Yargıtay 3. Ceza Dairesi, terör örgütü adına suç işleme isnadıyla beraat kararı verilen davada, Anayasa Mahkemesi iptali sonrası fiilin kanunda suç sayılmaması nedeniyle hükmü düzelterek onadı.
Özet: Yargıtay, ağır ceza mahkemesinin sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme iddiasından beraatine dair kararını esasen onaylamıştır; ancak, suçun dayanağı olan TCK maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ve eylemlerin artık kanunda suç olarak tanımlanmaması sebebiyle beraat gerekçesini delil yetersizliğinden (CMK 223/2-e) fiilin suç vasfını kaybetmesine (CMK 223/2-a) çevirerek düzeltmiş, sanık müdafiinin vekalet ücretine ilişkin itirazlarını ise, sanıklar hakkında mevcut HAGB kararları nedeniyle haklı bulmayarak reddetmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/290 E., 2021/297 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemeHÜKÜM : CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekleTemyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:Sanıklar müdafiinin temyiz isteminin vekalet ücretine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, aynı davada sanıklar hakkında başka suçlardan verilmiş HAGB kararları bulunması nedeniyle sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla sanıklar müdafinin vekalet ücretine ilişkin temyiz sebeplerinin yerinde olmadığı; bununla birlikte TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verildiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği de gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş;O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği, hükmün birinci paragrafından "sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair yeterli, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e" ibaresinin çıkarılması ve yerine "sanıklara isnat edilen eylemlerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi" ibaresinin eklenmesi suretiyle, tebliğnameye aykırı olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.