İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, cari hesap alacağı, fiyat farkı ve iade faturaları uyuşmazlığı üzerine yapılan kapsamlı istinaf incelemesi.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan alacak iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, davalı tarafın yüksek fiyatlandırma nedeniyle iade faturaları düzenleyerek borcun ödendiği savunması üzerine, yerel mahkemenin ilk ret kararının istinaf mahkemesince bozulmasıyla, uyuşmazlığın malın fiyatından kaynaklandığı ve davalının iade faturalarının incelenerek malların ortalama piyasa fiyatının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir; bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda ise, davalı ticari defter kayıtlarına göre cari hesabın sıfırlandığı tespit edilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1993
KARAR NO : 2026/1666
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/10/2025
NUMARASI : 2024/861 Esas 2025/936 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 02/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde cari hesap ekstresine göre davalının müvekkiline takip tarihi itibari ile 40.311,97 TL asıl alacağının bulunduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeni ile alacağın tahsili için İzmir 6.İcra Müd.nün 2018/10415 Esas sayılı takip dosyası ile takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıdan yüksek miktarda toptan alım yapıldığını, fiyatların asgari miktardan kararlaştırıldığını, ancak davacının yüksek miktardan faturalandırma yaptığını bu nedenle oluşan fiyat farkı nedeni ile iade faturaları düzenlendiğini, davacının düzenlediği faturaların gerek ödeme yapılarak gerekse iade faturası düzenlenerek yerine getirildiğini, davacıya bir borçlarının bulunmadığını davanın reddine ve alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava, satım sözleşmesinde ilişkin faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Açılan dava öncelikle mahkememizin Esasına kaydedilmiş ve 26/11/2020 tarihinde; davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, istinaf incelemesini yapan İzmir BAM. 17. H.D. 2021/438 Esas, 2024/1516 Karar sayılı ilamı ile;
"Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Malların teslim edildiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık malın fiyatından kaynaklanmaktadır. Bu durumda; Davacı kayıtları da incelenerek davalının iade faturalarının kayıtlı olup olmadığının tespiti, sonrasında gerekmesi halinde süresinde iade edilen faturalarda yazılı olan ve davalı tarafa teslim edildiği kabul edilen malların TBK'nın 233. maddesi uyarınca ortalama piyasa fiyatının belirlenmesi yönünde ürünlerin raiç bedeli konusunda ehil bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçe göstererek mahkememizce verilen kararı kaldırmıştır.
Bilirkişiden alınan 07/07/2020 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle,
1)Davalı şirketin 2018 yıllarına ait yevmiye ve kebir defterlerinin 6102 sayılı TTK 64/3. Maddesinegöre noterden açılış onayı yerine geçen beratlarının, 2018 yıllarına ait yevmiye defterlerinin kapanış onayı yerine geçen beratlarının yasal süresi içersinde yaptırılmış olduğu görülmüştür.V.U.K.182. ile TTK.64. maddelerinde belirtilen tutmaya mecbur olduğu defterlerden Envanter Defteri incelemeye ibraz edilmediğinden, davalı şirketin ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olup olmadığı takdirinin Sayın Mahkemeniz’e ait olduğu,
2)Takip ve dava konusu yapılan 8 adet toplam 75.137,87.-TL tutarlı faturanın davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, işbu faturalara karşılık 34.825,90.-TL banka havalesi ile ödeme yapıldığı, kalan bakiye için davacı yana fiyat farkı faturaları düzenlendiği, davacı yana düzenlenen fiyat farkı faturalarına karşılık davacı yanın iade faturası düzenlendiği davalı yan ticari defter kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davalı yanca davalı adına 13.08.2018 tarihli SMC2018000000038 numaralı 27.524,97.-TL ve SMC2018000000039 numaralı 12.787,00.-TL fatura düzenlendiği ve cari hesabın sıfırlandığı, böylece davalı yan ticari defter kayıtlarına göre, aksi ispatlanmadıkça, takip ve dava tarihi itibari davalı yanın davacı yana borcu/alacağı olmadığı tespit edilmiştir.
Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişilerden alınan 02/01/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; " Tüm dava dosyası kapsamında bilgi ve belgeler ile davacı tarafın Yasal Ticari defterleri üzerinde yaptığımız incelemeler ve değerlendirmelerimiz neticesinde ; Sonuç ve kanaatimiz aşağıya çıkarılmıştır.
> Davacı tarafın incelenen 2018 yılı yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun esaslarda olmak üzere e-defter esasında tutuldukları, açılış kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde yapılmış, onaylı olduklarının tespit edildiği,
> Davalı tarafın 2 adet fiyat farkı faturalarının, davacı tarafın yasal ticari defterlerinde kayıt görmüş oldukları, davacı tarafın da, davalı tarafın iade faturalarına karşın tekrar satış faturaları düzenlediği,
> Davacı tarafın davalı taraf adına düzenlemiş olduğu fatura içerikleri fiyatlarının; İstanbul Hal Müdürlüğünün 2018 yılı Aylık Ortalama rayiç Hal Fiyat Bilgilerine göre, detayları ve mukayeseli tablosu yukarıda gösterildiği üzere ; Ürün fiyatları arasında tarafların lehine veya aleyhine farklar bulunmakla beraber ; Genel toplam itibariyle, İstanbul Hal toplamının Davacının faturaları toplamına nazaran sadece 308,61 TL. fazlası bulunduğu, genel olarak toplam tutarın örtüştüğü ; Kanaatimiz hasıl olmuştur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişilerden alınan 17/05/2025 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "Davacı ....Şti. ile Davalı ...Şti. arasında Ürün fiyatları uyuşmazlık konusunda tüm dava dosyası kapsamı bilgi ve belgeler ile Sonradan ibraz edilen CD içeriği Bursa Hal fiyatları üzerinde heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmemiz neticesinde ; Sonuç ve kanaatimiz aşağıya çıkarılmıştır.
> Kök raporda belirtildiği üzere, Davacı tarafın düzenlediği faturalardaki ürün fiyatları ile İBB hal fiyatlarının mukayeseleri sonucunda, toplamda 308,61 TL. fark ile fiyatların genelde örtüştükleri tespit edilmiştir.
> Kök rapor düzenlendikten sonra ibraz edilen Bursa Hali ürün fiyatlarına ilişkin CD'de ki fiyatlar üzerinden tablolar düzenlenip değerlendirildiğinde; Davacının düzenlediği faturalardaki fiyatlara nazaran, aynı dönemde aynı ürünler için yaklaşık yarı yarıya olmak üzere, daha ucuz toplam tutarla alınabileceği hesaplanmıştır.
FATURALAR TOPLAMI
İBB TOPLAM TUTARI
BURSA TOPLAM TUTARI
71.692,78 TL
71.384,47 TL
34.331,98 TL
308,31 TL daha ucuz
37.360,80 TL daha ucuz
Sayın Mahkemeye sunulmak üzere düzenlediğimiz işbu Ek rapor9 (dokuz) sayfa olarak tanzim edilmiş olup ; Sayın Mahkemenin takdirlerine arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememize kaldırma ilamı sonrasında sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının süresinde olup olmadığı, süresinde değil ise davacı tarafından kaydedilip kaydedilmediği açıkça belirtilmediğinden TTK' nun 21. Maddesi gözetilerek düzenlenmek üzere dosyanın tevdii edildiği bilirkişiden alınan 25/07/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; dosya kapsamı belgeler üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda;
* Davacının davalıya ilki 30.06.2018 tarihinde, sonuncusu 19.07.2018 tarihinde olmak üzere KDV dahil toplamı 75.137,87 TL olan 8 adet fatura düzenlediği,
* Davalının davacıya ilki 11.07.2018 tarihinde, sonuncusu 13.08.2018 tarihinde olmak üzere KDV dahil toplamı 233.717,74 TL tutarında 11 adet iade faturası düzenlediği,
Davacının davalıya ilki 23.07.2018 tarihinde, sonuncusu 13.08.2018 tarihinde olmak üzere KDV dahil toplamı 193.405,77 TL tutarında 9 adet iade faturası düzenlediği tespit edilmiştir.
Taraflar Arasında Karşılıklı Olarak Düzenlenen İade Faturalarının İncelenmesi,
Raporumuzun inceleme ve değerlendirmeler başlıklı bölümünde tablolarda taraflar arasında düzenlenen her bir iade faturası ayrı ayrı incelenmiş olup, karşı taraf faturaları ile eşleştirilerek süresi içinde düzenlenip düzenlenmediği hususu takdirlerinize arz edilmiştir.
Davacının düzenlemiş olduğu 7 adet satış faturasına istinaden davalının bir adet iade faturası düzenlemiş olduğu, belirtilen 7 adet faturanın ilkinin 02.07.2018 tarihli sonuncusunun 19.07.2018 tarihli olduğu, davalının düzenlediği iade faturasının 20.07.2018 tarihli olduğu, Davacının düzenlediği yukarıda detayları verilen iade faturasının, davalının düzenlemiş olduğu aşağıdaki iade faturasına istinaden düzenlendiği faturaların tarihleri arasında 3 gün olduğu, taraflar arasında karşılıklı düzenlenen iade faturalarının her biri incelendiğinde, karşı tarafın düzenlemiş olduğu fatura tarihinden itibaren 8 günlük süre içerisinde düzenlendiği görülmektedir.
Taraflar Arasındaki Bakiye Borç Miktarının Hesaplanması Neticesinde,
Davalının davacıya, 09.07.2018 tarihinde 10.000,00 TL, 11.07.2018 tarihinde 8.063,00 TL, 23.07.2018 tarihinde 8.130,13 TL, 27.07.2018 tarihinde 8.632,77 TL olmak üzere toplam 34.825,90 TL ödeme yaptığı dava dosyasında yer alan belgelerde görülmekte olup her iki taraf defterinde de yapılan ödemeler birbiri ile örtüşmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılan ürünlerin fiyatları belirlenirken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hal Fiyatlarının mı, Bursa Hal Fiyatlarının mı baz alınacağından kaynaklı olduğundan ve hangi fiyatların baz alınması gerektiğinin takdirinin Sayın Mahkemenize ait olmasından ötürü, aşağıda terditli olarak yapılan bakiye borç hesaplaması takdirlerinize sunulmuştur.
A-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hal Fiyatlarının geçerli olduğunun sayın mahkemece takdir edilmesi durumunda;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hal Fiyatlarına göre tespit olunan faturalar toplamının KDV dahil 72.098,31 TL olduğu, davalının yaptığı 34.825,90 TL mahsup edildiğinde, davacının 37.272,41 TL alacaklı olacağı,
B-Bursa Hal Fiyatlarının geçerli olduğunun sayın mahkemece takdir edilmesi durumunda;
Bursa Hal Fiyatlarına göre tespit olunan faturalar toplamının KDV dahil 34.675.29 TL olduğu, davalının yaptığı 34.825,900 TL mahsup edildiğinde davalının davacıdan 150,61 TL alacaklı olacağı tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Sonuç olarak; davacı tarafından takibe konu edilen faturalarda yer alan satıma konu ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği ihtilafsız olup, ihtilaf teslim edilen ürünlerin bedellerinden kaynaklanmakta olup, mahkememizce taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu aldırılan son bilirkişi raporuna göre davalı tarafından düzenlenen iade faturalarına ilişkin davacının 13/08/2018 tarihinde yeniden satış faturası düzenlendiği ve iki gün sonra 15/08/2018 tarihinde alacağın tahsili için takip başlattığı bu hali ile tarafların sekiz günlük süre içerisinde birbirlerine yönelik karşılıklı iade ve satış faturaları düzenledikleri sabit olmakla, faturalara konu ürünlerin bedellerinin kaldırma ilamında da belirtildiği üzere TBK' nun 233. Maddesine göre belirlenmesi gerektiği, her iki tarafça şirket merkezinin bulunduğu hal fiyatları üzerinden hesaplama yapılması talep edildiğinden mahkememizce davacı yönünden İstanbul, davalı yönünden ise Bursa Hal fiyatları fatura tarihleri itibari ile celp edilerek bilirkişiden rapor aldırılmış olup, TBK' nun 233. Maddesine göre satış bedeli; alıcı, satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmişse satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılacağından ve Aynı kanunun 89. maddesine göre Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edileceğinden borç konusu ürünlerinde davacı şirket merkezinin bulunduğu İstanbul ilinde olduğu sabit olmakla İstanbul hal fiyatları nazara alınarak yapılan hesaplama mahkememizce hükme esas alınmış ve yapılan ödemeler sonucu davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava her ne kadar faturadan kaynaklanmakta ise de, ihtilaf faturalarda yer alan bedellerden doğduğundan alacak likit olarak değerlendirilmemiş ve davalı aleyhine talep edilen tazminat ile davacının kötü niyetli olarak takip başlattığına yönelik bir delil sunulmadığından davacı aleyhine talep edilen tazminatın reddi yönünde karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile;
"Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı/borçlunun İzmir 6. İcra Müdürlüğü' nün 2018/10415 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN iptali ile takibin 37.272,41 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin (3.039,56 TL)reddine,
Tarafların tazminat taleplerinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece İstanbul Hal fiyatları üzerinden yapılan hesaplama dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak mal teslim yeri ve tüketim yeri Bursa olmasına rağmen, İstanbul hal fiyatlarının esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin İzmir olduğunu, cevap dilekçelerinde ve aşamalardaki tüm dilekçelerinde belirttikleri gibi, müvekkili şirketin, 2018 yılı Mayıs ayında Bursa Uludağ Üniversitesi'nde yemek ihalesini aldığını ve bu ihale nedeniyle Bursa'da yemek hizmeti vermeye başladığını, müvekkili şirketin Bursa'da, Uludağ Üniversitesine yemek hizmeti verdiğinden, Bursa Hal fiyatları üzerinden teklif alındığını, bu hususun cevap dilekçelerinde de belirtildiğini, davacı tarafça itiraz edilmediğini, müvekkili şirketin daha yüksek rakamlı olan İstanbul hal fiyatları üzerinden mal almasının beklenemeyeceğini, bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davacı şirketle malların birim fiyatlarının konuşulduğunu, ancak, konuşulan rakamdan yüksek fatura düzenlendiği için, "fiyat farkı" açıklaması ile iade faturasının düzenlendiğini, kaldı ki dosyada, İstanbul ya da Kadıköy hal kayıtlarına ilişkin, davacı yan tarafından süresinde sunulan bir delilin de bulunmadığını, yerel mahkemece ifa yerinin hatalı tespit edildiğini, sözleşmenin ifa yerinin malların teslim edildiği yer olan Bursa olduğunu, gerek davacı yanın sunduğu irsaliyelerden, gerekse ekte sundukları irsaliyelerden malların Bursa'da teslim edildiğinin açıkça anlaşıldığını, davacı yanın sunduğu irsaliyelerden de anlaşılacağı gibi, malların Bursa'da müvekkili şirket çalışanlarına (kabul anlamına gelmemek üzere) teslim edildiğini, somut uyuşmazlıkta malın Bursa'da teslim edilmesi nedeniyle taraflar arasında işin doğası gereği örtülü bir anlaşma olduğunun kabul edilmesinin gerektiğini, bu durumda sözleşmenin ifa yerinin Bursa olduğunun açık olduğunu, ayrıca yerel mahkemece ifa yerinin eksik araştırıldığını, davacı yanın malları İstanbul'dan temin edip etmediğinin belli olmadığını, bu nedenle, kabul anlamına gelmemek üzere, davacı yanın bu malların alış faturalarının incelenerek ifa yerinin tespitinin gerektiğini, yine, müvekkili şirketçe düzenlenen iade faturalarının (fiyat farkı) süresinde düzenlendiğinin bilirkişi raporuyla kesinleştiğini, davacı yanın fahiş fiyatla kestiği faturalara karşı, müvekkili şirketçe TTK m. 21/2 uyarınca yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini ve iade (fiyat farkı) faturalarının düzenlendiğini, ayrıca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD kaldırma kararında "Bu durumda; Davacı kayıtları da incelenerek davalının iade faturalarının kayıtlı olup olmadığının tespiti, sonrasında gerekmesi halinde süresinde iade edilen faturalarda yazılı olan ve davalı tarafa teslim edildiği kabul edilen malların TBK'nın 233. maddesi uyarınca ortalama piyasa fiyatının belirlenmesi yönünde ürünlerin raiç bedeli konusunda ehil bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken..." denildiğini, 02.01.2025 tarihli bilirkişi raporunun 10 sayfasında "... Davacının incelenen yasal ticari defterleri kayıtları arasında ; Davalı tarafın düzenlediği 11.07.2018 tarih ve SMC201800000015 nolu ve 12.787,00 TL. ve 20.07.2018 tarih ve SMC201800000018 nolu, 27.524,97 TL. tutarlı fiyat farkı faturalarının Kayıt görmüş oldukları tespit edilmiştir. " diyerek iade faturalarının davacı defterlerine kaydedildiğinin açıkça tespit ettiğini, yasal süresi içinde fahiş fiyata itiraz edildiğini ve iade faturasının kesildiğini ve bu faturaların davacı kayıtlarına işlenmişken, mahkemenin bu hususları dikkate almayarak davacının tek taraflı belirlediği fahiş fiyat üzerinden hüküm kurmasının, TTK m. 21 hükmünü işlevsiz kıldığını, davacının Bursa Hal rayicinin yaklaşık iki katı tutarında fahiş fiyatla fatura düzenlediğini, taraflar arasında bu yüksek fiyatların kabul edildiğine dair yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, müvekkilinin, fahiş fiyata süresinde itiraz ettiğini ve ödemesini piyasa rayici üzerinden yaptığını, davacının fahiş fiyat konusunda anlaşıldığını ispatlayamadığını, ispat külfetinin davacı yan da olup, bu iddiasını ispatlayamadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı taraf, davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde cari hesap ekstresine göre davalının takip tarihi itibari ile 40.311,97 TL asıl alacağının bulunduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeni ile alacağın tahsili için İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 2018/10415 Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe itiraz ettiğini beyanla dava açmış, davalı, davacının düzenlendiği faturalar nedeniyle ödeme yapıldığı veya iade faturası düzenlendiğini, borcun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/10/2025 tarih, 2024/861 Esas ve 2025/936 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.546,07 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.930,67 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/07/2026