İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, şirket merkezi taşınması esnasında kaybolan pay defteri için zayi belgesi talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi kararına yönelik istinaf başvurusunu incelemektedir.
Özet: Bir şirketin, ofis taşıma sürecinde gösterilen tüm özene rağmen kaybolduğunu iddia ettiği pay defteri için zayi belgesi verilmesi talebini değerlendiren ilk derece mahkemesi, taşınma sırasında meydana gelen kaybın yasalarda sayılan irade dışı yok olma hallerine girmediği ve kaybın ne şekilde gerçekleştiğinin belirsiz olduğu gerekçesiyle reddetmiş; istinafta ise davacı şirket, kanundaki "gibi" ibaresinin sınırlayıcı olmadığını, basiretli tacir özenine rağmen taşınma esnasında defterin kaybolmasının irade dışı bir zayi hali olduğunu ve hayatın olağan akışına uygun olduğunu savunarak kararın bozulmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/1625 EsasKARAR NO:2026/1568 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(KAPATILAN)BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİNUMARASI: 2026/419 Esas - 2026/562 Karar TARİH:18/05/2026DAVA:Zayi Belgesi VerilmesiKARAR TARİHİ:10/09/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, İstanbul ilinde ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, tutmakla yükümlü olduğu tüm defterleri kuruluşundan bu yana usulüne uygun tutup, titizlikle muhafaza ettiğini, 16/01/2026 tarihli genel kurul kararıyla şirket merkezinin, ... Esenyurt/İstanbul adresinden; ... Esenyurt /İstanbul adresine taşındığını, söz konusu adres değişikliğinin, 20/01/2026 tarihli ve 11504 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiğini, müvekkili şirkette 2026 yılı Mayıs ayı başında ortaklar arasında pay devri yapılması hususu gündeme geldiğini; ancak pay devri işlemleri için gerekli olan şirket pay defterinin tüm çabalara rağmen bulunamadığını, söz konusu taşınma süreci ve ofis eşyalarının nakliyesi esnasında, müvekkili şirkete ait "pay defteri" ile bir kısım evrakların, müvekkili şirketin iradesi dışında, tüm dikkat ve özenin gösterilmiş olmasına rağmen kaybolup zayi olduğunu, şirket merkezinde yapılan kontrollerde pay defterine ulaşılamadığını, şirket arşivi ve nakliye araçları dahil olmak üzere yapılan tüm detaylı aramalara rağmen pay defteri bulunulamadığını, bir defterin zayi olması halinde, tacirin zayi durumunu öğrendiği tarihten itibaren yasal süresi içinde mahkemeden zayi belgesi alma zorunluluğu bulunduğunu, müvekkilinin şirketin ticari kayıtlarının sıhhati ve yasal yükümlülüklerini yerine getirebilmesi adına zayi belgesi almasının elzem olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirkete ait pay defteri; gösterilen tüm özen ve dikkate rağmen şirketin adres değişikliği sebebiyle taşınma esnasında zayi olduğundan;zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/05/2026 tarih ve 2026/419 Esas - 2026/562 Karar sayılı kararında; " (...) Somut olayda; davacı şirkete ait pay defterinin taşınma sırasında kaybedildiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafça ileri sürülen bu neden kanunda tacirin iradesi dışında defterlerini yok olmasını sağlayıcı sebep olarak kabul edilen haller kapsamına girmediği gibi, kaybın ne şekilde gerçekleştiğinin de belirsiz olduğu, zayi belgesi talep koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından zayi belgesi isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde, müvekkili şirkete ait pay defterinin taşınma esnasında kaybolmasının TTK m. 82/7 kapsamında irade dışı yok olmayı sağlayıcı sebep teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini; söz konusu karar, kanunun hatalı yorumlanmasına dayalı olup, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu; madde kapsamında kanun koyucunun amacının sınırlama getirmek değil, irade dışılığı esas almak olduğunu; yerel mahkeme gerekçesinde, taşınma sırasında meydana gelen kaybın kanunda sayılan sınırlı hallerden (yangın, su baskını, deprem, hırsızlık) olmadığının belirttiğini; kanun maddesindeki "gibi" ibaresinin burada sınırlı sayı ilkesinin (...) mevcut olmadığını gösterdiğini, taşınma süreci, ticari işletmenin fiziki varlığının bir yerden başka bir yere nakli olup; bu süreçte profesyonel taşıma şirketleri ile çalışılmasına, her türlü arşivleme ve kolileme özeninin gösterilmesine rağmen evrakların kaybolmasının, tacirin elinde olmayan, iradesi dışında bir "zayi" hali olduğunu; gibi ibaresinin maddede sayılanlara benzer, tacirin iradesi ve mutlak egemenliği dışında gelişen diğer öngörülemez/önlenemez durumların da bu kapsama dahil edilmesi gerektiğini açıkça gösterdiğini, taşınma esnasında, tüm basiret ve özen yükümlülükleri yerine getirilmesine rağmen evrakların ziyaa uğramasının da bu nitelikte olduğunu;Müvekkili şirket tarafından pay defterinin zayi olmaması için tüm tedbirlerin alındığını, nakliye işleminin profesyonel bir süreçte yönetildiğini ancak taşınma gibi yoğun fiziki hareketliliğin olduğu süreçlerde, müvekkilinin doğrudan kusuru olmaksızın evrakların zayi olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu; mahkemenin "kaybın ne şekilde gerçekleştiği belirsiz" şeklindeki gerekçesinin hukuki olmadığını; müvekkili şirketin "basiretli bir tacir" olarak gerekli tüm dikkat ve özeni gösterdiğini; ancak söz konusu ziyaı engelleyemediğini; müvekkili şirketin, ticari faaliyetlerinin bir gereği ve zorunluluk olarak 2026 yılı başında adres değişikliğine gittiğini ve taşınma sürecini başlattığını; bu sürecin, alelade bir taşıma şeklinde değil, kurumsal ve profesyonel bir nakliye firması aracılığıyla, tüm evraklar numaralandırılarak ve kolilenerek gerçekleştirildiğini; taşınma sonrasında yeni şirket merkezinde yapılan kontrollerde ve şirket arşivinde yapılan tüm detaylı aramalara rağmen pay defterine ulaşılamadığını; müvekkilin pay defterini saklama ve koruma konusunda herhangi bir ihmali, kastı veya kusuru bulunmadığını; şirket yönetimi tarafından durum tespit edilir edilmez derhal yasal 30 günlük süre içinde mahkemeye başvurulduğunu; müvekkilin iradesi dışında gerçekleşen bu görünmez kazanın "özen yükümlülüğünün ihlali" olarak nitelendirilmesinin objektif adalet duygusuna aykırı olduğunu, Pay defterinin zayi olmasının şirketi işlevsiz kıldığını; pay defterinin, limited şirketlerin en temel defteri olup; bu defter olmadan pay devirlerinin yapılması ve pay sahipliğinin ispatının mümkün olmadığını; zayi belgesi verilmemesinin, şirketin ticari hayatını felç ettiğini ve anayasal hak olan mülkiyet ve teşebbüs hürriyetine ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğini, ortada bir hırsızlık veya yangın olmasa dahi, defterin fiziken mevcut olmadığı sabitken davanın reddinin, hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını; müvekkilin işbu davayı açmakta hukuki yararının mevcut olduğunu; defterlerin ibraz edilememesinin VUK ve TTK uyarınca ağır cezai sonuçları olduğunu, müvekkilinin kendisi aleyhine kendi kast ve kusuruyla böylesi bir şeye sebep olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; zayi belgesi verilmesi taleplerinde davanın, "hasımsız" açılan bir çekişmesiz yargı işi olup; mahkemenin amacının taciri cezalandırmak değil, ticari hayatın aksamadan devamını sağlamak olduğunu; müvekkili şirket bünyesinde 2026 yılı Mayıs ayı başında ortaklar arasında pay devri yapılmasının gündeme geldiğini, ancak pay defteri bulunamadığı için bu yasal işlemin gerçekleştirilemediğini, yerel mahkeme, delilleri serbestçe toplama ve gerekirse şirket ve/veya nakliye firması çalışanlarını tanık olarak dinleme yetkisine sahipken, hiçbir araştırma yapmaksızın peşinen davayı reddettiğini; kanun maddesine göre mahkemenin re'sen delil toplama yetkisi olduğunu;mahkemenin, taşınma sürecini yöneten şirket personelini veya nakliyeyi gerçekleştiren kişileri resen delil toplama yetkisi olmasına rağmen dinlemediğini; bu yetkisini kullanmamış yeterli araştırma yapmadan eksik araştırmayla hüküm kurduğunu; açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğunun doğduğunu,İleri sürerek, istinaf başvurularının kabulüne, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, taleplerinin kabulü ile müvekkili şirkete ait pay defteri hakkında zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler için zayi belgesi verilebilmesi, defter ve belgelerinin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunmasına, ayrıca zıyanın, tacirin iradesi dışında bir durum nedeniyle meydana gelmiş olmasına bağlıdır.Somut olayda; davacı yanın dava dilekçesinde ortaklar pay defterinin, 2026 yılı Mayıs ayında pay devri işlemi nedeniyle gerekli olan ortaklar pay defterinin tüm aramalara rağmen bulunamadığını, şirket merkezinin 2026 Ocak ayında alınan genel kurul kararına istinaden taşındığını, defterin bu taşınma esnasında kaybolduğunu ileri sürerek zayi belgesi talep ettiği, defterin taşınma esnasında kaybolduğuna veya çalındığına dair somut bir delil ileri sürülmediği gibi dava dilekçesinde kanunda yer alan diğer sebeplerden de bahsedilmediği, davacı şirketin, bir an için defterin taşınma esnasında kaybolduğu düşünülse dahi, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak ticari defter ve belgelerini korumak için gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, tüm özeni göstermesine rağmen kaçınılmaz sebeplerle zayii olgusunun gerçekleştiğini ispat edemediği, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkemece istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.