Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka tescil başvurusu reddi kararının iptali ile ilgili davada markalar arası karışıklık ve kötü niyet iddiaları incelendi.
Özet: Lüks ev ürünleri üreticisi davacı şirket, "..." markasının tescil başvurusunun, davalı firmanın "..." markası üzerine yaptığı itiraz sonucu marka ofisi tarafından reddedilmesi kararının iptalini talep ederek, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olmadığını, kendi markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ve davalının kötü niyetli hareket ettiğini iddia ederken; davalılar ise temel unsur olan "..." ibaresinin benzerliği ve emtiaların aynı veya ilişkili olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/223 Esas - 2025/32

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/223
Karar No : 2025/32
....
Dava : Marka İle İlgili... Kararının İptali
Dava Tarihi : 10/05/2024
Karar Tarihi : 23/01/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 27/01/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; 2008’de ABD’de kurulmuş olan davacının lüks ev ürünlerinin üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, zararlı maddeler içermeyen ve kalitede ödün verilmeden ürettiği yatak takımlarında kullandığı “... ...” markasının ilk olarak .... sayı tahtında tescil edilmiş olduğunu, davacının “... ...” ibaresini ihtiva eden ..... sayılı markanın .... de tescili için .... aracılığı ile dosyaladığı marka başvurusunun davalı firmanın....sayılı “....” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira redde mesnet alınan marka ile davacının markasının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davacının markasında davalının markasından tamamen farklı olarak “...” ibaresinin de yer aldığını, davalının markasında da davacıdan farklı olarak “bc” harflerinin ve “cotton” ibaresinin yer aldığını, markaların kapsamına giren emtiaların kullanıcılarının da bilinçli tüketici niteliğini haiz olduğunu, dolayısıyla markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, ayrıca davacının markasının kapsamına çok spesifik ürünlerin alınmak istendiğini, davalının markasının ise genel olarak tabir edilebilecek emtialar yönünden tescilli olduğunu, “... ...” markasının davacının istikrarlı kullanımı neticesinde davacı adına ayırt edicilik kazanmış olduğunu, yani bu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğunun kabulünün gerektiğini, nitekim davacının sosyal medya hesaplarının çok sayıda takipçisinin bulunduğunu, davacının ürünlerinin çok sayıda habere konu da olduğunu, ayrıca davalı firmanın davacının.... kararına karşı dosyaladığı itirazlara görüş verirken taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını açıkça ikrar ettiğini, ayrıca davalının davacının markasından haberdar olduktan sonra davacının markasının birebir aynısı olan .... sayılı bir marka başvurusu dosyaladığını, yani somut uyuşmazlıkta davalının kötü niyetli hareket ettiğinin kabulünün gerektiğini ifade ederek, ......'nın 10/03/2024 tarih ve .... sayılı kararının iptaline,....sayılı "... ..." marka tescil başvuru işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, zira taraf markalarının esas unsurlarının birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, ayrıca davacının marka başvurusunun reddedildiği emtialar açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtialarda kullanılacağını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davalının birinci sınıf kalitede ürünler üretmekte olan özel bir pamuk mağazası olduğunu, ilk olarak 2021 yılında ... nezdinde tescil ettirdiği “... ...” markasına yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırmış olduğunu, davacının davalının markasının esas unsuru olan “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden bir markayı tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu, nitekim taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzerlik bulunduğunu, davacının markasının tescil edilmesinin davalı ile haksız rekabet oluşturacağını ve davacının markasının davalının seri markalarından biriymiş gibi algılanma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının... sayılı "... ..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "... ..." ibareli marka için davacı tarafından 18/11/2022 tarihinde 24.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, davalı tarafından SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine ve ....sayılı markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile davalının itirazını SMK m. 6/1 hükmü yönünden haklı bulunarak davacının marka başvurusunun bütünüyle reddine karar verdiği, bu karara karşı davacının itirazda bulunduğu, bu itirazın da ......’nın 10/03/2024 tarih ve.... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraf markaları, renk ve şekil unsurlarından yoksun birer kelime markasıdır; davacının markasında “...” ve “...” ibareleri, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfleri büyük olacak şekilde, aynı satır üzerinde ve aynı puntolarla ayrı olarak yazılmıştır. Bu yazım özellikleri itibariyle aynı baskınlıkta algılanan bu kelimelerden, Türkçe’de “yuva” anlamına gelen İngilizce “...” kelimesinin, ülkemizdeki ticari hayata ve günlük konuşma diline yerleşmiş, sıklıkla kullanılan ve dolayısıyla anlamını bilebilmek için İngilizce’ye hâkim olunması gerekmeyen bir kelime olması itibariyle, markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun olduğu ve dolayısıyla da, dava konusu edilen markanın esas unsuru/esas koruma altına alınmak istenilen unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Benzer hususlar; davalının redde mesnet alınan markası yönünden de söylenebilecektir; işarette geçen Türkçe’de “pamuk, pamuklu” anlamına gelen İngilizce “cotton” kelimesi de, ülkemizdeki ticari hayata ve konuşma diline yerleşmiş, anlamı herkes tarafından bilinebilecek bir ibaredir ve bilhassa uyuşmazlık konusu olan 24. Sınıftaki emtialar yönünden markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksundur. İşaretin sol baş kısmına yazılmış ve işaretin geri kalanından dikey bir çizgiyle ayrılmış “BC” harflerinin de, işarette geçen “... Cotton” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir kısaltma olduğu, ilk anda algılanabilmektedir. Dolayısıyla; bu harflerden ziyade, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğini sağlayan esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır.
Taraf markalarının esas unsuru olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin ortaklığından ve işaretlerin kelime markası hüviyetindeki genel görünümlerinden hareketle, markaların görsel açıdan benzer olduğu değerlendirilmiştir. Zira; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir.
Taraf markalarına fonetik/duyusal/işitsel olarak bakıldığında, taraf markalarında esas unsur olarak kullanılmış olan ibarelerin ayniyetinden hareketle, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştığı değerlendirilmiştir. Ayrıca; bu ibarenin Türkçe’de herhangi bir anlamı olmadığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, bu ibarenin markasal hüviyette kullanımının tüketici zihninde kavramsal açıdan “yabancı dilde veya marka sahibi tarafından yaratılmış bir sözcük” dışında spesifik bir algı yaratmadığı ve bu nedenle değerlendirilen taraf markaların tüketici zihninde yarattığı algının da farklılaştığının söylenmesinin mümkün olmadığı; neticede, somut olayda, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olduğu kanaatine varılmıştır.
“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir.
Ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde inceleyemez. Sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışır. Ortalama alıcı kitlesinin tamamı karıştırma tehlikesine maruz kalmasa bile bir kısmının bu risk altında bulunması dahi karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterlidir.
Ancak; ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder.
Somut olay açısından; dava konusu edilen markanın reddedildiği “çarşaflar”ın hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesine bakıldığında; bunun sık satın alınan bir emtia olmadığı fiili gerçeği gözetildiğinde, tüketicilerin bu ürünü satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir. Bu tüketiciler, söz konusu emtiayı satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/kalitesiz ürün alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını vermektedir.
Davacının markasının reddedildiği emtialar, davalının markasının kapsamında birebir yer aldığı gibi, bu markanın kapsamında 35. Sınıf altında satış hizmetlerine de konu edilmiştir. Halbuki; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Ayrıca; davalının markasının kapsamına, “çarşaflar” haricindeki ev tekstil ürünleri ve bunların satışı da girmektedir. Davacının markasının reddedildiği emtialar da, bu ev tekstil ürünleri ile (dahi) benzer alıcı kitlesine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, aynı yerlerde satılırlar, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri haizdirler ve dahi aralarında ham madde ilişkisi de kurulabilir. Davacının markasının kapsamına, spesifik olarak “lastikli” çarşafların da giriyor olması, bu tespitleri değiştirmemektedir. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarında birebir aynı “...” ibaresinin esas unsur hüviyetinde kullanılmış olmasının, işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen “....” ibarelerinin de, İngilizce kökenli, ancak ülkemizdeki konuşma diline ve ticari hayata girmiş/yerleşmiş ibareler olması ve uyuşmazlık konusu olan “çarşaflar” ile yakın ilintili/bağlantılı kavramlar olması gibi ortaklıkların da katkısıyla; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “... ... ...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “... ...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ihtimalini doğurduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca; davacının markasının reddedildiği emtialar ile davalının markasının tescilli olduğu emtiaların aynı/ benzer/ türdeş emtialar olduğu ve işaretlerin bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında üst düzey dikkate ve özene sahip tüketicilerin bile yanılgı yaşamalarının mümkün olacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle, “...” ibaresinin bu emtialarda markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini yarattığı, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının markasının tescilli olduğu/korunduğu bu emtialar açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği,
Neticede, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğundan ve davalının markasının tescili olduğu bir kısım emtialar ile davacının markasının reddedildiği emtialar aynı/benzer/türdeş olduğundan, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Taraf markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen/markanın reddedildiği emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, davacının markasının reddedildiği tüm emtialar yönünden, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, ... kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır