Konyada 1954ten beri tescil harici kalan taşlık arazinin zilyetlik ve imar-ihya yoluyla iktisap talebinin, dere yatağı ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olması nedeniyle reddi kararına ilişkin temyiz.
Özet: Dava, 1954te taşlık niteliğiyle tescil harici bırakılan ve 2019daki kadastro çalışmasında devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu tespit edilen bir taşınmazın, 40 yılı aşkın zilyetliğe dayanarak tescili talebini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, taşınmazın bir bölümünün aktif dere yatağı olması ve diğer bölümünde imar-ihya koşullarının oluşmaması nedeniyle davayı reddederek, belirli bir kısmın hazine adına "ham toprak" vasfıyla tesciline karar vermiş, ancak taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların belirli bir şahsa ait olduğu ve kullanımında olduğu yönünde tapuya şerh düşülmesini sağlamıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/4079 E.  ,  2026/4548 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/685 E., 2025/1079 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/45 E.; 2025/2 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1954 yılında tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın taşlık olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı, 2019 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışması sırasında 423 73... parsel sayılı taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, ekonomik yarar sağlanması mümkün olan, ancak zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerden olduğu, parselin üzerinde bulunan tek katlı 2 adet ev, havuz, depo ve ahırın ... tarafından yapıldığı ve halen aynı amaçla kullanıldığı, parselin Konya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/1093 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu açıklanarak yüzölçümü, niteliği ve malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre 1998 yılında yapılıp 19.09.2005 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır.
2. Davacı ... vekilinin Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; Konya ili Meram ilçesi Dere Mahallesinde bulunan ve sınırları keşif sırasında gösterilecek taşınmazın 40 yılı aşkın süredir müvekkilinin zilyetliğinde ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek, keşifte sınırları gösterilecek tescil harici taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Yargılamanın devamı sırasında davacı ..., dava konusu taşınmazı davacı ...'a devir etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kadastro harici yerlerden olduğunu ve bu tür yerlerin zilyetlikle de iktisabının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ve çevresinde ilk kadastro çalışmasının 1954 yılında yapıldığını ve yapılan kadastro işlemine karşı süresi içerisinde dava açılmadığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, taşınmaz ve çevresinin imar planında rekreasyon alanı içerisinde kaldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Başkanlığın dava konusu taşınmazda herhangi bir tasarrufunun bulunmadığından taraflarına husumet düşmeyeceğini belirterek, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın 1954 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı ve 1999 yılında 1/25.000 ölçekli nazım imar planına alındığı, bu itibarla; öncesi imar ihyaya muhtaç olan dava konusu taşınmaz hakkında 1999 yılı itibariyle kazanma koşullarının araştırılması gerektiği, bu kapsamda yapılan araştırma ve bilirkişi raporları kapsamında, 18.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacı yararına imar - ihya suretiyle kazanma koşullarının gerçekleşmediği, (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden ise 05.11.2024 tarihli jeoloji mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan ek raporda halen aktif dere yatağı niteliğinde olduğunun tespit edildiği ve aktif dere yataklarının zilyetlik yoluyla kazanılması ve tescili mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 423 73... parsel sayılı taşınmazın 18.07.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun 19... . sayfasında bulunan koordinatlı ayırma çapı krokisinde (B) harfiyle gösterilen 9.462,56 metrekare yüzölçümündeki bölümün aynı ada ve parsel numarasıyla ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaza ilişkin tapunun beyanlar hanesine, "Taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı ev, betonarme havuz, hayvan barınağı, çoban evi, kamelya ve taşınmazı çevreleyen betonarme tel çiti ...'a (T.C. ) aittir. Taşınmaz üzerinde bulunan 12-13 yaşında 53 adet elma ağacı, 12-13 yaşında 3 adet ayva ağacı, 12-13 yaşında 4 adet armut ağacı, 8-13 yaşında 19 adet kayısı ağacı, 5-13 yaşında 30 adet üzüm asmaları, 12-13 yaşında 8 adet ceviz ağacı, 12-13 yaşında 5 adet badem ağacı, 5-8 yaşında 5 adet ıhlamur ağacı, 5-8 yaşında 3 adet vişne ağacı, 12-13 yaşında 17 adet kiraz ağacı, 12-15 yaşında 2 adet söğüt ağacı ...'a (T.C. ) aittir. Taşınmaz ... (T.C. ) kullanımındadır." şeklinde şerh verilmesine, 423 73... parsel sayılı taşınmazın 18.07.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun 19... . sayfasında bulunan koordinatlı ayırma çapı krokisinde (A) harfiyle gösterilen 1.148,25 metrekare yüzölçümündeki bölümün aktif dere yatağı olduğu anlaşılmakla tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya içeriği ve toplanan delillere göre, zeminde bulunan büyük ve yarı köşeli kaya parçalarının kuru derenin mevsimsel yağışlarda sellenme yaparak hızlı ve akışkan duruma geldiğini gösterdiği, buna göre dava konusu taşınmazın bütünüyle kuzeyindeki aktif dere ile güneyinden gelip taşınmazın içinden geçerek kuzeyindeki aktif dereye bağlanan kuru dere yatağında ve etkisinde kaldığı anlaşıldığından davanın reddi ile taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi uyarınca dere yatağı vasfıyla tescil dışı bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul niteliğinde B ile gösterilen bölümün Hazine adına tesciline, muhdesatın davacı adına tapuya şerh verilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle, davanın reddine, 423 73... parsel sayılı taşınmazın tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkili ve önceki zilyetleri tarafından ihya edildiğini ve kullanıma elverişli hale getirildiğini, dosya kapsamında yer alan uydu görüntülerinden taşınmazın 1958 yılından itibaren nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla kullanıldığını ve imar ihya koşullarının sağlandığının sabit olduğunu, taşınmazın dere yatağında bulunmadığını, (B) kısımında kuru dere yatağı olduğu belirtilen kısmın hiçbir zaman dere yatağı olmadığını, (A) harfiyle belirtilen kısım yönünden aktif Meram Deresinden bahsedilmesinin zait olduğunu, zira Altınapa Barajının yapılması ile dere aktif dere olmaktan çıktığını, ayrıca derenin yaklaşık 20 km uzunluğunda olduğunu ve etrafında yaklaşık 15.000 parselin bulunduğunu, şayet derenin aktif olduğunun kabulü halinde etrafındaki bu taşınmazlarında tescil harici bırakılması gerekeceğini, ancak dava konusu taşınmazla aynı coğrafi özellikleri taşıyan benzer topografik yapıya ve fiziksel özelliklere sahip çevredeki yüzlerce parsel hakkında zilyetliğe dayalı açılan davalarda kabul kararı verildiğini, müvekkiline ait parsel yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, müvekkili yönünden imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluştuğunu, sadece zemindeki bazı kaya parçaları ile mevsimsel su hareketleri gerekçe gösterilerek taşınmazın tamamının tescil harici bırakılmasının hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taraflarınca İlk Derece Mahkemesince muhdesatların davacıya ait olduğu ve kullanımında bulunduğu yönündeki karara karşı istinaf yoluna başvurduklarını, ancak Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde bir istinaf talepleri bulunmamasına rağmen (B) harfi ile gösterilen kısmın Hazine adına tesciline yönelik kararın da kaldırılarak taşınmazın tescil harici bırakılmasına karar verilmesinin usul ve Kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının belirtilen kısmının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davacı lehine 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'un (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri kapsamında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar-ihya yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.