Yargıtay 2. Ceza Dairesinden hırsızlık suçundan beraat eden sanık lehine zorunlu müdafii vekalet ücretinin hazineden ödenerek hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin karar.
Özet: Hırsızlık suçundan beraat eden ancak zorunlu müdafi ile temsil edildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmeyen sanık müdafiinin temyiz başvurusu üzerine, yapılan hukuki denetimde, ilgili yasal düzenlemeler gereği beraat eden sanık lehine maktu vekalet ücreti ödenmesi gerektiğinin göz ardı edildiği tespit edilmiştir; bu hukuka aykırılığın düzeltilmesi mümkün olduğundan, bölge adliye mahkemesince verilen karara, hazineden sanığa belirlenen bir miktar vekalet ücreti ödenmesi yönünde hüküm eklenmek suretiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2025/15131 E.  ,  2026/662 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1632 E., 2025/758 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "zorunlu müdafii olarak atandığı ve beraat eden sanık lehine kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama esnasında, sanığın vekâletnameli müdafiinin ilk celse duruşmaya katıldığı, ancak ikinci celse sonrasında vekillikten çekildiği ve devamında sanığa barodan müdafii atandığı, atanan müdafiinin sanığı yargılama sürecinde temsil ettiği ve devamında da sanık hakkında beraat kararı verildiğinin anlaşılması karşısında;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu müdafii ile temsil ettiren sanık lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hükmün 1 nolu başlığının çıkarılarak yerine "Sanık ... müdafiinin istinaf talebinin vekâlet ücretine ilişkin olduğu anlaşılmakla, bu taleple sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; hüküm tarihine göre 29.800,00 TL. maktu vekâlet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekâlet ücretinin hazineden alınıp sanığa verilmesine" cümlesi eklenmek suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.