Danıştay Beşinci Daire, 672 sayılı KHK ile FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan personelin göreve iade talebiyle OHL Komisyonu kararına karşı yapılan temyiz başvurusunu oyçokluğuyla reddetti.
Özet: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, göreve iade başvurusunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca reddedilmesi üzerine açtığı iptal davasının idare mahkemesi ve istinaf mahkemesince reddedilmesinin ardından yaptığı temyiz başvurusu, Danıştay tarafından hukuk ve usule uygun bulunarak reddedilmiş ve alt derece mahkemesinin kararının onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir; karşı oy kullanan üye ise, kamu görevinden çıkarılmanın dayanağı olan Aktif Eğitimciler Sendikası gibi yapılarla iltisakın kapsamının yeterince değerlendirilmediğini belirtmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/9854 E.  ,  2025/7875 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/9854
Karar No : 2025/7875
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı /......
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın Anayasa'ya, Devlet Memurlar Kanunu'na, AİHS'e aykırı olduğu bu nedenle de bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X) :
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve .../... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin istisnai durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, belirtilen tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden irtibat ve iltisaka ilişkin başkaca bir somut bilgi ve belge yoksa salt sendika üyeliğinin tek başına irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Davacının, Aktif Eğitimciler Sendikasından, 28/06/2016 tarihinde istifa etmesi, anılan Sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, salt Sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik başvurunun reddine ilişkin Komisyon kararında, davacının Bank Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 0-TL iken; mezkur hesaba 24/02/2014 tarihinde 1.300,00-TL, 16/11/2014 tarihinde 1.950,00-TL, 11/02/2015 tarihinde 1.800,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu; ayrıca 20/01/2014 tarihinde 19.600,00-TL tutarlı 33 günlük, 27/01/2014 tarihinde 6.900,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesapları açtığı belirtilmiş olup, davacının örgüt liderinin talimatıyla hareket ettiğinin söylenebilmesi için 2014 yılı öncesi banka hesap hareketleri ile 2014 yılı hesap hareketlerinin kıyaslanması ve anılan Bankanın TMSF'ye devrinden sonraki davacının hesap hareketlerinin de değerlendirilmeye esas alınması gerektiği halde Bölge İdare Mahkemesince, 2014 yılı öncesi hesap hareketleri istenmeksizin eksik inceleme ile irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının Bank Asya'ya para yatırmak suretiyle örgüte yardım amacıyla ve örgüt liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği değerlendirmesinin, eksik incelemeye dayalı olması ve tek başına irtibat ve iltisak değerlendirmesi için yeterli bulunmaması nedeniyle öncelikle Bank Asya hesap hareketleri yönünden gerekli bilgi ve belgeler getirilerek detaylı bir inceleme yapılması ve bu incelemenin sonucuna göre irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapılması gerektiği gerekçesiyle İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.