne kadar SGK teşvik işlemlerine yönelik hizmetleri davacı tarafın sunduğunu belirtmiş ise de; yine beyanında davalı firmanın SGK veri girişine ilişkin şifrelerini kullanarak işlemler yapıldığını belirttiği, davalı tarafın davalı şirketin şifrelerinin davacı ile paylaşılmadığına yönelik savunması dikkate alındığında; davacının davalı ile geçmiş dönem SGK teşvik işlemlerinin yapılması amacıyla taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesini ispat edemediği davalı tarafın davacı tarafça davalıya gönderilen faturaya süresinde itiraz etmiş ve iade etmiş olduğu, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin incelenmesi de sonucu etki etmeyeceği, davacının sunmuş olduğu delillerle davalıdan alacaklı olduğunun ispat edemediği kanaatine varılmakla, davanın reddine, davacı taraf icra takibinde kötü niyetli olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile; DAVANIN REDDİNE, Koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğu için kaldırılması gerektiğini, talebi reddeden mahkemenin taraflar arası mail yazışmalarına neden itibar etmediğini kararında açıklamadığını, Mahkemece sözlü sözleşmenin varlığının tarafımızca ispatlanamadığı gerekçesinin de hukuki dayanağının olmadığını, Mahkemenin "... davalı tarafın davacı tarafça davalıya gönderilen faturaya süresinde itiraz etmiş ve iade etmiş olduğu, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin incelenmesi de sonucu etki etmeyeceği," şeklindeki gerekçesi de eksik araştırmaya dayalı usul ve yasalara aykırı karar verildiğinin kanıtı olduğunu, bu gerekçenin dosya kapsamıyla uyumlu bir gerekçe olmadığını, müvekkili firmanın davalı borçlu firmaya 2017 -2021 yılları arasında Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde işlerinin takibi noktasında danışmanlık hizmeti verilmiş olup, bu hususta taraflar arasındaki mail yazışmalarına, fatura ve ödeme dekontları ile cari kayıtlara yansıdığını, Mahkemenin yargılamasında silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığını, davalı tarafın, firma SGK giriş bilgi ve şifrelerini müvekkili firmaya vermediği noktasındaki beyanının da gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın müvekkili firma ile olan mail yazışmalarınını yetkili kişilerce yapılmadığı yönündeki beyanının da kötü niyetli olduğu için hükme esas alınmamasının gerektiğinden bahisle İzmir 3. Ticaret Mahkemesi'nin 21.02.2023 tarih 2022/887E.2023/119K. sayılı ilamının istinaf incelemesi ile kaldırılarak müvekkili lehine davanın kabulü kararı verilmesini veyahut yeniden yargılama yapılması için kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararın ''Davanın Reddine'' yönelik hükmünün usul ve yasaya uygun olduğunu, dilekçe ile kararın yalnızca 'kötü niyet tazminatı talebinin reddine' ilişkin hükmüne karşı istinaf başvurusunu sunduklarını, İİK 67/2 uyarınca :"... borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." kanunda açıkça ifade edildiğini, takibinde haksız çıkan alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğunu icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edileceğini, gerekçeli kararın açıklayıcı ve aydınlatıcı olması gerektiğini, gerekçeli kararda, kötü niyet tazminatı talebine ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını, hüküm aşamasında, talebin reddine ilişkin karar verildiğini, kararın bu yönden kaldırılarak, kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde ; Davanın Reddine, koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.İş bu karar davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 13.İcra Müdürlüğü'nün 2022/4069 esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı hakkında 86.117,60 TL asıl alacak,2.378,26 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.495,86 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu görülmüştür.Takibe dayanak olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş 30.11.2021 tarih ve 86.117,60 TL bedelli faturanın gösterildiği, iş bu faturanın açıklama kısmında," Geçmiş dönem SGK teşvik danışmanlık bedeli" açıklamasının yer aldığı görülmüştür.Davalı tarafça davacıya keşide edilen Kartal 23. Noterliği'nin 16.12.2022 tarihli ihtarnamesi ile itiraz edildiği ve faturanın davalının ticari defterlerine işlenmeksizin iade edildiğinin bildirildiği görülmüştür. Ancak mahkemece davacı tarafça delil olarak dayanılmış olmasına rağmen her iki tarafa ait ticari defterler incelenmeksizin ve ayrıca yine davacı tarafça SGK kayıtlarına delil olarak dayanılmasına rağmen getirtilmeksizin eksik incelemeye dalalı olarak karar verilmesi yerinde olmamıştır.Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma nedenine göre davalı vekilinin istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/02/2023 tarih, 2022/887 Esas ve 2023/119 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4- Davalı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6- İstinaf yoluna başvuran taraflardan alınan istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE,6- İstinaf yoluna başvuran taraflardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/09/2026