3. Ceza Dairesi, kamu malına zarar verme ve tehlikeli madde bulundurma suçlarına ilişkin temyizleri incelerken, özellikle terör örgütü adına suç işleme düzenlemelerindeki Anayasa Mahkemesi iptallerinin kanunilik ilkesine etkilerini değerlendiriyor.
Özet: Yüksek mahkeme, sanığın kamu malına yakarak zarar verme suçuyla ilgili temyiz başvurusunu usulden reddederken, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçuna ilişkin hükmü yasalara uygun bularak esastan onamış; ancak silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen mahkûmiyet kararını, Anayasa Mahkemesi tarafından ilgili yasal düzenlemenin iki kez iptal edilmesi ve yeni bir yasal düzenleme yapılmaması sonucu, suçta ve cezada kanunilik ilkesi bağlamında hukuki dayanağın ortadan kalkması ihtimali ve ortaya çıkan kanuni boşluk ışığında değerlendirmiştir.
3. Ceza Dairesi         2025/5585 E.  ,  2026/2020 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1636 E., 2025/38 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/252 E., 2024/353 K.
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
A. Kamu malına yakarak zarar verme suçuna ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında kamu malına yakarak zarar verme suçu ile ilgili verilen bölge adliye mahkemesi kararının, verilen cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci bendinin (a) bendi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan ayrıca bu suçun 7188 sayılı Kanun kapsamında temyize tabi suçlar arasında sayılmadığından sanık hakkında kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
B. Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçuna ilişkin temyiz incelemesinde;
Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
C. Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçuna ilişkin temyiz incelemesinde;
1. Sanığın TCK'nın 314/3. uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas, 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6. maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasakoyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile TCK'nın 220/6. maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3. maddesine ise “(3) örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3. ve 220/6. maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5. maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38. maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7. maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38. maddesi ile TCK'nın 7. maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanık lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, TCK'nın 314/3. ve 220/6. maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas ve 2024/189 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bununla birlikte iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, Anayasa'nın 38. maddesi ile TCK'nın 2. ve 7. maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38. ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
2. Bölge adliye mahkemesi bozma kararının sanık lehine olduğu gözetilmeden bozma sonrası yapılan yargılama giderinin CMK'nın 325/3. maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde sanığa yükletilmesi,
Hukuka aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.