Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış "..." markasının iltibas ve kötü niyet gerekçeleriyle "medicinal hastanesi" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davası.
Özet: Uzun yıllardır sağlık sektöründe faaliyet gösteren ve tanınmış bir marka olan "..." sağlık grubu, davalının "medicinal hastanesi" ibareli marka başvurusunun, müvekkilinin şöhretinden haksız yararlanma saikiyle yapıldığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik bulunması nedeniyle tüketicilerde iltibas ve karıştırılma tehlikesi yarattığını, Türk Patent ve Marka Kurumunun kendi içinde çelişkili kararlar verdiğini ve davalının kötü niyetli olduğunu iddia ederek, söz konusu marka başvurusu ile ilgili kararın iptalini ve tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/167 Esas - 2025/80

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/167
Karar No : 2025/80
...
Dava : Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 05/04/2024
Karar Tarihi : 27/02/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 27/02/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; ... Sağlık Grubu’nun 1992 yılından sağlık hizmeti verdiğini, 12 adet hastane ve 6000 üzerinde çalışanıyla sağlığın her alanında, yüksek standartlarda sağlık hizmetini başta ...kesintisiz sürdürdüğünü, aynı zamanda sağlık turizmi alanındaki çalışmalara öncülük ettiğini, ....’nin birçok yerinde şubesi bulunan tanınmış bir marka olduğunu, birçok firmaya ve spor klubüne sponsor olduğunu, sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığını, davalı kurum nezdinde çok sayıda seri markasının yer aldığını, müvekkili şirketin, harcadığı emek ve koyduğu sermaye ile “...” ibaresini uzun yıllardan beri tescilli ve tescilsiz olarak faaliyetlerinde kullandığını ve sektörde oldukça bilinir bir hale geldiğini, bu nedenle koruma kapsamının geniş olduğunu, müvekkil şirketin “...” markasıyla Türkiye’nin dört bir yanında faaliyette bulunduğu, ülkemizde en çok takip edilen spor faaliyeti olan futbol kulüplerinin birçoğunun sponsoru olduğunu ve bu spor kulüplerinin maçlarını milyonların izlediğini, müvekkilin Türk Hava Yolları gibi dünya üzerinde aktif bir ticari faaliyeti bulunan hava yolu şirketi ile dirsek temasında olduğu dikkate alındığında müvekkil şirketin markalarının tanınmış marka olduğunun açık olduğunu, davalı yana ait marka müracaatının ise müvekkil şirketin bu tanınmışlığından faydalanma saikiyle meydana getirildiğini, müvekkili markaları üzerinden imaj transferi gerçekleştirilmek istendiğini, zira “medicinal hastanesi” şeklinde olan markada tali unsur olan “hastanesi” ibaresi doğrudan müvekkilin ana faaliyet alanı olan sektöre işaret etmekte olup tanımlayıcı olduğunu, davalı yan tarafından ilk aşamada müvekkil şirket markalarının tescilli olduğu ve uzun yıllardır faaliyette olduğu sınıf ve hizmetlerde de marka tescili gerçekleştirildiği ancak itirazları sonucunda markalar arasında 6/1 kapsamında iltibas olduğu kanaatine varılarak müvekkil şirket markalarının tescilli olduğu sınıflar bakımından marka müracaatı reddedildiğini, ancak davalı kurumun markanın tanınmışlığını göz ardı ederek 42. Sınıfın devamına karar verdiğini, davalı kurumun kendi içerisinde de çeliştiğini, 14.02.2024 tarihli .... sayılı ... Kararı’nda markalar arasında iltibas değerlendirmesi gerçekleştirdiğinde marka müracaatının müvekkili şirket markalarına görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzediği kanaatindeyken iptale konu işbu ... kararında markalar arasında benzerliğin bulunmadığına kanaat getirildiğini, aynı marka müracaatı kapsamında çelişkili kararlar verildiğini, “medicinal” ibaresi incelendiğinde müvekkili şirkete ait “...” ibareli seri markalar ile iki harf farklılığının bulunduğu ve bu harflerin de ibarenin sonunda yer aldığını, bu nedenle dava konusu markanın müvekkili markalarının adeta bir uzantısı, serisi niteliğinde olup tüketici nezdinde iltibas ve karıştırılma tehlikesi yaratacağını, tüketicinin müvekkil markasının bir devamı zannedecek yahut markalar arasında ekonomik/ticari/idari bir ilişki olduğu kanaatine varacağını, marka müracaatının tescilinin talep edildiği sınıf da dikkate alındığında tüketici kesiminin dikkate ve özen seviyesinin düşük olduğunu ilgili tüketicinin markaları esaslı unsurları itibariyle değerlendirip hızlı şekilde karar vereceğini, markalar üzerinde düşünme fırsatının bulunmaması sebebiyle de tüketiciler davalı markasını müvekkille ilişkili kabul edeceklerini, müvekkil markalarının tescilli olduğu 35., 39., 42. ve 44. sınıfta yer alan mal ve hizmetler, itiraza konu markanın tescil edilmek istediği 35., 39., 42. ve 44. sınıftaki mal ve hizmetler ile aynı ve ilintili olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, başvuru sahibinin bir diğer başvurusudan görüleceği üzere 44. sınıf hizmetlerde faaliyet gösterme girişiminde bulunan bir kişi/kurumun müvekkil “... hastane işletmeciliği a.ş.”den haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, onlarca seçenek özgürlüğüne sahipken müvekkil markasına ayniyet derecesinde benzer bir kelimenin marka olarak seçilerek müvekkil markası ile iltibas yaratmaya çalışması müvekkil markalarının bilinirliğinden haksız yararlanma çabasının ve kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu ifade ederek, ... ...’nın 16/02/2024 tarih ve .... sayılı kararının iptaline,... sayılı ve "medicinal hastanesi" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda taraf markaları arasında görsel ve işitsel açıdan düşük derecede benzer olduğunu, bu nedenle her iki markanın kapsamında bulunan 35. , 39. , 44. hizmetlerinin çıkarılmasına karar verildiğini, markalar arasındaki benzerlik düzeyinin az olması nedeniyle kalan hizmetler bakımından benzerlik kurulamayacağını, SMK 6/3 bir marka tescil başvurusunun önlenebilmesi için inceleme konusu marka başvurusunun ve itiraza mesnet markaların aynı ya da yüksek düzeyde benzer olması dikkate alındığını, somut olayda böyle bir durumun bulunmadığını, 6/5. maddesinde başvuru markasının marka sahibinin itirazı üzerine reddedilebilmesi için haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi koşullarının oluşması gerektiğini, somut olayda böyle bir durumun bulunmadığını, davacının davalı markasının kötü niyetli yapıldığını ispatlayamadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "medicinal hastanesi" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu... sayılı "medicinal hastanesi" ibareli marka için davalı tarafından 19/03/2022 tarihinde ....Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının..... sayılı "....... ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, ... tarafından itirazın kısmen kabul edildiği ve 35, 39 ve 44. Sınıfların çıkarıldığı, karara karşı davacı ve davalı şirketlerin ayrı ayrı itirazda bulunduğu, ... ...’nın 16/02/2024 tarih ve .... sayılı kararı ile itirazların nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen birbirini destekler nitelikteki bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının itiraz dilekçesinde belirttiği özellikle 42. Sınıfı içeren .... ... innovation office, .... ..., .... ... sağlık grubu markalarının kayıtlara sonradan girdiği anlaşılmıştır.
Davacı talebi, dava konusu başvurunun tümden reddi olup, halihazırda kurum tarafından benzer bulunan ve marka başvurusundan çıkarılan sınıflar bakımından bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bununla birlikte başvuru kapsamında kalan 42. Sınıf “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri.” bakımından bir değerledirme yapılması gerekmiştir. Davacı markalarının genelinin 44. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından tescilli olduğu, bu sınıfta yer alan Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri. bakımından bir benzerlik kurulmayacağı anlaşılmıştır.
Davacı markalarında 42. Sınıfta benzerlik kurulabilecek tek sınıf 9. sınıfta yer alan mallardan bazılarıdır. 42. Sınıfta yer alan hizmet ile benzer bulunan mallar arasında beraber kullanılma, birbirini tamamlama, hizmetin verilmesi için gerekli olma gibi özellikleri barındırmaktadır. Bu noktada bu mal ve hizmetler arasında benzerlik olduğu söylenebilecektir. Yine 35. sınıfın altında yer alan 09. sınıf malların satışına ilişkin hizmetlerle örnek olarak 42. Sınıfta yer alan “bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” yakından ilişkilidir. Kiralama hizmeti verilen yerde bu malların satışının yapılması da çok muhtemeldir. Yine 42. Sınıfta yer alan “yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi” hizmeti ile, yazılımlarının satılması hizmeti arasında belli ölçüde benzerlik olduğu söylenebilecektir. Bu nedenle belirtilen emtialar bakımından SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerliği sağlanmış durumdadır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ...kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır.
Somut olayda, 42. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Zira bu hizmetler teknik bilgi gerektiren, belli bir amaca hizmet eden, spesifik bir ihtiyacı karşılayan, pahaca yüksek bedelli hizmetler olduğundan tüketicinin araştırma yaparak karar vereceği değerlendirilmiştir.
Davalı kurum tarafından .... markalarının benzer bulmadığı, gerçekten de gerek anlamsal gerek fonetik olarak markaların bıraktığı izlenimin oldukça farklı olduğu anlaşılmıştır. Davacının diğer markası ..... ise, davacının hali hazırda ana markası olup, davalı kurum tarafından benzer bulunmuştur.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Davacı markasında yer alan ... ibaresi yaratım bir ibare olup, bir anlamı bulunmamaktadır. Ancak faaliyet alanını betimleyen .... ibaresinden türetilen ve sıklıkla kullanılan ....ön kısaltmasının herkes tarafından bilindiği ve kullanıldığı düşünüldüğünde, sağlıkla ilgili olduğunun da çıkarım yoluyla algılanabileceği değerlendirilmiştir. Dava konusu marka ise.... ibaresinden oluşmakta, İngilizce olan bu ibarenin “tıbbi” anlamına geldiği anlaşılmıştır. Yine birebir bu kelimenin anlamı bilinmese de çıkarım yoluyla anlamsal bir benzerlik kurulabileceği değerlendirilmiştir.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Davacı markaları.... şeklinde okunurken, dava konusu marka ... şeklinde telaffuz edilecektir. İngilizce bilmeyen tüketiciler nezdinde markalar yazıldığı şeklinde okunabilecektir. Bu noktada markaların ilk iki hecesinin aynı olduğu ortadad....” adlı eserde; “Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” denilmektedir. Ancak yine de yukarıda belirtildiği gibi bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük, sıklıkla karşılaşılan bir ibare olduğu akılda tutulmalıdır. Markaların son hecelerindeki fonetik farklılığın bariz olduğu, kulaktaki izi farklılaştırdığı değerlendirilmiştir. Zira tüketicinin ....ile başlayan ibarelere alışkın olduğu, bu bağlamda fonetik olarak da hecenin kulaktaki ve dolaylı olarak zihindeki ayırt edici gücünün azaldığı, bu noktada markalar arasında fonetik açıdan farklılaşma sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır.
Dava konusu marka "medicinal hastanesi" şeklinde kelime markası olup, .... ibaresinin esas unsur olduğu, davacı markasının ise ... kelime+şekil markası olduğu, şekil unsurunun mavi iki yatay çizgi olduğu ve markanın geneline etki edecek düzeyde yer almadığı; markaların ilk 5 harfinin benzer olduğu, bu bağlamda belli seviyede görsel benzerlik taşıdıkları anlaşılmıştır.
Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde, taraf markalarında ortak olarak yer alan ... ibaresinin ayırt edici gücünün oldukça düşük olduğu, zayıf marka seçen kişilerin ufak değişikliklerle olsa dahi diğer kullanımlara katlanması gerektiği, başvuru kapsamında kalan hizmetin tüketici dikkat seviyesinin yüksek olduğu, ani hizmet satın alıma konu olamayacağı, markalar arasında düşük düzeyde kavramsal ve görsel benzerlik bulunmasına karşın bu benzerliği sağlayan koşulun ... ibaresi olduğu ve tüketicinin bu ibareye aşina olduğu göz önünde bulundurulduğunda, geneli itibariyle yer alan farklılıkların markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracağı değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere; “Karıştırılma olasılığı ilişkili faktörler arasında bazı karşılıklı bağlılıklar olması ve özellikle markalar ve mal ve hizmetler arasında benzerlik olması anlamına gelir. Buna bağlı olarak, mal ve hizmetlerin düşük dereceli benzerliği, markaların yüksek benzerliği ile karşılanabilir; tersi de doğrudur.” .... denilmekle; somut olayda markalar arasında düşük bir benzerlik bulunduğu, benzer bulunan emtialar bakımından da dolaylı bir benzerlik kurulduğu ve tüketici dikkat seviyesinin yüksek olduğu birlikte değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Davacı, dava dilekçesinde markasının tanınmışlığına vurgu yapıp, dava konusu markanın tümden reddini talep etmektedir. Ancak itiraz aşamasında bu tanınmışlığı ispat edecek herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. İtiraz dilekçe ekinde belirtilmiş olmasına rağmen UYAP sisteminde söz konusu ekler bulunamamıştır. Bununla beraber dava dilekçesi içerisinde ekran görüntüsü olarak hastane listesinin, sporsor olunan klup bilgilerinin, sosyal sorumluk projelerine ait sınırlı bilgilinin yer aldığı anlaşılmıştır. Bu delillerden, ... ibaresinin sağlık hizmetleri bakımından belli oranda bilinirliğe sahip olduğu anlaşılsa bile, söz konusu tanınmışlık incelemesinin subkejtif değerlendirmelere bağlı kalarak değil, somut, tarih kayıtlı ve Türkiye’de ki kullanımı gösterir delillere dayanılarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada sadece söylemlere dayanılarak bir markanın tanınmış olup olmadığına karar vermek mümkün değildir. Neticede, davacının SMK 6/4-5 maddelerine dayanarak dava konusu başvurunun tescilini engelleyemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Hükümsüzlük talebi bakımından ise, dava konusu başvuruya bakıldığında, 01.08.2024 tarihinde tescil bildirim yazısının tebliğ edildiği, 2 aylık süre içerisinde tescil işlemlerinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Bununla beraber yukarıda da belirtildiği üzere, sağlık sektöründe Medikal ibaresinden türetilen ve ... ile başlayan çok sayıda marka bulunmaktadır. Ayrıca davalının ticaret unvanı Medicinal olup, bu bağlamda ilgili olduğu faaliyet alanında ticaret unvanı ile başvuru yapması kabul edilebilir olarak değerlendirilmiştir.
Ek olarak davacı tarafından, davalının dava dışı... ibareli markasının da kötü niyetli olarak belirtilmiştir.
İş bu başvurunun dava konusu başvurudan 7 gün önce yapıldığı, uygulamada sıklıkla bir ibarenin logolu ve kelime markası olarak iki şekilde başvurularının yapıldığı, dava konusu marka ile aynı sınıflarda tescil edilmek istendiği, kullanılan mavi rengin benzer olduğu, ancak marka yaratım sürecinde ve pazarlamada mavi rengin özellikle “ temizlik, güven, bilgelik,” gibi anlamlara geldiği ve çoğu hastanenin logosunda benzer ton mavi rengi kullandığı anlaşılmış, bu noktada davacı tarafından belirtilen hususların, tek başına kötü niyet oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, benimsenen birbirini destekler nitelikteki bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markada kalan 42. Sınıf hizmetlerle davacı markalarında bulunan bir kısım mal ve hizmetlerin benzerlik taşıdığı, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK 6/4-5 maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının kötü niyet gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır