Danıştayda, sağlık ve estetik hizmetleri şirketinin, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin "genel ahlak", "kınanacak" ve "batıl inançlar" gibi tartışmalı maddelerinin iptali talepli davası.
Özet: Davacı şirket, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin, genel ahlak, kınanacak davranış ve batıl inanç gibi soyut kavramlar içermesi, reklam verenlerin anayasal haklarını kısıtlaması, tüketici kanununun ötesine geçmesi ve yoruma açık olması nedeniyle iptalini talep ederken, davalı idare ise bu düzenlemelerin hukuka uygun olduğunu, kanuni çerçeveye uygunluk gösterdiğini, soyut normların yasal düzenlemelerde yer almasının olağan olduğunu, özellikle tüketicileri batıl inanç istismarından koruma amacı taşıdığını ve reklam kurulunun keyfi uygulamalardan uzak bir mekanizmaya sahip olduğunu savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2022/2712Karar No : 2025/5337 DAVACI : Tasfiye Halinde ... Sağlık ve Estetik Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ : Av. ...DAVANIN_KONUSU : 10/01/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan “kınanacak” ibaresi ile (g) bendinde yer alan “batıl inançlarını” ibaresinin, 7. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, şirketlerinin, yurtdışından Türkiye'ye sağlık ve estetik problemleriyle ilgili olarak hizmet almak amacıyla gelmeyi düşünen insanlara çağrı merkezi ile danışmanlık hizmeti verdiği, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Reklam Kurulunun 09/11/2021 tarihli ve 315 sayılı kararı ile hakkında uygulama işlemi tesis edildiği, sosyal medya platformunda ve internet sitesinde paylaştığı bilgilerin, ticari reklam amaçlı olmadığı, bilgilendirme amaçlı olduğu, uygulama işleminin dayanağını teşkil eden dava konusu Yönetmelik kurallarıyla 6502 sayılı Kanun'un ötesine geçildiği, mülkiyet hakkı ve buna bağlı olarak rekabet ederken kullanılacak olan enstrümanların kullanımına sınırlandırma getirildiği; 5. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden, soyut nitelikteki genel ahlak kavramının reklamları düzenleyen bir yönetmelikte kullanılmasının idareye keyfiyet verdiği, ahlak kurallarının zaman içinde toplumun yapısıyla değiştiği veya ortadan kalktığı, düzenlemenin reklam verenin anayasal ve evrensel haklarını kısıtlayacak nitelikte olduğu; aynı fıkranın (c) bendi yönünden, Türk Hukukunda kınamanın, idarenin bir müeyyidesi olduğu, soyut nitelikteki kınama fillinin zamanla değişime uğrayacağı, toplumun kınadığı bir fiilin pozitif hukukta müeyyideye bağlanmamış olabileceği; aynı fıkranın (g) bendi yönünden, Türk Hukukunda batıl inancın ne olduğunun düzenlenmediği ve korunmadığı, korku halinin düzenlendiği, toplumun kendi dinamikleri içerisinde, önceki nesillerden aktarılan batıl inançların doğal olabileceği, fakat bu batıl inançların reklam verene bir ceza verme aracına dönüşmesinin düşünce ve kanaat hürriyeti ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine aykırı olduğu; 7. maddenin 1. ve 3. fıkraları yönünden, Yönetmelik düzenlemelerinin açıklayıcı gerekçeler barındırması gerektiği, ancak dava konusu düzenlemelerin yoruma ve suistimale açık nitelikte olduğu, ticari bir reklam için doğru ve dürüstün ne olduğunun cevabının bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerle reklam verenin ortalama tüketici karşısında ezildiği, dolayısıyla silahların eşitliği ilkesine aykırı düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (c), ve (g) bentlerinin davacıya uygulanan işleme dayanak alınmadığı, bu bentler yönünden davacının herhangi bir menfaat ihlali bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, aynı düzenlemelerin, uygulama işlemine dayanak alınmadığı için bu bentler yönünden davanın süresi içinde de açılmadığı; esas yönünden ise, 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden, düzenlemenin 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen kanuni çerçeveye uygun olduğu, “genel ahlak” ifadesine, kanunda ve çeşitli ikincil düzenlemelerde de yer verildiği, uygulama işlemi olan Reklam Kurulu kararının, çeşitli kamu kurumlarını, meslek kuruluşları temsilcileri ile reklam veren dernekleri ve reklamcılar dernekleri üyelerini de içeren karma nitelikli bir oluşuma sahip olduğu; aynı fıkranın (c) bendi yönünden, Reklam Kurulunun salt çoğunlukla karar alması sebebiyle herhangi bir keyfiyetin söz konusu olmayacağı, hukuk normlarının genel ve soyut nitelikli normlar oldukları, her somut uyuşmazlık/aykırılık için ayrı norm ihdas edilmesinin mümkün olamayacağı, soyut nitelikli kavramlara Yönetmelikte yer verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ayrıca dava konusu düzenlemenin reklamlara ilişkin temel ilkeleri ihtiva etmesi dolayısıyla “genel ahlak, kamu düzeni, kınanacak davranış” gibi genel ve soyut nitelikli hususları içermelerinin olağan olduğu; aynı fıkranın (g) bendi yönünden, Türk Hukukunda “batıl inanç” ibaresinin 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendinde de dava konusu düzenlemeye benzer şekilde yer aldığı, ayrıca ülkemizde tüketicilerin batıl inançları istismar edilerek fal, büyü, medyumluk içerikli reklamlar aracılığı ile sıklıkla mağdur edildiği, reklamların tüketicilerin korkularını ve batıl inançlarını istismar edemeyeceğini içeren söz konusu düzenlemenin usul ve hukuka uygun olduğu; 7. maddenin 1. ve 3. fıkraları yönünden, dava konusu düzenlemelerin 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesinin 2. fıkrasında çizilen çerçeve içerisinde kaldığı, Kanun'a aykırılık arz eden bir husus ihtiva etmediği, ayrıca reklamların doğru ve dürüst olmasından ne anlaşılması gerektiğinin her reklam özelinde reklamın yayınlandığı mecra, şekli, içeriği, tanıtılan mal-hizmet gibi hususlar dikkate alınarak somut olaya göre değerlendirileceği, bu kapsamda reklamların tüketicileri yanıltıcı veya aldatıcı nitelikli olmayacak şekilde doğru ve dürüst olarak hazırlanması gerektiği, ülkemizde ve dünyada tüketicilerin satıcı/sağlayıcı/reklam veren karşısında daha zayıf kabul edilen taraf olduğu, reklam mevzuatı yönünden “ortalama tüketici” kavramı kullanılmasının genel hukuk kuralları doğrultusunda bir belirleme sağladığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Davanın, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan “kınanacak” ibaresi ile (g) bendinde yer alan “batıl inançlarını” ibaresi yönünden süre aşımı nedeniyle reddine, 7. maddesinin 1. ve 3. fıkraları yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava; Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 5/1-a, 7/1, 7/3, 5/1-c maddesindeki "kısmen" ibaresi ile 5/1-g maddesindeki "batıl inanç" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Yönetmelikler başlıklı 124. maddesinin 1. fıkrasında; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği öngörülmüştür.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 61. maddesinde; "1) Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır. 2) Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır. 3) Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz. 4) Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari ünvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır. 5) Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilir. 6) Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür. 7) Reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdür. 8) Ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ve bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." kuralları yer almaktadır.Tüketiciye yönelik her türlü ticari reklam ile haksız ticari uygulama kapsamak üzere 10/01/2015 tarihli, 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin "Temel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Reklamlar; a) Genel ahlak kurallarına aykırı ifade ya da görüntüler içermez...c) Kamu düzenini bozan, şiddet hareketleri ile yasadışı veya kınanacak davranışlara yol açan, göz yuman, bu davranışları özendiren veya destekleyen unsurlar içeremez...g) Tüketicinin korkularını ve batıl inançlarını istismar edemez." kuralına; "Doğruluk ve dürüstlük" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Reklamlar doğru ve dürüst olmalıdır...(3) Reklamlar, ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.Dava dosyası ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, Instagram sosyal medya plaformunun "..." hesabının 11/06/2021 ve 08/10/2021 tarihli görünümünde yer alan muhtelif tarihli paylaşımlarda; "(...) .../Bartın'dan İstanbul'a tavsiye üzerine gidip saç ektirdim 1 yıl oldu yaptırdım çok memnunum %100 sonuç aldım (...) ... ailesi olarak Gaziosmanpaşa Medikalpark Hastanesi 6. Kattaki saç ekim merkezine ön görüşmeye gitmelerini ve yerinde görmelerini tavsiye ederim uygun fiyat ve kaliteli tecrübeli ekip ...(...) ... ... hijyen güler yüz hepsi bir arada olur mu Olur hepinize çok teşekkürler ... bence saç ekiminin tek adresi sizlersiniz (...)” şeklinde hasta yorumlarına yer verildiği;Davalı idarenin inceleme konusu ...adresli internet sitesinde; "(...) Hizmetlerimiz - PRP Tedavisi, Saç Ekimi, Kaş Ekimi (...) ... - ..., uygulamalarımıza ve servislerimize dahil ettiğimiz 7 nitelik; 2008'denberi Hairchiefs sadece saç ekim işlemlerini gerçekleştirmekte ve saç bakımı hizmeti sunmaktadır. Saç ekimi operasyonları, Türkiye'nin en iyi hastanesi konumunda olan ve Türkiye'nin en iyi prestijli hastanesinde gerçekleştiriliyor. Hastalarımıza rahat bir deneyim yaşatmak amacıyla operasyon öncesi ve sonrası danışmanlık hizmetleri ve dinlenme alanı sunuyoruz. Saç ekiminde ve diğer tedavilerde kullanılan tüm tıbbi cihazlar tek kullanımlıktır. Temel politikamız; Hastalarımızın operasyon planlama aşamasında belirtilen ilk alıntı dışında herhangi bir ek ücret uygulamamak. Ameliyat geçiren tüm hastalara garanti belgesi verilir. Hairchiefs ameliyat sonrası iyileşme sürecinin nasıl ilerlediğini takip etmek için düzenli olarak eski hastaların ülkelerine ziyaretler düzenlemektedir. Tüm bu özelliklerle hairchiefs hastaları için özen ve güvence sağlamayı amaçlamaktadır. Biz bu felsefeye inanıyoruz; 'Bir hastanın deneyimi, tüm hastalarımızın deneyimidir' (...) Gözetim Altındayız! ... olarak tüm saç ekimi ve diğer tüm hizmetlerimiz otoriter kurumlar tarafından denetlenmekte ve kalitemiz tescil edilmektedir... Sizde garantili hizmet almak istiyor, kaliteden ödün vermeyenlerle çalışmak istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz (...) Neden ...? HİJYEN VE STERİLİZASYON - Ameliyat sonrası enfeksiyon sonucunda, yeni saç kökleri sert bir şekilde hasar görecektir, bu nedenle sterilizasyon saç nakli operasyonunda büyük bir kavramdır. Hair Chief's, hastanedeki sterilizasyon kurallarına ve temizliğe uygun hizmet veren güvenilir bir kurumdur... %98'e KADAR BAŞARI ..., müşteri memnuniyetine dayalı bir anlayışla hizmet vermektedir. Uzman ekip misafirlerimizin kellik problemini değerlendirir ve en uygun tedaviyi uygular. Hair Chief'in başarı oranı %98. Kalan %2 hata payı olarak hesaplanır (...) Her gün dünyanın birçok ülkesinden gelen ve ortak yanları saç dökülmesi ve kellik problemi olan insanlara saç ekimi, PRP tedavisi, saç mezoterapisi gibi birçok hizmeti sunuyoruz ve onların mutlu bir şekilde ayrılmasını sağlıyoruz. Sizde kellik problemi yaşıyor ve durumdan kurtulmak istiyorsanız en etkili ve hızlı çözüm olan saç ekimi ve diğer hizmetimizden yararlanmak için bize ulaşabilirsiniz (...)" şeklinde ifadelere yer verildiğinin tespiti üzerine Reklam Kurulu'nun 09.11.2021 tarihli, 315 sayılı kararı ile davacı Şirketin Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının b), 7/1, 7/2, 7/3, 7/4, 7/5, 9, 26 ve 32. maddeleri ve dolayısıyla 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesine aykırı hareket ettiğinden bahisle aynı Kanunun 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca 114.326,00 TL idari para cezası ile cezalandırılması ve anılan reklamların durdurulması yolunda işlem tesis edilmesi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle 15/12/2021 tarihinde ... İdare Mahkemesi'nin ... esasına kayden dava açıldığı, görülen davanın da 16/12/2021 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesinin 20217527 esasına kayden dava açıldığı, bu davada verilen dilekçe ret kararı üzerine Dairenin 2022/2712 esasına kayden görülen davanın yenilendiği anlaşılmaktadır.Uygulama işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Mahkemenin ...tarihli, ... sayılı kararında; davacı şirkete ait inceleme konusu internet sitelerinde yer alan söz konusu ifade ve görsellerin, davacı şirketin ‘saç ekimi’ alanında yetkilendirilmiş bir kuruluş olduğu algısı oluşturduğu, dolayısıyla söz konusu tanıtımların tüketicileri yanıltıcı, aldatıcı nitelikte olduğu, davacı şirketin sağlık alanında hizmet sunmaya yetkisinin bulunmadığı ve ruhsatı da bulunmadığı halde, söz konusu tanıtımlarla doktor kontrolünde uygulanması gereken tıbbi işlemlere yönelik talep oluşturulduğu, sağlık hizmetlerine ticari bir görünüm yüklediği, davacı şirkete ve tanıtımlarda bahsi geçen ve logosuna yer verilen sağlık kuruluşuna yönlendirici nitelikte olduğu, söz konusu tanıtımlarda yurtdışından gelen hastalara hizmet sunulduğuna dair ifade ve görsellere yer verildiği ancak sağlık tesisinin ve aracı kuruluşun almasının zorunlu olduğu uluslararası sağlık turizmi yetki belgesine haiz olmadığı dolayısıyla aracılık faaliyeti niteliğindeki söz konusu tanıtımların 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesine yer verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlığa konu edilen düzenleyici işlemin uygulaması olan bireysel işlemde yer verilen (5/1-b, 5/1-ğ, 7/1, 7/2, 7/3, 7/4, 7/5, 9, 26 ve 32.) maddeleri ile Yönetmeliğin dava konusu edilen (5/1-a, 5/1-c, 5/1-g, 7/1 ve 7/3) maddeleri karşılaştırılarak öncelikle uygulanan maddeleri yönünden inceleme yapılmıştır.Yönetmeliğin iptali istenilen ve uygulanan madde olarak 7/1 ve 7/3. maddeleri yönünden uyuşmazlık ele alındığında;Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin "Doğruluk ve dürüstlük" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Reklamlar doğru ve dürüst olmalıdır." kuralı, 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesinin 2. fıkrasında yer verilen "doğru ve dürüst" olma esasının tekrarı niteliğinde olduğu; 3. fıkradaki reklamların, ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanması kuralı da, Kanun'un 61. maddesinin 3. fıkrasında ifadesini bulan tüketiciyi aldatıcı, tüketicinin tecrübe ve bilgi noksanlıklarını, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılmaması yasağının uygulanması amacıyla "ortalama tüketicinin" algılama düzeyi ve bunlar üzerindeki olası etkileri ölçüt alınarak doğruluk ve dürüstlük ilkesinin uygulanmasını amaçladığı, kanuna aykırı yönünün olmadığı görüldüğünden hukuka aykırılık taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.Dava dilekçesinde, dava konusu düzenlemelerin yasanın sınırlarını aşan nitelik taşıdığı, tüketicinin bütün durumlarda avantajlı duruma getirildiği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmekte ise de; Anayasanın 172. maddesinde ifadesini bulan Devletin tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler almaya ilişkin görevlerinin yasal düzeyde ve onun uygulaması olarak yönetmelikle temel ilkelerin belirlenmesi yolundaki yasal düzenlemelere aykırılıktan söz edilemeyeceğinden aksi yöndeki iddialar yerinde görülmemiştir.Yönetmeliğin iptali istenilen ancak uygulama işleminde yer almayan, başka bir ifadeyle uygulaması olmayan 5/1-a, 5/1-c ve 5/1-g maddeleri yönünden uyuşmazlık incelendiğinde;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin son fıkrasına göre, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibareb başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği öngörülmüştür.Uyuşmazlıkta, dava konusu edilen madde ve ibareler yönünden bireysel işlemde uygulanan kısım bulunmadığından, Yönetmeliğin/düzenleyici işlemin ilanı üzerine dava açma süresi geçirilerek açılan davanın bu kısmında süre aşımı bulunmaktadır.Dava konusu düzenlemelerin esasının incelenmesi durumunda ise; Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin Temel ilkesi olarak 5/1-a maddesindeki, reklamların genel ahlak kurallarına aykırı ifade ya da görüntüler içermeme yasağı, 6502 sayılı Kanunun 61. maddesindeki ticari reklamın herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi olarak genel ahlaka aykırı olmamasına ilişkin kurala aykırılık bulunmamaktadır.Dava dilekçesinde "genel ahlak kurallarına aykırılık" ifadesinin düşünce ve kanaat hürriyetini keyfi olarak kısıtladığı ve ihlal ettiği öne sürülmektedir. Anayasada hak ve özgürlüklerin düzenlendiği maddelerde özel kısıtlama nedenleri arasında "genel ahlak" kavramı ve onun korunması kısıtlama ölçütü olarak Anayasada yer verilen bir kavram olup, içeriği yargısal denetim yoluyla hukukun temel ilkelerine uygun olarak doldurulacağından öznel nitelik taşıdığı yolundaki çr iddiaya itibar edilmemiştir.Yönetmeliğin aynı maddesinin c) bendinde yer alan kamu düzenini bozan, şiddet hareketleri ile yasadışı veya kınanacak davranışlara yol açan, göz yuman, bu davranışları özendiren veya destekleyen unsurlar içeremez ve g) bendindeki tüketicinin korkularını ve batıl inançlarını istismar edemez şeklindeki kuralın koyu yazılan ibareler yönünden iptali istenilmiştir.Dava dilekçesinde kınama fiilinin soyut olduğu, toplum ve birey yönünden farklılıklar içereceği, batıl inanç kavramının ne Türk Hukuku ne de evrensel hukukta kendisine yer bulmadığı ileri sürülmektedir. 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesinde Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere uygun olması kapsamında belirlenen durumlar yönünden bozucu, kişiler yönünde de istismar edici nitelikte olmamasına dönük olarak yasadışı veya benzeri ağırlıkta kınanacak davranış yahut kişiler yönünden istismar edici nitelik taşıyan batıl inançların kullanılmasının yasaklanmasında kanuni düzenlemeye aykırılıktan söz edilemez.Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 18/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'nın geldiği, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :Davacı şirketin "..." isimli instagram sosyal medya platformunda ve ... adresli internet sitesinde yer alan tanıtımlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle aynı Kanun’un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca 114.326,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin 09/11/2021 tarih ve 315 sayılı Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu kararının alınması üzerine, davacı şirket tarafından, anılan işlemin dayanağını teşkil ettiği ileri sürülen 10/01/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan “kınanacak” ibaresi ile (g) bendinde yer alan “batıl inançlarını” ibaresinin, 7. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE :USUL YÖNÜNDEN : Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan “kınanacak” ibaresi ile (g) bendinde yer alan “batıl inançlarını” ibaresinin incelenmesi :2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır. Buna göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise birlikte dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde sözü edilen "uygulama işlemi" kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik yaratan kesin ve icrai nitelikteki bireysel işlemleri ifade etmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davanın süresinde açılmaması halinde davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.Uyuşmazlıkta, davacı şirket hakkında alınan 09/11/2021 tarih ve 315 sayılı Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu kararının, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (ğ) bentleri, 7. maddesinin 1., 2., 3., 4. ve 5. fıkraları ile 9., 26. ve 32. maddelerine dayanılarak alındığı, dolayısıyla dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan “kınanacak” ibaresi ile (g) bendinde yer alan “batıl inançlarını” ibaresine dayanılarak davacı hakkında tesis edilen, bu düzenlemelerin uygulanması niteliğinde bir bireysel işlemin (uygulama işleminin) bulunmadığı, bu nedenle de anılan düzenlemeler yönünden 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen süre içinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. ESAS YÖNÜNDEN:İlgili Mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Tüketicilerin korunması" başlıklı 172. maddesinde, "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder." kuralı getirilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu belirtilmiş;"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu,"; aynı fıkranın (h) bendinde, "Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları,"; (i) bendinde, "Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,"; (k) bendinde, "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi," ifade ettiği düzenlenmiş; "Ticari reklam" başlıklı 61. maddesinde, "(1) Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.(2) Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır.(3) Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz.(4) Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.(5) Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilir.(6) Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür.(7) Reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdür.(8) Ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir."; "Haksız ticari uygulamalar" başlıklı 62. maddesinde, "(1) Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır.(2) Ticari uygulamanın haksız olduğunun iddia edilmesi hâlinde, ticari uygulamada bulunan, bu uygulamasının haksız ticari uygulama olmadığını ispatla yükümlüdür.(3) Haksız ticari uygulamanın reklam yoluyla gerçekleştirildiği hâllerde bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır.(4) Haksız ticari uygulamaların tespit edilmesine ve bunların denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamalar yönetmelikle belirlenir."; "Reklam Kurulu" başlıklı 63. maddesinde, "(1) Ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası ya da içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur. Kurul tedbiren durdurma kararı verme yetkisini Reklam Kurulu Başkanına devredebilir. Kurulun kararları Bakanlıkça uygulanır. ...";"Yönetmelikler ve diğer düzenleyici işlemler" başlıklı 84. maddesinde, "(1) Bakanlık, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.(2) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Bakanlık tarafından çıkarılır.(3) Bakanlıkça çıkarılacak ikincil düzenlemelerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin görüşleri alınır." hükümlerine yer verilmiştir. 6502 sayılı Kanun ile verilen yetkiye dayanılarak hazırlanan ve 10/01/2015 tarihli, 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; reklam veren, reklam ajansları, mecra kuruluşları ve reklamcılık ile ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlar ile ticari uygulamada bulunanların uyması gereken ilkeleri ve bu ilkeler çerçevesinde yapılacak inceleme esaslarını belirlemek ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketicileri korumaktır."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik, tüketiciye yönelik her türlü ticari reklam ile haksız ticari uygulamayı kapsar." kurallarına yer verilmiş; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde, "Ortalama tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişiyi,"; aynı fıkranın (m) bendinde, "Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın veya hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya marka algısını güçlendirmek amacıyla hazırlattığı ve içinde firmasının ya da markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek veya tüzel kişiyi,"; (n) bendinde, "Ticari reklam: Ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak, bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyuruları,"; (ö) bendinde, "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi," ifade ettiği belirtilmiş; "Temel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Reklamlar;a) Genel ahlak kurallarına aykırı ifade ya da görüntüler içeremez.b) Kamu sağlığını bozucu nitelikte olamaz.c) Kamu düzenini bozan, şiddet hareketleri ile yasadışı veya kınanacak davranışlara yol açan, göz yuman, bu davranışları özendiren veya destekleyen unsurlar içeremez.ç) Hasta, çocuk, yaşlı ve engellileri istismar edici ifade ya da görüntüler içeremez.d) Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri özelliklere yönelik kötüleme, istismar, önyargı veya ayrımcılık içeremez.e) İnsan onuru ve kişilik haklarını zedeleyici biçimde yapılamaz.f) Önceden izin alınmadan, hiç kimsenin özel ya da sosyal yaşamına dair ifade veya görüntüler içeremez; reklamlarda o kişiye atıfta bulunulamaz; kişinin özel mülkü, ilgili ürüne ya da organizasyona verilmiş kişisel onay etkisi oluşturacak şekilde görüntülenemez veya belirtilemez.g) Tüketicilerin korkularını ve batıl inançlarını istismar edemez.ğ) (Mülga:RG-1/2/2022-31737)h) Toplumu endişeye sevk edici veya yanıltıcı biçimde; hastalık, yaralanma ve benzeri bir durumla ilgili ifade ya da görüntüler içeremez.ı) Güvenlik kurallarının gözetilmediği ve güvenlik açısından tehlike oluşturabilecek uygulama ve durumlarla ilgili hiçbir sunum ya da tanımlama içeremez."; "Doğruluk ve dürüstlük" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Reklamlar doğru ve dürüst olmalıdır.(2) Reklamlar, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde hazırlanmalıdır.(3) Reklamlar, ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır. (4) Reklamlar, tüketicinin güvenini kötüye kullanamaz ya da onun tecrübe ve bilgi eksikliklerini istismar edemez.(5) Reklamlar, aşağıda sayılan haller başta olmak üzere, hiçbir konuda tüketiciyi doğrudan veya dolaylı olarak yanıltabilecek ifade ya da görüntüler içeremez:a) Malın; yapısı, bileşimi, tedariki, faydası, riski, aksesuarları, üretim yöntemi ve tarihi, amaca uygunluğu, kullanım şekli, kullanım ömrü ve alanları, teknik özellikleri, verim ve performansı, miktarı, menşei, çevreye etkisi gibi özellikleri,b) Hizmetin nitelikleri,c) Mal veya hizmet sunan kişi ya da kuruluşun ticaret unvanı, işletme adı, statüsü ve yetki alanları,ç) Mal veya hizmetin değeri ve ödenecek gerçek toplam fiyatı,d) Kiralama yoluyla satış, kiralama, taksitle satış ve kredili satış gibi diğer ödeme şartları,e) Teslim, değiştirme, geri alma, garanti, satış sonrası hizmetleri, yedek parça veya bakım ve onarım şartları,f) Fikri ve sınai mülkiyet hakları,g) Resmi tanınma ya da onay, madalyalar, ödüller, diplomalar ve benzeri belgeler,ğ) Sosyal amaçlı yardımlar,h) Tüketicilerin yasal hakları veya karşılaşabileceği riskler. ..." kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının incelenmesi:Ticari reklam ve uygulamaların ana hedefinin, muhatabı olan tüketicilerin davranışlarını etkilemek olduğu, tüketicilerin ise güvenli bir piyasa ortamında söz konusu davranışlarını doğru yönlendirme, ihtiyaçlarını karşılama, ekonomik çıkarlarını koruma, mal ve hizmetler hakkında tam ve yeterli bilgi talep etme ve bu suretle piyasada hareket etme haklarının bulunduğu açıktır. Satıcı, sağlayıcı ve reklam veren karşısında daha zayıf konumda bulunan tüketicilerin, aldatıcı veya saldırgan ticari uygulamalara, başka bir anlatımla haksız ticari uygulamalara ya da aldatıcı, tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici veya yaş, bilgi, tecrübe veya diğer sebeplerle özel/dezavantajlı grupta bulunan çocuk, genç ve engelli tüketicilerin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimlerini olumsuz yönde etkileyecek ticari reklamlara maruz kalması halinde, bu durum tüketicinin ekonomik ve/veya toplumsal davranışlarının bozulmasına ve ekonomik ve kişisel menfaatlerinin zarar görmesine sebebiyet vermektedir. Bu noktada, tüketicilerin karşılaşabileceği haksız ticari uygulamalardan ya da doğru ve dürüst olmayan, yanıltıcı ve aldatıcı, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ticari reklamlardan korunması için davalı idarenin bir takım tedbirler almaya, hangi ticari uygulamaların haksız, hangi ticari reklamların yasak olduğunu ya da bunların sınırlarını tespit etmeye, bu konuda ikincil düzenleme yapmaya yukarıda aktarılan Anayasa ve Kanun hükümleri gereği görevli ve yetkili olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un gerekçesine bakıldığında; getirilen düzenlemeler ile tüketicinin hukuki işlem gerçekleştirmeden önce bilinçli bir şekilde karar verebilmesi sağlanarak haksız reklam ve ticari uygulamalardan korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, tüketicinin irade özerkliğinin temin edilmesi amacıyla kendini yanlış yönlendirebilecek her türlü reklam ve haksız ticari uygulama yasaklanmıştır. Bu şekilde tüketicinin kafasında uyandırılan yanlış kanaatler sonucu değil, düşünerek, tartarak, bilinçli bir şekilde satın alma kararı vererek hukuki işlem yapabilmesi sağlanmak istenmiş; reklam verenlere de dürüst rekabet ilkelerine uyma, tüketiciyi yanıltmama yükümlülüğü getirilmiştir. Nitekim, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. ve 62. maddelerinde, ticari reklamların, hedef kitlesi olan tüketicilerin korunması amacıyla genel nitelikleri belirlendikten sonra ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamaların, bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esasların ve haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamaların davalı Bakanlıkça yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.Anılan yetki kapsamında düzenlenen dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, reklamların doğru ve dürüst olacağına yönelik kural, 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hükmün tekrarı mahiyetinde olduğundan, düzenlemede bu haliyle üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Esasen anılan kural, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralının da doğal bir sonucudur.Aynı maddenin 3. fıkrasında ise, reklamların ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanması gerektiği düzenlenmiş olup, 6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinde de (her ne kadar haksız ticari uygulamalara yönelik de olsa) "ortalama tüketici" kavram ve kriterine yer verildiği, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde, "ortalama tüketici"nin, "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişiyi" ifade ettiğinin belirtildiği görülmüştür. Ayrıca, Kanun'un ticari reklamlara ilişkin ilke ve yasakları belirleyen 61. maddesinde, ticari reklamların doğru ve dürüst olması, tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici olmaması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre, hedef kitlesini, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, buna bağlı olarak mal veya hizmete ilişkin bilgi, görgü ve tecrübesi sınırlı bulunan kişilerin oluşturduğu ticari reklamların, doğru ve dürüst olduğunun, aldatıcı veya tüketicinin bilgi ve tecrübe noksanlığını istismar edici olmadığının kabul edilebilmesi için, 6502 sayılı Kanun'da belirtilen "ortalama tüketicinin algı düzeyi" ile reklamın "ortalama tüketici üzerindeki olası etkisi"nin esas alınmasına yönelik dava konusu düzenlemeyle, tüketici ile reklam verenin menfaatleri arasındaki makul denge gözetilerek reklamın hitap ettiği tüketici kitlesinin hukuki işlem gerçekleştirmeden önce bilinçli bir şekilde ve serbest iradesiyle karar verebilmesinin amaçlandığı anlaşıldığından, Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında üst normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. 10/01/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan “kınanacak” ibaresi ile (g) bendinde yer alan “batıl inançlarını” ibaresi yönünden süre aşımı nedeniyle DAVANIN REDDİNE,2. Anılan Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. ve 3. fıkraları yönünden DAVANIN REDDİNE,3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 18/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.