Davacı kooperatifin, kesinleşmiş mahkeme kararıyla Hazine adına orman olarak tescil edilen parseldeki orman tahdit sınırının düzeltilmesi davası, aktif husumet yokluğundan reddedildi.
Özet: Davacı kooperatifin, daha önce kesinleşmiş mahkeme kararıyla orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen bir taşınmazın, hatalı aplikasyon sonucu orman tahdit hattına dahil edildiği iddiasıyla tahdidin düzeltilmesi yönündeki talebi, ilk derece mahkemesi ve istinaf tarafından kooperatifin aktif husumet ehliyeti bulunmadığı ve söz konusu taşınmazın kesin hüküm niteliğindeki yargı kararı uyarınca Hazine adına orman vasfında tescilli olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2635 E., 2026/229 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/67 E., 2024/284 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1434 parsel sayılı 4.119, 50... yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfı ile Hazine adına kayıtlıdır. Yörede 1938 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman tahdidi,1985 yılında eski tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulama çalışması, 2014 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulama çalışması ile 2016 yılında 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) 11/10 maddesi gereğince yapılan orman kadastro haritaların düzeltilmesi çalışmaları bulunmaktadır. 2. Davacı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili dava dilekçesinde; İstanbul Kadastro Müdürlüğünce düzenlenen 23.01.2016 tarihli tutanakta, 1434 parsel sayılı taşınmazın 2.528,85 m²lik kısmının orman alanı içerisinde kaldığının iddia edildiğini ancak taşınmazın kooparatife ait 2 56... parsellerden ifrazen oluştuğunu, taşınmaz üzerinde 1993 yılında alınan inşaat ruhsatına binaen 10 adet konut inşaatına başlandığını, taşınmazın satın alındığı tarihte üzerinde hiçbir şerh bulunmadığını, 2.528,85 m²lik kısmının orman alanı içerisine alınmasının mülkiyet hakkına müdahale mahiyetinde olduğunu ileri sürerek, yanlış aplikasyon işlemleri sonucunda orman tahdit hattı içerisine alınan bölümün tahdit hattı dışına çıkarılarak tahdidin düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 1434 parsel sayılı 4.119,50 m² yüzölçümlü kat irtifaklı arsanın tamamının 10 bağımsız bölüm olarak ... Konut Yapı Kooperatifi adına kayıtlı iken taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 sayılı Kanun'un 2/B uygulamasına tabi olduğu beyanı mevcut olduğundan, taraflarınca taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescili talepli dava açtıklarını ve yapılan yargılama neticesinde Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/365 Esas ve 2003/66 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, söz konusu taşınmazın kat irtifaklı olarak B Blok 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 numaralı dubleks mesken niteliği ile 22.06.2009 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, idarece yapılan araştırmada 200 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan çalışmaya itiraz etmeyi gerektirir bir hususun bulunmadığını belirterek, davanın Hazine yönünden reddini savunmuştur.2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığını, zaman aşımı ve husumete yönelik itirazlarının bulunduğunu ve İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmeyecek olması halinde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1434 parselin tapuda Hazine adına kayıtlı olduğu, 6292 sayılı Kanuna göre yapılan düzeltme çalışmalarına karşı tapuda malik olmayan davacının dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Kooperatif vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin, 6292 sayılı Kanun'un 11/10 maddesi gereğince yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi çalışmasında 1434 parselin (A) harfi ile gösterilen 2.528,85 m²lik kısmının orman sınırları içerisinde kaldığına ilişkin tespitin iptaline yönelik olduğu, dosyada bulunan tapu kayıtları incelendiğinde 1434 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına orman niteliği ile kayıtlı olduğu, Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/365 Esas, 2003/66 Karar sayılı ilamı ile orman olarak Hazine adına tescil edildiği, söz konusu ilamın taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde olduğu, 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışmalarda da söz konusu ilam doğrultusunda (A) harfi ile gösterilen 2.525,85 m²lik kısmın orman sınırları içerisine dahil edildiği, yapılan işlemin mahkeme ilamı doğrultusunda yapıldığı, taşınmazın mahkeme ilamından sonra 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı gibi davacı kooperatifin dava konusu taşınmazın maliki ya da fiili kullanıcısı da olmadığı, tapu kaydında adının bulunmadığı anlaşılmakla, davacının 6292 sayılı Kanun'un 11/10. maddesine göre yapılan düzeltme çalışmalarına itiraz etmekte aktif dava ehliyeti bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı Kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili temyiz dilekçesinde; dosyada yer alan son bilirkişi raporunda taşınmazın bidayetten itibaren geçirdiği hukuki durumunun ortaya konulmasına rağmen, 6292 sayılı Kanun'un ruhuna ve amacına aykırı olacak şekilde verilen kararların hukuka aykırı olduğunu, dava konusu parselin tamamının tahdit hattı zabıtları ile sabit olduğunu, 1938 tarihinde yapılarak kesinleşen tahdit hattının dışında olduğunu ve bu tutanakların davalı idareyi de bağladığını, ancak bu hususların dikkate alınmadığını, Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 2000/365 Esas sayılı dosyası ile açılan davada İlk Derece Mahkemesince 45 numaralı Orman Komisyonunca belirlenen PXI olarak isimlendirilen 2/B parselinin iptal edilmesi gerekirken hataen 3316 sayılı Kanun'a istinaden yapılan ve kesinleşen orman tahdit hattının dışında kalan 1434 sayılı parselin de tapu kaydının iptal edildiğini, İlk Derece Mahkemesince hatalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak yanlış hüküm verdiğini, bu nedenle yasama organının bu gibi haksızlıkları gidermek amacıyla 6292 sayılı Kanunu yürürlüğe koyduğunu, bu kanuna istinaden yapılan çalışmalarda, 3116 sayılı Kanun gereği yapılarak kesinleşen tahdit tutanaklarının esas alınması gerekirken yok hükmündeki mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek hukukun temel ilkelerine aykırı olarak karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince öncelikle 1938 tahdit hattına ilişkin tutanaklar ve mahalli bilirkişi beyanlarını dikkate alınarak dava konusu taşınmazın 897,55 m²lik kısmının orman tahdidi içinde kaldığı ve geri kalan 3.220,00 m²lik kısmının orman sınırları dışında kaldığı gözetilerek davanın kabulü ile 6292 sayılı Kanun gereğince düzenlenen komisyon raporunun iptaliyle, orman tahdit hattının dışında kalan 3.220,00 m²lik kısmın davacı kooperatif adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 10. fıkrasına göre yapılan kadastro çalışmalarına karşı davacının itiraz hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Kooperatif vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.