Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ışığında, kovuşturma ertelenen suçlar nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olmaksızın örgüt adına suç işleme davasında mahkûmiyet hükmü kurulamayarak karar verilmesine yer olmadığına dair içtihat.
Özet: Sanıklar hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve yasalara aykırı hareket etme suçlarından verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararları nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kovuşturmanın ertelenmesi kararlarının durma niteliğinde olup kesin hüküm teşkil etmediği yönündeki içtihadı üzerine, sanıkların örgüt adına suç işleme suçundan mahkûm edilmelerinin hukuken mümkün olmadığına karar verilmiş; böylece yerel mahkeme, sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ‘karar verilmesine yer olmadığı’ yönünde hüküm tesis etmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/382 E., 2025/53 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemeHÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İadeBozma üzerine ilk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıkların silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 28/1 ve TCK’nın 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis; silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ise 3713 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi ile TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla aynı Kanun'un 314/2 ile 3713 sayılı Kanun’un 5 ve TCK’nın 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ilişkin ... (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2011 tarihli ve 72-84 sayılı hükmün, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2012 tarihli ve 217678 sayılı yazısı ile lehe aleyhe kanun karşılaştırmasının yapılması amacıyla dosya yerel mahkemeye iade edilmiştir.İade üzerine yapılan yargılama sonucunda ... (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesince 30.11.2012 tarih ve 293-325 sayı ile sanıklar hakkında verilen silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve yasalara aykırı hareket etme suçlarından açılan kamu davalarının, 05.07.2012 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki Kanun'un geçici 1/b maddesi uyarınca kovuşturmalarının ertelenmesine, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ise 3713 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi ile TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 314/2 ve 220/6 ile 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay 8 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 02.11.2017 tarih, 1754-5225 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.02.2018 tarih ve ... sayı ile; kovuşturmanın ertelenmesine dair kararların örgüt adına işlenmiş bir suçun varlığının kabulüne esas alınamayacağı, esasen kovuşturma şartının gerçekleşmediği hallerde de düşme kararı verileceğinden, örgüt adına suç işlediği iddia olunan kişinin örgüt adına işlendiği iddia olunan suç yönünden yargısal bir tespitin de yapılamayacağı gözetildiğinde, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçunun temelsiz kalacağı, bu nedenle bu suçtan mahkûmiyet hükmünün kurulamayacağı görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 23.02.2018 tarih, 1339-1279 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 30/11/2012 tarihli 2018/16-332 E., 2023/629 K. sayılı kararıyla incelenerek örgüt adına suç işleme suçuna dayanak olarak kabul edilen suçlar hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen durma kararı niteliğinde olup muhakeme şartı gerçekleştiğinde yargılamaya kaldığı yerden devam edileceği için hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle, sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesinin isabetli olmadığına karar vermiştir. Bunun üzerine; ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2025 tarihli ve 2024/382 E., 2025/53 K. sayılı kararında sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan diğer suçlardan kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiş olması nedeniyle sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmünün verilemeyeceği gözetilerek sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan Ceza Genel Kurulu kararı dikkate alındığında bu suç yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek hüküm kurulmuştur.Sanıkların TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas, 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli ve 2023/1-345 esas, 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli ve 2021/1-427 esas, 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca yargılaması yapılan sanıkların, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu, Bozmayı gerektirmekle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, ayrı ayrı BOZULMASINA, dava dosyasının, ... 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.