Danıştay, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve hakkında beraat kararı bulunan davacının göreve iade talebinin reddine ilişkin kararın onanmasına hükmetti.
Özet: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, göreve iade talebinin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunca reddedilmesi üzerine açtığı iptal davasının ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmesi, davacının terör örgütü üyeliğinden beraat ettiği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına rağmen Danıştay tarafından hukuka uygun bulunarak temyiz başvurusunun reddiyle kesinleşmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/897 E.  ,  2025/7944 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/897
Karar No : 2025/7944
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...
Vekili : Huk. Müş. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İstinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğu, dilekçelerinde yer verilen iddialarının dikkate alınmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkında idari soruşturma yapılmadığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının ihlal edildiği, FETÖ/PDY terör örgütleriyle herhangi bir irtibatının bulunmadığı, hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği, bu haliyle idare Mahkemesi kararının gerekçesinin dayanaksız kaldığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği, emsal Mahkeme kararlarının dikkate alınması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 24/06/2025 tarihinde, esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dava konusu işlemde, davacının Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasında Ocak 2015 ile Haziran 2016 tarihleri arasında 5 ay süreyle üyeliğinin olduğu, FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu değerlendirilen Uluslararası Doğu Sağlık Federasyonunda üyelik kaydının bulunduğu, Ardahan Sağlık Gönüllüleri Derneğinde 09/07/2012-27/02/2015 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olarak görev aldığı ve Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte ilk olarak 01/03/2012 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu, daha sonra 14/01/2014 tarihinde Ufuk Tarım-Orman Sen, Ufuk Enerji Sen, Ufuk Sağlık Sen, Ufuk Büro Sen ve Ufuk Yerel Sen, Ufuk Ulaştırma Sen, Ufuk Haber Sen, Ufuk Kültür Sen ve Ufuk Bayındır Sen isimli sendikaların kurulduğu, ayrıca konfederasyon yapılanmasına gidilerek bünyesinde anılan sendikaların ve Aktif Eğitimciler Sendikasının bulunduğu Cihan Sendikalar Konfederasyonu'nun (Cihan-Sen) 21/02/2014 tarihinde kurulduğu, ancak her ne kadar aynı Konfederasyon bünyesinde yer alsalar da Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu tarihten itibaren yaklaşık dokuz ay içerisinde üye sayısını otuz beş bine kadar çıkardığı ve FETÖ/PDY terör örgütüne destek olmak amacıyla sendikal faaliyet kapsamını aşan faaliyetlerde bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda bahsedilen diğer sendikalarla eşdeğer olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı ve ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği açıktır.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üyeliğinin tek başına davacının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olarak değerlendirilebilmesi için yeterli olmadığı, nitekim davacının örgütsel amaçla sendikaya üye olduğuna, anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacının sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, söz konusu Sendika üyeliğinin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına ilişkin aleyhine delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmamakla birlikte davacı hakkındaki diğer tespitlerin irtibat ve iltisak için yeterli olacağı gerekçesiyle çoğunluk kararının bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.