Orman kadastrosu uyuşmazlığında, özel mülke ait taşınmazın orman sınırında kalıp kalmadığına ilişkin davada usul eksiklikleri ve yetersiz bilirkişi raporu nedeniyle verilen bozma kararı.
Özet: Tapuda davalı adına kayıtlı bir taşınmazın bir kısmının devlet ormanı sınırları içinde kalıp kalmadığına ilişkin uyuşmazlıkta, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kararları, tapu kaydındaki kamu haczi ve icar şerhi sahiplerinin davaya dahil edilmeyerek taraf teşkilinin sağlanamaması ve kesinleşen orman kadastrosu çalışma tutanakları bulunmadığından, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmaması eksiklikleriyle bozulmuştur; yeniden yargılamada şerh sahiplerinin tespiti ve davaya dahil edilmesi, orman tahdidine ilişkin tüm belgelerin toplanması ve bakanlıkta görevli olmayan uzman orman mühendisleri ile fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/2090 E.  ,  2026/3805 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2126 E., 2025/251 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/252 E., 2021/159 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Adana ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 55 48... parsel sayılı taşınmaz, 2.280 m² yüzölçümüyle tapuda arsa olarak davalı ... adına kayıtlıdır. Tapunun beyanlar hanesinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı lehine kamu haczi şerhi ile kimin lehine olduğu tapudan anlaşılmayan icar şerhi vardır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 2001 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 55 48... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kesinleşen Devlet ormanı sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın bu kısmının tapu kaydının iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bir kısmının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 55 48... parsel sayılı taşınmazın 16.11.2020 tarihli heyet raporu ve 07.11.2020 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 60,04 m²'lik kısmının ana taşınmazdan ifraz edilerek aynı parselin son parsel numarasını takip eden parsel numarası ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermek için yeterli olmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kısmen kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporları esas alınarak, dava konusu taşınmazın 60,04 m²lik kısmının kesinleşen tahdit içinde kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan şerh sahipleri davaya dahil edilmediğinden taraf teşkili sağlanmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporları da dava konusu taşınmazın tahdit içinde kalıp kalmadığını belirlemede yeterli değildir.
Şöyle ki, kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanakları dosya arasında bulunmadığından orman bilirkişilerince yapılan tahdit gösteriminin denetimi sağlanamamıştır. Diğer bir ifadeyle, orman bilirkişilerince sadece kadastro ve imar paftaları ile orman kadastro haritası çakıştırılmak suretiyle tahdit hattı gösterimi yapılmış olması uyuşmazlık konusunda hüküm kurmak için yeterli değildir. Bu şekilde eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle -devam ediyorsa- kamu haczi şerhi sahibi Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile icar şerhi sahibinin kim olduğu tespit edilerek davaya dahil edilmesinin sağlanması, ardından dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve 2000 yılı hava fotoğrafı ile bundan üretilen memleket haritası dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası ile imar paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile harita arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince orman yapılan kısımla ilgili tapunun iptaline karar verilmeden doğrudan tescil hükmü kurulması, yine, orman yapılan kısımla ilgili tapu kaydında yer alan takyidatların terkinine karar verilmemesi de isabetsizdir.
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olan bilirkişi raporları hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.