Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, murisin vefatı sonrası mirasçılar ve kefilin bankanın kredi sigortası yükümlülüğü olmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasında başvuruyu reddetti.
Özet: Mirasçılar ve kefilin, vefat eden kredi borçlusu adına bankanın hayat sigortası yaptırmadığı ve bu nedenle borcun kendilerine kaldığı iddiasıyla açtıkları menfi tespit davasında, Yüksek Mahkeme; kredi sözleşmesi hükümleri ve bankanın sübvansiyonsuz tarımsal kredi kullandırımı esaslarına göre, taşınmaz ipoteği teminatıyla kullandırılan kredilerde bankanın hayat sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığını ve bu konuda bankaya atfedilecek bir kusur olmadığı yönündeki alt mahkeme kararlarını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5426 E.  ,  2026/2176 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/778 Esas, 2025/516 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/121 E., 2021/236 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris...'ün ... Bankasından kredi kullandığını, bir kısım müvekkillerinin...'ün mirasçısı olduğunu, müvekkili ...'nun da krediye kefil olduğunu, murisin vefatı sonrası davalı banka tarafından borcun ödenmesi için ihtar gönderildiği ve borç ödenmeyince de ... İcra Müdürlüğü'nün 2016/2703 E. sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, ... İcra Dairesi'nin 2016/2701 E. sayılı takip dosyası ile aynı alacakla ilgili ilamsız icra takibi başlatıldığını, muris kredi kullanırken ... sigortası yapıldığını ancak davalı bankanın müvekkillerine, murise yapılan ... Sigortasının kapsamı dışında olduğunu bildirdiğini, davalı bankanın hem kredi veren hem de poliçe düzenlemesine aracılık eden durumunda olduğunu, kendi menfaatini ilgilendiren poliçenin düzenlenmesinde azami özeni göstermekle yükümlü olduğunu, davalı bankanın hatalı poliçe düzenlediğini, bu şekilde hem mirasçıları hem de kefili borç ödemekle karşı karşıya bıraktığını ileri sürerek müvekkillerinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve ... İcra Müdürlüğü'nün 2016/27 01... /2703 E. sayılı dosyalarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bankanın müteveffa ...'e kullandırmış olduğu kredi ile ilgili ... sigortası yapma zorunluluğu bulunmadığını, tarımsal sigortaların sübvansiyonlu kredilerde bankanın sigorta yapma zorunluluğu olduğunu, müvekkili bankanın kendi kaynaklarından kullandırdığı kredilerde sigorta yapma zorunluluğunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris... ile davalı banka arasında imzalanan ve davacı ...'nun da kefil olduğu 15.01.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 12/i maddesinde, "Müşteri ve/veya şirket ortağı kefil/kefiller bankaca uygun görüldüğü takdirde ... sigortası, ferdi kaza sigortası veya başkaca herhangi bir sigortayı yaptırmayı tüm sigorta poliçelerinin üzerinde bankanın adının dain-i mürtehin olarak gösterilmesine, poliçe de yer alacak riziko kapsamı ve sigorta şartlarının belirlenmesine bankanın hakkı olduğunu kabul ve taahhüt eder" hükmü yer aldığı, davalı bankaya ait 09.10.2014 tarihli Taksitli Tarımsal Destek Kredisi Kullandırım Esaslarının 4. maddesine göre işbu kredilerin sübvansiyonsuz olarak kullandırılacağı ve gayrimenkul ipoteği teminatı ile kullandırılacak kredilerde müşterilere ... sigortası yapılması zorunluluğunun bulunmadığının belirtildiği, kredi borçlusu muris tarafından da bu hususta bir talepte bulunulmadığı, murisin vefat tarihinde ve öncesinde geçerli bir ... sigortası poliçesi bulunmadığı, dolayısıyla davalı bankaya ... sigortası yaptırılmaması ile ilgili atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/6144 E., 2016/9540 K. sayılı kararı) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.