Zilyetlikle iktisap talebinin, taşınmazın imar planı kapsamında bulunması ve yirmi yıllık zilyetlik koşullarının oluşmaması gerekçesiyle reddi kararının temyiz onanması.
Özet: Davacılar, imar planına dahil edilen bir taşınmazı 40 yılı aşkın süredir tarımsal amaçla malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız kullandıklarını ileri sürerek adlarına tescilini talep etmişlerdir. Ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, taşınmazın imar ihya faaliyetlerinin tamamlanmasından sonra imar planına dahil edildiği tarihe kadar geçen sürenin, zilyetlikle iktisap için kanunen aranan 20 yıllık malik sıfatıyla zilyetlik koşulunu sağlamadığını (yaklaşık 13 yıl kaldığını) tespit ederek davayı reddetmiştir. Temyiz incelemesinde ise, bölge adliye mahkemesinin kararı, usul ve kanuna uygun bulunarak onanmış ve davacıların zilyetlikle iktisap iddiaları kabul görmemiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2021 E., 2025/433 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/456 E., 2024/141 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA1. Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 990 parsel sayılı taşınmaz, 08.04.2005 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli ... köyü imar planı kapsamına dahil edilerek idari yoldan 14.12.2005 tarihinde ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tescil edilmiş, daha sonra yapılan imar uygulaması ile taşınmazın bir kısmı yol ve park alanı olarak ayrılmış, büyük bir kısmı ise imar parselleri olarak tescillenmiş ve köy tüzel kişiliğinin kaldırılması sebebiyle 21.04.2015 tarihinde kurumlar arası devirle ... adına tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği ve net miktarı yapılacak olan keşif ile belirlenecek olan taşınmazın, müvekkili tarafından 40 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız, malik sıfatıyla zilyetlikle tarımsal amaçla kullanıldığını, imar ihyasının çok uzun zaman önce tamamlandığını, dava konusu yerin Devletin, Hazinenin, köyün ve belediyenin olmadığı gibi orman arazisi ve mera olmadığını da ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı Hazine vekili, cevap dilekçesi sunmamıştır. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ve imar planına dahil olan alanlarda imar ihya suretiyle mülkiyet kazanımının söz konusu olmayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerde zilyetliğe dayalı tescil şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava konusu taşınmaza ilişkin hava fotoğraflarının incelenmesi ile taşınmazda imar ihyanın 1982 yıllında başladığı, 1986 yılında henüz tamamlanmadığı,1992 yılında taşınmazın komşu tarım arazileri ile birlikte benzerlik gösterdiği ve imar-ihyasının tamamlanmış olduğu, taşınmazın 2005 yılında imar planı kapsamına alındığı göz önüne alındığında, zilyetliğinin 13 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak sürdürüldüğünün anlaşıldığı, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'un 14... . maddelerinde belirtilen zilyetliğin nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi koşulunun davacı yararına oluşmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla " bilirkişi rapor içeriklerine göre 1986 yılında dahi imar ihya faaliyetlerinin devam ettiği ve taşınmazın idari yoldan tapuya tescil edildiği tarihten geriye doğru 20 yıl süre ile ekonomik amaca uygun zilyet edilmesi koşulunun davacı yararına gerçekleşmediğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda imar ihyanın tamamlanma tarihinin hatalı değerlendirildiğini, yetersiz bilirkişi raporuyla hava fotoğraflarına göre karar verildiğini, taşınmazın müvekkili adına tescilinin gerektiğini ve verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.