Danıştay, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan personelin FETÖ/PDY iltisakı iddiaları, masumiyet karinesi ve katalog evliliği bağlamında OHAL Komisyonu kararına ilişkin temyiz başvurusunu inceledi.
Özet: 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının göreve iade talebinin reddine ilişkin idare ve bölge idare mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Danıştay, alt mahkemelerin davacı aleyhindeki mahkumiyet hükmünün Yargıtay tarafından bozulduğunu ve yargılama devam ettiğinden masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, ancak FETÖ/PDYnin "katalog evliliği" gibi örgütsel yapılandırma faaliyetlerinin de irtibat/iltisak değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/5459 E.  ,  2025/8093 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5459
Karar No : 2025/8093
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair herhangi bir somut eylem isnadında bulunulmadan ve delil gösterilmeden kamu görevine son verildiği, irtibat ve iltisak kavramlarının hukuki dayanağının bulunmadığı, Bank Asya'ya terör örgütünün talimatı ile finansal destek verdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ve Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Her ne kadar, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne finansal yardım etme suçundan yargılandığı ceza davasında mahkumiyetine karar verildiği gerekçesine yer verildiği görülmekte ise de, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla mahkumiyet hükmünün bozulduğu ve yargılamanın... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esas sayılı dosyasında devam ettiği görüldüğünden, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan, FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda "katalog evliliği" olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur. Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir.
Davacının eşi F.Ü. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yürütülen kovuşturma sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan ByLock uygulamasını kullandığı tespit edilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve kararın, kanun yolu denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği görülmüştür.
Bu durumda, FETÖ'nün, yukarıda yer verilen mensuplarının aile yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca, evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir kamu çalışanı olarak Devlete sadakat yükümlülüğü içinde kamu görevini icra etmesi gereken davacı açısından sadakat yükümlülüğünün yerine getirilmesinde şüphenin oluşmasına ve dolayısıyla FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, söz konusu tespit, dava dosyasında yer alan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.